ŞELTÛT, Mahmûd

محمود شلتوت
ŞELTÛT, Mahmûd
Müellif: SEYYID AHMED eş-ŞAL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2010
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 24.02.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/seltut-mahmud
SEYYID AHMED eş-ŞAL, "ŞELTÛT, Mahmûd", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/seltut-mahmud (24.02.2020).
Kopyalama metni
23 Nisan 1893’te Buhayre vilâyetinde Îtâyülbârûd kasabasına bağlı Benîmansûr köyünde doğdu. İlk öğrenimini ve hâfızlığını köyünde tamamlayıp orta öğrenimine İskenderiye’de Ezher’e bağlı dinî bir okulda devam etti. Daha sonra girdiği Ezher’den 1918’de mezun oldu ve İskenderiye’de tahsil gördüğü okula hoca tayin edildi. Bu sırada din ilimleri ve Arap dili sahasındaki çalışmalarını da sürdürdü. I. Dünya Savaşı’nın ardından gazetelerde siyasal ve sosyal gelişmelerle ilgili makaleler yazıp din ve siyaseti güçlü bir fikir örgüsü içinde birleştiren mesajlar verdi. Bu suretle hem hararetli bir vatanperver hem yenilikçi bir fakih olarak tanındı. İlmî birikimi ve cesaretiyle dönemin âlimlerinin dikkatini çekti. 1927’de Ezher’in yüksek kısmına asistan tayin edildi. 1928’de Ezher şeyhi olan Muhammed Mustafa el-Merâgī kurumda kapsamlı bir ıslahata girişmek istediğinde Şeltût onun yanında yer aldı ve ıslahatçı düşüncelerini destekledi. Ancak ıslah faaliyetlerinde çeşitli engellerle karşılaşan Merâgī bir yıl sonra istifa edince Şeltût yeni Ezher şeyhi Zavâhirî ile anlaşamadı ve 17 Eylül 1931 tarihinde Ezher’deki görevinden uzaklaştırıldı. Gazete ve dergilerde yazdığı makalelerle düşüncelerini savunmaya devam etti. Bu sırada avukatlık yaptı, ilmî araştırmalarla meşgul oldu; ayrıca Hidiv Tevfik’in oğlu Emîr Muhammed Ali’nin Nil kenarındaki Ravza adasında bulunan camisinde hatiplik görevini üstlendi. Hutbeleri halk tarafından büyük ilgiyle karşılandı. 1935 yılında Merâgī yeniden Ezher şeyhliğine getirilince Şeltût, Külliyyetü’ş-şerîa’nın dekanlığına tayin edildi. O güne kadar programda yer almayan mukayeseli hukuk dersini okutmaya başladı. Bu ders sayesinde öğrenciler, mezhep imamlarının görüşlerinden hangilerinin daha güçlü delillere dayandığı konusunda fikir sahibi oldular.

1938’de Hollanda’nın Lahey şehrinde toplanan Milletlerarası Mukayeseli Hukuk Kongresi’ne katılan Şeltût, “İslâm Hukukunda Hukukî ve Cezaî Sorumluluk” başlıklı tebliğinde diğer hukuk sistemlerinde ele alınmayan bazı konularda İslâm hukukunun yaklaşımını anlatarak fıkıh ilminin zenginliğini ortaya koydu. Ayrıca tebliğini Arapça okumakta ısrar edip Arapça’nın ilk defa milletlerarası bir kongrede kullanılmasını sağladı. Bu tebliğinden dolayı 1941’de Ezher Cemâatü kibâri’l-ulemâ üyeliğine seçildi ve bu kurulun en genç üyesi oldu. Şeltût genelde dinlere ve özellikle İslâm’a yapılan saldırılara cevap verilmesi, bid‘atları belirleyecek esasların tesbit edilmesi, müslümanların okuduğu kitaplarda yer alan İsrâiliyat türü bilgilerin ayıklanması, Ezher şeyhliğine sorulan fetvalara verilen cevapların yayımlanması, yeni ortaya çıkan problemler konusunda dinin hükmünün araştırılıp müslümanlara duyurulması, vaaz ve irşad faaliyetlerinin yeniden düzenlenmesi gibi tekliflerde bulunduysa da bunların çoğu gerçekleşmedi. 1942 yılında Külliyyetü’ş-şerîa’da verdiği bir konferansla Ezher’de izlenmesi gereken ilmî siyasetin esaslarını ortaya koydu. Ders kitaplarında kullanılan dilin çok ağır, muhtevalarının gereksiz ayrıntılarla dolu olduğuna, ictihad kapısının kapalı tutulduğuna ve öğrencilerin eğitimiyle ilgili yetersizliklere dikkat çekerek arzu edilen ıslahatın henüz gerçekleşmediğini belirtti.

Ezher’in ıslah edilmesi çalışmaları yanında Şeltût’un özellikle İslâm mezhepleri arasındaki ihtilâfların en aza indirilmesi yönünde gösterdiği çabalar, Ehl-i sünnet ile Şîa arasında bir yakınlaşma sağlanması yolunda adımlar atılmasıyla sonuçlandı. 1947’de Vezir Muhammed Allûbe Paşa’nın başkanlığında Ezher şeyhinin ve Cemâatü kibâri’l-ulemâ’nın desteğiyle Cemâatü’t-takrîb beyne’l-mezâhibi’l-İslâmiyye adlı bir heyet ve buna bağlı Dârü’t-takrîb adlı bir enstitü kuruldu. Şeltût bu girişimi yazıları ve konferanslarıyla destekledi. 1949 yılından itibaren büyük bölümü Cemâatü’t-takrîb’in yayın organı Risâletü’l-İslâm dergisinde tefrika edilen bir tefsir yazdı. 1946’da Mecmau’l-lugati’l-Arabiyye’ye üye seçildi ve Kahire Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde ders vermeye başladı. 1950’de Ezher’de İslâm kültürü ve araştırmaları bölümüne genel müfettiş tayin edildi. 1957’de İslâm Konferansı’na danışman, aynı yıl Ezher vekili ve 13 Ekim 1958’de Ezher şeyhi oldu. Reform çabaları sonucunda 1961’de Ezher modern bir üniversite hüviyetine kavuşturuldu; ilk defa kız öğrenciler alındı ve 1962’de Külliyyetü’l-benât açıldı. Ayrıca Cemâatü kibâri’l-ulemâ’nın yerine Şeltût’un büyük ümitler bağladığı Mecmau’l-buhûsi’l-İslâmiyye kuruldu. Ezher Fetva Komisyonu, Eğitim ve Öğretim Bakanlığı’nda Kültürel İlişkiler Yüksek Komisyonu ve Radyo Yüksek Meclisi üyelikleri yanında Sosyal İşler Bakanlığı Örf-Âdet Komisyonu ve İslâm Araştırmaları Komisyonu başkanlıkları görevlerinde de bulunan Şeltût’a 1958’de Şili, 1960’ta Cakarta ve 1961’de Fas V. Muhammed üniversiteleri fahrî doktora unvanı verdi. 1960 yılında Fas Kralı V. Muhammed tarafından bir nişanla ödüllendirildi. Şeltût uzun bir hastalıktan sonra 13 Aralık 1963 tarihinde vefat etti.

İlmî çalışmaları yanında mücadeleci ve ıslahatçı kişiliğiyle de öne çıkan Şeltût Cemâleddîn-i Efgānî, Muhammed Abduh ve Merâgī’nin ıslahatçı çizgisini izlemiş, Hasan ez-Zeyyât’a göre onlardan daha başarılı olmuştur. Bunda, şartların onun lehinde gelişmesinin yanı sıra İslâm birliğini sağlamak amacıyla Şîa ile Ehl-i sünnet’i birbirine yaklaştırmak için gösterdiği çabaların ve bunların halk tarafından desteklenmesinin büyük payı olmuştur. Özellikle fıkıh ve tefsir alanında değerli çalışmalar yapmış, Kur’ân-ı Kerîm’in ilk on cüzünü (Tevbe sûresinin 121. âyetine kadar) tefsir etmiş, tefsirinde uyguladığı belli bir mezhebe bağlı kalmayan, sûrelerin bütün olarak içerdiği genel hüküm ve amaçlara yoğunlaşan, vahyi ilmî teorilerin sınırlı kalıplarıyla izaha çalışmayan metodu çeşitli araştırmalara konu olmuştur. Fıkıh alanında geleneksel bakış açısına karşı çıkarak çağdaş problemlere cesaretle çözümler bulmaya çalışmıştır. Aydınların da ilgiyle izlediği vaaz ve irşad hizmetine özel bir önem vermiş, Mısır Radyosu’nda ilk defa sabah sohbetlerini başlatmış, özel günlerde yaptığı konuşmaları, dergi ve gazetelerde yazdığı yazılarla görüşlerini geniş kitlelere ulaştırmıştır.

Eserleri: Muḳārenetü’l-meẕâhib fi’l-fıḳhi’l-İslâmî (Ali Sâyis ile birlikte, Kahire 1936); el-Ḳurʾân ve’l-merʾe (Kahire 1937); Taḥdîdü’n-nesl fi’ş-şerîʿati’l-İslâmiyye (Kahire 1937); el-İslâm ve’s-selâm (Kahire 1937); el-Mesʾûliyyetü’l-medeniyye ve’l-cinâʾiyye fi’ş-şerîʿati’l-İslâmiyye (Kahire 1937; Ahmed Fethî Behnesî, Şeltût’un Lahey Milletlerarası Mukayeseli Hukuk Konferansı’na sunduğu bu tebliğe Şerḥ ve taʿlîḳ ʿalâ risâleti’l-merḥûm eş-Şeyḫ fî mesʾûliyyeti’l-medeniyye ve’l-cinâʾiyye fi’ş-şerîʿâti’l-İslâmiyye adıyla bir şerh ve ta‘lik hazırlamıştır; Kahire 1407/1987); Fıḳhü’l-Ḳurʾân ve’s-Sünne: el-Ḳısâs (Kahire 1946; Kahire Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencilerine verdiği konferanslardan oluşmuştur); el-Ḳurʾân ve’l-ḳıtâl (Kahire 1948; İng. trc. R. Peters, Jihad in Mediaeval and Modern Islam, Leiden 1977; eser el-İslâm ve’l-ʿalâḳātü’d-devliyye fi’s-silm ve’l-ḥarb adıyla da basılmıştır [Kahire 1951]); el-İslâm ve’s-siyâsetü’d-devliyye (Kahire 1948); Menhecü’l-Ḳurʾân fî binâʾi’l-müctemaʿ (Kahire 1956); el-İslâm ve’l-vücûdü’d-devlî li’l-müslimîn (Kahire 1958); el-İslâm: ʿAḳīde ve şerîʿa (Kahire 1379/1959; Şeltût’un İslâm hukukuna dair görüşlerini yansıtan bu eseri Muharrem Tan Türkçe’ye tercüme etmiştir [İstanbul 1991, 1993]); el-Fetâvâ, dirâse li-müşkilâti’l-müslimi’l-muʿâṣır fî ḥayâtihi’l-yevmiyyeti’l-ʿâmme (Kahire 1959; Beyrut 1983); Min tevcîhâti’l-İslâm (Kahire 1379/1959); Tefsîrü’l-Ḳurʾâni’l-Kerîm, el-Eczâʾü’l-ʿaşeretü’l-ûlâ (Kahire 1379/1960); el-İslâm ve’t-tekâfülü’l-ictimâʿî (Kahire 1961); Tanẓîmü’l-ʿalâḳāti’d-devliyye fi’l-İslâm (Kahire 1962); Muḥammed er-Resûlü’l-aʿẓam (Kahire 1965); Min hedyi’l-Ḳurʾân (Kahire 1968); el-Bidʿa: Esbâbühâ ve maḍârruhâ (nşr. Ali Hasan Ali Abdülhamîd, Ahsâ 1408/1988; nşr. Abdülâhir Hammâd, Beyrut 1988; eser ve makalelerinin bir listesi için bk. Midhat David Abraham, s. 171-187).

BİBLİYOGRAFYA
Midhat David Abraham, Mahmūd Shaltūt (1893-1963), A Muslim Reformist: His Life, Works and Religious Thought, Hartford 1976; Menî‘ Abdülhalîm Mahmûd, Menâhicü’l-müfessirîn, Kahire 1978, s. 347-354; Abdülmecîd Abdüsselâm el-Muhtesib, İtticâhâtü’t-tefsîr fi’l-ʿaṣri’r-râhin, Amman 1402/1982, s. 303-307; a.mlf., “Menhecü’l-İmâm Maḥmûd Şeltût fî tefsîri’l-Ḳurʾâni’l-Kerîm”, Mecelletü Âdâbi’l-Müstanṣıriyye, XIII, Bağdad 1986, s. 431-446; M. Mehdî Allâm, el-Mecmaʿiyyûn fî ḫamsîne ʿâmen, Kahire 1406/1986, s. 340-341; Fehd b. Abdurrahman er-Rûmî, Menhecü’l-medreseti’l-ʿaḳliyyeti’l-ḥadîs̱e fi’t-tefsîr, Beyrut 1407, I, 198-201; Şüyûḫu’l-Ezher (nşr. Vizâretü’l-i‘lâm), Kahire, ts., s. 44-45; Kate Zebiri, Mahmûd Shaltût and Islamic Modernism, London 1993; a.mlf., “Shaykh Mahmûd Shaltût: Between Tradition and Modernity”, Journal of Islamic Studies, II/2, Oxford 1991, s. 210-224; M. Abdülmün‘im Hafâcî – Ali Ali Subh, el-Ḥareketü’l-ʿilmiyye fi’l-Ezher, Kahire 2007, s. 190-197; Abbas Mahmûd el-Akkād, “el-Muvaffıḳ el-muvaffaḳ: el-İmâmü’l-muṣliḥ Maḥmûd Şeltût”, Risâletü’l-İslâm, XIV/53-56, Kahire 1963, s. 212-217; Mahmûd eş-Şerkāvî, “Şeyḫî Maḥmûd Şeltût”, ME, XXXV/6 (1964), s. 678-683; Ali Abdürrâzık, “el-Merḥûm el-üstâẕü’l-ekber eş-Şeyḫ Maḥmûd Şeltût”, MMLA, XIX (1965), s. 147-153; Nasr Ferîd Vâsıl, “el-İmâm Maḥmûd Şeltût: el-menhec, et-tecdîd, et-taḳrîb”, Risâletü’t-taḳrîb, sy. 55, Tahran 1427/2006, s. 187-224; Amira El Azhary Sonbol, “Shaltût, Mahmûd”, The Oxford Encyclopedia of the Modern Islamic World (ed. J. L. Esposito), Oxford 1995, IV, 42-43; W. Ende, “S̲h̲altūt, Maḥmūd”, EI2 (İng.), IX, 260-261; Seyyid Muhammed eş-Şâhid, “Şeltût, Maḥmûd”, Mv.AU, XV, 99-105.
Bu madde ilk olarak 2010 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 38. cildinde, 494-495 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.