SİBİR HANLIĞI

Müellif:
SİBİR HANLIĞI
Müellif: İLYAS KEMALOĞLU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 12.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/sibir-hanligi
İLYAS KEMALOĞLU, "SİBİR HANLIĞI", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/sibir-hanligi (12.07.2020).
Kopyalama metni
Tümen Hanlığı şeklinde de bilinen hanlık Altın Orda Devleti’nin dağılmasının ardından ortaya çıkmıştır. Kaynaklarda Hanlık coğrafyası, ayrıca İsker Yurt ve Çimga-Tura vilâyeti olarak da geçer. Hanlık Tura, Tobul ve İşim nehirleri arasındaki toprakların yanı sıra İrtiş nehri civarı ile Baraba bozkırlarını da kapsamıştı. Altın Orda Hanı Toktamış’ın ölümünden sonra (1405) yeni hanlıkların kurulduğu dönemde ülkenin doğu kısmına Cengiz Han’ın torunu Şeybân’ın soyundan gelenler hâkim oldu. Sibir/Tümen Hanlığı da 1420’li yılların sonlarından itibaren Şeybânî Devleti içerisinde yarı bağımsız bir konum kazandı. Hanlığın kurucusu olarak Şeybânî Hacı Muhammed (1420-1430) ve onun oğlu Mahmutek (Mahmud, 1430-?) kabul edilmektedir. Şeybânî Hanlığı’nın yıkılmasıyla Tümen Hanlığı bağımsız bir devlet haline geldiyse de 1500 yılında Şeybânîler, Buhara merkezli yeni bir devlet (Özbek Hanlığı, Buhara Hanlığı) kurduktan sonra buraya yeniden müdahale etmeye başladılar.

Mahmutek’in ardından kaynaklarda adı en çok geçen han Seyit-İbrahim’dir (İbak). Altın Orda’nın devamı sayılan Büyük Orda’nın hanı Ahmed’le mücadele etmesi (1481) ve Rus Knezi III. İvan’la dostluk kurup ittifak anlaşması imzalaması (1483) İbak Han devrinin en önemli siyasî olaylarıdır. İbak Han ayrıca Kazan Hanlığı’ndaki taht kavgalarına faal olarak katıldı, burada Ruslar’ın yayılmasına karşı başarılı bir siyaset izledi. Ancak 1493’te Muhammed Tayboğa tarafından öldürüldü, böylece Tümen Hanlığı tahtı Şeybânîler’den Tayboğa soyuna mensup hanların eline geçti. Muhammed Tayboğa’nın başşehrini Sibir (Tatarcası İsker “eski kale”) şehrine taşıması ile hanlık Sibir Hanlığı olarak anılmaya başlandı. Gerek buradaki halka, gerekse hanlığa ve daha sonra bütün bölgeye verilen Sibir adı bir Türk kavmi olan Sabirler/Sabarlar’dan gelmektedir. Şeybânî kökenli hanların tahttan uzaklaştırılması Sibir Hanlığı’nın Orta Asya’daki Şeybânîler’den nisbeten bağımsız hale gelmesini sağladı.

III. İvan’la imzalanan dostluk antlaşmasına rağmen Ruslar, özellikle Kazan ve Astarhan hanlıklarını ele geçirdikten sonra dikkatlerini Sibirya topraklarına çevirdiler. Daha 1552’de Ediger (Yâdigâr) Han bir yandan yaklaşan Rus tehlikesini azaltmak, öte yandan Şeybânîler’in baskısına karşı koyabilmek için Moskova’ya elçi gönderip Rus çarının hâkimiyetine girmek istediğini bildirdi. IV. İvan bu teklifi kabul etti ve bölge halkını vergiye bağladı. 1563’te Tayboğa soyundan gelen hanlara karşı başarı kazanıp tahtı ele geçiren Şeybânî Küçüm Han, Ruslar’ı bölgeden uzaklaştırmak istediyse de başaramadı. Bu süreçte Türk kökenli Stroganov ailesi önemli rol oynadı. Perm bölgesinde büyük topraklara sahip olan Stroganovlar, Batı Sibirya’dan kürk elde etmek amacıyla 1581’de idarelerinde bulunan Yermak başkanlığındaki Rus Kazak (Kozak) birliğini Küçüm Han’ın üzerine gönderdi. Ateşli silâhlara sahip olan bu birlik iki yıllık mücadeleden sonra başşehir Sibir’i ele geçirdi. Yermak, zaptettiği toprakları tek başına elinde tutamayacağından IV. İvan’ın yanına elçilik heyeti göndererek bu toprakların himayesi altına alınmasını istedi. Sibirya’nın tamamen zaptı ise 1593-1604 yıllarında tamamlandı. Sibirya toprakları Ruslar tarafından ele geçirildikten sonra Rus çarının unvanına “bütün Sibirya topraklarının hükümdarı” ibaresi eklendi.

Sibir Hanlığı başlarında karaçibeylerin bulunduğu yurtlara bölünmüştü. Hanlıkta hâkim durumda olan kabilelerin başında Celâir/Celâyir, Mangıt, Kongırat ve Selceutler geliyordu. Diğer Türk-Moğol hanlıklarında olduğu gibi devlete vergi ödeyen halk kitleleriyle devletin üst tabakasını teşkil eden göçebe/yarı göçebe aristokrasi sınıfı (Cengiz soyundan gelen han, bey, karaçibey, mirza, hatta sıradan askerler) hanlığın ana unsuruydu. Vergiye bağlanan kesim, başta Kıpçaklar olmak üzere eskiden beri bu coğrafyada yaşayan Türk kökenli kavimlerle Hantı ve Mansi gibi Ugor kavimleriydi. Rus yıllıkları yanında diğer kaynaklarda da buradaki halk Tatar, Sibir halkı, Sibir Tatarı diye anılmaktadır. Sibir Tatarları’nın müslüman oluşuna atfen Rus kaynaklarında onlar için “kâfir Tatar” tabiri de kullanılıyordu. İslâmiyet ise bölgede Altın Orda Hükümdarı Özbek Han zamanında yayılmaya başladı.

Hanlık çok geniş bir coğrafyaya yayılmış olsa da fazla bir nüfusa sahip değildi. Rus Çarı IV. İvan’ın Ediger Han’a gönderdiği yarlıkta vergiye tâbi olan nüfusun 40.000 kişi olduğu yazılmaktadır. Bunun dışında hanların askerî birlikleri de ancak 1000-2000 kişi kadardı. Çimga-Tura ve Sibir şehirlerinin yanı sıra Sibir Hanlığı’nda yirmiden fazla şehir mevcuttu (Kızıl-Tura, Karaçin, Taşatkan, Abalak, Tarhankale vb.). Ahali hayvancılık, dericilik, ziraatçılık, demircilik, kuyumculuk, avcılık, balıkçılık ve ticaretle uğraşıyordu. Özellikle Orta Asya, Nogay Ordası, Kazan Hanlığı ve Rus Devleti ile ticarî münasebetler geliştirilmişti. Orta Asya’dan kumaş, elbise, halı, süs eşyaları, çeşitli ilâçlar vb. ithal edilirken Sibir Hanlığı daha çok av kuşları ile kürk ihraç ediyordu. Kazan Hanlığı ile ayrıca siyaset ve akrabalık bağları mevcuttu. Kazan Hanlığı ahalisinin bir kısmı özellikle Rus istilâsı döneminde Sibirya’ya göç etmişti. Aynı şekilde Sibir Hanlığı’ndan da İdil-Ural bölgesine göçler olmuş, bundan dolayı İdil-Ural Türkleri, bu coğrafyadaki Türk ve Ugur kavimleriyle birlikte Sibir Tatarları’nın oluşumunda önemli bir unsur teşkil etmişti. Günümüzde Sibir Tatarları, Rusya Federasyonu içindeki Novosibirsk, Omsk, Tomsk ve Tümen illerinde yaşamaktadır. Bunlar 2002 nüfus sayımı öncesinde Tatarlar içerisinde sayılırken 2002 ve 2010 sayımlarında ayrı bir etnik grup (Sibir Tatarları) olarak kabul edilmiştir. 2010 sayımının sonuçlarına göre Sibir Tatarları’nın Rusya Federasyonu’ndaki nüfusu 6779’dur (2002’de 9611). Kiril alfabesini kullanan Sibir Tatarları’nın dili Tatarca’nın doğu lehçesidir.

BİBLİYOGRAFYA :

S. M. Solovyöv, Soçineniya, Moskova 1989, III/6, s. 677-678; Akdes Nimet Kurat – Ahmet Temir, “Sibir (Sibirya) Hanlığı”, TDEK2, I, 437-450; F. T. Valeev, Sibirskie Tatarı, Kazan 1993, s. 11-17; Hadi Atlasi, Sibir Tarihi, Süyünbike, Kazan Hanlığı, Kazan 1993, s. 109-136; G. Fayzrahmanov, İstoriya Sibirskih Tatar s Drevneyşih Vremön do Naçala XX Veka, Kazan 2002, s. 196-199; D. İshakov, Türko-Tatarskie Gosudarstva XV-XVI vv, Kazan 2004, s. 21, 25, 46; a.mlf., Vvedenie v İstoriyu Sibirskogo Hanstva, Kazan 2006, s. 51-68, 90; A. V. Matveev – S. F. Tataurov, Sibirskoe Hanstvo: Voenno-Politiçeskie Aspektı İstorii, Kazan 2012, s. 32-54; N. A. Tomilov, “Tatarı Sibirskie”, Narodı Rossii Entsiklopediya, Moskova 1994, s. 329-331; İ. L. İzmaylov, “Sibirskoe Hanstvo”, Tatarskaya Entsiklopediya, Kazan 2010, s. 315.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2016 yılında İstanbul'da basılan EK-2. cildinde, 511-512 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER