ŞETTÂRÎ

شطّارى
Müellif:
ŞETTÂRÎ
Müellif: NECDET TOSUN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/settari
NECDET TOSUN, "ŞETTÂRÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/settari (14.10.2019).
Kopyalama metni
12 Rebîülâhir 924’te (23 Nisan 1518) Leknev (Lucknow) yakınlarındaki Sendîle’de (Sandila) doğdu. On altı yaşına gelince Gûpâmev (Gopamau) kasabasına gidip Şeyh İlâhdâd b. Sa‘dullah Osmânî’den Arap gramerine dair dersler aldı. Şettârî (Şüttârî) bir süre Bedâûn şehrinde kaldıktan sonra Delhi’ye gitti. Gündüzleri Muizzüddin Buhârî’den dinî ilimleri tahsil ederken geceleri Çiştiyye şeyhlerinden Kutbüddin Bahtiyâr el-Kâkî’nin türbesinde inzivâ hayatı yaşadı, ardından Hisâr’a geçip Burhâneddin Mültânî’den ders okudu. Mültânî, Gucerât yakınlarındaki Ahmedâbâd’a göç ettiğinde Şettârî de onunla birlikte gitti. Vecîhüddin Ahmed Alevî Şettârî’den Şerḥu’l-Mevâḳıf, Şerḥu Maḳāṣıd gibi eserler, Şeyh Mübârek Dânişmend Şettârî Gevâliyârî’den usûl-i fıkha ve fıkıh ilmine dair eserleri okudu. Mîr Abdülevvel Devletâbâdî’den hadis ve hadis usulü öğrendi. Mevlânâ Mustafa Rûmî’den Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin Fuṣûṣü’l-ḥikem’ini okuyup bu eseri okutmak için icâzet aldı. Yirmi dört yaşına gelince ilâhî aşka ve cezbeye kapılarak kitaplarını dağıttı; Muhammed Gavs Şettârî Gevâliyârî’ye intisap ederek iki ay içinde tarikatın evrâdını ve zikir usulünü öğrendi. 950 (1543) yılında dergâhtaki müridlerin önderi (ser-halka) oldu ve şeyhi tarafından diğer müridlere zikir telkin etmekle görevlendirildi. On yıl boyunca müridlere zikir öğretip onları terbiye etmekle meşgul oldu. Hicaz’a gittiğinde beş yıl Medine’de ikamet ettikten sonra tekrar Ahmedâbâd’a döndü. 981’de (1573) Gevâliyâr’a (Gwalior) geldi ve 970’te (1563) vefat eden şeyhi Muhammed Gavs Gevâliyârî’nin türbesinde iki yıl hizmet etti. 983’te (1575) Bâbürlüler’in başşehri olan Agra’ya yerleşti. 23 Cemâziyelevvel 1010 (19 Kasım 1601) tarihinde burada vefat etti.

Şettâriyye tarikatının Hindistan’daki önemli temsilcilerinden biri olan Abdullah Sûfî Şettârî’ye göre sûfî ilham ve ilâhî vâridât fırtınasının sarsamadığı sağlam bir ağaç gibi olmalı, ilâhî aşk şarabını sürekli içtiği halde sarhoşluk duymamalı, deryaları içtiği halde, “Daha yok mu?” demeli, sıcaklıktan ve aşk ateşinden dolayı alnında ter durmayıp hemen kurumalıdır. Ayrıca derviş ehl-i dünyâ olan zenginlerle oturup kalkmaktan uzak durmalıdır. Bâyezîd-i Bistâmî gibi mânevî hali yüksek olan bir derviş bile zengin ve dünya ehli kişilerle arkadaşlık ederek avamdan daha aşağı bir seviyeye düşebilir. Bu tür zenginlerden kaçan kişi ise fâsık bile olsa zamanla güzel ahlâka kavuşabilir. Sûfî sürekli ilerleme arzusu içinde olmalı, hiçbir mânevî makamla yetinmemelidir. Şu üç şeyi yerine getiren kişi velîliğin kemaline ulaşır: Kübreviyye’nin Hindistan kolu olan Firdevsîler’in gönül saflığı ve tezkiyesi, Sühreverdîler’in serveti ve yemek ikramı, Şettârîler’in zikir ve murakabe türü evrâdları. Riyâzet ve perhizlerle nefsini kötü ahlâklardan temizlemedikçe keşif ve keramet zuhur etmez. Sâlik nefis bağından kurtulmadan Hakk’a kavuşanlar (vasıl) arasına giremez. Abdullah Sûfî Şettârî’nin oğlu Şeyh Abdünnebî babasının sohbetlerinde tuttuğu notları Cevâmi-i Kelîm-i Ṣûfî adıyla kitap haline getirmiş, Nûreddin Şettârî de onun sohbetlerini Mecâlisü’l-ebrâr adıyla kaleme almıştır. Bu eserin yazma bir nüshası Pakistan’da Muhammed Hasan Cân’ın özel kütüphanesindedir.

Eserleri. 1. Sirâcü’s-sâlikîn. Şettârî’nin şeyhi Muhammed Gavs Gevâliyârî’nin Cevâhir Ḫams’ine benzeyen eser iki bölümden oluşur. Birinci bölümde Allah’ın doksan dokuz ismiyle bazı vird ve zikirler ele alınmış, ikinci bölümde kalbi saflaştırmak ve nefsi tezkiye etmek için okunacak dua ve zikirlerle uygulanacak murakabeler anlatılmıştır. Farsça olan eserin Pakistan’da üç yazma nüshası bulunmaktadır (Münzevî, III, 1546-1547). 2. Esrârü’d-deʿavât. Sûfîlerin vird ve zikirlerine dair bu Farsça eserin de bir nüshası Pakistan’dadır (a.g.e., III, 1253). 3. Şerḥ-i Risâle-i Kenzü’l-esrâr fî ḥalli eşġāli’ş-Şeṭṭâr. Muhammed Gavsî Şettârî’nin Gülzâr-ı Ebrâr adlı eserinde müellifin bu adla bir eserinin olduğu kaydedilmiştir (Muhammed Gavsî, s. 418). Eser, Abdullah Sûfî’nin oğlu Abdünnebî Şettârî’nin babasının eserlerinden derleyerek meydana getirdiği Künûzü’l-esrâr fî eşġāli’ş-Şeṭṭâr adlı Farsça eserle (Münzevî, III, 1820-1821) aynı eser olabilir. Şettârî’nin ayrıca Evrâd-ı Ṣûfiyye, Risâle-i Ṣûfiyye, Enîsü’l-müsâfirîn, Şerḥ-i Risâle-i Ġavs̱iyye adlı eserlerinin bulunduğu kaydedilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA :

Muhammed Gavsî, Gülzâr-ı Ebrâr (nşr. Muhammed Zekî), Patna 2001, s. 416-418; Süleyman b. Şeyh Sa‘dullah, Aḥvâl-i Meşâʾiḫ-i Kibâr (nşr. M. İkbâl Müceddidî), İslâmâbâd 2000, s. 65; Abdülhay el-Hasenî, Nüzhetü’l-ḫavâṭır, Leknev 1992, V, 270-271; Vecîhüddin Eşref, Baḥr-i Zeḫḫâr (nşr. Azermîduht Safevî), Delhi 2014, s. 669-671; Ahmed-i Münzevî, Fihrist-i Müşterek-i Nüsḫahâ-yı Ḫaṭṭî-yi Fârsî-yi Pâkistân, İslâmâbâd 1984, III, 1253, 1254, 1546-1547, 1820-1821; Athar Abbas Rizvi, A History of Sufism in India, Lahore 2004, II, 167-168; Qazi Moinuddin Ahmad, History of the Shattari Silsilah, Delhi 2012, s. 54-55; Scott Kugle, “ʿAbdallāh Ṣūfī Shaṭṭārī”, The Encyclopaedia of Islam Three, Leiden 2010, fas. 2, s. 19-20.
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-2. cildinde, 562-563 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.