MUTARRİF eş-ŞİHÂBÎ

مطرّف الشهابي
Müellif:
MUTARRİF eş-ŞİHÂBÎ
Müellif: İLYAS ÜZÜM
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2006
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 13.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/mutarrif-es-sihabi
İLYAS ÜZÜM, "MUTARRİF eş-ŞİHÂBÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mutarrif-es-sihabi (13.11.2019).
Kopyalama metni
San‘a’nın güneybatısındaki Beytühanbas’ta dünyaya geldi. 390 (1000) yılında hocası Ali b. Mahfûz’dan ders aldığına göre IV. (X.) yüzyılın ikinci yarısında doğduğu söylenebilir. Hayatının ilk dönemlerini köyünde çiftçilikle geçirdi. Ardından San‘a’da temel İslâmî ilimleri tahsil etti. Daha sonra Reyde’ye geçerek Zeydî âlimlerinden Ali b. Mahfûz’un yanında Zeydî kelâmı ve fıkhını öğrendi. Başlıca itikadî konularda Zeydî imamı Hâdî-İlelhak Yahyâ b. Hüseyin’in görüşlerini benimsedi. Bazı konularda mezhebin önde gelenleriyle tartışmalara girdi ve çok defa onları mağlûp etti.

Bir taraftan ilmî birikimini arttırırken diğer taraftan farklı düşünen çevrelerle fikrî mücadelelere giren Mutarrif, 401 (1010) yılı başlarında Mehdî-Lidînillâh unvanıyla imâmetini ilân eden Hüseyin b. Kāsım el-İyânî’ye ilk biat edenler arasında yer aldı ve onun evinde kalarak mücadelelerine destek verdi. Ancak imamın vefatından (404/1014) sonra kardeşi Ca‘fer’in Hüseyin el-İyânî’nin ölmeyip gaybete çekildiğini iddia etmesi üzerine onunla irtibatını kesti. Reyde’ye dönüp ders vermeye başladı ve çok sayıda öğrenci yetiştirdi. Muhtemelen 420 (1029) yılından sonra dinî düşüncelerini başka bölgelere yaymak amacıyla hicret geleneğini başlattı. Kendisi de Senâ‘a giderek burada taraftarları için büyük bir cami ile bir külliye yaptırdı. Suleyhî Devleti ile mücadele eden Mutarrif, 445’te (1053-54) Ali b. Muhammed es-Suleyhî’nin Senâ‘ı ele geçirmesine sert tepki gösterdi. Hükümdarın gönlünü alma yönündeki tutumuna itibar etmediği gibi benimsediği İsmâilî-Fâtımî çizgi dolayısıyla onu kâfir ilân etti. Hayatının sonuna kadar Senâ‘da kaldı ve burada da birçok talebe yetiştirdi. Mutarrif’in çok dindar olduğu, zühd ve takvâya büyük önem verdiği belirtilmektedir (Ahmed b. Muhammed eş-Şâmî, III, 94-101; Gochenour, s. 186-191).

Mutarrif eş-Şihâbî’nin, itikadî fikirleri temelde Zeydî imamı Hâdî-İlelhakk’a dayanmakla birlikte bizzat geliştirdiği farklı düşünceleri de bulunmaktadır. Bu düşüncelerin zümreleşmiş yapısını ifade eden Mutarrifiyye fırkası, Yemen Zeydîliği’nin tâli bir kolunu teşkil eder. Her ne kadar bazı müellifler fırkanın İmam Hâdî-İlelhakk’ın fikirlerini sistemleştirmesi bakımından Ali b. Mahfûz’a dayandığını, dolayısıyla fırkanın kurucusu olarak onun kabul edilmesi gerektiğini söylüyorsa da (Ahmed Abdullah Ârif, s. 178) İbn Mahfûz’un başarılı bir öğrencisi olması, yetiştirdiği talebelere bu bilgileri geliştirerek aktarması ve takvâya dayalı bir yaşayışla düşüncelerinin yayılmasında birinci derecede rol oynaması sebebiyle Mutarrif’in fırkaya adını vermeyi hak edecek bir konumda olduğu muhakkaktır.

Mutarrifiyye 150 yıldan fazla bir süre varlığını devam ettirmiştir. Ahmed eş-Şâmî fırkanın müstakil bir grup olarak 450 (1058) yıllarında ortaya çıktığını, 610’dan (1213) sonra bilhassa Zeydî Devleti’nin hükümdarlarından Mansûr-Billâh’ın aldığı sert tedbirlerle tarih sahnesinden çekildiğini ifade etmektedir (Târîḫu’l-Yemeni’l-fikrî, III, 97). Bu süre zarfında Mutarrifiyye, aralarında İbrâhim b. Ebû Heysem, Muhammed b. Alyân, Müsellim el-Lahcî, Yahyâ b. Hüseyin gibi âlimlerin de bulunduğu iki nesil boyunca Yemen’in değişik bölgelerinde birçok taraftar bulmuştur. Suleyhîler döneminde yoğun bir şekilde Fâtımî-İsmâilî propagandasına mâruz kalan ülkede Mutarrifî âlimler dâîlerin fikirlerini etkisiz hale getirmiş, Kur’an’ın açık âyetlerine dayanarak onların “zâhir-bâtın” teorilerini çürütmüş ve halkın Zeydî-i‘tizâlî anlayışı benimseyip muhafaza etmesine önemli katkılar sağlamıştır. Gochenour, Mutarrifiyye’nin Zeydî düşüncesine yaptığı katkının üç açıdan önem taşıdığını söyler. Birincisi, Suleyhîler ile birlikte güçlü siyasî desteğe sahip bulunan İsmâilî dâîlerine karşı verdikleri etkili mücadele, ikincisi Zeydî doktrininin Yemen’in uç bölgelerine kadar ulaşmasına vesile olmaları, üçüncüsü de toplumun zayıf kesimini teşkil edip basit kabile hayatının içinden gelen ve aşağılanan kimseleri kazanmalarıdır (The Penetration of Zaydi Islam, s. 188).

Kelâm konularında diğer Zeydî grupları gibi Mu‘tezile’ye dayanan Mutarrifiyye ilâhî sıfatlar, cevher-araz, rızık ve ecel gibi meselelerde daha çok Bağdat Mu‘tezilesi’nin anlayışını benimsemiştir. Ahmed eş-Şâmî, Mutarrifiyye’nin kendine has kelâmî görüşlerini akıl anlayışı, rızık ve kelâmullah olmak üzere üçe ayırır. Buna göre akıl, Allah’ın idrak edilecek şeyleri algılamak üzere insanın kalbine koyduğu araz değil bizzat bu yeteneğin kendisidir. Kişinin gayri meşrû yoldan elde ettiği mallar onun için rızık olmayıp bir çeşit gasptır; dolayısıyla âsi için mal söz konusu değildir. Kur’an harf ve ses olmaksızın Allah’ın meleğe ilkā ettiği bir mânadır (Târîḫu’l-Yemeni’l-fikrî, III, 102-103). Diğer taraftan fırkanın kişinin değerinin soyuna değil ameline bağlı olduğu düşüncesine vurgu yaptığı, Mu‘tezile’nin Cübbâiyye kolu tarafından savunulan biçimiyle atom nazariyesini reddettiği, bazı Zeydî gruplarınca hastalıkların imtihan vesilesi sayılması gerektiği şeklindeki değerlendirmeyi benimsemeyip bunları kişinin içinde yaşadığı şartların tabii sonucu olarak gördüğü nakledilmektedir (Mevsûʿatü’l-Yemeniyye, II, 871-872).

Kaynaklarda Mutarrifiyye’nin önemli şairler yetiştirdiği, fırkanın ileri gelenlerinin dünyevî hırs ve arzulardan uzak olduğu, fırka mensupları arasında şefkat ve dürüstlüğü esas alan bir dayanışma ruhunun hâkim bulunduğu, kelâmî konuların doğru anlaşılmasına önem verdikleri, diğer taraftan o günkü şartlarda tabii ilimlere ve bilhassa matematiğe ilgi gösterdikleri belirtilmektedir (Ahmed b. Muhammed eş-Şâmî, III, 98).

BİBLİYOGRAFYA
İbrâhim b. Kāsım, Ṭabaḳātü’z-Zeydiyyeti’l-kübrâ: Bulûġu’l-murâd ilâ maʿrifeti’l-isnâd (nşr. Abdüsselâm b. Abbas el-Vecîh), Amman 1421/2001, II, 1125; Ahmed b. Muhammed eş-Şâmî, Târîḫu’l-Yemeni’l-fikrî fi’l-ʿaṣri’l-ʿAbbâsî, Beyrut 1407/1987, III, 82-121; Ahmed Abdullah Ârif, Muḳaddime fî dirâseti’l-itticâhâti’l-fikriyye ve’s-siyâsiyye fi’l-Yemen, Beyrut 1411/1991, s. 178-187; Ahmed el-Hüseynî, Müʾellefâtü’z-Zeydiyye, Kum 1413, I, 236; Ali Muhammed Zeyd, “el-Muṭarrifiyye”, Mevsûʿatü’l-Yemeniyye, San‘a 1412/1992, II, 870-873; D. T. Gochenour, The Penetration of Zaydi Islam into Early Medieval Yemen (doktora tezi, 1984), Harvard University, s. 186-201; İsmâil b. Ali el-Ekva‘, Hicerü’l-ʿilm ve maʿâḳılüh, Beyrut 1416/1995, I, 165-169; W. Madelung, “Muṭarrifiyya”, EI2 (İng.), VII, 772-773.
Bu madde ilk olarak 2006 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 31. cildinde, 374-375 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.