ŞÎRÎN-i MAĞRİBÎ

شيرين المغريبي
Müellif:
ŞÎRÎN-i MAĞRİBÎ
Müellif: NECDET TOSUN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2010
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 17.09.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/sirin-i-magribi
NECDET TOSUN, "ŞÎRÎN-i MAĞRİBÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/sirin-i-magribi (17.09.2019).
Kopyalama metni
Tebriz yakınlarındaki Urmiye gölü civarında bulunan Emmend köyünde doğdu. 809 (1407) yılı sonlarında altmış yaşındayken vefat ettiğine göre 749’da (1348) doğmuş olmalıdır. Molla Muhammed Mağribî diye de tanınır. Gençliğinde Tebriz’de ilim tahsil etti. Bu dönemde tasavvufî hikmetler içeren Farsça bir şiirin etkisinde kalarak tasavvufa yöneldi. Meşhur sûfî ve şair Kemâl-i Hucendî’nin de aralarında bulunduğu birçok sûfînin meclisine katıldı. Sonunda Kübrevî şeyhi İsmâil es-Sîsî’ye mürid oldu, onun yanında erbaîne girip tasavvufî eğitimine devam etti. Gerek tasavvuf yolundaki yeteneği gerekse söylediği güzel şiirlerle şeyhinin en gözde müridlerinden biri haline geldi. Ardından Kuzey Afrika’ya gidip silsilesi Muhyiddin İbnü’l-Arabî’ye ulaşan bir şeyhe intisap ettiği veya bu bölgeye sık sık seyahatler yaptığı için şiirlerinde Mağribî nisbesini kullanmaya başladığı kaydedilir. İbnü’l-Arabî’nin fikirlerini benimsemesinden dolayı bu nisbeyi kullandığını söyleyenler de vardır. Şîrîn-i Mağribî’nin İsmâil es-Sîsî’den başka yine Kübreviyye’den Bahâeddîn-i Hemedânî, Sühreverdiyye’den Abdülmü’min es-Serâvî ve Ekberiyye’den Şeyh Sa‘deddin’den icâzet aldığı, ayrıca İbnü’l-Arabî’nin ruhaniyetinden Üveysî yolla faydalandığı nakledilir. Mağribî’nin postnişin olarak halkı irşada başladığı ve mürid yetiştirdiği anlaşılmaktadır. Mevlânâ İvaz Şah, Şemseddin Muhammed Aktâbî Meşrikī, Abdürrahîm el-Halvetî, Nûreddin Abdürrahîm el-Bezzâzî onun önde gelen müridlerindendir. Şîrîn’in nerede öldüğü konusunda kesin bilgi bulunmamaktadır.

Hüseyin Kerbelâî, Mağribî’nin kelime-i tevhid ve ism-i celâl zikirlerini hafî ve nefesi tutarak icra etmeye önem verdiğini kaydeder (Ravżâtü’l-cinân, I, 367-368). Bu durumda onun Mâverâünnehir’deki Hâcegân tarikatının zikir usulünü benimsediği söylenebilir. Çünkü o dönemde Kübrevîler’in nefesi tutarak zikretme usulüne genelde muhalif oldukları bilinmektedir (Fahreddin Safî, I, 164). Eserlerinde ve şiirlerinde İbnü’l-Arabî’nin fikirlerine bağlı kalan Şîrîn-i Mağribî devrin önde gelen şairlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Onun şiir tarzının Şah Ni‘metullāh-ı Velî ve Muhammed b. Yahyâ el-Lâhîcî’yi etkilediği bilinmektedir. Şiirlerinde kullandığı birçok ifade sonraları Farsça’da deyim ve atasözü haline gelmiştir. Ayrıca Molla Hâdî-i Sebzevârî gibi işrâk felsefesine bağlı birçok âlim ve sûfînin eserlerinde onun tesirleri görülmektedir. Şîrîn-i Mağribî’yi ikinci Muhyiddin İbnü’l-Arabî olarak tanımlayan Filibeli Ahmed Hilmi onun, “Mâ mihr-i tû dîdem ne zerrât güziştîm” mısraıyla başlayan bir şiirini tercüme ve şerhetmiştir.

Eserleri. 1. Dîvân-ı Muḥammed Şîrîn-i Maġribî. Tasavvuf ve vahdet-i vücûdla ilgili konuların ele alındığı şiirlerden oluşur. Birçok yazma nüshası bulunan eser Mîr Âbidînî (Tahran 1979) ve L. Lewisohn (Tahran-Londra 1993) tarafından yayımlanmıştır. 2. Câm-ı Cihânnümâ. Mağribî, varlık mertebelerini daire şeması ile gösterip açıkladığı bu eseri Saîdüddin el-Fergānî’nin Meşâriḳu’d-derârî adlı kitabından faydalanarak yazmıştır. Birçok nüshası olan eseri (Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi, nr. 2592; Nuruosmaniye Ktp., nr. 3874/2, vr. 102b-111a) Mîr Âbidînî divanla birlikte neşretmiştir. Eser üzerine Seyyid Muhammed Gîsûdırâz, Vecîhüddin Gucerâtî, İbrâhim Şüttârî Cennetâbâdî ve Ahmed Reştî Üstâdî tarafından Farsça şerhler yazılmıştır. 3. Dürrü’l-ferîd fî maʿrifeti merâtibi’t-tevḥîd. Tevhîd-i ef‘âl, tevhîd-i sıfât ve tevhîd-i zât konularının ele alındığı Farsça mensur bir eserdir (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, nr. 1083; Süleymaniye Ktp., Lala İsmâil, nr. 191, vr. 70a-85b). 4. Şerḥ-i Rubâʿî-yi Ebû Saʿîd. Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr’ın “Havrâiyye” adıyla bilinen rubâîsinin şerhidir (Süleymaniye Ktp., Lâleli, nr. 1495, vr. 121b-122b). Şîrîn’in kaynaklarda zikredilen Nüzhetü’s-Sâsâniyye adlı eserinin günümüze ulaşmadığı sanılmaktadır. Naṣîḥatnâme (Münzevî, Fihrist, II, 1706) ve Güftâr-ı Şems-i Tebrîzî (Manisa İl Halk Ktp., nr. 1647/2) gibi eserler ona da nisbet edilmektedir. Esrâr-ı Fâtiḥa adıyla kaydedilen eseri Mirʾâtü’l-ʿârifîn ve maẓharü’l-kâmilîn fî mültemesi Zeyni’l-ʿâbidîn (Koca Râgıb Paşa Ktp., nr. 1453, vr. 280b-285b) adlı risâle olmalıdır. Şîrîn’e izâfe edilen İrâʾetü’d-deḳāʾiḳ fî şerḥi Mirʾâti’l-ḥaḳāʾiḳ, Mahdûm Mehâimî diye bilinen Alâeddin Ali b. Ahmed Hindî’nin (ö. 835/1432) eseri olup yayımlanmıştır (Bombay, ts.).

BİBLİYOGRAFYA
Abdurrahman-ı Câmî, Nefehâtü’l-üns (nşr. Mahmûd Âbidî), Tahran 1375 hş./1996, s. 610-611; Hüseyin-i Kerbelâî, Ravżâtü’l-cinân (nşr. Ca‘fer Sultân el-Kurrâî), Tahran 1344/1965, I, 66-76, 83, 366-368; Fahreddin Safî, Reşeḥât-ı ʿAynü’l-ḥayât (nşr. Ali Asgar Muîniyân), Tahran 1977, I, 164; Filibeli Ahmed Hilmi, Hikmet Yazıları (haz. Ahmet Koçak), İstanbul 2005, s. 125-135; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ (haz. Mehmet Akkuş – Ali Yılmaz), İstanbul 2006, I, 341-343; Nefîsî, Târîḫ-i Naẓm u Nes̱r, II, 762-763; Ma‘sûm Ali Şah, Ṭarâʾiḳ, III, 70-71; M. Ali Müderris, Reyḥânetü’l-edeb, Tebriz, ts., IV, 353-354; Münzevî, Fihrist, II, 1225, 1706; a.mlf., Fihrist-i Müşterek, İslâmâbâd 1984, III, 1376-1379; Ethé, Catalogue of the Persian Manuscripts, s. 1583 (nr. 2914); Abdülhüseyin Zerrînkûb, Dünbâle-i Cüstücû der Taṣavvuf-i Îrân, Tahran 1369, s. 150-152; Mehmed Temelli, “Muhammed Şîrîn Mağribî ve Câm-ı Cihânnümâ’sı”, Uluslararası Bursa Tasavvuf Kültürü Sempozyumu 4, Bursa 2005, s. 115-122; L. Lewisohn, “S̲h̲īrīn Mag̲h̲ribī, Muḥammad”, EI2 (İng.), IX, 484.
Bu madde ilk olarak 2010 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 39. cildinde, 192-193 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.