OSMAN SELÂHADDİN DEDE

Müellif:
OSMAN SELÂHADDİN DEDE
Müellif: BAYRAM ALİ KAYA
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 24.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/osman-selahaddin-dede
BAYRAM ALİ KAYA, "OSMAN SELÂHADDİN DEDE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/osman-selahaddin-dede (24.08.2019).
Kopyalama metni
Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhi Abdülbâki Nâsır Dede’nin oğludur. Mevlevîhânenin bitişiğindeki evlerinde doğdu. Babasının vefatının (1821) ardından amcası Abdürrahim Künhî Dede postnişin olunca annesi, ağabeyi Recep Hüseyin Hüsnü Dede ve bazı dergâh mensuplarıyla birlikte Beşiktaş’ta kiralanan bir eve taşındı. İki yıl kadar Beşiktaş Mevlevîhânesi’nde Abdülkadir Dede’nin terbiyesi altında bulundu ve sıbyan mektebine devam etti. Abdürrahim Künhî Dede’nin vefatı ile Yenikapı Mevlevîhânesi’nin şeyhlik makamı, 3 Ekim 1831 tarihinde Konya Mevlevî Âsitânesi şeyhi Mehmed Said Hemdem Çelebi tarafından Osman Selâhaddin Dede’ye tevcih edildi, ancak yaşı küçük olduğundan dergâhın yönetimi vekâleten Mehmed Sâdık Dede’ye verildi. Abdülkadir Dede ile Mehmed Sâdık Dede’nin terbiyesi altında yetişen Osman Selâhaddin Dede, aralarında Kürt Hâfız Abdurrahman Efendi, Hoca Mahmud Efendi, Kaldırımîzâde Şehrî Ahmed Efendi, Tunuslu Mustafa Efendi, mesnevîhan Hoca Hüsâmeddin Efendi ve Evliyâ Hoca diye bilinen Abdürrahim Efendi’nin de bulunduğu âlim ve şeyhlerden ders gördü. 1858’de bu hocalardan icâzet aldı. Bir yandan da Hoca Hüsâmeddin Efendi’nin Eyüp Hatuniye Dergâhı’nda verdiği Mes̱nevî derslerine katıldı. Hüsâmeddin Efendi tarafından her zaman saygıyla karşılanan Osman Selâhaddin Dede, Hatuniye Dergâhı’nda düzenlenen bir törenle mesnevîhanlık icâzeti aldı. Hoca Hüsâmeddin Efendi’nin 1864’te vefatından sonra Yenikapı Mevlevîhânesi’nde Mes̱nevî dersleri vermeye başladı. Uzun yıllar devam ettirdiği bu derslerden dolayı Mesnevîhan Osman Selâhaddin Dede olarak anıldı. Attar Hacı Tâhir Efendi’nin kızı Münîre Hanım ile evlenen Osman Selâhaddin Dede’nin Mehmed Celâleddin, Mehmed Kemâleddin ve Fatma Âliye adlı üç çocuğu oldu. Mehmed Celâleddin babasının vefatının ardından dergâhın şeyhliğine tayin edildi. Mehmed Kemâleddin ağabeyi tarafından dergâhın sertabbahlığına getirildi. Fatma Âliye Hanım da Bahariye Mevlevîhânesi şeyhi Hüseyin Fahreddin Dede ile evlendirildi.

II. Mahmud devrinde mensupları ve şöhreti artmaya başlayan Osman Selâhaddin Dede’nin Tanzimat dönemi siyasî kadrolarıyla yakın ilişki kurması, üzerinde durulması gereken önemli bir özelliğidir. Yenikapı Mevlevîhânesi, Osman Selâhaddin Dede zamanında devrin ileri gelen âlim ve şeyhlerinin, Sadrazam Midhat Paşa, Keçecizâde Fuad ve Âlî paşalar, Mısırlı Kâmil Paşa, Prens Mustafa Paşa, Âdile Sultan’ın eşi Damad Mehmed Ali Paşa, Şeyhülislâm Mehmed Sâdeddin ve Mehmed Refik efendiler gibi devlet adamlarının katıldığı toplantı yeri haline geldi. Osman Selâhaddin Dede, 1866’da kurulan Meclis-i Meşâyih’in reisliğine getirildi. 1876-1877 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında İâne Komisyonu’nda ve diğer bazı komisyonlarda üye olarak bulundu. Her yönüyle devrinin ünlü ve etkili şeyhlerinden biri olan Osman Selâhaddin Dede’ye toplumun çeşitli kesimlerinden intisap edenler oldu. Kaynaklarda dönemlerinde yaşadığı padişahların teveccüh ve iltifatını kazandığı, II. Mahmud’un karlı ve soğuk kış günlerinde bile Yenikapı Mevlevîhânesi’ne gidip kendisini ziyaret ettiği, Sultan Abdülmecid’in, şehzadeleri Abdülhamid ve Reşad efendilerle birlikte dergâha geldiği belirtilmektedir.

Osman Selâhaddin Dede’nin II. Abdülhamid’le ilişkisi onun tahta geçmeye hazırlandığı sıralarda da devam etti; II. Abdülhamid tahta geçmek için ondan kendisini desteklemesini istedi. Midhat Paşa ile II. Abdülhamid’in görüşmesini de Osman Selâhaddin Dede sağladı, bu görüşmeler sonucunda Midhat Paşa bazı şartlar ileri sürerek Abdülhamid’e destek sözü verdi. Tahta geçtikten sonra da Osman Selâhaddin Dede’ye yakın ilgisini sürdüren, zaman zaman yanına çağırıp görüşlerine başvuran sultan ondan sarayda Mes̱nevî okutmasını istedi ve aylık 1000 kuruş maaş bağlattı. Ancak II. Abdülhamid’in Kānûn-ı Esâsî taraftarlarına cephe alması, Midhat Paşa’nın Sultan Abdülaziz’in hal‘inde etkisi bulunduğu suçlamasıyla saray nezdinde gözden düşmesi, Midhat Paşa ile samimiyeti bilinen Osman Selâhaddin Dede ile II. Abdülhamid arasındaki ilişkileri olumsuz yönde etkiledi. Sarayda verdiği Mes̱nevî derslerine son verildiği gibi maaşı da kesildi. Bu duruma çok üzülerek dergâhta uzlete çekilen Osman Selâhaddin Dede, vefatına kadar dört yıl boyunca mevlevîhânenin harem dairesinden hiç dışarıya çıkmadı, zamanını okuma ve yazmanın dışında hastalığıyla uğraşarak geçirdi. 12 Şubat 1887 tarihinde Bahariye Mevlevîhânesi’nde damadı Hüseyin Fahreddin Dede’nin yanında misafir iken vefat etti. Cenaze namazı Eyüp Camii’nde kılındıktan sonra Yenikapı Mevlevîhânesi’ne defnedildi. Vefatına müntesiplerinden olan şair Müstecâbîzâde İsmet Bey, “Etti Hakk’a can fedâ Osman Selâhaddin Dede” mısraını tarih düşürmüştür.

Eserleri. 1. Risâle-i Vahdet-i Vücûd. Tasavvuf erbabına saldırılarıyla tanınan Harputlu İshak Efendi’ye cevaben kaleme alınmış bir risâledir. 2. el-Lisânü’l-Muḥammediyye fîmâ ḍalle bihi’l-ʿÎseviyye. Eserde Hıristiyanlığın nasıl bâtıl bir din haline geldiği anlatılır. 3. Ahlâk-ı Mülûk. Şehzade Reşad (Sultan Reşad) adına yazılan eser hükümdarlarda bulunması gereken niteliklerden söz eder. 4. Hâşiye-i Mesnevî. Mes̱nevî dersleri sırasında yaptığı şerhleri ihtiva eden eser, oğlu Mehmed Celâleddin Dede’nin yirmi yıl devam eden şeyhliği sırasında yaptığı Mes̱nevî derslerinde yararlandığı bir kaynak olmuştur. Bu eserler 1906 yılında dergâh kütüphanesinde çıkan yangın sonucunda tamamen yanmıştır.

BİBLİYOGRAFYA

Ali Nutkî Dede – Abdülbâki Nâsır Dede, Defter-i Dervîşân-II, İSAM Ktp., nr. 18112, vr. 3b, 6b vd.; a.e.: Yenikapı Mevlevîhânesi Günlükleri (haz. Bayram Ali Kaya – Sezai Küçük), İstanbul 2011, s. 217, 219, 221 vd.; Mehmed Kemâleddin Dede, Terâcim-i Ahvâl, Bâki Baykara Arşivi, s. 1-10; Mehmed Tâhir, Yenikapı Mevlevîhânesi Postnişîni Şeyh Celâleddin Efendi Merhum, İstanbul 1326, s. 9; İhtifalci Mehmed Ziyâ, Yenikapı Mevlevîhânesi, İstanbul 1329, s. 160-201, 204; Sicill-i Osmânî, II, 189; III, 300, 451; Osmanlı Müellifleri, I, 133, 171; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ (haz. Mehmet Akkuş – Ali Yılmaz), İstanbul 2006, V, 240-242; Türkiye Maarif Tarihi, I, 193-194, 207, 241-243; İbnülemin, Son Sadrıazamlar, I, 25; Abdülbâki Gölpınarlı, Mevlânâ’dan Sonra Mevlevîlik, İstanbul 1983, s. 220-221; Mustafa Kara, Din, Hayat, Sanat Açısından Tekkeler ve Zâviyeler, İstanbul 1990, s. 302-304; a.mlf., “Tanzimat Dönemi ve Tasavvufî Hayat”, Tanzimatın 150. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu, Bildiriler, Ankara 1991, s. 301; Ekrem Işın, “Modernleşme Çağında Mevlevîlik: Siyaset, İdeoloji ve Örgütlenme”, X. Millî Mevlânâ Kongresi, Tebliğler (haz. Haşim Karpuz v.dğr.), Konya 2002, I, 227-236; a.mlf., “İstanbul’un Mistik Tarihinde Mevlevîhâneler”, İstanbul, sy. 4, İstanbul 1993, s. 119-131; a.mlf., “Yenikapı Mevlevîhânesi”, DBİst.A, VII, 479; Sezai Küçük, Mevlevîliğin Son Yüzyılı, İstanbul 2007, s. 122-131, 368-372; Bayram Ali Kaya, Tekke Kapısı, Yenikapı Mevlevîhânesi’nin İnsanları, İstanbul 2012, s. 193-201; Hür Mahmut Yücer, “Eyüp’te Hâtûniye Tekkesi ve Tenşîtü’l-Muhibbîn bi Menâkıb-ı Hâce Hüsâmeddin”, Tasavvuf, sy. 10, Ankara 2003, s. 241-244.
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-2. cildinde, 382-383 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.