SİPEHSÂLÂR, Ferîdun

فريدون سپهسالار
Müellif:
SİPEHSÂLÂR, Ferîdun
Müellif: NURİ ŞİMŞEKLER
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2009
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/sipehsalar-feridun
NURİ ŞİMŞEKLER, "SİPEHSÂLÂR, Ferîdun", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/sipehsalar-feridun (19.10.2019).
Kopyalama metni
616’da (1219) doğdu (Sahih Ahmed Dede, s. 148). Anadolu Selçukluları sarayında sipehsâlâr (kumandan) olarak görev yaptığından bu unvanla tanındı. Küçük yaşlardan itibaren Bahâeddin Veled’in meclislerine devam etti ve kendi ifadesine göre kırk yıl kadar Mevlânâ’ya hizmet etti. Saraydaki kumandanlık görevinden ayrıldıktan sonra eşi tarafından akrabası Hüsâmeddin Çelebi’nin meşihat döneminde (1273-1284) Mevlânâ dergâhının malî işleriyle meşgul oldu. Hüsâmeddin Çelebi’nin ardından posta oturan Sultan Veled’e intisap ettiğinde seksen beş yaşında olan Sipehsâlâr’ın vefat tarihi hakkında kesin bilgi bulunmamaktadır. Sahih Ahmed Dede onun 706 (1306) yılında, Abdülbaki Gölpınarlı 683-712 (1284-1312) yılları arasında, F. Lewis 1295 yılına yakın bir tarihte vefat ettiğini kaydeder. Vasiyeti üzerine Bahâeddin Veled ve Mevlânâ’nın ayak ucuna, Mevlânâ’nın oğlu Alâeddin’in sol yanına defnedildi. Sâkıb Dede, Sipehsâlâr’ın cesur, olgun, güzel ahlâklı, ilim ve sanata yatkın bir kişi olduğunu söyleyerek ilerlemiş yaşına rağmen Mevlevî yoluna hizmet konusundaki başarısına dikkat çeker.

Sipehsâlâr, Mevlevîlik tarihinin Sultan Veled’in İbtidânâme’sinden sonra ilk menâkıbnâme türü eseri sayılan Risâle-i Sipehsâlâr be-Menâḳıb-ı Ḫudâvendigâr’ı ile tanınır. Sahih Ahmed Dede, Sipehsâlâr’ın risâleyi 691’de (1292) yazmaya başladığını söyler. Bazı kaynaklarda eserin 1310 yılı civarında yazıldığı kaydedilir. İranlı araştırmacı Tevfîk Sübhânî eserin 1312 yılında tamamlandığını ileri sürmektedir. Üç bölümden oluşan Risâle-i Sipehsâlâr’ın ilk bölümü Sultânülulemâ Bahâeddin Veled’e ikinci ve en geniş bölümü Mevlânâ Celâleddin’e, üçüncü bölümü Mevlânâ’nın dostlarına ve ondan sonra makamında bulunan çelebilere ayrılmıştır. Bu bölümde yer alan Sultan Veled, oğlu Ulu Ârif Çelebi ve onun kardeşi Emîr Âbid Çelebi hakkındaki bilgiler Sipehsâlâr’ın vefatından sonra oğlu Muhammed Celâleddin tarafından eklenmiştir, Sahih Ahmed Dede’ye göre bu bölüm 748 (1347) yılında bitirilmiştir. Sipehsâlâr, risâlesinde Mevlânâ’nın eserleriyle Sultan Veled’in İbtidânâme’sini kaynak olarak kullanmıştır. Kendisinin de belirttiği gibi eserin özellikle Mevlânâ ile ilgili bölümü bizzat şahit olduğu olayları aktarması bakımından önemlidir. Eser Eflâkî’nin Menâḳıbü’l-ʿârifîn’i, Lokmânî Dede’nin Menâkıb-ı Mevlânâ’sı vb. kitaplara kaynaklık etmiştir. Başta Konya ve İstanbul kütüphaneleri olmak üzere Türkiye’de ve Türkiye dışında birçok yazma nüshası bulunan eser Seyyid Mahmud Ali (Cavnpûr 1319/1901) ve Saîd-i Nefîsî (Tahran 1325 hş., 1362 hş.) tarafından neşredilmiştir. Risâle Bahariye Mevlevîhânesi şeyhi Hüseyin Fahreddin Dede, Midhat Bahârî (Tercüme-i Risâle-i Sipehsâlâr be-Menâkıb-ı Hazret-i Hudâvendigâr, İstanbul 1331), Ahmet Avni Konuk (Menâkıb-ı Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, İstanbul 1331, nşr. Tahir Galip Seratlı, İstanbul 2004) ve Tahsin Yazıcı (Mevlânâ ve Etrafındakiler, İstanbul 1977) tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir. Batı’da Mevlânâ ve Mevlevîlik üzerine çalışmalarıyla tanınan Franklin D. Lewis, çağdaş İranlı araştırmacılardan Behrand Behzâd’ın Risâle-i Menhûl-i Sipehsâlâr adlı kitabında (Tahran 1376 hş./1997) eserin Eflâkî’nin menkıbelerinden derlenerek XVI. yüzyılda yazıldığını ve son şeklini XIX. yüzyılın ortalarında aldığını ileri sürdüğünü belirtir (Rumi: Past and Present, s. 243).

BİBLİYOGRAFYA
Mektûbât-ı Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî (nşr. Tevfîk Sübhânî), Tahran 1371 hş., s. 292; Sultan Veled, İbtidânâme (trc. Abdülbâki Gölpınarlı), Ankara 1976, tercüme edenin girişi, s. XV; Eflâkî, Âriflerin Menkıbeleri, I, s. XI-XII; Lokmanî Dede, Menâkıb-ı Mevlâna (nşr. Halil Ersoylu), Ankara 2001, neşredenin girişi, s. XIV; Sâkıb Dede, Sefîne, III, 3-5; Sahih Ahmed Dede, Mevlevîlerin Tarihi (nşr. Cem Zorlu), İstanbul 2003, s. 148, 208, 209, 220; Abdülbâki Gölpınarlı, Mevlânâ Celâleddin, İstanbul 1952, s. 32; a.mlf., Mevlânâ’dan Sonra Mevlevîlik, İstanbul 1983, s. 14-15; Mehmet Önder - İsmet Binark - Nejat Sefercioğlu, Mevlânâ Bibliyografyası, Ankara 1973-74, I, 29-30; II, 265-268; Franklin D. Lewis, Rumi: Past and Present, East and West, Oxford 2003, s. 243-249.

Nuri Şimşekler
Bu madde ilk olarak 2009 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 37. cildinde, 260 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.