SÎBEVEYHİ - TDV İslâm Ansiklopedisi

SÎBEVEYHİ

سيبويه
SÎBEVEYHİ
Müellif: MEHMET REŞİT ÖZBALIKÇI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2009
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 28.09.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/sibeveyhi
MEHMET REŞİT ÖZBALIKÇI, "SÎBEVEYHİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/sibeveyhi (28.09.2020).
Kopyalama metni
135-140 (752-757) yılları arasında Şîraz yakınlarındaki Beydâ köyünde Fârisî bir anne babadan doğdu. İlk bilgileri bu çevrede aldı. Daha sonra ailesiyle birlikte Basra’ya göç etti. Eserinde Farsça’yı çok iyi bildiğini gösteren pasajlara bakılarak bu göçün on dört yaşından sonra gerçekleştiğini söylemek mümkündür. Benî Hâris b. Kâ‘b b. Amr veya bunun bir kolu olan Âl-i Rebîa b. Ziyâd’ın mevlâsı olup lakabı olan Sîbeveyhi kelimesinin aslı Farsça “sîbôyeh” olup “küçük elma” anlamına gelir. Çocukken yanaklarının kırmızı olması veya “sîbeveyhi” denilerek okşanması dolayısıyla kendisine bu lakabın verildiği kaydedilir. Basra’da önce Hammâd b. Seleme’nin hadis derslerine katıldı. Bir gün Hammâd’ın huzurunda okuduğu hadisin bir kelimesinde yaptığı i‘rab hatasından duyduğu üzüntü sebebiyle nahiv tahsil etmeye karar vererek on beş yıl kadar Halîl b. Ahmed’in derslerine devam etti; nahiv, sarf, fonetik ve lugat konularında büyük mesafeler aldı. el-Kitâb’ındaki bilgilerin çoğunu ondan yapılmış alıntılar teşkil eder. Eserde açık veya kapalı şekilde 608 yerde Halîl b. Ahmed’e yönelik referanslar tesbit edilmiştir. el-Kitâb’da 217 yerde adı geçen Yûnus b. Habîb kendisinden nahiv okuduğu hocaları arasında ikinci sırada yer alır. Bunlardan başka Ahfeş el-Ekber’den lugat, Ebû Amr b. Alâ ile Îsâ b. Ömer es-Sekafî’den nahiv ve kıraat, Hârûn el-Kārî’den kıraat dersleri aldı. Müerric es-Sedûsî’den şiir ve lugat, Ebû Zeyd el-Ensârî ile Nadr b. Şümeyl’den lugat ilmi alanında faydalandı (Lugavî, s. 108-109; Enbârî, Nüzhetü’l-elibbâʾ, s. 62). Zekâsı, çalışkanlığı, genç yaşına rağmen geniş bilgisiyle çevresinin alâka ve takdirini kazanan Sîbeveyhi, hocası Halîl b. Ahmed’in vefatından sonra nahivde zamanının en yetkili âlimi kabul edildi. Kendisinden istifade edenlerin başında Ahfeş el-Evsat ile Kutrub gelir. Derslerine sabahın alaca karanlığında gelen Muhammed b. Müstenîr’e “kutrub” (gece böceği, yıldız böceği) lakabını Sîbeveyhi verdi. Ahfeş el-Evsat ise Basra ilim çevresinde Sîbeveyhi’nin yerini aldı ve el-Kitâb’ı ilk defa o okuttu.

Muhtemelen Halîl b. Ahmed’in vefatının ardından Bağdat’a davet edilerek Kûfe nahiv mektebinin lideri ve Hârûnürreşîd’in saray hocası olan Ali b. Hamza el-Kisâî ile münazarada bulundu. Vezir Yahyâ b. Hâlid el-Bermekî’nin huzurunda yapılan münazara başlamadan önce Sîbeveyhi, Kisâî’nin öğrencileri Yahyâ b. Ziyâd el-Ferrâ, Muhammed b. Sa‘dân, Hişâm b. Muâviye ve Ali b. Mübârek el-Ahmer tarafından yöneltilen soruları cevaplandırdı; asıl münazarada ise Kisâî, Arap atasözünde geçen bir ifadenin i‘rabını sordu. “el-Mes’eletü’z-zünbûriyye” adı verilen bu meselde Sîbeveyhi birçok âyeti şâhid olarak zikretmesine rağmen dilleri Basralılar’ca fasih kabul edilmeyen, muhtemelen Emîn ile Me’mûn’un hocası olması sebebiyle Kisâî’nin itibarını koruma gayreti olarak önceden ayarlanmış olan bedevîlerin hakemliğiyle münazarada Sîbeveyhi mağlûp ilân edildi. Bu haksızlığı vicdanen kabul eden Kisâî bir telâfi mahiyetinde Yahyâ el-Bermekî’den Sîbeveyhi’ye 10.000 dirhem verilmesini istedi. İki otoritenin meseledeki ifadeyi farklı yorumlamasını dayandıkları lehçelerin farklılığına bağlayanların yanı sıra Sîbeveyhi’nin başarısızlığını dilindeki tutuklukta, ayrıca alışmadığı ve tanımadığı bir muhitte bulunmasında görenler de olmuştur. Derin bir üzüntü içinde Bağdat’tan Basra’ya dönen âlim öğrencisi ve arkadaşı Ahfeş’e olup bitenleri anlattı, kendisiyle vedalaşarak Fars, Ahvaz veya Şîraz’a gitti; ağır üzüntüye bağlı mide hastalığına yakalanarak kısa bir süre sonra vefat etti. Kabrinin Şîraz’da olduğu kaydedilir (Lugavî, s. 65; Sîrâfî, s. 50; Zübeydî, s. 49; vefatında yaşı ve tarihiyle ilgili çeşitli rivayetler vardır). Muhtemelen nahiv alanındaki şöhretleri sebebiyle Sîbeveyhi’ye benzetilerek aynı lakabı almış başka âlimler de vardır. Muhammed b. Mûsâ el-Mısrî, Muhammed b. Abdülazîz el-İsfahânî, İbnü’d-Dehhân, Sîbeveyhi es-Sincârî, Ali b. Abdullah el-Mağribî, Ebü’l-Hasan es-Sâbirî, İbrâhim eş-Şebüsterî, Abdurrahman b. Abdülazîz el-Medâinî bunlardandır.

Eseri. el-Kitâb. Arap dilinin nahvi, sarfı ve fonetiği alanında ölümsüz bir eserdir. el-Kitâb’ın ana malzemesi Halîl b. Ahmed’in vefatından (ö. 175/791) önce tasnife hazır vaziyette mevcuttu. Onun vefatından hemen sonra Sîbeveyhi Halîl’in ilmini ihya etmek amacıyla eseri kaleme almıştır. Eserde Halîl adının geçtiği yerlerde kaydedilen, “Allah rahmet eylesin” sözü de bunu teyit etmektedir. Telifin ana malzemesini Halîl b. Ahmed’in fikirleri oluşturmakla birlikte Yûnus b. Habîb, Ahfeş el-Ekber, Ebû Amr b. Alâ, Îsâ b. Ömer es-Sekafî, İbn Ebû İshak el-Hadramî ve Hârûn el-A‘ver el-Kārî gibi dil, gramer ve kıraat âlimlerinin görüşleri de kitabın oluşmasında önemli katkılar sağlamıştır. Aslında el-Kitâb, başta müellifin Halîl b. Ahmed’den okuduğu Îsâ b. Ömer es-Sekafî’ye ait el-Câmiʿ ile el-İkmâl olmak üzere yaklaşık bir buçuk asırlık nahiv, sarf, kıraat ve fonetik alanlarındaki gelişim ve birikimin özetidir. Eserde yer alan bazı ayrıntılar da böyle bir geçmişi düşündürmektedir. Nitekim Kûfe nahiv mektebi lideri Ebû Ca‘fer er-Ruâsî ve Ebû Zeyd el-Ensârî’den alıntılara rastlanmaktadır. Yûnus b. Habîb, Sîbeveyhi’nin vefatının ardından onun Halîl b. Ahmed’in nahve dair bilgisini 1000 varaklık bir eserde topladığını işitince eserin sıhhatinden şüphe etmiş, fakat daha sonra kendisinden yapılan nakillerin doğruluğunu görünce diğer kısımların da doğru olması gerektiğini kabul etmek zorunda kalmıştır (Lugavî, s. 42, 46; Sîrâfî, s. 49). Ayrıca kitapta yer alan bazı malzemelerin Sîbeveyhi’nin, kitabını Necid ve Hicaz çöllerine giderek bizzat bedevîlerden işitip tesbit ettiği bilgilerden meydana getirdiği, eserde Arapça’sına güvenilen Araplar’dan semâ ettiğine dair bazı kayıtların bulunmasından anlaşılmaktadır. el-Kitâb’da dikkat çeken bir husus da yirmiden fazla yerde “nahviyyûn” diye geçen anonim bir gruptan yapılan alıntılardır. Sîbeveyhi bunların kıyas ve istidlâllerini düzensiz bulmakta ve görüşlerinin çoğunu reddetmektedir (el-Kitâb, I, 335, 383).

Ana malzemesiyle usul ve meselelerini Halîl’e ait bilgilerin şekillendirdiği eser, müellifin başka üstatlardan yaptığı nakillerle bedevîlerden dinlediği bilgilere kendi fikirlerini de katıp konu ve meseleleri tertip ve tasnif etmesiyle meydana gelmiştir. Arap aruz ve sözlük bilimlerinin kurucusu olan Halîl b. Ahmed’in el-Kitâb’da bu ilimlerin bir uzantısı sayılan sarf ve fonetik konularında ağırlığı görülür. Bu sebeple Sîbeveyhi’nin Arap gramerinin telifinde üstlendiği rolü sadece Halîl’den kaydettiği bilgileri tertip ve tasnif etmekten ibaret görmek doğru olmaz. Sîbeveyhi, Halîl’in bazı görüşlerine katılmadığı gibi hocası Yûnus b. Habîb’in birçok görüşüne de muhalefet etmiştir (a.g.e., II, 43, 47). Kendisinden yaşça biraz büyük olan yakın arkadaşı ve talebesi Ahfeş el-Evsat’ın eserin hazırlanmasında ve okunup şerhedilmesinde önemli katkısı olmuştur. Sîbeveyhi eserin telifi sırasında yazdığı her kısmı Ahfeş’e göstermiş, güç meseleleri onunla tartışmıştır (Lugavî, s. 69; Sîrâfî, s. 50; Zübeydî, s. 67). Eseri Sîbeveyhi’den okuyan sadece Ahfeş olmuş, ondan da Cermî, Ebû Osman el-Mâzinî, Ebû Hâtim es-Sicistânî ve Ali b. Hamza el-Kisâî okumuş, Kisâî’nin el-Kitâb hakkında giriş, reddiye ve şerh mahiyetinde yedi eser yazdığı kaydedilmiştir. Sîbeveyhi tarafından belli bir isim konulmayan ve bir süre bu şekilde elden ele dolaşan eser, Ahfeş sayesinde el-Kitâb (Kitâbü Sîbeveyhi) adını almış, III. (IX.) yüzyıldan itibaren nahvin mukaddes kitabı sayılacak kadar takdir görmüş, aralarında Mâzinî, Câhiz ve Müberred gibi simaların da bulunduğu âlimlerin kanaatine göre alanında rakipsiz kalmış, onu gölgede bırakacak veya ondan müstağni kılacak başka bir kitap yazılmamış, nahve dair bu çapta bir eser yazmaya kalkışmak sonu utançla bitecek bir cüret sayılmıştır (Lugavî, s. 65; Sîrâfî, s. 48, 50; İbnü’n-Nedîm, s. 51 vd.). Kûfe gramer mektebinin en büyük temsilcisi Yahyâ b. Ziyâd el-Ferrâ vefat ettiğinde yastığının altından el-Kitâb çıkmıştır. Câhiz, Vezir İbnü’z-Zeyyât’a en değerli hediye olarak Ferrâ’nın hattıyla yazılmış ve kendisi tarafından tehzip edilmiş bu eseri takdim etmiştir. el-Kitâb, Basralılar’ın ilim dünyasına karşı daima iftiharla ileri sürdükleri el-ʿAyn (Halîl b. Ahmed), el-Ḳırâʾât (Ebû Hâtim es-Sicistânî), el-Ḥayevân (Câhiz) ile birlikte dört kitaptan biri olmuş, Aristo’nun mantığa, Batlamyus’un astronomiye dair klasik eserleriyle mukayese edilmiş (Yâkūt, XVI, 117), onu ezberleyenler, on beş günde bir hatmedenler bile olmuştur (İbnü’l-Kıftî, I, 332; II, 128).

el-Kitâb’ın Muhtevası. Eserde gramer kurallarının izahının yanı sıra dilin anlam ve pratik boyutları da ele alınmış, kaidelerin oluşturulmasında dayanılan en önemli kaynağı bedevîlerin yaygın kullanımları teşkil etmekle birlikte kıyas ve ta‘lîle dayalı çıkarımların da önemli payı olmuştur. Kitapta nâdir kullanımlar şâz, zayıf, kabih, galat gibi derecelere ayrılarak incelenmiş, kıyasa aykırı düşeceği için bunlara itibar edilmesi doğru bulunmamıştır.

el-Kitâb’ın muhtevası dikkatle incelendiğinde bir iç planının bulunduğu görülür. Mukaddime mahiyetindeki bölümden sonra yoğunluk itibariyle nahiv, sarf ve fonetikle ilgili konu ve meseleler birbirini izlemektedir. Eserin mukaddime yazma geleneğinin henüz yerleşmediği bir çağda yazılmış olması veya müellifin bunu yazmaya fırsat bulamaması sebebiyle eserde telif amacını ve yöntemini açıklayan bir kısım bulunmamaktadır. Bununla birlikte mukaddime sayılabilecek bazı hususlara eserin baş tarafında yer verilmesi bilinçli ve planlı bir yöntem uygulandığı izlenimi vermektedir. Bunlar kelime, kelâm ve çeşitleri, isim, fiil ve harfin tanımları, i‘rab ve binâ, isim, fiil, tesniye ve cemilerde i‘rab alâmetleri ve gayri munsarif meselesi, lafız-anlam ilişkisi, çok anlamlılık - eş anlamlılık, hazif ve ta‘vîz, müstakim ve muhal kelâmla bunların dereceleri, zarûrât-ı şi‘riyye alanına giren hususlardır (I, 12-32). Bu konular, Risâletü Sîbeveyhi adıyla müstakil bir kitapçıkta toplanmış ve Zeccâcî tarafından Tefsîrü Risâleti Sîbeveyhi adıyla şerhedilmiştir. Zeccâcî’nin el-Îżâḥ fî ʿileli’n-naḥv’inin aslını teşkil eden risâleye ve şerhine el-Îżâḥ’ta atıflar yapılmıştır (s. 45, 106, 107, 130, 137). Bunu izleyen ve el-Kitâb’ın yarıdan fazlasını oluşturan nahiv kısmında konular âmil-ma‘mûl ve amel (i‘rab, netice) esasına göre ele alınmış ve bazı alt kategorilere bölünmüştür. Nahiv kaideleri Kur’an, şiir ve yaygın Arap kelâmı kanıtlarına dayandırıldığı gibi usûl-i fıkıhtan mülhem kıyasla da zenginleştirilmiş, ta‘lîl yöntemiyle gerekçeleri açıklanmıştır. Aynı şekilde kelâmın doğruluk dereceleri de hasen-cemîl, müstakîm, ahsen, ecmel, müstakîm kabih, müstağni, câiz, redî, muhal gibi ahlâkî değer ölçüleriyle izah edilmiştir. Alanında ilk olması sebebiyle alışılmadık terminolojinin yoğun biçimde kullanıldığı eserde sık geçen kelimelerden nahv “ifade tarzı, yöntem, yol”, mevdı‘ “mâna, kullanım şekli, işlev”, menzile “konum”, mevkı‘ “durum” mânalarında zikredilmiştir. Eserin yarıya yakın bir hacim taşıyan sarf bölümünde isim ve fiil kalıpları, ikiden beşe kadar çıkan kök esasına göre ve “feale” (فعل) kökünden türeyen sunî vezinlerle ölçülerek ayrıntılarıyla ele alınmış, Arap diline giren yabancı isimler, ta‘rîb, iştikak, tasgīr, tekil, ikil, çoğul, tenvin, vakıf, kafiye ve terhîm meseleleri irdelenmiştir. Ebû Bekir ez-Zübeydî, Kitâbü’l-İstidrâk’inde el-Kitâb’da gözden kaçan yirmi dörtten fazla sarf kalıbına yer vermiştir. Eserin son yedi bölümünü teşkil eden fonetik bölümünde kıraat ve tecvid ilimlerini de ilgilendiren seslerin (harfler) adları, nitelikleri, mahreçleri, seslerin değişim ve dönüşümleriyle (kalb/ibdâl/i‘lâl, hazif, idgam, taz‘îf) ilgili meseleler ele alınmıştır. el-Kitâb’da yer alan bu fonetik malzeme ondan sonra yazılan kıraat ve tecvid kitaplarının temel kaynağını ve ana malzemesini oluşturmuştur.

Sîbeveyhi el-Kitâb’da 373 âyeti şâhid olarak zikretmiş, mütevâtir ve şâz rivayetleriyle bütün kıraatleri uyulması gereken bir yol olarak görmüş (I, 74), onlarla istişhâd etmiş, sonraki nahiv ve sözlük âlimleri de buna uymuştur. Abdullah b. Mes‘ûd, Abdurrahman el-A‘rec, Îsâ b. Ömer es-Sekafî ve Hârûn el-A‘ver gibi Basralı kārileri iyi bildiği için isimleriyle anarken diğerlerini Medine, Kûfe, Mekke, Hicaz ehli, bazı kıraat ehli şeklinde üstü kapalı biçimde zikretmiştir. el-Kitâb’da Sîbeveyhi çoğu Câhiliye devrinden yirmi altı kabileye mensup 207 (veya 231) şaire ait 1050 (veya 1056) beyitle istişhâdda bulunmuş, bunlardan 1000 tanesinin söyleyeni belirtilmiştir. Eserin orijinalinde hiçbir şair adının açıkça geçmediği, bunların daha sonra Cermî tarafından tesbit edildiği kaydedilir (Hâlid Abdülkerîm Cum‘a, s. 214). Sîbeveyhi, istişhâd devrinin sona erdiği döneme rastlayan ve çağdaşı olan Beşşâr b. Bürd, Halef el-Ahmer ve Ebân b. Abdülhamîd’in şiirleriyle de istişhâd etmiştir. Bu sebeple Beşşâr’ın hicvinden çekindiği için eserinde ona yer verdiği iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Sîbeveyhi gayri munsarifin munsarif, meczûmun harekeli kılınması gibi şiire özgü kural dışı kullanımları (zarûrât şi‘riyye) asla döndürme veya asla benzetme ilkesiyle uyuşması ve bununla açıklanabilir olması halinde câiz ve geçerli saymıştır. Ayrıca el-Kitâb’da kırk bir Arap meseliyle istişhâd edilmiştir. Sîbeveyhi, eserde hiçbir hadisle istişhâd etmediği şeklindeki yaygın kanaatin aksine bu amaçla sekiz hadisi zikretmiştir (I, 74, 327; II, 32, 80, 393; III, 268; IV, 116). Bu kanaatin dayanağı, hadislerin Hz. Peygamber’in adı anılmadan “kavlühum”, “ve min zâlike”, “ve mislü zâlike”, “kemâ kāle” şeklinde örtülü klişelerle zikredilmiş olmasıdır. Bunun sebebi, “Bana yalan söz isnat eden kimse cehennemdeki yerine hazırlansın” meâlindeki hadisin (Buhârî, “ʿİlim”, 38, “Enbiyâʾ”, 50; Müslim, “Zühd”, 72) kapsamına girme korkusuyla Asmaî gibi Sîbeveyhi’nin de hadis rivayetinden çekinmesi olmalıdır. Üstü örtülü biçimde de olsa az hadise yer verilmesi, Sîbeveyhi ve hocalarının hadis külliyatının tedvin edilip yaygınlık kazanmadığı bir devrede yaşamış bulunması ve el-Kitâb’ın böyle bir dönemin ürünü olması sebebiyledir.

Arapça’ya giren yabancı kelimelerin Arapçalaştırılması (ta‘rîb) konusunu iki başlık altında ele alan Sîbeveyhi, Arapçalaştırmanın esası ve ilkeleri konusunda ilk defa özlü ve kapsamlı bilgiler sunmuştur (IV, 403-407). Ta‘rîbin temel ilkesi olarak Araplar’ın kendi seslerine uymayan yabancı bir sesi mutlaka dillerindeki uygun sesle değiştirdiklerini belirtmiş, bazı yabancı kelimeleri kendi söz kalıplarına soktuklarını, bazılarını ise olduğu gibi bıraktıklarını (dahîl) belirtmiştir. Bazan da içinde yabancı ses bulunmayan bir kelimeyi kendi sarf kalıplarına uysun uymasın olduğu gibi kullanırlar. Kimi zaman da kelimedeki yabancı sesi değiştirirler, kelimenin kalıbını (binâ) olduğu gibi bırakırlar. Müellif, Farsça’dan Arapça’ya geçen kelimelerdeki bazı Farsça seslerin hangi Arapça seslerle değiştirildiğini örnekleriyle açıklamıştır.

Gerçekte el-Kitâb grameri, lugatı ve edebiyatı ile bütün dil ilimlerinin esaslarını özgün üslûp ve terminolojisiyle muhtevasında bulunduran ilk kapsamlı eserdir. Bu gerçeği dikkate alan birçok çağdaş yazar Sîbeveyhi’yi meânî ve beyân ilimlerinin kurucusu kabul etmiştir (Ahmed Sa‘d Muhammed, s. 9). Eserde mecaz (ittisâ‘), takdim-tehir, ta‘rîf-tenkîr, hazif-izmâr, hasr (kasr), zikir-ziyâde, fasıl-vasıl, ihbâr-inşâ, mecâz-ı aklî, tecrîd, mübalağa, fevâsıl, te’kīdü’l-medh bimâ yüşbihü’z-zem, tenvî‘, teşbih ve istiare gibi belâgat sanatının önemli türlerine ilişkin özgün terminoloji içinde esaslı semantik açıklamalara yer verilmiştir.

Yayılışı ve Üzerinde Yapılan Çalışmalar. el-Kitâb’ın sonraki nesillere intikali Sîbeveyhi’nin yakın dostu ve öğrencisi Ahfeş el-Evsat sayesinde olmuş, Ahfeş eseri şerhettiği gibi (Lugavî, s. 68; Sîrâfî, s. 47, 57) Ali b. Hamza el-Kisâî, Cermî, Ebû Osman el-Mâzinî ve Ebû Hâtim es-Sicistânî’ye de okutmuştur. el-Kitâb’ı Cermî ve Mâzinî’den çok sayıda kimse okumuş, bunların başında yer alan Müberred eserin okutulmasında ve rivayetinde dönüm noktası oluşturmuş, onun sayesinde eser standart şeklini almış, aralarında İbnü’s-Serrâc, Mebremân, Zeccâc, Ebû Ali ed-Dîneverî, İbn Dürüsteveyh gibi kişilerin bulunduğu bir nesil el-Kitâb’ı kendisinden duyup rivayet etmiştir.

el-Kitâb’ı ilk ezberleyen Mağribli Na‘ce Hamdûn b. İsmâil el-Kayrevânî (ö. 200/816), Mısır’a ilk getirip tanıtan ve okutan Ebû Ali Ahmed b. Ca‘fer ed-Dîneverî (ö. 289/902) olmuştur. Kûfe nahiv mektebi lideri Sa‘leb’in damadı olan Dîneverî, Basra’ya giderek el-Kitâb’ı Mâzinî’den okumuş, bir nüshasını Mısır’a getirerek tanıtmıştır. Çağdaşı Muhammed b. Vellâd da Bağdat’a gidip eseri Müberred’den okuduğu gibi Müberred nüshasından istinsah edip Mısır’a taşımış, bu nüsha oğlu Ebü’l-Abbas Ahmed’e intikal etmiştir. Ebü’l-Abbas İbn Vellâd, Müberred’in Mesâʾilü’l-ġalaṭ’ında Sîbeveyhi’ye yönelttiği eleştirilere el-İntiṣâr li-Sîbeveyhi mine’l-Müberred adlı eserinde cevap vermiştir. Mısır’da uzun zaman yaşayan Ahfeş el-Asgar, Müberred’den okuduğu el-Kitâb’ı okutmuş ve üzerine şerh yazmıştır. Ebû Ca‘fer en-Nehhâs, Zeccâc ve İbnü’s-Serrâc gibi Müberred’in öğrencilerinden el-Kitâb’ı okuduktan sonra onu Mısır’da okutmuş ve Tefsîru Şerḥu ebyâti Sîbeveyhi, Şerḥu Kitâbi Sîbeveyhi adlı eserleri yazmıştır.

Endülüs’e ilk giren nahiv kitabı Kûfe mektebine bağlı Kisâî’nin eseri olmuştur. Yaklaşık bir asır sonra Sîbeveyhi’nin el-Kitâb’ının Muhammed b. Mûsâ el-Efşengî ve Muhammed b. Yahyâ er-Rebâhî sayesinde Endülüs’e girip yayılması ile Basra nahvinin egemenliği sürecine girilmiştir. IV. (X.) yüzyıl boyunca Endülüs’te el-Kitâb’ın hâkimiyeti, yapılan nahiv çalışmalarının ve tedrisatının onun üzerinde odaklanması ile sürdüğü gibi V. (XI.) asrın başlarından itibaren oraya eklektik Bağdat ekolünün girmesinden sonra da el-Kitâb merkezli tedrisat, şerh, hâşiye ve ta‘lik çalışmaları devam etmiştir.

el-Kitâb, Basra mektebi mensupları için gramer çalışmalarında esas teşkil etmiş, uzun zaman şerh, şevâhid şerhi, ihtisar, ikmal veya tenkit şeklinde çok sayıda eserin doğmasına imkân vermiş, özellikle II-IV. (VIII-X.) yüzyıllardaki gramer çalışmalarının merkezini oluşturmuştur. Eseri ilk defa Ahfeş el-Evsat şerhetmiş, Cermî el-Ferḫ ([yavru], Ferḫu Kitâbi Sîbeveyhi) adıyla eseri ihtisar ettiği gibi ayrıca onda geçen sarf kalıplarını ve garîb kelimeleri açıklayan iki eser kaleme almıştır (“Tefsîru ebniyeti Sîbeveyhi ve ġarîbihî”, inceleme ve ikmal: Seyf b. Abdurrahman el-Arîfî, Mecelletü Câmiʿati’l-İmâm Muḥammed b. Suʿûd el-İslâmî, XLII, Riyad 1424/2003, s. 235-261). Ebû Osman el-Mâzinî Tefsîru Kitâbi Sîbeveyhi, Kitâbü’t-Taʿlîḳ, Kitâbü’d-Dîbâc fî cevâmiʿi Kitâbi Sîbeveyhi’yi yazmış, ondaki sarf bahislerini et-Taṣrîf adıyla ayrı bir cüzde toplayarak sarf konusunda ilk tam eseri ortaya koymuştur (nşr. İbrâhim Mustafa – Abdullah Emîn, I-III, Kahire 1373-1379/1954-1960; İbn Cinnî’nin el-Münṣıf adlı şerhiyle birlikte). el-Kitâb’ın en eski şârihlerinden olan İbrâhim b. Süfyân ez-Ziyâdî (ö. 249/863) İḫrâcü (Şerḥu) nüketi Kitâbi Sîbeveyhi’yi, Ebû Hâtim es-Sicistânî, Tefsîru ġarîbi mâ fî Kitâbi Sîbeveyhi mine’l-ebniye’yi kaleme almıştır (nşr. Muhsin b. Sâlim el-Umeyrî, Mekke 1413/1993). el-Kitâb’ı bütün gramer tartışmalarının temeli yaparak ona dayalı Basra mektebi geleneğini kuran Müberred olmuştur. Onun eser hakkında en az yedi kitabı ve bazı âlimlerin bunlara cevap mahiyetinde çalışmaları vardır (bk. MÜBERRED). Kûfe mektebi lideri Sa‘leb de Tefsîru ebniyeti Kitâbi Sîbeveyhi adıyla bir eser yazmıştır.

Müberred’den sonra IV. (X.) yüzyıldaki gramer çalışmaları el-Kitâb üzerinde yoğunlaşmıştır. İbnü’s-Serrâc nahvi felsefî bir görüşle ele almış, tamamıyla el-Kitâb’dan çıkardığı malzemeyi mantıkçıların tasnifine göre düzenleyerek meydana getirdiği el-Uṣûl’ü ile Müberred’in gelenekleştirdiği kıyas usulüne daha kesin ve belirgin bir yön vermiştir (nşr. Abdülhüseyin el-Fetlî, Bağdat 1973). Ebü’l-Abbas İbn Vellâd el-İntiṣâr’ı, Nehhâs da Şerḥu (Tefsîru) Şevâhidi (ebyâti) Kitâbi Sîbeveyhi’yi telif etmiştir (nşr. Ahmed Hattâb Ömer, Halep 1974; nşr. Züheyr Gāzî Zâhid, Beyrut 1986; nşr. Vehbe Mütevellî Ömer Sâlime, Kahire 1985). Müberred ile İbnü’s-Serrâc’ın geliştirdiği kıyas yöntemine son şeklini veren ve gramer meselelerinin açıklanmasında Arap dilinin mutlak mantıkî düzenini göstermeye çalışan Ebû Saîd es-Sîrâfî el-Müdḫal ilâ Kitâbi Sîbeveyhi, Şerḥu şevâhidi (ebyâti) Kitâbi Sîbeveyhi (nşr. M. Ali R. Hâşim, Kahire 1394/1974), Fevâʾitü Kitâbi Sîbeveyhi min ebniyeti kelâmi’l-ʿArab (nşr. Muhammed el-Bekkâ, el-Mevrid, XXVIII/3 [Bağdat 1421/2000], s. 119-120), Şerḥu Kitâbi Sîbeveyhi (nşr. Abdülmün‘im Fâiz, Dımaşk 1983; nşr. Ramazan Abdüttevvâb v.dğr., Kahire 1986) adlı eserleri kaleme almıştır. Sîrâfî’nin şerhi sonraki gramer çalışmalarının belli başlı kaynaklarından birini teşkil etmiştir. Kendisinden sonra Yûsuf b. Hasan es-Sîrâfî Şerḥu Kitâbi Sîbeveyhi, Şerḥu ebyâti Sîbeveyhi (nşr. Muhammed Ali Sultânî, Dımaşk 1976), Ebû Ali el-Fârisî, et-Taʿlîḳāt ʿalâ Kitâbi Sîbeveyhi’yi (nşr. Avad b. Hamed el-Kavzî, Riyad 1410/1990, 1412/1992) yazmış, Ebû Bekir ez-Zübeydî el-İstidrâk ʿalâ Sîbeveyhi fî Kitâbi’l-Ebniye ve’z-Ziyâdât ʿalâ mâ evradehû fîhi müheẕẕeben ve Maʿahû iḫtilâfü’r-rivâyât’ında (nşr. Ignazio Guidi, Roma 1890; nşr. Hannû C. Haddâd, Riyad 1407/1987) el-Kitâb’da bulunmayan bazı morfolojik kalıpları ele almıştır. Rummânî de el-Kitâb etrafında yedi eser telif etmiştir (bk. RUMMÂNÎ). Aynı yüzyılda el-Kitâb’a dair eser yazanlar arasında Zeccâc, Ahfeş el-Asgar, Ebû Bekir Mebremân, Ebû Ali el-Kālî, İbn Dürüsteveyh, Ahmed b. Ebân, Ebû Muhammed el-Kasrî görülür.

V. (XI.) yüzyılda Hârûn b. Mûsâ el-Kurtubî Şerḥu (Tefsîru) ʿuyûni Kitâbi Sîbeveyhi (nşr. Abdürabbih Abdüllatîf, Kahire 1404/1984), A‘lem eş-Şentemerî, şevâhid şerhine dair Taḥṣîlü ʿayni’ẕ-ẕeheb ʿan maʿdini cevheri’l-edeb fî ʿilmi mecâzâti’l-ʿArab (nşr. Züheyr Abdülmuhsin Sultân, Bağdat 1992; Beyrut 1994) ve en-Nüket fî tefsîri Kitâbi Sîbeveyhi’yi (nşr. Reşîd Belhabîb, I-III, Rabat 1420/1999) kaleme almıştır. Bu asırda el-Kitâb üzerine eser yazanlar arasında Ebû İshak es-Saffâr, Ebü’l-Hasan er-Rabaî, Hatîb el-İskâfî, Muhammed b. Ali el-Herevî, Ebü’l-Alâ el-Maarrî de yer alır.

VI-VII (XII-XIII) ve VIII. (XIV.) yüzyıllarda el-Kitâb’la ilgili çalışmaların çoğu Endülüs dilcilerine aittir. VI. (XII.) yüzyılda Mevhûb b. Ahmed el-Cevâlîkī Muḫtaṣaru şerḥi ems̱ileti Sîbeveyhi (nşr. Sâbir Bekir – Ebü’s-Suûd, Asyût 1979; nşr. Def‘ullah Abdullah Süleyman, ed-Dâre, XII/3 [1408], s. 71-98), İbnü’t-Tarâve İʿtirâżât ʿalâ Kitâbi Sîbeveyhi ve el-Muḳaddimât ilâ ʿilmi’l-Kitâb, İbnü’d-Dehhân Şerḥu ebyâti Sîbeveyhi’yi yazmıştır (nşr. Hasan Şâzelî Ferhûd, Riyad 1408/1987). Aynı yüzyılda eseri ezbere bilen Ebü’l-Hasan İbnü’l-Bâziş, Ebû Bekir İbn Ebü’r-Rukeb el-Huşenî, Zemahşerî, İbn Hişâm el-Lahmî de el-Kitâb’a dair eserler kaleme almıştır. VII. (XIII.) yüzyılda Takıyyüddin ed-Dakīkī Lübâbü’l-elbâb fî Şerḥi (ebyâti)’l-Kitâb (nşr. Abdurrahman b. Süleyman el-Useymîn, Mecelletü’l-baḥs̱i’l-ʿilmî ve’t-türâs̱i’l-İslâmî, IV [Mekke 1401/1981], s. 951-969), Saffâr el-Batalyevsî Şerḥu Kitâbi Sîbeveyhi (Köprülü Ktp., nr. 1492; Rabat Ktp., nr. 317), Rebî‘ b. Muhammed el-İşbîlî Şerḥu ebyâti Sîbeveyhi ve’l-Mufaṣṣal (Brockelmann, GAL Suppl., I, 160). Ebü’l-Bekā el-Ukberî, İbn Mu‘tî, Ömer b. Muhammed eş-Şelevbîn, İbn Harûf, İbnü’l-Hâcib, İbn Usfûr el-İşbîlî, Ahmed b. Muhammed el-İşbîlî, İbnü’z-Zâi‘, Ebû Bekir b. Yahyâ el-Mâlekī, İbn Ebü’r-Rebî‘, Muhammed b. Ali eş-Şelevbîn, Ebü’l-Bekā İbn Yaîş bu asırda el-Kitâb’a dair eser yazanlardandır. VIII. (XIV.) yüzyılda İbnü’z-Zübeyr es-Sekafî, Muhammed b. Ali el-Mâlekī, İbn Rüşeyd, Ebû Hayyân el-Endelüsî de el-Kitâb’a dair eserler kaleme almışlardır. el-Kitâb’ın 628 (1231) istinsah tarihli anonim bir şerhi de Amasya Beyazıt İl Halk Kütüphanesi’nde kayıtlıdır (nr. 622).

Arap dili gramerine dair çalışmaların devamlı ve semereli akışının ana kaynağını teşkil eden el-Kitâb, Arapça’nın ve İslâmiyet’in hâkim olduğu bölgelerde asırlarca değerini korumuş, Şark’ta yerini muhtasar eserlerin almaya başlamasından sonra bile Mağrib’de özellikle Fas’ta çok yakın zamana kadar okutulmaya devam etmiştir. el-Kitâb üzerinde çağımızda da Doğu’da ve Batı’da sayısız araştırma ve tez çalışması ortaya konmuş olup bazıları şunlardır: Muhammed Abdülmün‘im Hafâcî, Şevâhidü’l-Kitâb (Kahire 1949); M. Ali R. Hâşim, Dirâse fî Kitâbi Sîbeveyhi (Hartum 1965); Hatice el-Hadîsî, Kitâbü Sîbeveyhi ve Şurûḥuh (Bağdat 1967); Ahmed Râtib en-Neffâh, Fihrisü Şevâhidi Sîbeveyhi (Beyrut 1970); Muhammed b. Abdülhâliḳ Uzayme, Fehârisü Kitâbi Sîbeveyhi (Kahire 1975); Hamdî Ali el-Mehdî, el-Künûzü’ẕ-ẕehebiyye fî şerḥi ve iʿrâbi Şevâhidi Sîbeveyhi’ş-şiʿriyye (Necef 1975); Gérard Troupeau, Lexiquéindex au Kitāb de Sıbawayhi (Paris 1976); Hâlid Abdülkerîm Cum‘a, Şevâhidü’ş-şiʿr fî Kitâbi Sîbeveyhi (Küveyt 1980; Kahire 1989); İbrâhim Hasan İbrâhim, Sîbeveyhi ve’ż-żarûretü’ş-şiʿriyye (Kahire 1983); Sâliha Râşid, el-Lehecât fî Kitâbi Sîbeveyhi (Mekke 1985); Fevzî Mes‘ûd, Sîbeveyhi câmiʿu’n-naḥvi’l-ʿArabî (Kahire 1986); Nevzâd Hasene, el-Menhecü’l-vaṣfî fî Kitâbi Sîbeveyhi (Bingazi 1996); Abdülâl Sâlim Mekrem, Şevâhidü Sîbeveyhi mine’l-Muʿallaḳāt (Beyrut 1407); İmam Hasan el-Cübûrî, Şevâhidü Sîbeveyhi min Şevâʿiri’l-ʿArab (Kahire 1411) ve Şerḥu Cümeli Sîbeveyhi (İskenderiye 1992); Hasan Mûsâ eş-Şâir, İḫtilâfü’r-rivâye fî şevâhidi Sîbeveyhi’ş-şiʿriyye (Amman 1992); Mehmet Çakır, Sibeveyh, Öğretim Yöntemi ve Koyduğu Bazı Nahiv Kuralları (İzmir 1994); Geneviève Humbert, Les voies de la transmission du Kitâb de Sîbawayh (Leiden 1995); Ahmed Sa‘d Muhammed, el-Uṣûlü’l-belâġıyye fî Kitâbi Sîbeveyhi ve es̱eruhâ fi’l-baḥs̱i’l-belâġī (Kahire 1419); Soner Gündüzöz, Sîbeveyh’te Kelime Yapısı (Samsun 2002; daha geniş bilgi için bk. Sezgin, IX, 55-63, 241-242). Sîbeveyhi ve kitabı bilimsel, akademik sempozyum ve kongrelerde de çeşitli yönleriyle ele alınmaktadır. Şîraz’da Pehlevî Üniversitesi’nin 27 Nisan - 2 Mayıs 1974’te düzenlediği Uluslararası Sîbeveyhi Kongresi’nde çok sayıda bilimsel tebliğ sunulmuş ve tartışılmıştır.

Dünya kütüphanelerinde çok sayıda nüshası bulunan el-Kitâb’ın birçok baskısı ve neşri yapılmıştır (nşr. Hartwig Derenbourg, Le livre de Sıbawaihi, I-II, Paris 1881-1882; Hildesheim 1970; nşr. Ahmed Han Bahâdır, Kitâbü Sîbeveyhi, I-II, Kalküta 1887, Kitâbü Sîbeveyhi, Bulak 1316-1318/1898-1900; en sağlıklı baskı olup kenarında Sîrâfî şerhinin ihtisarı ile A‘lem eş-Şentemerî’nin şevâhid şerhi yer alır). Eserin en son ilmî neşrini Abdüsselâm Muhammed Hârûn gerçekleştirmiştir (I-V, Kahire 1385/1966-1988, son cilt indeks). D. Gustave Jahn eseri Almanca’ya çevirmiş (Sîbawaihi’s Buch über die Grammatik, I-II, Berlin 1895-1900; Hildesheim 1969); Arthur Schaade, Sībawaihi’s Lautlehre adıyla el-Kitâb’daki fonetikle ilgili meseleleri incelemiştir (Leiden 1911)

BİBLİYOGRAFYA
Tehẕîbü’l-luġa, I, 19; Sîbeveyhi, el-Kitâb (nşr. Abdüsselâm M. Hârûn), Kahire 1988, I-V; Ebü’l-Kāsım ez-Zeccâcî, el-Îżâḥ fî ʿileli’n-naḥv (nşr. Mâzin el-Mübârek), Beyrut 1406/1986, s. 45, 106, 107, 130, 137; Ebü’t-Tayyib el-Lugavî, Merâtibü’n-naḥviyyîn (nşr. M. Ebü’l-Fazl İbrâhim), Kahire 1375/1955, s. 42-69, 108-109; Sîrâfî, Aḫbârü’n-naḥviyyîne’l-Baṣriyyîn (nşr. F. Krenkow), Cezayir 1936, s. 47-57; Ebû Bekir ez-Zübeydî, Ṭabaḳātü’n-naḥviyyîn ve’l-luġaviyyîn (nşr. M. Ebü’l-Fazl İbrâhim), Kahire 1392/1973, s. 49-67; İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist, s. 51, 76-77, 84; Hatîb, Târîḫu Baġdâd, XII, 195-199; Kemâleddin el-Enbârî, Nüzhetü’l-elibbâʾ (nşr. M. Ebü’l-Fazl İbrâhim), Kahire 1386/1967, s. 60-66; a.mlf., el-İnṣâf fî mesâʾili’l-ḫilâf beyne’n-naḥviyyîne’l-Baṣriyyîn ve’l-Kûfiyyîn (nşr. M. Muhyiddin Abdülhamîd), Kahire 1380/1961, II, 702-706; Yâkūt, Muʿcemü’l-üdebâʾ, XVI, 114-127; İbnü’l-Kıftî, İnbâhü’r-ruvât, I, 332; II, 128, 346-360; III, 263; İbn Hallikân, Vefeyât (Abdülhamîd), III, 463-465; Abdülkādir el-Bağdâdî, Ḫizânetü’l-edeb (Bulak), I, 8; IV, 484 vd.; Brockelmann, GAL, I, 101; Suppl., I, 160; Sezgin, GAS, IX, 51-63, 241-242; Şevkī Dayf, el-Medârisü’n-naḥviyye, Kahire 1968, s. 19, 57-93; Nihad M. Çetin, Eski Arap Şiiri, İstanbul 1973, s. 29; a.mlf., “Sîbeveyhi”, İA, X, 578-585; K. Avvâd, Sîbeveyhi imâmü’n-nüḥât fî âs̱âri’d-dârisîn ḫilâle is̱ney ʿaşere ḳarnen, Bağdad 1978, tür.yer.; Fevzî Mes‘ûd, Sîbeveyhi câmiʿu’n-naḥvi’l-ʿArabî, Kahire 1986, s. 30-38, 133-135; Hâlid Abdülkerîm Cum‘a, Şevâhidü’ş-şiʿr fî Kitâbi Sîbeveyhi, Kahire 1989, tür.yer.; C. H. M. Versteegh – M. G. Carter, Studies in the History of Arabic Grammer, Amsterdam 1990, I-II, tür.yer.; M. G. Carter, “Sībawayhi”, EI2 (Fr.), IX, 544-551; M. Reşâd el-Hamzâvî, el-Muʿcemü’l-ʿArabî, Beytülhikme 1991, s. 157-164; Abdülâl Sâlim Mekrem, el-Ḳırâʾâtü’l-Ḳurʾâniyye ve es̱erühâ fi’d-dirâsâti’n-naḥviyye, Beyrut 1996, s. 169-172; Ahmed Sa‘d Muhammed, el-Uṣûlü’l-belâġıyye fî Kitâbi Sîbeveyhi ve es̱erühâ fi’l-baḥs̱i’l-belâġī, Kahire 1419/1999, tür.yer.; İbrâhim es-Sâmerrâî, “Ebû Saʿîd es-Sîrâfî ve Kitâbü Sîbeveyhi”, Mecelletü Külliyyeti’l-âdâb, IX, Bağdad 1966, s. 25-37; G. Troupeau, “La risâle al-Kitâb de Sîbawayh”, MUSJ, XLVIII (1973-74), s. 323-338; Abdüssabûr Şâhin, “el-Menhecü’l-luġavî fî Kitâbi Sîbeveyhi”, Câmiʿatü’l-Küveyt Mecelletü Külliyyeti’l-âdâb ve’t-terbiye, sy. 3-4, Küveyt 1973, s. 56-83; Hadîce el-Hadîsî, “el-ʿİlletü’n-naḥviyye ve medâ ẓuḥûrihâ fî Kitâbi Sîbeveyhi”, a.e., sy. 3-4 (1973), s. 25-55; Ahmed Mekkî el-Ensârî, “Sîbeveyhi fi’l-mîzân”, MMLA, XXXIV (1974), s. 103-112; R. Talmon, “A Problematic Passage in Sibawayhi’s Kitab”, JAOS, CIV (1984), s. 691-701; a.mlf., “Who was the first Arab Grammarian?”, ZAL, XV (1985), s. 128-145; Alyân b. Muhammed el-Hâzimî, “el-Aṣvâtü’l-ʿArabiyye beyne’l-Ḫalîl ve Sîbeveyhi”, Buḥûs̱ü Külliyyeti’l-luġati’l-ʿArabiyye, sy. 2, Mekke 1404-1405, s. 347-366; Salâh Bekir, “el-Menhec fî Kitâbi Sîbeveyhi”, Dirâsât ʿArabiyye ve İslâmiyye, sy. 8, Kahire 1989, s. 99-132; Bahâeddin Abdurrahman, “Defʿu’t-teʿâruż ʿan Kitâbi Sîbeveyhi”, ʿÂlemü’l-kütüb, XVIII/1 (1997), s. 6-18; Hasan Hamza – Selâm Bezzî-Hamza, “eṣ-Ṣarf beyne Sîbeveyhi ve’l-Ferrâʾ”, MMLAÜr., XXI/53 (1997), s. 65-83; M. Ahmed ed-Dâlî, “Naẓarât fî Muḫtaṣarı şerḥi ems̱ileti Sîbeveyhi li’l-Cevâlîḳī”, MMMA (Kahire), XLII/2 (1998), s. 171-191.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2009 yılında İstanbul'da basılan 37. cildinde, 130-134 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER