SÂHİB ATA KÜLLİYESİ

Müellif:
SÂHİB ATA KÜLLİYESİ
Müellif: SEVGİ PARLAK
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2008
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/sahib-ata-kulliyesi
SEVGİ PARLAK, "SÂHİB ATA KÜLLİYESİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/sahib-ata-kulliyesi (19.10.2019).
Kopyalama metni
Taçkapısının iki yanında birer sebili bulunan cami, kıble duvarının arkasında yer alan türbe ve hankahla çifte hamamdan ibarettir. Hankah girişinin karşısındaki çifte hamam dışında diğer yapılar farklı tarihlerde mimari açıdan birbiriyle bağlantılı biçimde inşa edilmiştir. Külliyenin bânisi kitâbelerde ismi geçen Selçuklu vezirlerinden Sâhib Ata Fahreddin Ali’dir. Daha çok bânisinin adıyla tanınan külliye bulunduğu yerden dolayı Lârende, bitişiğindeki hankahtan dolayı Henergeh-Energe Camii ve Külliyesi olarak anılmasının yanı sıra hamam da Lârende Kapısı, Sultan ve Şifa Sultan Hamamı isimleriyle bilinir. Caminin mimarı, taçkapının sağındaki sebilin cephesinde madalyonlar içinde kitâbede ismi yazılı olan Kölük b. Abdullah’tır. Diğer yapıların mimarı tam bilinmemekle beraber Kālûyân el-Konevî ile Kölük b. Abdullah’ın isimlerinden bahsedilmektedir. 656’da (1258) başlayan külliyenin inşası türbeye yapılan ilâveler sebebiyle 682 (1283) yılına kadar sürmüştür. 1570’te cami ve hamam, 1825’te cami, 1848’de cami, türbe ve çifte hamam, 1871’de cami ve 1960-1962’de çifte hamam onarım geçirmiş, son olarak 2007 yılı içinde cami ve taçkapı esaslı bir şekilde tamir edilmiştir.

Cami. Külliyenin en erken tarihli yapısıdır. Orijinal mihrabı hariç bugünkü bina 1871’de yaptırılmıştır. Kuzeydeki avlu kapısı, mukarnaslı yaşmaklı ve iki yandaki emzikli sebillerin üzerinde tekrarlanan düğümlü kaval silmelidir. Mukarnaslı sebil pencerelerinin altında antik lahitlerden musluklu birer hazne vardır. Taçkapının sağında on altı yivli gövdeye sahip, şerefe üstü yenilenmiş bir minare yükselir. Günümüze ulaşmadığı düşünülen diğer minaresiyle birlikte taçkapının çifte minareli olduğu söylenebilir. Caminin kuzeydeki kapısının kündekârî tekniğinde kanatlarının ilk yapıdan kaldığı bilinmektedir. Tavanı on iki ahşap direkle taşınan bugünkü cami, mihrap eksenindeki daha geniş olmak üzere kıble duvarına dik beş sahından meydana gelen kare planlı bir yapıdır. Kıble duvarının ortasında kısmen zemine gömülü durumda mozaik çini tekniğinde bir mihrabı vardır. Mihrabın iki yanındaki yarım yıldız planlı iki kâgir ayak, ortadan kalkmış bulunan diğer iki ayakla birlikte mihrap önü kubbesini taşımaktaydı. 1964’te yapılan sondaj ve kazı çalışmaları sonucu caminin doğu, batı ve kuzey yönlerinde duvar temelleri tesbit edilmiş, bundan yapının kuzeydeki taçkapıya kadar uzanan kıble duvarına dik yedi sahınlı, mihrap önü kubbeli, ahşap direkli bir yapı olduğu anlaşılmıştır (Karamağaralı, sy. 3 [1982], s. 51). Eski fotoğraflarda görülen hankahın girişindeki ahşap direkli sundurmaya ait stalaktitli başlıklar muhtemelen yangınlardan kurtarılabilmiş camiye ait son örneklerdir. Bugünkü başlıklar düz olup bir özelliği yoktur. Kuzey yönündeki ahşap mahfille güneybatı köşesindeki minber camiye sonradan eklenmiştir.

Türbe. Taş ve tuğladan inşa edilen yapıya hankahın kubbeli avlusunun kuzeydoğu köşesindeki kapıdan geçilir. Türbe bugün çatıyla örtülü bir dehlizle bu bölüme geniş bir sivri kemerle açılan, kare planlı ve Türk üçgenleriyle geçişi sağlanan kubbeli ziyaret bölümünden oluşur. Bu bölümdeki üçü önde, diğerleri arkada altı adet çinili sanduka Sâhib Ata Fahreddin Ali’ye, büyük oğlu Tâceddin Hüseyin’e, küçük oğlu Nusretüddin Hasan’a, kızı Melike Hatun’a, muhtemelen torunu Şemseddin Mehmed’e aittir. Dehlizden kubbeli bölüme açılan kemerdeki kitâbede türbenin 682’de (1283) yenilendiği belirtilmektedir. Dehlizin kuzey duvarında camiye açılan bir kapı, doğu duvarında dört adet pencere bulunur. Kubbeli bölümden kuzeydeki camiye düz atkılı, güneydeki hankaha altta düz atkılı, üstte sivri kemerli, mozaik-çini tekniğinde ajurlu şebekeli bir pencere, batı yönüne sadece en üstteki ajurlu bir şebekeye sahip üst üste sıralı üç pencere açılır. Türbenin dikdörtgen planlı, tonoz örtülü mumyalık katına hankahın kuzey eyvanının zemininden inilmektedir. Türbe dehlizinin doğu duvarının üst tarafında kûfî yazılı “Ali”ler yer alır. Kubbeye geçişi sağlayan üçgenler ve kasnağı dolaşan çiçekli kûfî yazı kuşağı çiniler mozaik tekniğindedir. Merkezdeki kûfî yazılı madalyonun etrafını kubbe eteğine kadar balıksırtı desenli tuğla örgüler çevreler. Türbe duvarları da zeminden yaklaşık 2,5 metreye kadar fîrûze renkli altıgen çinilerle kaplıdır.

Hankah. Taçkapısındaki kitâbeye göre 678’de (1279) inşa edilmiştir. Kapının soluna iki, sağına bir olmak üzere basık kemerli, derinliği az, eyvan biçimli dükkânlar yapılmış, daha sonra onarım esnasında bunların sayısı beşe çıkarılmıştır. Basık kemerli kapıdan iki ucu beşik, ortası çapraz tonozlu bir dehlize geçilir. Dehlizin kuzey duvarında örülmüş bir kapı, güney duvarında yüksekte kalmış dikdörtgen bir pencere bulunmaktadır. Sıva raspaları ve zemin sondajları sonucu günümüze ulaşamamış açıklıkların temel izleri seçilebilen mekânlara geçişi sağladığı anlaşılmaktadır. Dehlizin sonundaki basık kemerli kapıyla hankahın köşeleri pahlanarak sekizgene dönüşmüş kubbeli avlusuna geçilir. Avlu zemininde önceleri sekizgen bir havuz vardı. Buradan üç yönde, eyvanlı olup pahlı köşelerdeki sivri kemerli kapılardan bugün ayakta olmayan odalara geçilmekteydi. Dikdörtgen planlı bu odalar köşe bingilerinin izlerinden anlaşıldığı kadarıyla kubbeyle örtülüydü. Eyvanların duvarları ince şeritlerle çerçevelenmiş fîrûze renkli altıgen çinilerle kaplıdır. Pahlı köşelerdeki kapıların üzerinde orijinali ajurlu, çini mozaik şebekeler yer almaktaydı. Bunlar daha sonra elden geçirilirken bazıları ahşaplarıyla değiştirilmiştir. Ayrıca kubbe kasnağı, kubbe içi ve merkeziyle pandantiflerde çini-mozaik, sırlı tuğla ve tuğla bezemeler görülür. Zeminleri avluya göre yukarıda kalan eyvanlardan güneydekine alçı bir mihrap yerleştirilmiştir.

Hamam. Hankahın karşısında yer alan kitâbesiz çifte hamam 1258-1279 yılları arasında inşa edilmiş olmalıdır. Duvarlarda moloz taş; kemer, tonoz, kubbe ve üst örtüye geçişte tuğla kullanılmıştır. Selçuklu dönemi çifte hamamlarının en büyüğü olan yapı doğu-batı doğrultulu simetrik plana sahip dikdörtgen şeklindedir. Kuzeydeki erkekler kısmı, güneydeki kadınlar kısmıdır. 1934 yılına ait bir tesbite göre hamamın bazı bölümleri değiştirilerek keçe imalâthanesi yapılmıştır. Batı yönünde yer alan soğukluklar kare planlı olup muhtemelen ahşap tavanlı iken bugün betonarme olarak yenilenmiştir. Her iki kısmın üzeri aydınlık fenerlidir. Ilıklıklar bir büyük, iki küçük kubbe ile örtülüdür. Yalnızca erkekler kısmında küçük kubbelerden biri eliptiktir. Sıcaklık bölümleri her iki kısımda dört eyvanlı ve dört köşe halvet hücrelidir. Halvetler kubbe, eyvanlar ise sivri kemerli tonoz örtülüdür. Erkekler kısmının sıcaklığında sekizgen bir göbek taşı mevcuttur. Sıcaklıkların arkasına sivri kemerli tonoz örtülü su deposu ve külhan yerleştirilmiştir.

BİBLİYOGRAFYA
M. Ferit – M. Mesut, Selçuk Veziri Sahip Ata ile Oğullarının Hayat ve Eserleri, İstanbul 1934, s. 46-60, 76-78, rs. 1-26, 39; Konyalı, Konya Tarihi, s. 505-515, 719-727, 927-934, 1069; Yılmaz Önge, “Konya Sâhib Atâ Hankâhı”, Suut Kemal Yetkin’e Armağan, Ankara 1984, s. 281-292; a.mlf., Anadolu’da XII-XIII. Yüzyıl Türk Hamamları, Ankara 1995, s. 229-236; a.mlf., Türk Mimarisinde Selçuklu ve Osmanlı Döneminde Su Yapıları, Ankara 1997, s. 67-70; Aptullah Kuran, “Anadolu’da Ahşap Sütunlu Selçuklu Mimarisi”, Malazgirt Armağanı, Ankara 1993, s. 179-186; H. Örcün Barışta, “Sahip Ata Türbesi Çini Süslemeleri Üzerine”, III. Millî Selçuklu Kültür ve Medeniyeti Semineri Bildirileri (20-22 Mayıs 1993), Konya 1994, s. 99-118; Ömür Bakırer, “Window Grilles at the Sahip Ata Hanikâh in Konya”, 9. Milletlerarası Türk Sanatları Kongresi, Bildiriler, Ankara 1995, I, 251-263; Zeki Atçeken, Konya’daki Selçuklu Yapılarının Osmanlı Devrinde Bakımı ve Kullanılması, Ankara 1998, s. 99-114; a.mlf., “Konya Şer’iyye Sicil Kayıtlarına Göre Sâhib-Ata Külliyesi’nin Osmanlılar Zamanında Tamirleri ve Caminin Bazı Bilinmeyen Yönleri”, SÜ Eğitim Fakültesi Dergisi, sy. 6, Konya 1992, s. 101-108; Sevgi Parlak, Merkezi Kubbe-Eyvan İlişkisinin Esas Olduğu Anadolu Selçuklu Dönemi Tarikat Yapıları (yüksek lisans tezi, 2004), İstanbul Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü; a.mlf., “Merkezi Kubbe-Eyvan İlişkisinin Esas Olduğu Anadolu Selçuklu Dönemi Tarikat Yapıları”, Bilim Eşiği 2: Sanat Tarihinde Gençler 2004 Semineri-Bildiriler (haz. Nezih Başgelen), İstanbul 2005, s. 235-263; a.mlf. – Baha Tanman, “Tarikat Yapıları”, Anadolu Selçukluları ve Beylikler Dönemi Uygarlığı, Ankara 2006, II, 391-419; Mahmut Akok, “Konya’da Sahib-Ata Hanikâh Camiinin Rölöve ve Mimarisi”, Türk Arkeoloji Dergisi, XIX/2 (1970), Ankara 1972, s. 5-38; Sadi Bayram, “Sâhib Atâ Fahrü’d-din Ali’nin Konya, İmaret ve Sivas Gökmedrese Vakfiyeleri”, VD, sy. 13 (1981), s. 31-69; Ömer Yörükoğlu, “Sâhip Atâ Araştırması”, TTK Bildiriler, VIII (1981), II, 899-905; Haluk Karamağaralı, “Sâhib Atâ Câmii’nin Restitüsyonu Hakkında Bir Deneme”, Rölöve ve Restorasyon Dergisi, sy. 3, Ankara 1982, s. 49-75; Orhan Cezmi Tuncer, “Konya Sahib-Atâ Hânkahı Tâkkapısının Geometrisi”, Lâle, sy. 2, İstanbul 1984, s. 2-6.
Bu madde ilk olarak 2008 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 35. cildinde, 516-518 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.