Kullanıcılarımızın Dikkatine: 16.01.2019 tarihli bilgilendirme

MÜREKKEB

المركّب
Müellif:
MÜREKKEB
Müellif: MAHMUT KAYA
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2006
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 20.02.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/murekkeb
MAHMUT KAYA, "MÜREKKEB", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/murekkeb (20.02.2019).
Kopyalama metni
Mantıkta lafızlar delâlet açısından müfred-mürekkeb, küllî-cüz’î, zâtî-arazî gibi kısımlara ayrılarak lafızla anlamı arasındaki ilişki üzerinde titizlikle durulmuştur. Bir lafız hece ya da elemanlarına ayrıldığında her eleman o lafzın ifade ettiği anlamın bir kısmını ifade ediyorsa mürekkeb, etmiyorsa müfreddir. Meselâ “Ahmet ayaktadır”; “Ahmet gidiyor” ifadeleri “Ahmet + ayaktadır”; “Ahmet + gidiyor” şeklinde elemanlarına ayrıldığında “Ahmet” bir şahsa, “ayakta” ise bir duruma delâlet etmektedir. Şu halde “Ahmet ayaktadır” mürekkeb bir lafızdır. Bir başka ifadeyle “Ahmet” ve “ayaktadır” lafızları “Ahmet ayaktadır” önermesinin konu ve yüklemidir. Öte yandan Ahmet lafzı “Ah + met” şeklinde hecelerine ayrıldığında bunlar şahsı ifade eden Ahmet’in bir kısmına delâlet etmediğinden Ahmet müfred lafız sayılır. Buna göre müfred bir kavrama, mürekkeb ise bir önermeye tekabül etmektedir.

Mürekkeb tam ve nâkıs olmak üzere iki kısımda değerlendirilir. “Ahmet ayaktadır”; “Ahmet gidiyor” önermelerinde olduğu gibi bir lafız onu işiten ya da okuyan açısından tam bir anlam ifade ediyor ve o konuda soru sormayı gerektirmiyorsa tam mürekkebdir yani tam bir önermedir. Tam mürekkeb de iki isim ya da bir isimle bir fiilden oluşmaktadır. “O Ahmet ki” örneğinde görüldüğü gibi önerme işitene veya okuyana tam bir bilgi sağlamayıp onu tereddütte bıraktığı için soru sormayı gerektiriyorsa nâkıs mürekkebdir. Buna göre isim ve edattan oluşan lafızlara nâkıs mürekkeb denilmektedir.

Mantıkta mürekkeb kıyaslardan da söz edilir; bir kıyas işleminde öncüllerden ikisi veya biri bir önceki kıyasın sonucu durumunda ise buna mürekkeb kıyas denir. Bu da sonucun öncüllerde zikredilip edilmemesi durumuna göre muttasıl ve munfasıl olmak üzere ikiye ayrılır. Muttasıl mürekkeb kıyasa örnek: “Her insan canlıdır / Her canlı cisimdir / Öyleyse her insan cisimdir / Her insan cisim olduğuna göre / Her cisim cevherdir / Öyleyse her insan cevherdir”. Munfasıl mürekkeb kıyasa örnek: “Her insan canlıdır / Her canlı cisimdir / Her cisim cevherdir / Öyleyse her insan cevherdir” (bk. Abdülemir el-A‘sem, s. 330-332).

Mürekkeb terimi felsefede basit teriminin karşıtı olarak kullanılmaktadır. Eğer bir maddenin bünyesinde farklı özellikte bir veya birden fazla madde bulunursa o madde mürekkebdir. Meselâ su oksijen ve hidrojenden meydana gelmiş mürekkeb bir maddedir; bu birleşimi oluşturan oksijen ve hidrojen ise birer basit maddedir. Klasik felsefede bir güç ve imkân halini temsil eden ilk madde yani heyûlâ basit ve yalın, somut madde ise madde ve sûretten oluşmuş bir mürekkeb cisim olarak kabul edilir.

Bir başka husus da mürekkeb ile müellef terimlerinin aynı anlamda birbirinin yerine kullanılmasıdır. Ancak filozof Kindî bu iki terim arasında bir fark bulunduğunu işaret ederek şöyle der: “Aynı özelliklere sahip nesnelerin oluşturduğu birleşime müellef; cinsleri aynı, fakat tarifleri farklı nesnelerin meydana getirdiği birleşime ise mürekkeb denilir” (Resâʾil, I, 168). Kimyada ve eczacılıkta bünyesinde birden fazla madde bulunan ilâçlara mürekkeb, bir tek maddeden yapılan ilâçlara ise müfred adı verilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
Tehânevî, Keşşâf (Dahrûc), II, 1512-1513; Kindî, Resâʾil, I, 168; Fârâbî, el-Elfâẓü’l-müstaʿmele fi’l-manṭıḳ (nşr. Muhsin Mehdî), Beyrut 1968, s. 49-50; İbn Sînâ, eş-Şifâʾ el-Manṭıḳ (1), I, 22, 24-25; Gazzâlî, Miḥakkü’n-naẓar (nşr. Refîk el-Acem), Beyrut 1994, s. 73-74; Muhammed b. Mahmûd eş-Şehrezûrî, Resâʾilü’ş-şecereti’l-ilâhiyye (nşr. Mehmet Necip Görgün v.dğr.), İstanbul 2004, I, 57-60; Abdülemîr el-A‘sem, el-Muṣṭalaḥu’l-felsefî ʿinde’l-ʿArab, Kahire 1989, s. 315, 330-332; Ferîd Cebr v.dğr., Mevsûʿâtü muṣṭalaḥâti ʿilmi’l-manṭıḳ ʿinde’l-ʿArab, Beyrut 1996, s. 869-870; Fâtıma Fenâ, “Basîṭ ve Mürekkeb”, Dânişnâme-i Cihân-i İslâm, Tahran 1378/2000, III, 436-438.

Mahmut Kaya  
Bu madde ilk olarak 2006 senesinde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 32. cildinde, 45-46 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
Kullanıcılarımızın Dikkatine
Önceki web sitemizin yayımlanmasına son verdiğimiz 1 Ocak 2019 tarihinden bu yana bazı kullanıcılarımızın yeni sitemizdeki İletişim Formu aracılığıyla ilettikleri talep, şikâyet ve öneriler hakkında bilgilendirme mesajıdır.
Duyuruyu okumak için tıklayınız.