NEFEHÂTÜ’l-ÜNS

نفحات الأنس
Müellif:
NEFEHÂTÜ’l-ÜNS
Müellif: SÜLEYMAN ULUDAĞ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2006
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.09.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/nefehatul-uns
SÜLEYMAN ULUDAĞ, "NEFEHÂTÜ’l-ÜNS", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/nefehatul-uns (19.09.2019).
Kopyalama metni
Aslen bir Nakşibendî şeyhi olan İranlı mutasavvıf ve şair Abdurrahman-ı Câmî’nin 883 (1478) yılında Ali Şîr Nevâî’nin isteği üzerine kaleme aldığı Farsça eserin tam adı Nefeḥâtü’l-üns min ḥażarâti’l-ḳuds’tür. Eserin aslı, Muhammed b. Hüseyin es-Sülemî’nin ilk sûfî tabakat kitaplarından olan Ṭabaḳātü’ṣ-ṣûfiyye’sine dayanır. Hâce Abdullah-ı Herevî aynı adı taşıyan kitabını bu eseri tercüme edip yeni biyografiler ekleyerek oluşturmuş, Câmî de Farsça’nın Herat lehçesiyle yazıldığı için anlaşılması zor olan bu tercümeyi sadeleştirip kendi dönemine kadar yetişen sûfîlerin biyografisini de ekleyerek yeniden telif etmiştir. “Mukaddemât ve Usûl” başlığını taşıyan giriş bölümünden sonra Herevî’nin çağdaşı oldukları halde onun tarafından söz konusu edilmeyen sûfîlerin biyografilerini anlatarak eserine başlayan Câmî kendi zamanına kadar yaşamış olan sûfîlerin tamamını Nefeḥât’a almaya çalışmıştır. Esas itibariyle Herevî’nin eserini takip etmekle beraber onun tevhid, mârifet, tasavvuf, hakikat gibi konularda yaptığı açıklamaları, dua ve münâcâtlarını esere almamıştır.

Câmî, Nefeḥâtü’l-üns’ün giriş bölümünde sûfîlerin söz ve davranışlarının daha kolay anlaşılmasını sağlamak amacıyla velâyet, velî, mârifet, ârif, tasavvuf, mutasavvıf, melâmetî, âbid, zâhid, hâdim, fakir, meczup terimlerini, bunların arasındaki farkları, mûcize, keramet, istidrâc kavramlarını açıklamış, bu bilgileri verirken Kuşeyrî’nin er-Risâle’sinden, Hücvîrî’nin Keşfü’l-maḥcûb’undan, Şehâbeddin es-Sühreverdî’nin ʿAvârifü’l-maʿârif’inden, İzzeddin el-Kâşî’nin Miṣbâḥu’l-hidâye’sinden, Fahreddin er-Râzî’nin Mefâtîḥu’l-ġayb’ından, Müstağfirî’nin Delâʾilü’n-nübüvve’sinden yararlanmış, Ferîdüddin Attâr’ın Teẕkiretü’l-evliyâʾ adlı kitabını kaynak olarak kullanmamıştır.

Sülemî, Ṭabaḳāt’ında 103 sûfînin biyografisini beş bölüm halinde kronolojik sıraya göre anlatmış, Herevî bunlara 120 kadar sûfînin biyografisini eklemiştir. Nefeḥâtü’l-üns’te ise bu sayı 600’ü geçmektedir. Otuz dört âbid, zâhid ve ârif kadının biyografisinin verildiği son bölüm Sülemî’nin Ẕikrü’n-nisveti’l-müteʿabbidâti’ṣ-ṣûfiyye isimli eserinden istifade edilerek yazılmıştır. Câmî sûfîleri anlatırken kronolojik sırayı veya yaşadıkları bölgeleri esas almamış, tasavvufî hareketlere ve tarikatlara mensup olanları bir arada anlatmaya çalışmıştır. Böylece eser bir tür tasavvuf tarihi niteliği kazanmıştır.

Tasavvuf tarihi bakımından değerli olduğu kadar özellikle Türk ve İran kültürü bakımından da önemli olan Nefeḥâtü’l-üns’ü Ali Şîr Nevâî 170 kadar Türk ve Hint kökenli sûfînin biyografisini ekleyerek 901’de (1495) Nesâyimü’l-mahabbe min şemâyimi’l-fütüvve adıyla Çağatay Türkçesi’ne tercüme etmiştir (nşr. Kemal Eraslan, İstanbul 1979). Eser, 927’de (1521) Lâmiî Çelebi tarafından Fütûhu’l-mücâhidîn li-tervîhi kulûbi’l-müşâhidîn ismiyle Anadolu Türkçesi’ne çevrilmiştir (İstanbul 1270, 1289, 1980). Tercüme-i Nefehât diye meşhur olan Lâmiî tercümesinin iki sadeleştirilmiş neşri bulunmaktadır (haz. Kâmil Candoğan – Sefer Malak, İstanbul 1971; haz. Süleyman Uludağ – Mustafa Kara, İstanbul 1995). İlk sadeleştirme eksik ve özensizdir. Câmî gibi Nakşibendî tarikatına mensup olan Lâmiî eserin giriş bölümünü genişletmiş, Nakşibendî şeyhleri hakkında Câmî’yi tamamlayan bilgiler vermiş, bazı tarikatlar, Zeynîler ve Halvetîler’e dair geniş bilgiler aktarmış, ayrıca Anadolu’da yetişen sûfîleri esere ilâve etmiştir.

Nefeḥâtü’l-üns Tâceddin b. Zekeriyyâ Osmânî Nakşibendî ile (Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye, nr. 9795) Zileli Ebû Leys Muharrem b. Muhammed tarafından Arapça’ya tercüme edilmiştir (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1967). Abdülgafûr-i Lârî ve Muhammed b. Mahmûd Dihdâr Nefeḥât’a birer hâşiye yazmıştır. Câmî’nin öğrencisi olan Lârî’nin hâşiyesi eserin Mahmûd Âbidî tarafından yapılan neşrinde geniş ölçüde yer almaktadır. Derviş Ali Bûzcânî’nin Reşeḥâtü’l-ḳuds fî şerḥi Nefeḥâti’l-üns adlı şerhi Lârî’nin hâşiyesine tekmile mahiyetindedir. Silvestre de Sacy, Nefeḥat’ın giriş kısmını Fransızca’ya tercüme etmiştir (Notice et extraits des Mms de la Bibliothèque Nationale, XII/1 [Paris 1831], s. 287-438). Eser Jordi Quingles tarafından İspanyolca’ya çevrilmiştir (Palma de Mallorca 1987). Nefeḥâtü’l-üns birçok defa basılmışsa da (nşr. Nassau Lees; Kalküta 1859; Leknev 1905; Taşkent 1332; nşr. Mehdî Tevhîdî Pûr, Tahran 1336 hş.) ilmî neşri Mahmûd Âbidî tarafından gerçekleştirilmiştir (Tahran 1370). Bu neşir gerek girişte verilen bilgiler (s. 1-72) gerekse açıklamalar (s. 637-931) ve fihristler (935-1214) itibariyle önemli bilgiler ihtiva etmektedir.

Abîdî, Abdurrahman-ı Câmî’yi Şiî veya Şiî temayüllü sûfî ve âriflere Nefeḥâtü’l-üns’te yer vermediği için tenkit etmiştir. Şah Ni‘metullāh-ı Velî, Âzer-i Tûsî, Seyyid Muhammed Nurbahş, Şah Kāsım Nurbahş, Safiyyüddîn-i Erdebîlî, Sadreddîn-i Erdebîlî gibi mutasavvıfların eserde yer almayışının sebebi bunların Şiî veya Şiî temayüllü olmasıdır. Nefeḥâtü’l-üns daha sonra yazılan bu tür birçok esere kaynak olmuş, özellikle Horasan, Mâverâünnehir, Hint, İran ve Anadolu-Rumeli mutasavvıfları bu eserden geniş ölçüde faydalanmıştır.

BİBLİYOGRAFYA
Lâmiî Çelebi, Nefehâtü’l-üns: Evliyâ Menkıbeleri (haz. Süleyman Uludağ – Mustafa Kara), İstanbul 1995, hazırlayanların girişi, s. 18-47; Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1967; Browne, LHP, III, 434-435; Storey, Persian Literature, I/2, s. 954-958; Asaf Hâlet Çelebi, Molla Câmî: Hayatı, Şahsiyeti, Eserlerinden Parçalar, [baskı yeri ve tarihi yok] (Kanaat Kitabevi), s. 7, 62; Ali Asgar Hikmet, Camî, Hayatı ve Eserleri (trc. M. Nuri Gencosman), İstanbul 1991, s. 288-293; Necdet Tosun, Bahâeddîn Nakşbend: Hayatı, Görüşleri ve Tarîkatı, İstanbul 2002, s. 136, 233; W. Ivanow, “The Source of Jami’s Nafahat”, JASB, XVIII (1922), s. 385-402; XIX (1923), s. 299-303.
Bu madde ilk olarak 2006 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 32. cildinde, 521-522 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.