SAFİYYÜDDİN el-URMEVÎ - TDV İslâm Ansiklopedisi

SAFİYYÜDDİN el-URMEVÎ

صفيّ الدين الأرموي
Müellif:
SAFİYYÜDDİN el-URMEVÎ
Müellif: MEHMET NURİ UYGUN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2008
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 26.09.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/safiyyuddin-el-urmevi
MEHMET NURİ UYGUN, "SAFİYYÜDDİN el-URMEVÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/safiyyuddin-el-urmevi (26.09.2020).
Kopyalama metni
613 (1216) yılında Urmiye’de (günümüzde İran sınırları içerisindeki Rızâiye şehri) dünyaya geldi. İsmâil Pûr onun Belh şehrinde doğduktan sonra çocukluk yıllarını Urmiye’de geçirdiğini, Hüsnî el-Harîrî ise dedelerinin Âzerî olduğunu ve kendisinin Bağdat’ta doğduğunu belirtir. Müstansır-Billâh zamanında (1226-1242) Şâfiî fıkhını öğrenmek için Bağdat’a gitti. Burada Müstansıriyye Medresesi’nde okudu. Aklî ilimler, edebiyat, tarih, ilm-i nücûm, hat ve fıkıhta kendini yetiştirmesinin yanı sıra özellikle mûsiki nazariyatı ve icrası konusunda devrinin en ünlü âlimi oldu. Hat sanatında İbnü’l-Bevvâb mektebini devam ettiren sanatkârlar arasında zikredilen Safiyyüddin, mensub hattıyla yazdığı bir mushafın halife tarafından beğenilmesi üzerine saray kütüphanesinde müstensih olarak görevlendirildi.

Safiyyüddin, mûsiki nazariyatı konusundaki riyâzî bilgileri Halife Müsta‘sım-Billâh’ın kâtibinden öğrendi. Onun hayatı Halife Müstansır ve Müsta‘sım dönemleri (1226-1258), Moğollar’ın Bağdat’ı işgali ve sonrası (1258-1263), Cüveynîler dönemi (1263-1294) olmak üzere üç devrede incelenebilir. Müstansır-Billâh ve Müsta‘sım-Billâh dönemlerinde hattat ve müzisyenlerin en büyüğü olarak tanınan Safiyyüddin, kütüphanedeki görevinin yanı sıra zaman zaman saray mûsikişinasları ile çalışmaktaydı. Ona ait bir bestenin halife tarafından beğenilmesi üzerine halifenin meclislerinde bulunmaya ve ud çalmaya başladı. Hülâgû’nun Bağdat’ı işgalinden (656/1258) sonra birçok kişinin katledildiği, kütüphanelerin yağmalanıp kitapların yok edildiği bir sırada Safiyyüddin kendi oturduğu mahalledeki yüzlerce insanın hayatını kurtardı. Ayrıca Hülâgû ile görüşme imkânı buldu ve zamanla onun güvenini kazanarak çevresinde yer aldı. İbnü’l-Fuvatî, Nasîrüddîn-i Tûsî’nin, yaptığı katliamlardan dolayı Hülâgû’yu kınadığını bildirdiği bir mektubunu Safiyyüddin el-Urmevî vasıtasıyla gönderdiğini anlatır.

Daha sonra Safiyyüddin, Evkaf nâzırlığına getirildi. Hülâgû’nun Irak’ın yönetimini veziri Şemseddin el-Cüveynî’ye bırakıp ülkesine dönmesinden sonra Cüveynî ailesinin Bağdat’taki dönemi başladı. Bu devirde Safiyyüddin yine itibar gören bir kişi olarak Cüveynî ailesine yakın oldu, Dîvân-ı İnşâ’nın başına getirildi, aynı zamanda nâzırlık görevi devam etti. Safiyyüddin bu dönemde Şemseddin el-Cüveynî’nin oğulları Bahâeddin Muhammed ile Şerefeddin Hârûn’un eğitimiyle ilgilendi. Bahâeddin Muhammed’in Moğollar’ın Irâk-ı Acem valisi olarak İsfahan’a gitmesi üzerine (664/1265) Safiyyüddin onunla birlikte İsfahan’a gittiyse de Cüveynî ailesinin iktidardan düşmesiyle tekrar Bağdat’a döndü (683/1284). Ardından onun için sıkıntılı günler başladı. Mala fazla değer vermediğinden sonunda yoksullaştı ve 300 dinarlık bir borç yüzünden hapse atıldı. Burada hastalanarak 20 Safer 693 (20 Ocak 1294) tarihinde vefat etti.

Safiyyüddin el-Urmevî mûsikide yeni bir dönem başlatarak Ya‘kūb b. İshak el-Kindî, Fârâbî, İbn Sînâ gibi âlimlerin, İlkçağ Yunan nazariyatçılarının mûsiki sistemleriyle ilgili eserlerini tercüme etmek yerine yaşayan mûsiki üzerinde durmuştur. Bir sekizlik aralığı (oktav) on yedi ses aralığına bölerek elde ettiği sistemi geliştirmiş ve perdeleri ebced sistemine göre harflerle ifade etmiştir. Onun mûsiki sistemi sonraki dönemlerde benimsenmiş, XIV. yüzyıldan XVI. yüzyılın ortalarına kadar Türk-İslâm dünyasındaki nazarî mûsiki çalışmalarında esas alınmıştır. Şemseddin Ahmed es-Sühreverdî, Ali Sitâî, Hasan Zâmir (Zâhir), Zeytûn, Hüsâmeddin Kutlukboğa, Lehâz, Sebâ, Denânîr, Annân, Arîb gibi birçok icracının yetişmesinde büyük etkisi olmuştur. Ayrıca hat sanatında çığır açmış, İbnü’s-Sühreverdî, Yâkūt el-Müsta‘sımî, Nizâmeddin b. Hakîm, Kemâleddin b. Burhân es-Sûfî, Abdullah-ı Sayrafî gibi sanatkârları yetiştirmiştir. Şairliğiyle de tanınan Urmevî’nin bestelediği eserlerin sözlerinden pek çoğunun kendisine ait olduğu kaydedilmektedir.

Eserleri. 1. Kitâbü’l-Edvâr*. 633 (1236) yılında Nasîrüddîn-i Tûsî’nin tavsiyesi üzerine yazılmıştır. Safiyyüddin’in mûsiki sistemini açıkladığı esere özellikle XIV-XVI. yüzyıllarda mûsiki nazariyatçıları tarafından şerhler yazılmış olup Abdullah-ı Sayrafî, Celâleddin Fazlullah el-Ubeydî, Fahreddin Muhammed el-Hucendî, Lutfullah es-Semerkandî ve Abdülkādir-i Merâgī’nin çalışmaları bunlardan bazılarıdır. Ayrıca Yûsuf b. Nizâmeddin Kırşehrî’nin Risâle-i Mûsîḳıyye’sinde, Fethullah eş-Şirvânî’nin Mecelle fi’l-mûsîḳī’sinde ve Ahmedoğlu Şükrullah’ın Risâle-i Mûsîḳī’sinde Safiyyüddin’in kitabındaki sistem ele alınmıştır. Kitâbü’l-Edvâr Hüseyin Ali Mahfûz, Gattâs Abdülmelik Haşebe ve Hâşim Muhammed Receb tarafından yayımlanmış, Mehmet Nuri Uygun tercümesiyle birlikte tenkitli neşrini gerçekleştirmiştir. 2. er-Risâletü’ş-Şerefiyye*. İlhanlılar’ın Irak valisi Şemseddin el-Cüveynî’nin oğlu Şerefeddin Hârûn adına kaleme alınmıştır. Fârâbî ve İbn Sînâ’nın mûsiki konusundaki görüşlerinin aktarıldığı eser Kitâbü’l-Edvâr’ın daha geniş bir düzenlemesidir. Fransızca’ya tercüme edilen er-Risâletü’ş-Şerefiyye’nin Hâşim Muhammed Receb tarafından tahkikli neşri gerçekleştirilmiş, Fazlı Arslan eseri Türkçe’ye çevirerek üzerinde bir doktora çalışması yapmıştır (AÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2004). 3. Fî ʿUlûmi’l-ʿarûż ve’l-ḳavâfî ve’l-bedîʿ. Eserin bir nüshasının Bodleian Library’de bulunduğu kaydedilmektedir (İA, X, 63). Safiyyüddin’in “muğnî” ve “nüzhe” adıyla kanuna benzeyen iki saz icat ettiği, devrinde dillerden düşmeyen 130 adet eser bestelediği kaynaklarda belirtilmektedir. Kitâbü’l-Edvâr’da bu bestelerinden ebced harf notasıyla yazdığı iki adet savtı günümüze ulaşmıştır.

BİBLİYOGRAFYA
Safiyyüddin el-Urmevî, el-Edvâr fi’l-mûsîḳā (nşr. Gattâs Abdülmelik Haşebe), Kahire 1986, neşredenin girişi, s. 33-38; ayrıca bk. Mahmûd Ahmed el-Hifnî’nin yazısı, s. 3-32; İbnü’t-Tıktakā, el-Faḫrî, Kahire 1317, s. 297-298; İbnü’l-Fuvatî, Telḫîṣu Mecmaʿi’l-âdâb (nşr. Mustafa Cevâd), Dımaşk 1965, X, 556; İbn Fazlullah el-Ömerî, Mesâlik, X, 310-312; Kütübî, Fevâtü’l-Vefeyât, Bulak 1299, II, 411; Müstakimzâde, Tuhfe, s. 295, 575; H. G. Farmer, A History of Arabian Music, London 1929, s. 227-229; a.mlf., The Sources of Arabian Music, Leiden 1965, s. 48-49; a.mlf., “Safiyyeddin”, İA, X, 63-64; Brockelmann, GAL Suppl., I, 906-907; B. R. d’Erlanger, La musique arabe, Paris 1949, V, 396-397; Abbas el-Azzâvî, el-Mûsîḳa’l-ʿIrâḳıyye fî ʿahdi’l-Moġūl ve’t-Türkmân, Bağdad 1370/1951, s. 22-34; Nâcî Ma‘rûf, Târîḫu ʿulemâʾi’l-Müstanṣıriyye, Kahire 1396/1976, I, 168-172; Âdil el-Bekrî, Ṣafiyyüddîn el-Urmevî, Bağdad 1978, s. 29-33; O. Wright, The Modal System of Arab and Persian Music A.D. 1250-1300, Oxford-New York 1978, s. 79-142; A. Shiloah, The Theory of Music in Arabic Writings, München 1979, s. 309-312; Mehmet Nuri Uygun, Safiyyüddin Abdülmü’min Urmevî ve Kitâbü’l-Edvârı, İstanbul 1999; İsmâil Pûr, “Ṣafiyyüddîn Urmevî”, Dânişnâme-i Edeb-i Fârsî (nşr. Hasan Enûşe), Tahran 1381, III, 617; Süreyya Agayeva, “Teʾs̱îr-i Kitâb-ı Edvâr-ı Urmevî ber Risâlehâ-yi Ḳadîmî ve Muʿâṣır-ı Mûsîḳī Âẕerbâycân ve Türkiye”, Mecmûʿa-i Maḳālât-ı Hümâyiş Beyne’l-milelî Ṣafiyyüddîn Urmevî (haz. Ahmed Sadrî), Tahran 1384, s. 195-205; Mahmûd Ahmed el-Hifnî, “Ṣafiyyüddîn el-Urmevî el-Baġdâdî”, ʿÂlemü’l-fikr, V/1, Küveyt 1975, s. 283-302; Gulâm Hüseyin Beydilî, “Büzürgân-ı Âzerbaycân: Urmiyeli Safiyyüddin Hakkında Bir Nice Söz”, Varlık, sy. 10, Tahran 1980, s. 47-52; Abdülcebbâr Mahmûd es-Sâmerrâî, “Ṣafiyyüddîn Urmevî müceddidü’l-mûsîḳa’l-ʿAbbâsiyye”, el-Mevrid, XIII/4, Bağdad 1984, s. 127-129; E. Neubauer, “Ṣafī al-Dīn al-Urmawī”, EI2 (İng.), VIII, 805-807; Nuri Özcan, “Osmanlılar’da Musikî”, Osmanlı Ansiklopedisi, İstanbul 1993, III, 209-211; Hüsnü el-Harîrî, “el-Urmevî el-Baġdâdî (Ṣafiyyüddîn ʿAbdü’l-Müʾmin)”, el-Mevsûʿatü’l-ʿArabiyye, Dımaşk 1998, I, 943-944.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2008 yılında İstanbul'da basılan 35. cildinde, 479-480 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER