ŞAHİNCİBAŞI

ŞAHİNCİBAŞI
Müellif: ABDÜLKADİR ÖZCAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2010
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 11.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/sahincibasi
ABDÜLKADİR ÖZCAN, "ŞAHİNCİBAŞI", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/sahincibasi (11.12.2019).
Kopyalama metni
Osmanlı sarayının Bîrun denilen dış hizmetlilerinden olan ve avcı kuşlardan şahinlerin bakımıyla görevli bulunan şahincilerin âmiri durumundaki şahincibaşı önde gelen şikâr ağalarından biridir. Şahincilerin Osmanlı teşkilâtında ne zamandan beri var olduğu bilinmemektedir. II. Murad’ın 848 (1444) yılına ait bir âzadnâmesinde şahinci unvanlı kişilerin geçmesi ve bir kanunnâmede şahincilerin vergi muafiyetinin bu padişah zamanına kadar uzandığından söz edilmesi ortaya çıkışlarının daha eskiye gittiğini düşündürmektedir.

Padişahın yakınında yer alan rikâb-ı hümâyun ağalarından olan şahincibaşının önceleri Enderun’da bulunduğu ve zamanla Bîrun’a geçtiği anlaşılmaktadır. Rütbe bakımından şikâr ağaları içinde çakırcıbaşının altında, atmacacıbaşının üstünde bir statüye sahiptir. Doğancıbaşı Enderun’dan genellikle şahincibaşı, bazan da çakırcıbaşı olarak çıkar. 883 (1478) yılına kadar saraydaki av teşkilâtının âmiri şahincibaşı iken bu tarihten sonra doğancıbaşı bu görevi üstlenmiştir. Arefe ve bayram günlerinde padişahın huzuruna çıkıp el öpme ve saray düğünleri gibi resmî davetlere çağrılma hakkı verilen şahincibaşının saray protokolünde önemli bir yeri vardı. Şahincibaşı saray içi görev yükselişinde genellikle çakırcıbaşı olurken dış hizmete çıktığında sancak beyi, hatta bazan beylerbeyiliğe getirilebilirdi. Bosna Beylerbeyi Derviş Paşa şahincibaşılıktan bu mevkiye yükselmiştir. Şahincibaşının asıl görevi padişahla birlikte ava çıkmaktır. Bunun dışında önemli bir emri yahut fermanı ilgiliye götürmekle de görevlendirilebilirdi. XVI. yüzyılda günlük ulûfesi 80 akçe olan şahincibaşı diğer şikâr ağaları ile birlikte padişahın maiyetinde seferlere katılırdı. Taşrada vali olarak görev yapan şehzadelerin de av teşkilâtları ve bu arada şahincibaşıları vardı.

Osmanlı av teşkilâtı taşrada da yayılmıştır. Sarayda bulunan şikâr mensupları ulûfeli idi, taşradakiler ise timar tasarruf ederdi. Ulûfeli şahincilerden ikisi her yıl dış hizmete verilirdi. Müslüman ve hıristiyan oluşlarına göre çiftlik ve baştinaları olanlar da bulunmaktaydı, ancak tasarruf ettikleri timarda ikamet etmek zorundaydılar. Bunların yanı sıra Anadolu ve Rumeli’nin çeşitli bölgelerinde avcı kuşları yetiştirmek ve onlara bakmakla yükümlü halktan kimseler vardı. Bunlar yetiştirdikleri avcı kuşların adıyla anılırdı. Saray için kuş yetiştirmeleri karşılığında haraç, ispençe, koyun, hınzır ve kovan vergileriyle baştina öşrü gibi avârız-ı dîvâniyye denilen örfî vergilerden muaf tutulurlardı. Şâhinciyân Kanunnâmesi’nde ellerinde bu hususta II. Murad’dan beri ahkâm-ı şerîfelerinin bulunduğu belirtilmektedir. Taşradaki şahinciler yaptıkları işe göre kayacı, yuvacı, yavrucu, görünççü (gürenceci), götürücü ve sayyâd adlarıyla anılırdı. Kayacı ve yuvacılar şahin yavrularının ve bulundukları bölgenin muhafazasından sorumlu olup görünççüler yavruların bakım ve terbiyesiyle meşgul olurlar, götürücüler ise bunları saraya naklederdi. Saraydaki teşkilâtın taşrada timarlı olarak hizmet eden mensupları sadece şahincilik yapmaz, muhafazaları altındaki yerlerin emniyet ve inzibatını da sağlar, o civarın temizliğine ve ormanların korunmasına hizmet ederlerdi. Her yıl başta Memleketeyn’den olmak üzere Erdel, Şam, Teke-ili ve Ege adalarından İstanbul’a şahin sevkini bunlar sağlardı. Şahin öldürenler veya çalanlar cezalandırılır, ayrıca bunu tazmin ederlerdi.

XVII. yüzyıl başlarında merkezdeki şikâr halkının otuz neferi doğancı, 271 neferi çakırcı, 276 neferi şahinci ve kırk beş neferi atmacacı idi. 1070 (1660) yılı civarındaki şahinci şakirdlerinin mevcudu on altı olup II. Mustafa’nın son zamanlarında 1702 mevâcibinin dağıtılması esnasında şahinci şâkirdlerinin mevcudu on bir olarak tesbit edilmiştir. 1168’de (1755) on altı bölük olan hassa şahincilerinden sadece yedisi şahinci, 174’ü müteferrika idi. Ertesi yıla ait maaş defterinde şahinciler yine on altı bölük halinde gösterilmiştir. Bunların altısı şahinci, kalan 174 kişi müteferrika idi. XVIII. yüzyılın son çeyreğinde sarayda avcı teşkilâtı ismen de olsa varlığını korumuştur ve aynı dönemde Bursa’da şahincilerin mevcut olduğu anlaşılmaktadır.

Taşrada hizmet eden avcılardan şahincilerin kayıtları tahrirler sırasında tutulurdu. Bunların ayrıca müstakil defterleri vardı. 1036 (1627) tarihli şahinciler defterinde Rumeli’deki şahinci, kayacı, görünççü ve tuzakçılardan söz edilmekte, bunların bulunduğu kaza ve köyler zikredilmektedir. XVI. yüzyılda taşradaki şahinciler avârız türü vergilerden muaf olmakla birlikte çift, öşür ve sâlâriye vergilerini bağlı oldukları timarlı sipahiye verirlerdi. Bu anlamda raiyyetten gelen şahincilik statüsü babadan oğula veya kardeşe, o da yoksa akrabaya intikal ederdi. Şahincibaşılık II. Mahmud döneminde 8 Şâban 1243 (24 Şubat 1828) tarihinde kaldırılmış, üzerlerindeki dirlikler Mukātaat Hazinesi’ne devredilmiştir. Ayrıca taşradaki şahincilerin muafiyetleri kaldırılarak normal raiyyet haline getirilmiş ve vergiye tâbi tutulmuştur.

BİBLİYOGRAFYA
TSMA, nr. E. 455/20, E. 5566; BA, MD, nr. 1, s. 361, hk. 500; nr. 3, s. 141, hk. 309, s. 162, hk. 350, s. 460, hk. 1035, s. 468-469, hk. 1055; BA, Cevdet-Saray, nr. 937, 1695, 2877, 5891, 6358; BA, İbnülemin-Saray, nr. 12205; Kānunnâme, Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 587, vr. 165a-b; a.e., Süleymaniye Ktp., Reîsülküttâb, nr. 1004, vr. 94a-b; Feridun Bey, Münşeât, I, 474, 481; Selânikî, Târih (İpşirli), II, 454, 575, 590, 616, 656, 790; Ayn Ali, Kavânîn-i Âl-i Osmân, s. 95, 118; Koçi Bey, Risâle (Aksüt), s. 91; Topçular Kâtibi Abdülkadir (Kadrî) Efendi Târihi (haz. Ziya Yılmazer), Ankara 2003, bk. İndeks; Anonim Osmanlı Tarihi: 1099-1116/1688-1704 (haz. Abdülkadir Özcan), Ankara 2000, s. 185; Eyyûbî Efendi Kānûnnâmesi (haz. Abdülkadir Özcan), İstanbul 1994, s. 36; Hezârfen Hüseyin Efendi, Telhîsü’l-beyân fî Kavânîn-i Âl-i Osmân (haz. Sevim İlgürel), Ankara 1998, s. 222; Defterdar Sarı Mehmed Paşa, Zübde-i Vekayiât (haz. Abdülkadir Özcan), Ankara 1995, s. 188; Îsâzâde Târihi (haz. Ziya Yılmazer), İstanbul 1996, s. 140; Hammer (Atâ Bey), I, 288, 354; D’Ohsson, Tableau général, VII, 20; Abdurrahman Vefik, Tekâlif Kavâidi, İstanbul 1328, s. 222; Uzunçarşılı, Saray Teşkilâtı, s. 205, 420-425; Halil İnalcık, Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar I, Ankara 1954, s. 216; Ahmed Refik, “Fâtih Devrine Âid Vesikalar”, TOEM, VIII-IX/49-62 (1337), s. 18-19.

Abdülkadir Özcan
Bu madde ilk olarak 2010 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 38. cildinde, 277-278 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.