SEYYİD MEHMED EMİN EFENDİ - TDV İslâm Ansiklopedisi

SEYYİD MEHMED EMİN EFENDİ

Müellif:
SEYYİD MEHMED EMİN EFENDİ
Müellif: TAHSİN ÖZCAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2009
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 17.09.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/seyyid-mehmed-emin-efendi
TAHSİN ÖZCAN, "SEYYİD MEHMED EMİN EFENDİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/seyyid-mehmed-emin-efendi (17.09.2021).
Kopyalama metni
I. Ahmed döneminde Halep kadısı olan ve Kara Sun‘î lakabıyla tanınan Sun‘ullah Efendi’nin (ö. 1023/1614) oğludur. Annesi tarafından Emîr Sultan’ın torunlarından olduğu kaydedilir; seyyid unvanı ile anılması da muhtemelen bu akrabalığa dayanır. Mehmed Emin Efendi, babasından eğitim aldıktan sonra İstanbul’a giderek devrin ulemâsından ve özellikle Azmîzâde Efendi’den ders alıp tahsilini tamamladı. Safer 1037’de (Ekim 1627) Nişancı Mehmed Paşa Medresesi’nde müderrisliğe başladı. Zilkade 1039’da (Haziran 1630) Yahyâ Efendi Medresesi’ne, Rebîülevvel 1042’de (Eylül 1632) Murad Paşa Medresesi’ne ve Ramazan 1043’te (Mart 1634) Sahn-ı Semân müderrisliğine getirildi. Rebîülevvel 1047’de (Ağustos 1637) Şah Sultan, Zilhicce 1048’de (Nisan 1639) Ayasofya-i Kebîr ve Cemâziyelevvel 1050’de (Ağustos-Eylül 1640) Süleymaniye medreselerine tayin edildi. Receb 1051’de (Ekim 1641) Selânik kadılığına getirildi, azlinden önce Edirne pâyesini aldı ve Cemâziyelevvel 1053’te (Temmuz-Ağustos 1643) mâzul oldu. Receb 1056’da (Ağustos 1646) Halep, Zilhicce 1056’da (Ocak 1647) Kahire kadılığına getirildi; Şâban 1057’de (Eylül 1647) ayrıldı ve 1059’da (1649) İstanbul kadılığına tayin edildi.

14 Şâban 1060’ta (12 Ağustos 1650) İstanbul kadılığından azlinden sonra kendisine Güzelhisar ve Tokat arpalıkları verildi. Naîmâ, bu tarihlerde meydana gelen çeşitli hadiseleri anlatırken Sun‘îzâde’nin ismini sık sık zikretmiştir. 1063 (1653) olaylarını naklettiği kısımda, şeyhülislâmlık makamında bulunan Bahâî Efendi’nin Seyyid Mehmed ile çocukluk dönemine kadar inen yakınlıkları dolayısıyla ona defalarca Anadolu kazaskerliğini vaad ettiğini, ancak vaadini yerine getirmediğini, bundan dolayı Seyyid Mehmed’in büyük bir üzüntü duyduğunu belirtir. Nihayet 12 Zilkade 1064’te (24 Eylül 1654) Anadolu kazaskerliği makamına tayin edilen Seyyid Mehmed, Şevval 1065’te (Ağustos 1655) emekli oldu. Ardından Rumeli pâyesi aldı ve Şâban 1067’de (Mayıs 1657) Rumeli kazaskerliğine getirildi. 1068 yılının Receb ayı ortalarında (Nisan 1658) azledildi ve inzivaya çekildi. Ancak 1071’de (1660-61) ikinci defa Rumeli kazaskeri oldu. Bu görevini sürdürürken 13 Cemâziyelâhir 1072’de (3 Şubat 1662) Köprülü Fâzıl Ahmed Paşa ile anlaşmazlığa düşen Esîrî Mehmed Efendi’nin azli üzerine şeyhülislâmlığa getirildi.

Devrin kaynaklarında Mehmed Emin Efendi’nin “hafifmeşrep” olduğu ve şeyhülislâmlık makamının vakarını muhafaza edemediği, bu yüzden on ay kadar şeyhülislâmlık yaptıktan sonra yaşlılıktan dolayı bunama gerekçesiyle 9 Rebîülâhir 1073’te (21 Kasım 1662) toplanan divan sırasında alınan kararla azledildiği belirtilir. Ayrıca azil sebebi olarak umûr-ı hâriciyyesinin bulunmayışının yanı sıra rüşvet aldığı söylentileri de gösterilir. Kaynaklarda zikredilen bir başka gerekçe ise Melâmiyye tarikatında kutub derecesine kadar yükselmiş olan Sütçü Beşir Ağa ile müridlerinin idamlarına fetva vermesidir (DİA, XXIX, 32).

Mehmed Emin Efendi, Muharrem 1076’da (Temmuz 1665) Beşiktaş’taki yalısında vefat etti. Mezarı Üsküdar’da Aziz Mahmud Hüdâyî Dergâhı civarındadır. Mehmet Nermi Haskan’ın verdiği bilgiye göre Mehmed Emin Efendi’nin büyük kavuklu şâhidesi, caminin kıble tarafında yer alan ve 1894 depreminden sonra yapılan tamir esnasında caminin büyütülmesi sebebiyle cami sahnının altında kalan mezarlıktadır. Kavuğunun Selimzâde kabrinin önünde bulunduğu bilgisi verilmekte ve kabrinin Fâik Paşa’nın yanında olduğu tahmin edilmektedir. Mehmed Emin Efendi’nin Derviş Abdî-i Mevlevî’den meşkettiği ta‘lik hattında maharet sahibi olduğu kaydedilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
Naîmâ, Târih, V, 19, 131, 244, 352-356, 428; VI, 329; Silâhdar, Târih, I, 229; Şeyhî, Vekāyiu’l-fuzalâ, I, 316-318; La‘lîzâde Abdülbâki, Sergüzeşt: Aşka ve Âşıklara Dair, Melâmî Büyükleri (haz. Tahir Hafızalioğlu), İstanbul 2001, s. 57; Sicill-i Osmânî, IV, 175; İlmiyye Salnâmesi, s. 481-482; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, III/2, s. 478; Danişmend, Kronoloji2, V, 129; Abdülkadir Altunsu, Osmanlı Şeyhülislâmları, Ankara 1972, s. 92; Mehmet Nermi Haskan, Yüzyıllar Boyunca Üsküdar, İstanbul 2001, I, 91-92, 106; Mehmet İpşirli, “Üsküdar’da Medfun Şeyhülislâmlar”, Üsküdar Sempozyumu IV: Bildiriler (ed. Coşkun Yılmaz), İstanbul 2007, II, 447-448; “Melâmiyye”, DİA, XXIX, 32.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2009 yılında İstanbul’da basılan 37. cildinde, 69 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER