SÜVEYDÎ, Ali b. Muhammed Saîd

علي بن محمّد سعيد السويدي
Müellif:
SÜVEYDÎ, Ali b. Muhammed Saîd
Müellif: MUHAMMED ARUÇİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2010
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 23.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/suveydi-ali-b-muhammed-said
MUHAMMED ARUÇİ, "SÜVEYDÎ, Ali b. Muhammed Saîd", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/suveydi-ali-b-muhammed-said (23.10.2019).
Kopyalama metni
1170 (1757) yılında Bağdat’ta doğdu. İlk öğrenimini babasından yaptı. Daha sonra uzun bir süre amcası Abdurrahman’ın talebesi oldu ve büyük bir ihtimalle ondan icâzet aldı. Bağdat râvisi ve Irak âlimi diye tanınan dedesinin Sâmerrâ’dan Bağdat’a göç ettiği ve soyunun bölgede birkaç nesil ulemâ ailesi olarak devam ettiği anlaşılmaktadır. Süveydî bir müddet Bağdat’ta kaldı, ardından Dımaşk’a gitti ve öğrenimini burada sürdürdü. Hocaları arasında Şam muhaddislerinden Muhammed b. Abdurrahman el-Küzberî ve muhaddisler şeyhi olarak bilinen Hâfız Murtazâ ez-Zebîdî gibi âlimler yer alır. Süveydî’nin Hâlid el-Bağdâdî yoluyla Nakşibendî tarikatına intisap ettiği belirtilir.

Dımaşk’ta birçok öğrenci yetiştiren, ömrünün sonlarına doğru yeniden Bağdat’a dönen Süveydî’nin bu dönemdeki öğrencileri arasında Muhammed Cemîl eş-Şattî’nin büyük dedesi Hasan b. Ömer eş-Şattî, Bağdat müftüsü Şehâbeddin Mahmûd el-Âlûsî, Bağdat Valisi Kölemen Dâvud Paşa gibi şahsiyetler zikredilmektedir. Vezir Küçük Süleyman Paşa’nın iltifatını kazanan Süveydî devrin iktidarından büyük ilgi gördü. Muhammed Emîn, Muhammed Sâlih, İsmâil ve Mahmûd adında dört oğlu olduğu, bunlardan Muhammed Emîn’in babasından öğrenim görerek onun ilmî çevrelerdeki şöhretini devam ettirdiği bilinmektedir (Mahmûd Şükrî el-Âlûsî, s. 79). Tekrar Dımaşk’a giden Süveydî 27 Receb 1237 (19 Nisan 1822) tarihinde orada vefat etti ve Kāsiyûn dağındaki mezarlığa defnedildi. Onun hakkında birçok mersiye yazılmıştır (a.g.e., s. 77-79; M. Cemîl eş-Şattî, s. 180).

Kaynaklarda Süveydî’nin hadisin yanı sıra diğer İslâmî ilimlerde ve edebiyatta zengin birikim ve yeteneğe sahip bulunduğu, hâfızasının ve anlatımının güçlü olduğu, erdemli bir hayat yaşadığı, bölgede halk tabakası ve seçkinler tarafından çok sevildiği belirtilmektedir. Öğrencisi Şehâbeddin Mahmûd el-Âlûsî’nin Nüzhetü’l-elbâb adlı eserinde “Ehl-i sünnet’in burhanı, muhaddislerin sultanı” diye zikredilir (Halîl Merdem Bek, s. 73-74). Akaid sahasında Ahmed b. Hanbel’in metodunu kabul etmekle birlikte Vehhâbî düşüncesinin etkisi altında kalmamış (a.g.e., s. 165), zaman zaman edebî değeri yüksek şiirler yazmıştır (a.g.e., s. 74-75; Hayreddin ez-Ziriklî, V, 170).

Eserleri. 1. el-ʿİḳdü’s̱-s̱emîn fî beyâni mesâʾili’d-dîn. Selef akîdesi doğrultusunda kaleme alınmış olup müellifin en kapsamlı eseridir (Kahire 1325; bk. Avvâd, II, 433). Oğlu Muhammed Emîn esere et-Tavżîḥ ve’t-tebyîn li-mesâʾili’l-ʿİḳdi’s̱-s̱emîn adıyla bir şerh yazmıştır (Abdullah Muhammed el-Habeşî, II, 1197). 2. el-Kevkebü’l-münîr fî şerḥi’l-Münâvî [ʿale’ṣ-] ṣaġīr. Süyûtî’ye ait el-Câmiʿu’ṣ-ṣaġīr’e Muhammed Abdürraûf el-Münâvî’nin yaptığı Feyzü’l-ḳadîr adlı şerhin yine onun tarafından yapılmış olan et-Teysîr bi-şerḥi’l-Câmiʿi’ṣ-ṣaġīr isimli muhtasarına ait bir şerh olmalıdır (DİA, XXXI, 573). 3. er-Red ʿale’l-İmâmiyye. 4. Telḫîṣu İrşâdi’s-sâlik ilâ fıḳhi’l-İmâm Mâlik. Büyük bir ihtimalle, Şehâbeddin Abdurrahman b. Muhammed b. Asker el-Bağdâdî’ye ait İrşâdü’s-sâlik ilâ eşrefi’l-mesâlik fî fıḳhi’l-İmâm Mâlik adlı eserin kısaltılmış şeklidir. 5. Ẕuḫrü’l-meʿâd fî muʿârażati Bânet Süʿâd. Kâ‘b b. Züheyr’in Hz. Peygamber’e sunduğu kasideye nazîredir (nüshaları için bk. Muʿcemü’l-maḫṭuṭât, II, 962). 6. Târîḫu Baġdâd fi’l-veḳāʾiʿ ve terâcimi’l-ʿulemâʾ. 7. Şerḥu’t-Taʿarruf fi’l-aṣleyn ve’t-taṣavvuf. İbn Hacer el-Heytemî’ye ait eserin şerhidir. 8. Şerḥu Maḳāṣıdi’l-İmâm en-Nevevî. Eserin aslı akaid, ibadet ve tasavvufla ilgili bir risâledir (DİA, XXXIII, 48; krş. Mahmud Şükrî el-Âlûsî, s. 74). Bazı kaynaklarda Süveydî’ye nisbet edilen Sebâʾikü’ẕ-ẕeheb fî maʿrifeti ensâbi’l-ʿArab adlı eserin oğlu Muhammed Emîn’e ait olduğu tesbit edilmiştir.

BİBLİYOGRAFYA
İbn Sened el-Basrî, Eṣfe’l-mevârid, Kahire 1313, s. 101-109; Mahmûd Şükrî el-Âlûsî, el-Miskü’l-eẕfer, Bağdad 1348/1930, s. 73-79; M. Cemîl eş-Şattî, Ravżü’l-beşer fî aʿyâni Dımaşḳ fi’l-ḳarni’s̱-s̱âlis̱ ʿaşer, Dımaşk 1365/1946, s. 64, 178-180; Îżâḥu’l-meknûn, I, 540; II, 105, 394-395; Hediyyetü’l-ʿârifîn, I, 773; K. Avvâd, Muʿcemü’l-müʾellifîne’l-ʿIrâḳıyyîn, Bağdad 1969, II, 433; Hayreddin ez-Ziriklî, el-Aʿlâm, Beyrut 1389/1969, V, 170; Halîl Merdem Bek, Aʿyânü’l-ḳarni’s̱-s̱âlis̱ ʿaşer fi’l-fikr ve’s-siyâse ve’l-ictimâʿ, Beyrut 1977, s. 73-75, 165; Abdülhay el-Kettânî, Fihrisü’l-fehâris, II, 1008-1010; M. Mutî‘ el-Hâfız – Nizâr Abâza, ʿUlemâʾü Dımaşḳ ve aʿyânühâ fi’l-ḳarni’s̱-s̱âlis̱ ʿaşer el-hicrî, Dımaşk 1412/1991, I, 264-265; Ömer Rızâ Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, Beyrut 1414/1993, II, 506; Baytâr, Ḥilyetü’l-beşer (nşr. M. Behcet el-Baytâr), Beyrut 1413/1993, II, 1076-1077, 1095; Sâlihiyye, el-Muʿcemü’ş-şâmil, III, 231; Abdullah Muhammed el-Habeşî, Câmiʿu’ş-şürûḥ ve’l-ḥavâşî, Ebûzabî 1425/2004, I, 718; II, 1020, 1197; III, 1790; Muʿcemü’l-maḫṭûtâti’l-mevcûde fî mektebâti İstânbûl ve Ânâṭûlî (haz. Ali Rıza Karabulut), [baskı yeri ve tarihi yok], II, 962; M. Yaşar Kandemir, “Münâvî, Muhammed Abdürraûf”, DİA, XXXI, 573; a.mlf., “Nevevî”, a.e., XXXIII, 48.
Bu madde ilk olarak 2010 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 38. cildinde, 184-185 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.