Nİ‘METULLAH el-CEZÂİRÎ

نعمة الله الجزائري
Müellif:
Nİ‘METULLAH el-CEZÂİRÎ
Müellif: İLYAS ÜZÜM
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2007
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 12.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/nimetullah-el-cezairi
İLYAS ÜZÜM, "Nİ‘METULLAH el-CEZÂİRÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/nimetullah-el-cezairi (12.11.2019).
Kopyalama metni
1050 (1640) yılında İran’ın güneybatısında yer alan Tüster (Şüster) şehri yakınlarındaki Sıbâğıye köyünde doğdu. Cezâirî nisbesini doğduğu yerin Basra körfezindeki adalar bölgesinde (cezâir) bulunması sebebiyle aldığı anlaşılmaktadır. Soyu yedinci imam Mûsâ el-Kâzım’a ulaşır. Hayatının kırk yılına yakın bölümünü o dönemde kaleme aldığı el-Envârü’n-nuʿmâniyye adlı eserinin sonunda anlatır (IV, 302-326). Buna göre ilk eğitimine köyündeki okulda başladı. Ardından çevredeki Kârûn ve Huveyze’ye giderek öğrenimini ilerletti. 1061’de (1651) Şîraz’da Mansûriyye Medresesi’ne girdi. Burada kaldığı dokuz yıl içerisinde çeşitli hocalardan ders aldı. Ardından İsfahan’a geçerek Erfauddin en-Nâînî, Hüseyin b. Cemâleddin el-Hânsârî ve Allâme el-Horasânî gibi âlimlerin derslerine katıldı. Burada Muhammed Bâkır el-Meclisî ile tanıştı. Ondan dört yıl kadar kelâm ve hadis okudu. Meclisî’nin, Şîa’nın en büyük hadis koleksiyonu sayılan Biḥârü’l-envâr’ının hazırlanmasına önemli katkılarda bulundu. Bu arada İsfahan’da yeni kurulan medreseye hoca tayin edildi ve sekiz yıl burada ders verdi. 1110 (1698) yılında İsfahan’dan ayrılıp Cezayir bölgesine geldi, burada telif çalışmalarını aralıksız sürdürdü. Çeşitli dönemlerde Necef, Meşhed, Sâmerrâ, Kâzımeyn gibi merkezlere ziyarette bulundu. Aralarında Mahmûd el-Meymendî, Ali b. Hüseyin b. Muhyiddin el-Hemedânî, Muhammed b. Yûsuf b. Ali’nin de bulunduğu çok sayıda öğrenci yetiştirdi. Cezâirî Tüster’de vefat etti.

Ni‘metullah el-Cezâirî daha çok fıkıh ve hadisle meşgul olmuş, özellikle imamlardan nakledilen rivayetlerin incelenmesi ve şerhedilmesi konusunda derinleşmiştir. İmâmiyye fıkhının iki temel ekolünü teşkil eden Ahbâriyye ve Usûliyye’den ilkine mensup olmakla birlikte diğer ekol mensuplarına karşı eleştirilerinde ölçülü davranmış, iki tarafın birbirini zaman zaman dalâlete nisbet etmesini doğru bulmadığını belirtmiştir. Ahbârî ekolünün temel fikrine uyarak teşrî‘ alanında kelâm, mantık gibi aklî delillere dayalı her türlü yardımcı unsuru reddeden müellif Usûlîler’in öne çıkardığı re’y, kıyas ve istihsan gibi kaidelere itibar edilemeyeceğini, ancak imamlar tarafından ortaya konulan usuller ve genel kurallara göre hüküm verilebileceğini ifade etmiştir. Bu çerçevede önemli tartışma konularından birini teşkil eden, Usûlîler’in bir müctehidin vefatından sonra onun ictihadlarının geçerli olmayacağı şeklindeki yaklaşımlarına karşı çıkmıştır. Ona göre naslara dayanılarak yapılan ictihadlar zan değil hakikat konumunda bulunduğundan şahısların vefatıyla hükmünü yitirmez. Diğer taraftan müellif kelâm konularında aklî temellendirmelerden ziyade imamlardan nakledilen rivayetleri öne çıkaran bir yöntem izlemiş, bu arada tasavvufa karşı çıkmış, tabiat bilimleriyle ilgili tartışmalarda yine rivayetler çerçevesinde görüşler ortaya koymuştur (ilmî kişiliği için bk. Hânsârî, VIII, 150, 152-159; Uyar, s. 232-237).

Eserleri. 1. el-Cevâhirü’l-ġavâlî. İbn Ebû Cumhûr’un hadisle ilgili ʿAvâli’l-leʾâli’l-ʿazîziyye adlı eserinin şerhidir (Âgā Büzürg-i Tahrânî, V, 273-274). 2. el-Envârü’n-nuʿmâniyye. İmamlardan nakledilen rivayetler çerçevesinde inanç konularını ele alan bir çalışmadır. İlki taşbaskı olmak üzere (Tahran 1271) birçok defa basılmıştır (Tahran 1280, 1316, 1319; Tebriz 1301, 1338 hş.; Beyrut 1404/1984). 3. Ġāyetü’l-merâm. Ebû Ca‘fer et-Tûsî’nin Tehẕîbü’l-aḥkâm’ına dair sekiz ciltlik şerhtir. Müellifin Tûsî’nin aynı eserine yazdığı Maḳṣûdü’l-enâm isimli şerhinden sonra kaleme alınmıştır (a.g.e., XXII, 113-114). 4. Maḳṣûdü’l-enâm fî şerḥi Tehẕîbi’l-aḥkâm. Ebû Ca‘fer et-Tûsî’nin eserine yapılan on iki ciltlik şerhtir (a.g.e., a.y.). Tahrânî’ye göre bazı kaynaklarda müellife atfedilen el-Buḥûru’ẓ-ẓâhire bu şerhin diğer bir adı olmalıdır (a.g.e., III, 50). 5. Keşfü’l-esrâr fî şerḥi’l-İstibṣâr. Ebû Ca‘fer et-Tûsî’nin eserine dair üç ciltlik bir şerhtir (a.g.e., XVIII, 17). 6. Ḳıṣaṣü’l-enbiyâʾ (en-Nûrü’l-mübîn, en-Nûrü’l-mübîn fî ḳıṣaṣi’l-enbiyâʾ ve’l-mürselîn). Önsözde kaydedildiğine göre müellifin, on iki imam hakkındaki Riyâżü’l-ebrâr adlı eserinin ardından onu tamamlayıcı bir çalışma olmak üzere peygamberleri âyet ve hadislerde geçen kıssaları ile ele alan bir çalışmasıdır (Necef 1355, 1374; Beyrut 1417/1997; Beyrut, ts.). 7. Menbaʿu’l-ḥayât. Vefat etmiş bir müctehidi taklit etmenin cevâzına dairdir (Bağdat 1384/1929). 8. Nûrü’l-envâr. Dördüncü imam Zeynelâbidin’e izâfe edilen dua mecmuası eṣ-Ṣaḥîfetü’s-Seccâdiyye’nin şerhi olup Mîr Dâmâd’ın Ḥâşiyetü’ṣ-Ṣaḥîfeti’s-Seccâdiyye’si ile birlikte basılmıştır (Tahran 1317; Tebriz, ts.; Muhammed b. Hüseyin el-Ca‘bî’nin Ḥadîḳatü’l-hilâliyye’si ile birlikte Tahran 1317). 9. Ḥâşiyetü’l-Câmî. İbnü’l-Hâcib’in el-Kâfiye’sine Abdurrahman-ı Câmî’nin el-Fevâʾidü’ż-żiyâʾiyye adıyla yazdığı, ancak daha çok şârihinin lakabıyla tanınan şerhin hâşiyesi olup birçok defa basılmıştır (Tahran 1268, 1277, 1293; Tebriz 1280, 1296). 10. Zehrü’r-rebîʿ. Müellifin kendi oğlunu kaybetmesi üzerine kaleme aldığı eser çeşitli zorluklara karşı insana teselli kaynaklarını göstermeyi amaçlamaktadır (Tahran 1292, 1298; nşr. Muhammed Kâzım el-Kütübî, Necef 1954, 1956; müellifin eserleri hakkında ayrıca bk. Tebrîzî, III, 113-115).

BİBLİYOGRAFYA
Ni‘metullah el-Cezâirî, el-Envârü’n-nuʿmâniyye, Beyrut 1404/1984, IV, 302-326; ayrıca bk. M. Ali el-Kādî et-Tabâtabâî’nin önsözü, I, s. c-l; Hür el-Âmilî, Emelü’l-âmil (nşr. Ahmed el-Hüseynî), Bağdad 1385/1965, II, 336; İbn Usfûr el-Bahrânî, Lüʾlüʾetü’l-Baḥreyn (nşr. M. Sâdık Âl-i Bahrülulûm), Beyrut 1406/1986, s. 111; Abdullah Efendi el-İsfahânî, Riyâżü’l-ʿulemâʾ ve ḥiyâżü’l-fużalâʾ (nşr. Ahmed el-Hüseynî), Kum 1401, V, 253-256; Hânsârî, Ravżâtü’l-cennât, VIII, 150-159; Mirza Muhammed b. Süleyman et-Tünükâbünî, Ḳıṣaṣü’l-ʿulemâʾ, Tahran 1396, s. 336-353; Browne, LHP, IV, 161-167, 361-367; Hânbâbâ Müşâr, Fihrist-i Kitâbhâ-yi Çâpî-yi ʿArabî, Tahran 1344 hş., s. 101, 276, 285, 309, 507, 664, 913, 969, 970; Tebrîzî, Reyḥânetü’l-edeb, Tebriz, ts. (Çaphâne-i Şafak), III, 113-115; Âgā Büzürg-i Tahrânî, eẕ-Ẕerîʿa ilâ teṣânîfi’ş-Şîʿa, Beyrut 1430/1983, II, 369; III, 50; V, 273-274; XIII, 375; XVI, 18; XVII, 8; XVIII, 17; XXII, 113-114; Mazlum Uyar, İmâmiyye Şiası’nda Düşünce Ekolleri: Ahbârilik, İstanbul 2000, s. 232-237; Bahâüddin Hurremşâhî, “Zehrü’r-rebîʿ”, DMT, VIII, 554-556.
Bu madde ilk olarak 2007 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 33. cildinde, 130-131 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.