PÎREMERD

پيره ميرد
Müellif:
PÎREMERD
Müellif: AHMET ÖZEL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 17.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/piremerd
AHMET ÖZEL, "PÎREMERD", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/piremerd (17.11.2019).
Kopyalama metni
Kuzey Irak’ta Süleymaniye şehrinde doğdu. Dedesi Hamza Âgā-yi Masrafî, Bâbân Emirliği’nin son valisi Ahmed Paşa’ya maliye nâzırlığı yaptığından Masrafî nisbesiyle anılır. Pîremerd (Pîremêrd) ilk dinî eğitimini Süleymaniye’de Molla Hüseyin Gûce ve Molla Saîd Zelzelî’den aldıktan sonra medrese öğrenimini dedesinin inşa ettirdiği Hamza Ağa Camii’nde Molla Mahmûd’un yanında gördü. Arapça, Farsça ve Türkçe öğrendi. Irak Kürdistanı’nda birçok yeri dolaşıp tahsilini ilerletti, bu arada Kürt şiiri ve folkloru konusunda bilgi edindi. Daha genç yaşta iken mahallî idarede çeşitli görevlerde bulundu. 1882’de Süleymaniye nüfus başkâtipliği, mahkeme zabıt kâtipliği, 1883’te Halepçe Emlâk-i Hümâyun kâtipliği, 1886’da Şârbâjîr (Şehribâzâr) mahkeme başkâtipliği yaptı. 1895’te Süleymaniye’de Şeyh Mustafa en-Nakīb’in özel kâtipliğini üstlendi. Sultan II. Abdülhamid’in daveti üzerine 1898 yılında Mustafa en-Nakīb ve Şeyh Saîd Berzencî (Mahmûd Berzencî’nin babası) ile birlikte İstanbul’a gitti; ertesi yıl onlarla beraber hac farîzasını yerine getirdi. Dönüşte kendisine “bey” unvanı verildi ve Hacı Tevfik Bey diye anılmaya başlandı. Kaçar Hükümdarı Nâsırüddin Şah’ın Sultan Abdülhamid’e gönderdiği mektuba cevap yazma işi Kâtib-i Şehriyârî İzzet Paşa tarafından kendisine verilince Farsça yazdığı mektup dil, üslûp, hat bakımından çok beğenildi ve 14 Eylül 1899 tarihinde Meclis-i Âlî âzalığına getirildi. Bu arada İzzet Paşa’nın teşvikiyle girdiği Mekteb-i Hukuk’tan 1905’te mezun oldu. İstanbul’da çıkan Resimli Kitap, İctihad, Musavver Muhît, İkdâm, Serbestî, Hürriyet, Tercümân-ı Hakîkat gibi Türkçe ve Şems gibi Farsça dergi ve gazetelerde, Tahran’da çıkan Şafak-ı Surh gazetesi ve Ferheng dergisinde yazılar yazdı (kullandığı çok sayıdaki isim ve takma ad için bk. Malmîsanij, s. 69-71). II. Meşrutiyet’in ilânından sonra Şeyh Ubeydullah’ın oğlu Seyyid Abdülkādir Nehrî-yi Şemdînânî’nin başkanlığında 1908’de kurulan Kürt Teâvün ve Terakkî Cemiyeti’nin on asıl üyesinden biri oldu; bu cemiyetin haftalık Kürd Teâvün ve Terakki Gazetesi’nin (Kasım 1908) imtiyaz sahipliğini ve sorumlu müdürlüğünü yürüttü. Süleymaniyeli M. Tevfîk, Süleymaniyeli Tevfîk, M. Tevfîk imzalarıyla yazılar kaleme aldı. Aynı zamanda İstanbul’da yayımlanan ilk Kürtçe (ve aynı zamanda Türkçe) süreli yayın sayılan, yazarları arasında Said Nursi, Diyarbekirli Ahmed Cemil Bey, Haydarîzâde İbrâhim Efendi, Süleyman Nazif, Babanzâde İsmail Hakkı’nın da bulunduğu bu gazete, cemiyetin faaliyetine son verilmesiyle birlikte sekizinci ayında kapatılıncaya kadar (Haziran 1909) varlığını sürdürdü. İstanbul’da kaldığı sırada bir ara Heybeliada’da ikamet etti (“Heybeliada’da Gece” adlı şiirinin aslı ve Türkçe tercümesi için bk. a.g.e., s. 77-78, 93-94). Recâizâde M. Ekrem, Halit Ziya, Rıza Tevfik, Ahmed Râsim, Hüseyin Rahmi ve Abdülhak Hâmid gibi tanınmış Türk edip ve şairleriyle tanıştı. Bu arada bir süre avukatlık yaptıktan sonra tekrar devlet memuriyetine döndü.

1909’da Çölemerik (Hakkâri), 1912’de Karamürsel, 1915’te Palu, 1916’da Beytüşşebâb, 1917’de Gümüşköy, Adapazarı ve Heybeliada kaymakamlığı yapan Pîremerd, Kürdistan Teâlî Cemiyeti’nin (1918) üyeleri arasında yer aldı, bu cemiyetin çıkardığı Jîn (Hayat) dergisinde şiirleri ve yazıları yayımlandı. 1918’de Amasya mutasarrıflığına tayin edildi. Bazı kaynaklarda 1923 yılına kadar bu görevde kaldığı belirtilmekle birlikte, Atatürk’ün 12 Haziran 1919 tarihinde Amasya’ya gelişinde kendisini karşılayan heyet arasında onun değil mutasarrıf vekili Mustafa Bey’in adının anılması ve sonraki gelişmeler sırasında da isminin geçmemesinden o sırada Amasya’da bulunmadığı anlaşılmakta, dolayısıyla buradaki görevinde ne kadar kaldığı bilinmemektedir. Pîremerd, Türkiye’de cumhuriyetin ilân edilmesi ve Irak’ta bir hükümetin kurulacağını öğrenmesi üzerine Türkiye’de evlendiği eşi ile Nejad ve Vedad adlı iki çocuğunu İstanbul’da bırakarak 1924’te Bağdat’a gitti, 1925’te Süleymaniye’ye döndü. Cem‘iyyet-i Maârif’te üyelik, sekreterlik ve uzun süre başkanlık yaptı. Çeyrek asır boyunca İstanbul’da elde ettiği birikimle bazı sosyal ve kültürel projeleri uygulamaya koydu. Süleymaniye belediyesi tarafından 1924’te Jiyâneve adıyla çıkarılan ve 1925’te adı Jiyân’a (Hayat) çevrilen haftalık gazetenin başyazarı oldu (1926). İmtiyaz sahibi ve sorumlu müdürü Hüseyin Nâzım Şehrdâr 1933’te vefat edince onun görevlerini de üstlendi. Süleymaniye yönetimiyle anlaşamayıp 1938’de 553. sayıda gazetenin yayını durdurulunca kendi imkânlarıyla bir matbaa satın alıp Ocak 1939’da 554. sayıdan itibaren Jîn adını verdiği yeni bir haftalık gazete çıkardı ve hayatının sonuna kadar bunun yayımını sürdürdü (1015 sayı). Bu faaliyetleri yanında kurduğu matbaada birçok kitap bastırdı. Bağdat’ta Alâeddin Seccâdî’nin çıkardığı Gelâvêj dergisinde Kürtçe, Kerkük’te çıkan Kerkük gazetesi ve Necme dergisinde Türkçe şiirleri ve yazıları yayımlandı. 1932’de Jiyân’ın 312. sayısından itibaren Hacı Tevfik Bey yerine Pîremerd (yaşlı adam) lakabını kullandı. Süleymaniye’de Cem‘iyyet-i Zânistî Kurdân (Kürt Bilim Derneği) tarafından gündüz çalışmak zorunda olanların eğitimi için kurulan Kütübhâne-yi Zânistî adlı özel gece okulunda bir ara müdürlük yaptı. Hamza Ağa Camii’nde her yıl mevlid törenleri düzenlenmesine, ayrıca Nevruz ateşinin yakılıp bu bayramın kutlanmasına öncülük etti, Nevruz için bir marş yazdı (a.g.e., s. 91-92). 19 Haziran 1950’de Süleymaniye’de vefat eden Pîremerd, Gird-i Mâme Yâre Kabristanı’na defnedildi. Jîn gazetesi vasiyeti üzerine yayımını sürdürdü (kapandığı 1963’e kadar 1700 sayı).

Kürt gazeteciliği alanında özel bir yeri olan Pîremerd bilhassa Kuzey Irak’ta haklı bir üne sahip güçlü bir edip ve şairdir. Kürt edebiyatının yanı sıra Türk ve Fars edebiyatlarına da vâkıf olup bu dillerde de şiirler yazmıştır. Özellikle Nâlî, Molla Abdürrahîm Mevlevî ve Hacı Kādir-i Kûyî’den etkilenmiş, çağdaş temaları klasik Kürt şiiri form ve temalarıyla ustaca birleştirdiği manzumelerinde aşk, tasavvuf, mizah, hiciv, sosyal ve siyasal konuları işlemiş, zaman zaman klasik formların dışına çıkarak serbest şiirler yazmıştır. Sözlü edebiyat ve folklorla da ilgilenerek atasözlerini toplayıp nazma çekmiş ve gazetesinde yayımlamış, şiirin didaktik değerini öne çıkarmış, muhtemelen Osmanlı’daki değişimden etkilenerek kadınların eğitimine ve özgürlüğüne büyük önem vermiştir. Pîremerd, Kürt edebiyatında ilk kısa hikâye ve tiyatro yazanlardandır, ayrıca bir yenilik olarak çocuk şiirleri de kaleme almıştır. Kürt tarihi kahramanlarından etkilenmiş, bunları tiyatroda sahnelenmek üzere Mem u Zîn, Devâzde Süvâreyê Merîvân ve Mahmûd Âğâyê Şîvegel gibi hikâyelerine konu etmiştir. Dindar bir kişiliğe sahip olan, vasiyetinde de belirttiği gibi dinden ve ahlâktan vazgeçilmemesini isteyen Pîremerd’in siyasal olaylara çok katılmadığı, kendisini halkın eğitim ve kültür seviyesinin yükseltilmesine adadığı anlaşılmaktadır. Kuzey Irak bölgesel yönetimi tarafından 2002 yılından itibaren konulan “Pîremerd Altın Ödülü” her yıl Kürt edebiyatı ve sanatına hizmet eden bir yazar veya sanatçıya verilmektedir.

Pîremerd üzerine yapılan çalışmalardan bazıları şunlardır: Muhammed Resûl Havâr, Pîremêrdi Nemir (Bağdat 1970; Sakız 1369 hş./1990, 1386 hş./2007); Ferîdûn Ali Emîn, Çend Serincîk Le Pîremêrd Şâir (Bağdat 1971; Pîremerd’in siyasî ve edebî hayatıyla ilgili eleştirel bir çalışmadır); Fâik Huşyâr, Pîremêrd (Bağdat 1990); Ümîd Âşinâ, Pîremêrd û Pêydâçûneveyekî Nuêy Jîyan û Berhemekânî (I-II, Hevlîr 2001; Pîremerd’in hayatı ve eserleri üzerine yapılmış en muhtevalı çalışmadır). Tanınmış Kürt edebiyat tarihçisi Alâeddin Seccâdî, Pîremerd’in ölümü münasebetiyle 25 Ağustos 1950 tarihinde düzenlenen toplantıda birçok yazar ve şair tarafından yapılan konuşmaları ve okunan şiirleri Yâdî Pîremêrd adıyla derlemiş (Bağdat 1951), Mîjûy-i Edeb-i Kûrdî adlı eserinde ona ayrıca geniş yer vermiştir (Bağdat 1952, s. 418-435).

Eserleri. 1. Dîvân (nşr. Muhammed Resûl Havâr, Bağdat 1387; nşr. Fâik Huşyâr, Bağdat 1990; nşr. Arif Zêrevan, Stockholm 2005, Latin harfleriyle). Ümîd Âşinâ, şairin hayatı ve eserleri üzerine yaptığı kapsamlı çalışmasında (bk. bibl.) nesirleri yanında birçok şiirine ve bunların açıklamasına yer vermiş, şair Kâke-i Felâh da onun Jiyân ve Jîn’deki şiirlerini derleyip yayımlamıştır (Le Pendekanî Pîremêrd, I-IV, Bağdat 1969-1980). 2. Mem u Zîn (Süleymaniye 1935). Leylâ ve Mecnûn tarzı trajik bir aşk hikâyesi olup Şeyh Ahmed-i Hânî’nin meşhur eserinin yorumudur. 3. Devâzde Süvâreyê Merîvân (Süleymaniye 1935, 1959). 4. Pendê Peşînân (Süleymaniye 1936). 5. Mahmûd Âğâyê Şîvegel (Süleymaniye 1942). 6. Kemânçejen (Almanca’dan Türkçe’ye çevrilen hikâyeyi bu dilden Kürtçe’ye çevirmiştir, I-II, Süleymaniye 1942; Bağdat 1979; London 2007). 7. Gâlte u Gep. Mizahî Kürt folklorundan bir koleksiyondur (Süleymaniye 1947, 1970).

Pîremerd, Kürt şairi Molla Abdürrahîm Mevlevî’nin divanını Kürtçe’nin Gorânî/Havramânî lehçesinden Sorânî lehçesine çevirmiş, birinci cildi Gorânî lehçesiyle asıl metin, ikinci cilt Sorânî lehçesine çevrilen metin olup ilkine “Asl”, diğerine “Ruh” adını vermiştir (Süleymaniye 1354/1935; Bağdat 1965; Sakız 1993). Gazetesinin çeşitli sayılarında Mevlânâ Hâlid el-Bağdâdî’nin divanını Farsça’dan Kürtçe’ye çevirerek neşretmiş (bundan derlenen baskısı: Bağdat 1987), Velî-yi Dîvâne ve Beysârânî adlı Kürt şairlerinin şiirlerini derleyip Gorânî lehçesinden Sorânî lehçesine aktarmıştır. Ayrıca derleyip gazetesinde manzum olarak yayımladığı 6400 Kürtçe atasözü, deyim ve hikmetle (bazıları için bk. Jîn, II, 368-374, 386-389) çeşitli folklor malzemesi bir kitaplık hacmindedir.

BİBLİYOGRAFYA :

M. Emîn Zekî, Ḫulâṣatü târîḫi’l-Kürd ve’l-Kürdistân (trc. M. Avnî), Kahire 1939, s. 370, 372; a.mlf., Meşâhîrü’l-Kürd ve Kürdistân fi’d-devri’l-İslâmî, Bağdad 1364/1945, I, 149-151; K. Avvâd, Muʿcemü’l-müʾellifîne’l-Irâḳıyyîn, Bağdad 1969, I, 214-215; Qanatê Kurdo, Tarixa Edebyeta Kurdi, Stockholm 1983, s. 297-309; Jîn: Kovara Kurdî-Tirkî/Kürtçe-Türkçe Dergi (trc. ve haz. M. Emin Bozarslan), Uppsala 1985, I, 269-271, 286-288, 302-304, 318-320; II, 341, 368-374, 386-389; ayrıca bk. neşredenin girişi, I, 11-12; İsmail Göldaş, Kürdistan Teâlî Cemiyeti, İstanbul 1991, s. 40; Kemal Burkay, Geçmişten Bugüne Kürtler ve Kürdistan: Coğrafya-Tarih-Edebiyat, İstanbul 1992, I, 226, 230, 232, 233-234; Hamîd el-Matbaî, Mevsûʿatü aʿlâmi’l-ʿIrâḳ fi’l-ḳarni’l-ʿişrîn, Bağdad 1995, I, 35; Rohat Alakom, Eski İstanbul Kürtleri (1453-1925), İstanbul 1998, s. 69, 92-93, 96, 106; Müslüm Yücel, Kürt Basın Tarihi, İstanbul 1998, s. 24, 28, 48-50; Mehmet Uzun, Kürt Edebiyatına Giriş, İstanbul 1999, s. 27, 53, 67; Malmîsanij, Kürt Teâvün ve Terakki Cemiyeti ve Gazetesi, İstanbul 1999, s. 28, 56, 65, 67-102, 135; Hasan Duman, Başlangıcından Harf Devrimine Kadar Osmanlı-Türk Süreli Yayınlar ve Gazeteler Bibliyografyası ve Toplu Katalogu, 1828-1928, Ankara 2000, I, 494; Ümîd Âşinâ, Pîremêrd û Pêydâçûneveyekî Nuêy Jiyân û Berhemekânî, Hevlîr 2001, I-II; Mârif Heznedâr, Mêjûyê Edebê Kurdî, Hevlîr 2001, s. 84, 121-122, 171; Celilê Celil, Kürt Aydınlanması (trc. Arif Karabağ), İstanbul 2001, s. 61-62; Bâbâ Merdûh Rûhânî, Târîḫ-i Meşâhîr-i Kürd, Tahran 1382 hş., II, 328-332; Amir Hassanpour, Kürdistan’da Milliyetçilik ve Dil: 1918-1985 (trc. İbrahim Bingöl – Cemil Gündoğan), İstanbul 2005, s. 280, 281, 292, 315, 377; M. Ali Suveyrekî, Muʿcemü aʿlâmi’l-Kürd, Süleymaniye 2006, s. 162-164; W. Jwaideh, Kurdish National Movement: Its Origins and Development, New York 2006, s. 25; Hüseyin Menç, Milli Mücadele Yıllarında Amasya, Amasya 2007, s. 93 vd.; Nevin Güngör Reşan, Kürt Ünlüleri, İstanbul 2008, s. 80; Fethullah Kaya, Osmanlı Döneminde Kürt Basını (yüksek lisans tezi, 2008), MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 47-50, 73-75; İzzeddin Mustafa Resûl, el-Vâḳıʿiyye fi’l-edebi’l-Kürdî, Erbil 2010, s. 84-90, 102, 118, 185, 196, 200; K. Hitchins, “Pîremêrd”, Encyclopaedia Iranica, http://www.iranicaonline.org/articles/piramerd (05.06.2013).
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-2. cildinde, 401-402 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.