MÎKĀT

الميقات
Müellif:
MÎKĀT
Müellif: SALİM ÖĞÜT
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2005
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 10.12.2018
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/mikat
SALİM ÖĞÜT, "MÎKĀT", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mikat (10.12.2018).
Kopyalama metni
Sözlükte “belli bir zaman tesbit etmek” anlamındaki vakt kökünden türeyen mîkāt (çoğulu mevâkīt), “vakit” karşılığı yanında “bir iş yapmak için belirlenen zaman veya yer” mânasına da gelir. Fıkıh terimi olarak hac ve umre ibadeti için ihram giyilecek günleri (el-mîkātü’z-zamânî) ve yerleri (el-mîkātü’l-mekânî) ifade eder. Zamanla ilgili mîkāt hac için şevval, zilkade aylarıyla zilhiccenin ilk on günü, umre için yılın tamamıdır. Mekânla ilgili mîkāt Mekke’ye gidenlerin veya hac ve umre yapacakların ihrama girecekleri noktalardır (mevâkītü’l-ihrâm). Kelime bu son anlamında daha yaygın bir kullanıma sahiptir.

Kur’ân-ı Kerîm’de mîkāt kelimesi bir yerde çoğul şeklinde olmak üzere sekiz âyette sözlük anlamında geçmekte, hadislerde de hem sözlük hem terim anlamında yer almaktadır. Kur’an’da Kâbe “el-beytü’l-harâm” (el-Mâide 5/2), onu çevreleyen mescid “el-mescidü’l-harâm” (el-İsrâ 17/1), Mekke şehri de “harem” (el-Kasas 28/57; el-Ankebût 29/67) diye nitelendirilerek buraların korunmuş ve saygıya değer yerler olduğu belirtilmiştir. Hz. Peygamber de Mekke’nin yerlerin ve göklerin yaratıldığı gün Allah tarafından haram kılındığını ve kıyamete kadar da böyle kalacağını ifade etmiştir (Buhârî, “Ṣayd”, 10; Müslim, “Ḥac”, 445-446). Bunların yanında Hz. Peygamber’in diğer bazı açıklama ve uygulamalarına dayanılarak Mekke ile belirli çevresine harem, burayı kuşatan ikinci bölgeye Hil, bunların dışında kalan yerlere de “âfâk” denilmiş, Harem ve Hil dışından hac ve umre için yahut başka bir amaçla Mekke’ye gelenlerin belirli yerlerde ihrama girip bazı kurallara uymaları zorunlu kılınmıştır. Harem bölgesinde oturanlar hac için bulundukları yerden, umre için Hil bölgesine çıkarak, Hil bölgesinde oturanlar hac ve umre için bulundukları yerden, buraların dışından gelen âfâkîler ise kendileri için belirlenen mîkāt yerlerinden ihrama girerler (bk. ÂFÂKÎ; HAREM; HİL; İHRAM). Âfâkîlerin ihrama gireceği bu yerler Hz. Peygamber tarafından beş nokta halinde belirlenmiştir (Buhârî, “Ḥac”, 7, 9, 11, 12; Müslim, “Ḥac”, 11-12; Ebû Dâvûd, “Menâsik”, 8).

1. Zülhuleyfe. Günümüzde “âbâr-ı Alî” (ebyâr-ı Alî) diye bilinen bu yerin Mescid-i Nebevî’den uzaklığı yaklaşık 11 km. olup Medine’nin güneybatı sınırı buraya kadar ulaşmıştır. Medine yönünden gelenlerin ihrama gireceği Zülhuleyfe aynı zamanda Mekke’ye en uzak mîkāttır. Resûl-i Ekrem Vedâ haccı için burada ihrama girmiştir (bk. ZÜLHULEYFE).

2. Cuhfe. Kızıldeniz sahiline 9 km., Mekke’ye 187 km. mesafede bir köydür. Eski devirlerde Şam bölgesinden gelenlerin mîkātı olan bu yer günümüzde harap durumda olup uğrak yeri değildir ve yerini Râbiğ şehri almıştır. Mekke’ye 186 km. mesafedeki Râbiğ Türkiye, Lübnan, Suriye, Ürdün, Filistin, Afrika ülkeleri ve Batı ülkeleriyle Suudi Arabistan’ın bazı kuzey bölgelerinden doğrudan Mekke’ye gelen hacıların mîkātı durumundadır (bk. CUHFE).

3. Zâtüırk. Karnülmenâzil hizasında bulunan bu mevki Irak yönünden gelenlerin mîkātı olup günümüzdeki adı Darîbe’dir. Buhârî ve Müslim’deki konuya ilişkin hadislerde yer almayan bu mîkātın Hz. Ömer’in takdiriyle mi yoksa başka bir hadisle mi belirlendiği konusunda görüş ayrılığı bulunmaktadır. İmâm Şâfiî ile bazı Şâfiî fakihleri ve İmam Mâlik bu noktanın nasla değil icmâ yoluyla tesbit edildiğini söylemişler ve bu konuda Abdullah b. Ömer’den nakledilen şu rivayeti delil göstermişlerdir: Hz. Ömer zamanında Basra ve Kûfe şehirleri kurulunca ahalisi halifeye gelerek Resûlullah’ın Necidliler için tayin ettiği Karnülmenâzil’in kendilerine sapa düştüğünü, oraya kadar gitmenin çok meşakkatli olduğunu söyleyince Hz. Ömer, “Öyleyse siz Mekke’ye giden yolunuzun üzerinde Karnülmenâzil hizasında bir nokta bulup orayı mîkāt edinin” demiş ve ardından Iraklılar için Zâtüırk mevkiini mîkāt tayin etmiştir (Buhârî, “Ḥac”, 13; İbn Hacer, VII, 163-165). Hanefî ve Hanbelî fakihleriyle Şâfiî fakihlerinin çoğunluğu ise bu konudaki hadisin sahih olduğunu (Ebû Dâvûd, “Menâsik”, 8; Nesâî, “Menâsik”, 22), dolayısıyla söz konusu belirlemenin nasla sübût bulduğunu söylemişlerdir.

4. Karnülmenâzil. Mekke’ye 94 km. uzaklıktaki bu yer günümüzde Seylülkebîr adıyla tanınan büyük bir köydür. Necid bölgesi başta olmak üzere Körfez ülkeleri, Irak, İran ve diğer doğu ülkelerinden gelen hacılar burada ihrama girer. Üst tarafında ise Vâdîmuhrim diye bilinen büyük ve mâmur bir köy bulunmaktadır. Eskiden çok az sayıda hacının uğradığı ve Karnülmenâzil’in hizasında kabul ederek ihrama girdiği Vâdîmuhrim, daha sonra Tâif-Mekke yolunun yapımı ile çok sayıda hacının ihram için tercih ettiği bir nokta haline gelmiştir.

5. Yelemlem. Mekke’ye 54 km. mesafede bulunan bu noktada Yemen’den ve Suudi Arabistan’ın güneyinden gelen hacılar ihrama girer. Ayrıca Malezya, Endonezya, Çin ve Hindistan’dan deniz yoluyla gelen hacılar için de bu noktanın hizası mîkāt kabul edilmiştir.

Mîkātların Mekke’ye mesafeleri konusunda çok farklı rakamların verilmesi son dönemde yeni yolların yapımından kaynaklanmaktadır. Bölgenin dağlık olan arazi yapısına uygun düşen eski güzergâhlar açılan yeni güzergâhlarla yer değiştirmiş, bazan iki güzergâh arasında büyük mesafe farkı ortaya çıkmıştır. Bu yerlerin mîkāt olarak belirlenmesi mutlaka o noktada ihrama girileceği anlamına gelmez; söz konusu mevkilerin hizasında herhangi bir yerde ihrama girmek de mümkündür.

BİBLİYOGRAFYA
Lisânü’l-ʿArab, “vḳt” md.; Dârimî, “Menâsik”, 5; Buhârî, “Ḥac”, 7, 9, 11, 12, 13, “Ṣayd”, 10; Müslim, “Ḥac”, 11-13, 445-446; Ebû Dâvûd, “Menâsik”, 8; Nesâî, “Menâsik”, 19, 20-23; Ebû Ca‘fer et-Tûsî, en-Nihâye fî mücerredi’l-fıḳh ve’l-fetâvâ, Beyrut 1400/1980, s. 210; Muhibbüddin et-Taberî, el-Ḳırâ li-ḳāṣıdi Ümmi’l-ḳurâ (nşr. Mustafa es-Sekkā), Kahire 1390/1970, s. 89-105; İbn Hacer, Fetḥu’l-bârî (Sa‘d), VII, 163-165; Abdullah b. Abdurrahman el-Bessâm, “Kitâbü Ḥudûdi’l-meşâʿiri’l-muḳaddese”, Mecelletü Mecmaʿi’l-fıḳhi’l-İslâmî, III/3, Mekke 1407/1987, s. 1549-1598; “İḥrâm”, Mv.F, II, 141-151; “Mevâḳīt”, a.e., XXXIX, 233-236.

Salim Öğüt
Bu madde ilk olarak 2005 senesinde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 30. cildinde, 48-49 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
BU MADDE
HAC ve KURBAN
DOSYASINDA YER ALMIŞTIR.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.