MEHMED ESAD DEDE

MEHMED ESAD DEDE
Müellif: MUSTAFA TATCI, CEMAL KURNAZ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 18.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/mehmed-esad-dede
MUSTAFA TATCI, CEMAL KURNAZ, "MEHMED ESAD DEDE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mehmed-esad-dede (18.11.2019).
Kopyalama metni
Selânik’te Kadı Abdullah Efendi mahallesinde doğdu. Hayatı hakkındaki bilgiler geniş ölçüde Hüseyin Vassâf’ın Es‘adnâme adlı eserine dayanmaktadır. Selânik eşrafından Receb Efendi ile Hânuş Hanım’ın oğlu olan Esad Dede’nin biri kendinden küçük üç kardeşi manifatura ticaretiyle meşguldü. Kurdukları şirket Selânik, Manchester ve İstanbul’da büyük itibar kazanmıştı. Kardeşlerinin teşvik ve desteğini gören Esad Dede ilk öğrenimini Selânik’te bir hocanın yanında yaptı. On altı yaşında iken Selânik Maliye Kalemi’nde stajyer memur olarak çalışmaya başladı. Bu sırada tasavvufa yönelerek Bedevî şeyhi Osman Efendi’ye intisap etti. 1863’te İstanbul’a gidip Fatih’te uzun yıllar ikamet edeceği Çayırlı Medresesi’ne yerleşti. Hoca Şevket Efendi ve müderris Gelibolulu Âdil Efendi’den dinî ilimleri tahsil ederek icâzetnâme aldı. Şeyh Temîmî ve Hoca Abdülkerim Efendi gibi simalardan da istifade etti. Bu yıllarda Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhi Osman Selâhaddin Dede’ye intisap etti, ondan Mes̱nevî ve Fuṣûṣü’l-ḥikem okudu. Tunuslu Mustafa Efendi’nin el-Fütûḥâtü’l-Mekkiyye derslerine devam etti.

Eskişehir Mevlevîhânesi şeyhi Hasan Hüsnü Dede’den hilâfet ve mesnevîhanlık icâzeti alan Esad Dede, Dâvut Paşa ve Aksaray’da Mahmûdiyye rüşdiyelerinde ve Numûne-i Terakkî Mektebi’nde Farsça hocalığı yapmaya başladı. 1893’te hacca gitti. Hacdan sonra bir süre Harem-i şerîfte ders okutup Temmuz 1894’te İstanbul’a döndü. Aynı yıl müridi Tâhirülmevlevî’nin (Tâhir Olgun) talebi üzerine onunla birlikte tekrar hacca gitti. Bu sırada Mes̱nevî şârihi İmdâdullah Tehânevî’den Çiştiyye, Mekke’de Süleymaniyye Medresesi müderrisi İsmâil Nevvâb-ı Hindî’den İdrîsiyye, Tunuslu Mustafa Efendi’den Şâzeliyye tarikatı icâzetleri aldı. 2 Ramazan 1317 (4 Ocak 1900) tarihli gazetelerde Hicaz’da vefat ettiğine dair haberler çıkması üzerine Tercümân-ı Hakîkat’e bir mektup göndererek bu haberleri yalanlamasından onun İstanbul’a bu tarihten sonra döndüğü anlaşılmaktadır.

Hastalığı sebebiyle mektep hocalığından emekliye ayrılması üzerine bazı mescidlerde Mes̱nevî, Fuṣûṣü’l-ḥikem ve Gülşen-i Râz gibi klasik tasavvuf eserlerini okutan Esad Dede, hasta olmasına rağmen son zamanlarına kadar ramazan aylarında ve cuma günleri Fâtih Camii’nde Mes̱nevî okutmaya, Çayırlı Medresesi’ndeki hücresinde bazı öğrencilerine özel ders vermeye devam etti. Vefatından iki yıl önce Kasımpaşa Mevlevîhânesi mesnevîhanlığına tayin edilince gençliğinden beri ikamet ettiği Çayırlı Medresesi’nden ayrılıp mevlevîhâneye yerleşti. Selânik’te bulunduğu sırada evlenip kısa bir süre sonra boşanan ve bir daha evlenmeyen Esad Dede 13 Şâban 1329 (9 Ağustos 1911) tarihinde vefat etti ve mevlevîhâneye defnedildi. Mevlevîhânenin yıkılarak mektep yapılması üzerine kabri Fatih’teki Tâhir Ağa Tekkesi’ne nakledildi.

Devrin birçok tanınmış simasına hocalık yapan Esad Dede mesnevî şârihleri Ahmed Avni Konuk ve Tâhirülmevlevî’nin mürşididir. Tâhirülmevlevî onun öğrencilerine bildiklerini esirgemeden öğretmelerini vasiyet ettiğini, sokakta ayak üzeri sorulan bir soruya bile uzun uzun cevap verdiğini söyler. Bazı Mevlevîler’in Esad Dede’yi kutub olarak tanıdıkları kaydedilmektedir (Gölpınarlı, s. 36). Esad Dede 1000 kadar kitabını Beyazıt Devlet Kütüphanesi’ne bağışlamış, diğer kitapları Yenikapı Mevlevîhânesi’ndeki yangında yok olmuş, artakalanları da vefatından sonra Sahaflar Çarşısı’nda satılmıştır.

Hüseyin Vassaf, Es‘adnâme adlı eserinde Mehmed Esad Dede’yle ilgili bilgileri ve elde edebildiği şiirlerini toplamıştır. Eserde devrin tanınmış Mevlevîler’i Hulûsîzâde Osman Nûri, Şeyh Seyfeddin Efendi, Ahmed Remzi Dede (Akyürek), Mehmed Ziyâ Efendi, Âdil Abdurrahman Efendi, Abdülbâki Dede (Baykara), Seyyid Hâfız Tahsin Efendi, Ahmet Avni (Konuk) ve Mehmed Cemal Bey’in şeyhe dair Hüseyin Vassaf Bey’e yazdıkları mektuplar da yer almaktadır.

Eserleri. Mehmed Esad Dede, Hindistanlı mutasavvıf İmdâdullah Tehânevî’nin Żiyâʾü’l-ḳulûb’unu (Konya Mevlânâ Müzesi Ktp., nr. 4521; İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı, Osman Ergin, nr. 105) ve Abdurrahman-ı Câmî’nin Risâle-i Ṭarîḳ-i Ḫâcegân’ını Türkçe’ye çevirmiş, Mes̱nevî’nin ilk 360 beytini (Mevlânâ Müzesi Ktp., nr. 5792, 5793) ve İbnü’l-Fârız’ın Ḳaṣîdetü’t-tâʾiyye’sinin ilk beyitlerini, Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr’ın ve Abdurrahman-ı Câmî’nin bazı rubâîlerini şerhetmiştir. Ayrıca tarikat âdâbına ve kıyamete dair iki risâlesi, “Görünen cümle eşyâdan Hudâ’dır / Sakın sanma O’nu senden cüdâdır” matlaıyla başlayan 294 beyitlik bir manzumesi, Hüseyin Vassaf tarafından derlenen, bir divançe oluşturabilecek kadar şiiri ve Nümûne-i Kavâid (İstanbul 1308) adlı bir kitabı bulunmaktadır.

BİBLİYOGRAFYA
Hüseyin Vassâf, Es‘adnâme, Süleymaniye Ktp., Yazma Bağışlar, nr. 2098; İbnülemin, Son Asır Türk Şairleri, s. 326-329; Abdülbaki Gölpınarlı, Mevlânâ’dan Sonra Mevlevîlik (İstanbul 1953), İstanbul 1983, s. 36; Necati Elgin, “Mesnevihân Mehmed Es’ad Dede”, Mevlânâ Güldestesi, Konya 1965, s. 65-71; A. Atilla Şentürk, Tahir’ül-Mevlevî Hayatı ve Eserleri, İstanbul 1991, s. 4, 7-12, 24, 36, 37, 92; Tâhirülmevlevî, “Es‘ad Dede Efendi’ye Dair Bazı Hâtırat”, Mahfil, III/35, İstanbul 1342, s. 171-172; III/36, s. 184; IV/39 (1342), s. 49-50; IV/41, s. 89-90; IV/45, s. 163-165; IV/46, s. 183-184; V/50 (1342), s. 30-31; V/54 (1343), s. 108-109; V/58, s. 186-188; V/59, s. 217-220; Mustafa Tatcı, “Kendi Kaleminden Hüseyin Vassaf Bey ve Eseri: İncilâ-yı Mir’ât-ı Hakîkat”, Yedi İklim, X/71, İstanbul 1996, s. 54-64.
Bu madde ilk olarak 2003 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 28. cildinde, 469-470 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.