MEHMED GİRAY

Müellif:
MEHMED GİRAY
Müellif: UĞUR DEMİR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 26.02.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/mehmed-giray
UĞUR DEMİR, "MEHMED GİRAY", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mehmed-giray (26.02.2020).
Kopyalama metni
1683-1684 yıllarında Kırım hanlığı yapan II. Hacı Giray’ın oğlu olabileceği yönündeki iddialar yanlıştır. Babası kendisinin de eserinde belirttiği üzere Mübârek Giray’dır ve Mübârek Giray’ın da 1608-1610 arasında Kırım hanlığı yapan Selâmet Giray’ın oğlu olması kuvvetle muhtemeldir. Hayatına dair bilgiler daha çok kendi eserine dayanır. Bu eserinden hareketle aldığı eğitime dair bazı bilgiler edinmek mümkündür. Tarihinde bizzat yazdığı yedi Türkçe beytin bulunması, âyet ve hadisleri etkili biçimde kullanması, İbn Kesîr’in Târîḫ’inden, Sa‘dî-yi Şîrâzî’nin Bostân’ından ve Nizâmî’nin Farsça beyitlerinden alıntılar yapması onun iyi bir öğrenim gördüğüne işaret eder. Mehmed Giray’ın Kırım Hanı Saâdet Giray’ın maiyetinde Salankamen savaşına katıldığı (1691) ve han tarafından asker içindeki şikâyetlerle ilgilenmek üzere görevlendirildiği bilinmektedir. Bu sefer sırasında Nogay birlikleri arasında bazı huzursuzluklar yaşanmış ve Kırım birlikleri şikâyetlerini hana iletmek için onu temsilci seçmişti. Ancak Mehmed Giray, Hazinedarbaşı Ali Ağa’nın engellemeleri yüzünden bu şikâyetleri Saâdet Giray’a iletemedi, ardından da Tatar birlikleri hanı savaş alanında yalnız bırakıp Kırım’a döndü.

Mehmed Giray, II. Mustafa’nın 1695’te birinci Avusturya seferine çıkmak üzere hazırlık yaptığı günlerde padişaha kendisinde bulunan Hz. Peygamber’e ait bir mührü takdim etti. Beş günlük incelemeden sonra teşrifat defterlerinde mührün sûreti bulundu, bunun üzerine Mehmed Giray’a 72 eşrefî altın verildi. Ayrıca 5000 akçe olan geliri Niğbolu avârız ve bedel-i nüzülünden karşılanmak üzere 46.000 akçeye çıkarıldı. 1696’da 90.000, 1697’de 110.000, 1699’da ise İstanbul kahve rüsûmundan 77.600 akçe tahsisat verildi. Kendisinin bu sırada Yanbolu’da ikamet ettiği anlaşılmaktadır. 1699’da Mehmed Giray kardeşleriyle birlikte amcası Bahadır Giray’ı, babalarıyla müşterek hasları olan Niğbolu ve Silistre timar gelirlerini ucuza satarak kendilerini zarara soktuğu gerekçesiyle Bâbıâli’ye şikâyet etti ve zararlarının giderilmesini istedi. Kendi eserinde, 1702’de nikris hastalığı yüzünden hanlıktan ayrılan ve havası iyi geldiği için Kuşpınar köyünde ikamet eden I. Selim Giray’ı ziyaret ettiğine dair bilgiler yer almaktadır. Mehmed Giray’ın 1703’ten sonraki hayatına dair bir kayıt yoktur, ancak 1729’da hayatta olduğu kesindir. Zira bir belgeye göre, 1706’da Gelibolu livâsı Malkara kazasından kendisine kaydıhayat şartıyla kardeşi Hüsam Giray’la birlikte gelir tahsis edildi. Bu gelirle alâkalı kayıtlar 1728 yılına kadar takip edilebilmektedir. Mehmed Giray’la ilgili son kayıt ise 1729 yılına aittir.

Mehmed Giray’ın tesbit edilen tek eseri kendi adıyla anılan Târih’idir ve 1094-1115 (1682-1703) yılları arasında Kırım’da ve Osmanlı coğrafyasında meydana gelen olayları içerir. Tarihin yegâne nüshası Viyana’dadır (Österreichische Nationalbibliothek, H. O., nr. 1080). 124 varaklık bu nüshanın müellif nüshası olması kuvvetle muhtemeldir. Mehmed Giray, tarihinin girişinde önce daha ayrıntılı başka bir eser kaleme aldığını, ancak Kırım hanlarından Safâ Giray (ö. 1703) aleyhinde bazı ifadeler kullandığı için kitaba el konulduğunu, bu sebeple yedi ayda daha muhtasar olan bu eseri hazırladığını belirtmiştir. Osmanlı hânedanını ve bilhassa IV. Mehmed’i öven ifadelerle başlayan eserde müellif II. Viyana seferi öncesi Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu durumu kısaca anlatmış, savaşa nasıl gelindiğini belirtmiş ve ardından asıl hadiseleri nakletmeye geçmiştir. Mehmed Giray, bu seferdeki yenilginin gerçek sorumlusu olarak Vezîriâzam Kara Mustafa Paşa’yı göstermiştir. Eserde Kırım hanlığı yapan Murad Giray, II. Hacı Giray, I. Selim Giray, II. Saâdet Giray, Safâ Giray ve II. Devlet Giray’ın hanlık dönemlerindeki olaylara da yer verilmiş, bu dönemde Kırım’da meydana gelen iç karışıklıklar üzerinde durulmuştur. Ayrıca Ruslar’ın 1689’da Ur Kalesi’ni, 1695’te Doğan Kalesi ile Azak’ı kuşatması ve cereyan eden askerî mücadeleler ayrıntılı biçimde kaydedilmiştir. Mehmed Giray, Karlofça Antlaşması’nın Kırım’a etkisine dair önemli tesbitlerde de bulunur ve devletin o sıradaki durumu hakkında da bilgiler verir. 1687’de II. Süleyman’ın cülûsunda İstanbul’da zorbaların estirdiği terör üzerine halkın zorbaları ortadan kaldırması, yine bu dönemde sırf bakırdan darbedilen paranın piyasayı olumsuz etkilemesi, iflâs eden esnafın durumu ve Kürt beylerinden Bebe Süleyman’ın Osmanlılar ile Safevî Devleti arasında yol açtığı kriz geniş bir şekilde nakledilmiştir.

Öte yandan eserde Osmanlı Devleti’nin ve Kırım Hanlığı’nın sefer organizasyonuna dair önemli bilgiler yer alır. II. Viyana Kuşatması, 1689 Rus seferi, 1690’da Şehirköy, Niş, Semendire ve Belgrad kalelerinin fethi, 1691 Salankamen savaşı, 1692’de Varad’ın Avusturya tarafından alınması, 1693’te Belgrad’ın muhasaradan kurtarılması, 1694 Varadin seferi, II. Mustafa’nın 1695 ve 1696 Avusturya seferleri, 1695’te Rusya ve Venedik ile yapılan mücadelelerle Zenta hezimeti burada ele alınmıştır. Mehmed Giray, Kırım hanları ve Osmanlı padişahlarının yanı sıra sadrazamlardan Amcazâde Hüseyin Paşa ve Daltaban Mustafa Paşa’nın hayat hikâyelerini ve icraatlarını da anlatmış, Mezemorta Hüseyin Paşa ile Niyâzî-i Mısrî ve bazı garip astronomi olaylarıyla Kırım’ın Osmanlı hâkimiyetine girişi hakkında da mâlûmat vermiş, Osmanlı Devleti’nin zayıflama sebeplerine dair tesbitlerde bulunmuştur. 1703’te meydana gelen Edirne Vak‘ası’nın ortaya çıkış sebeplerini, gelişmesini ve II. Mustafa’nın hal‘inden sonra III. Ahmed’in cülûsunu, özellikle de Şeyhülislâm Seyyid Feyzullah Efendi ile oğullarının âkıbetini nakletmiştir. Eser 1115 Recebinde (Kasım 1703) sona erer. Uğur Demir tarihin edisyon kritiğini yüksek lisans tezi olarak hazırlamıştır (Târîh-i Mehmed Giray [1094-1115/1682-1703]: Değerlendirme-Çeviri-Metin, 2006, MÜ Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü).

BİBLİYOGRAFYA :

BA, MAD, nr. 8984, s. 22, 44, 68, 97, 129, 161, 193, 210, 223, 255, 288; BA, İE.Hariciye, nr. 295, 463, 560, 576, 601, 622, 664, 695, 848, 1132, 1157, 1167, 1178, 1186, 1265, 1269; BA, C.MTZ, nr. 769; Flügel, Handschriften, s. 277-278; V. D. Smirnov, Krimskoe Hanstvo pot Verhovenstvom Otomanskoe Porti do Naçala XVIII Veka, Petersburg 1887, s. XVI; Babinger (Üçok), s. 259-260; Erhan Afyoncu, Tanzimat Öncesi Osmanlı Tarihi Araştırma Rehberi, İstanbul 2012, s. 84; Halil İnalcık, “Yeni Vesikalara Göre Kırım Hanlığının Osmanlı Tâbiliğine Girmesi ve Ahidnâme Meselesi”, TTK Belleten, VIII/30 (1944), s. 185-229; M. Köhbach, “Der Tarih-i Mehemmed Giray-eine osmanische Quelle zur Belagerung Wiens durch die Türken im Jahre 1683”, Studia Austro-Polonica, III, Warszawa-Kraków 1983, s. 137-164; a.mlf., “Mehmed Girāy”, EI2 (İng.), VI, 989.
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-2. cildinde, 225-226 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.