TEFSÎRÜ’l-MENÂR

تفسير المنار
Müellif:
TEFSÎRÜ’l-MENÂR
Müellif: M. SUAT MERTOĞLU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2011
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 06.08.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/tefsirul-menar
M. SUAT MERTOĞLU, "TEFSÎRÜ’l-MENÂR", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/tefsirul-menar (06.08.2020).
Kopyalama metni
Asıl adı Tefsîrü’l-Ḳurʾâni’l-ḥakîm olup ilk defa M. Reşîd Rızâ’nın Kahire’de yayımladığı Mecelletü’l-Menâr’da tefrika edildiğinden bu adla meşhur olmuştur. Muhammed Abduh ile Cemâleddîn-i Efgānî’nin çıkardıkları el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā dergisinde yer alan ve sosyal problemlere ışık tutan makalelerdeki ruhu yansıtacak, yüzyılın ihtiyaçlarına cevap vermekle birlikte mevcut tefsirlerdeki bilgileri tekrar etmeyecek nitelikte bir tefsirin kaleme alınmasını zorunlu gören Reşîd Rızâ’nın ısrarları sonunda Muhammed Abduh, Câmiu’l-Ezher’de tefsir dersleri vermeyi kabul etmiş ve 1899-1905 yılları arasında Fâtiha’dan başlayıp Nisâ sûresinin 126. âyetine kadar olan kısmı tefsir etmiştir. Abduh’un vefatı üzerine Reşîd Rızâ çalışmayı sürdürmüş ve 1935’te ölümünden kısa bir zaman öncesine kadar Yûsuf sûresinin 52. âyetinin sonuna gelmiştir. Eserin ilk bölümleri Abduh’un ders notlarından oluştuğu için tefsirin kime nisbet edileceği konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Ancak kitabın tamamı Reşîd Rızâ’nın kaleminden çıktığı gibi kendisi yalnız Abduh’un görüşlerini aktarmakla kalmamış, hocasının derslerinde tuttuğu notlara dayanarak eseri genişletmiş, özellikle lugat ve rivayet tefsiri açısından ilâvelerde bulunmuştur; bu arada kendi görüşlerini de belirtmiş, hatta bazı konularda hocasını eleştirmiştir (I, 234-235; III, 229). Ayrıca Reşîd Rızâ’ya ait bölüm Abduh’un ders notlarının yer aldığı bölümden daha geniştir. Bununla birlikte Tefsîrü’l-Menâr’ın gerek metodunun gerekse kendisine şöhret kazandıran özelliklerinin Abduh’un derslerinden kaynaklandığı bir gerçektir (Muhammed Fâzıl, s. 206).

Tefsîrü’l-Menâr’ın baş tarafına konulan kısa mukaddimede takip edilen metot hakkında bilgi verilir. Buna göre Kur’an tefsirinde göz önünde bulundurulması gereken hedef insanları dünya ve âhiret saadetine ulaştıran yolu gösteren Kur’an’ın anlaşılmasına hizmet etmektir; bunun dışında kalan hususlar ya buna tâbidir veya bu hedefe erişmeye bir vesiledir. Tefsirin belâgat, i‘rab, kıssalar, garîbü’l-Kur’ân, fıkıh, akaid, mev‘iza, işârî yorumlar gibi yönleri bulunmakla birlikte bunların üzerinde durulması kişiyi tefsirin asıl amacından uzaklaştırır. Bu sebeple eserde ilmî terimlere fazla değinilmeyecek, i‘raba, dil ve belâgat inceliklerine sadece ihtiyaç duyulduğu kadar yer verilecektir. Bu çerçevede Reşîd Rızâ, tefsir tarihine köklü eleştiriler getirerek müfessirlerin tefsir faaliyetini değişik ilim dallarındaki maharetlerini ortaya koydukları bir zanaata dönüştürdüklerini ve eserlerini Kur’an’ın hidayet yönü üzerinde düşünmekten alıkoyacak birçok unsurla doldurduklarını belirtir (I, 21-30). Reşîd Rızâ ayrıca eski tefsirlerdeki İsrâiliyat’tan, mevzû hadisler ve hurafelerden, nahiv izahlarından, meânî nüktelerinden, beyan terimlerinden, usulcülerin tahrîclerinden, mukallit fukahanın istinbatlarından, mutasavvıfların te’villerinden, fırkaların taassubundan, riyâzî ve tabiî ilimler gibi okuyucuyu Kur’an’dan alıkoyan hususlardan şikâyet etmektedir (I, 13).

Muhammed Abduh ve Reşîd Rızâ’nın farklı donanım ve eğilimlere sahip bulunması eserin metodunu belli ölçüde etkilemiştir. Nazarî yönü daha gelişmiş olan Abduh, Kur’an tefsirinde aklı esas alarak doğrudan lugavî açıklamalara gitmiş, fazla derinleşmediği rivayetlere başvurmamış, eski tefsir otoritelerinden bağımsız hareket etmeye çalışmış, çoğunlukla sebeb-i nüzûl ve lugat açıklamaları gibi teknik konular dışında Tefsîrü’l-Celâleyn’den başka bir esere bakma ihtiyacı duymamıştır. Buna karşılık hadis ilimleriyle uğraşan ve Selefî temayülü ağır basan Reşîd Rızâ tefsirde nakle daha fazla önem vermiş, birçok âyetin açıklanmasında kesin hüküm vermek yerine tercihte bulunmakla yetinmiştir (Merrâküşî, s. 220). Abduh’un ders notlarını yayımlarken lugat izahları ve rivayetler konusunda açıklamalar ilâve eden Reşîd Rızâ hocasının vefatından sonra sünnet malzemesine, lugavî ve fıkhî açıklamalara ve bazı ilmî konulara daha geniş yer vermek suretiyle metot değişikliğine gittiğini belirtmiştir (Tefsîrü’l-Menâr, I, 20). Bu şekilde Tefsîrü’l-Menâr’ın, Abduh’un özlü ve aklî tefsirine mukabil Reşîd Rızâ’nın farklı kaynaklardan yaptığı iktibaslarla nakil ağırlıklı ansiklopedik bir tefsir mahiyetine büründüğünü söylemek mümkündür. Eserlerinden en çok alıntı yapılan isimler arasında Gazzâlî, Fahreddin er-Râzî, İbn Teymiyye, İbn Kayyim el-Cevziyye ve Şevkânî gibi âlimler sayılabilir.

Tefsîrü’l-Menâr, Cemâleddîn-i Efgānî ve Muhammed Abduh tarafından başlatılıp Reşîd Rızâ’nın çalışmalarıyla sürdürülen, ilk dönemlerde de var olduğu kabul edilen saf İslâm anlayışı ile çağdaş medeniyetin müsbet değerlerini uzlaştırmayı amaçlayan ve “Menâr ekolü” diye adlandırılan düşünce hareketinin tefsirdeki örneğidir. Ekolün hedefine ulaşabilmesi için farklı kaynaklardan beslenmesi gerekiyordu. Bazı Batılı araştırmacılar Menâr ekolü üzerinde üçlü bir etkilemeden söz etmektedir: İbn Teymiyye’nin aşırı muhafazakâr eğilimi, Gazzâlî’nin ahlâkî din anlayışı ve ilerlemeci gelişmenin talepleri (Goldziher, s. 342). Modern ıslah düşüncesinin temaları tefsirin muhtevasını büyük ölçüde belirlemiştir. Buna göre müslümanların geri kalmasının en önemli sebebi onların dinlerinden uzaklaşmaları ve özellikle dinin temel kaynağını teşkil eden Kur’an’ı doğru anlamamalarıdır. Eserde gerçek İslâm anlayışının ortaya konulması bağlamında taklit düşüncesinin yanı sıra bid‘at ve hurafelerle mücadele etme, aklın ve bilimin ışığı altında araştırmalara önem verme gibi konulara vurgu yapılır; bu arada siyasal, sosyal, ekonomik vb. problemlere temas edilir. Meselâ şûra temeline dayanan İslâmî yönetim tarzının Batılı demokrasilerden üstün olduğu, kadının konumu, servetin birey ve toplum temelinde refah çerçevesinde nemâlandırılıp dağıtılması, ferdî menfaatlerin yanı sıra toplumun ekonomik düzeninin dengelenmesi, bu konulardan bazılarıdır (Merrâküşî, s. 223-225). Kur’an’da hakkında fazla bilgi yer almayan hususların özellikle İsrâiliyat rivayetlerinden faydalanarak açıklanmasına karşı çıkan Reşîd Rızâ Tefsîrü’l-Menâr’da doğrudan âyetler üzerinde düşünülmesini tavsiye eder. Bilhassa ilâhî sıfatlara dair âyetlerin te’vilinde Selefî bir tutum benimser. Bununla birlikte aklın kavramakta zorlanacağı, meleklerin mahiyeti gibi gaybî konularda görüş beyan edip temsilî yorumlara başvurur. Sûrelerin kendi içinde ve Kur’an’ın tamamında bir konu bütünlüğü arzettiği fikrini savunur; bazı rivayetlere dayanıp âyetlerin bağımsız şekilde açıklanmasına karşı çıkar (Goldziher, s. 345). Reşîd Rızâ, Kur’an muhtevasının genel ve evrensel olduğu ilkesini benimsediğinden bazı beyanların anlaşılmasına yardımcı olan sebeb-i nüzûl rivayetlerinden hareketle âyetleri özelleştiren müfessirlere eleştiriler yöneltir. İlâhî beyanın genel anlamlar içerdiği üzerinde ısrarla durarak âyetlerle modern dönemin siyasal ve sosyal durumları arasındaki ilişkilere dikkat çeker ve âyetleri bazan güncel olaylara uygular. Pratik endişelerin ve sosyal düşüncelerin önemli yer tuttuğu bu anlayışa göre Kur’an tefsiri dinî ve içtimaî ıslahata dair görüşlerin ortaya konduğu bir alan niteliğindedir.

Müslüman dünyasının problemlerinin çözümünün temel hedef olarak belirlendiği Tefsîrü’l-Menâr’da ıslahın en önemli kavramsal araçlarından biri kabul edilen sünnetullaha 100’den fazla yerde vurgu yapılır. Bu kavramla, yaratıcının doğada egemen kıldığı kanunlar gibi toplum hayatında geçerli kıldığı değişmez kanunlara işaret edilir. Toplumların yükselişi ve düşüşü, kuvveti ve zaafı, zenginliği ve fakirliği bu kanunlara uymasına bağlıdır. Geçmiş ümmetlerden söz eden kıssaların tefsirinde tarihte zulümle muamele yapan ve günaha dalan insanların ahlâkî çöküşleri yüzünden birbiriyle mücadele ettiklerine, hâkimiyet ve bağımsızlıklarını yitirdiklerine dikkat çekilir. Müslümanların siyasal egemenliklerini kaybetmeleri, bilimsel, askerî ve ekonomik açılardan Batılı devletlerin gerisinde kalmaları söz konusu kanunları ihmal etmelerinden kaynaklandığı gibi kalkınmaları ve güçlenmeleri de onlara uymalarına bağlıdır. Sünnetullah kavramına yapılan vurgu Şehhâte’ye göre Tefsîrü’l-Menâr’ı diğer tefsirlerden ayıran en temel özelliktir (Menhec, s. 241; Tefsîrü’l-Menâr’da bu kavrama değinilen yerlerin bir listesi için bk. s. 244-248). Yûsuf sûresinde olduğu gibi (12/24) cumhura eleştiriler yöneltilen eserde (XII, 235 vd.) bazı ilginç görüşlere de yer verilir. Hz. Âdem’in bütün insanlığın babası olmadığı, meleklerin tabiatta bazı olayların gerçekleşmesini sağlayan ilâhî ruh, cinlerin de mikroplar olarak anlaşılabileceği, yolculukta su bulunsa bile teyemmüm edilebileceği, veresiye faizi (ribe’n-nesîe) mutlak haram olmakla birlikte fazlalık faizi (ribe’l-fazl) kapsamına giren bazı muamelelerin zaruret ve ihtiyaç durumunda mubah kabul edilebileceği bunlardan bazılarıdır (Goldziher, s. 356-360; Fehd b. Abdurrahman, İtticâhâtü’t-tefsîr, II, 829-848).

Tefsîrü’l-Menâr’ın orijinal bir tefsir olup olmadığı ve alanında bir yenilik getirip getirmediği hususu tartışılmıştır. Doğulu ve Batılı araştırmacılar eserin bazı vurguları açısından bir yenileşme sağlasa da geçmişe bağlılığı sürdürdüğü, özgün ve modern bir metot ortaya koymadığı, yeniliğinin yüzeysel kaldığı, bundan dolayı klasik tefsirlerden çok farklı bir konum arzetmediği kanaatindedir. Eserin klasik tefsirler gibi Kur’an metnini kendi görüşlerine boyun eğdirdiğini söyleyen Goldziher, Abduh’un tefsirini “maksatlı tefsir” olarak nitelendirmiştir (Die Richtungen, s. 365; Jomier, s. VIII-IX; Merrâküşî, s. 219-228). Orijinalliği tartışılsa da Tefsîrü’l-Menâr ile Menâr ekolü sosyal tefsir alanında varlığını kabul ettirmiş ve kendisinden sonra İslâm dünyasındaki Kur’an ve tefsir çalışmalarını derinden etkilemiştir. Mısır’da Muhammed Mustafa el-Merâgī, Ahmed Mustafa el-Merâgī, Muhammed Ferîd Vecdî, Mahmûd Şeltût, Abdülazîz Çâvîş, Cezayir’de Abdülhamîd b. Bâdîs gibi isimler bu çizgide değerlendirmeler yaptıkları gibi Türkiye, Rusya ve Malay müslümanlarının Kur’an’a ve tefsire yaklaşımları üzerinde önemli etkiler uyandırmıştır. Öte yandan Reşîd Rızâ’ya çeşitli eleştiriler yöneltilmiştir. Bunların başında Kur’an âyetlerini modern teoriler ışığında te’vile yönelmesi gelmektedir. Bakara sûresinin 249-253. âyetlerini Darwin nazariyesine ait, hayatını sürdürme mücadelesi ve tabii seleksiyon kavramları çerçevesinde izah etmeye çalışılması buna örnek gösterilebilir. Bu durum, Tefsîrü’l-Menâr’da tefsirle doğrudan ilgisi bulunmayan hususlara eserlerinde yer verdikleri gerekçesiyle eski müfessirlere yöneltilen eleştirilere eleştiri sahiplerinin de muhatap olması şeklinde değerlendirilmiştir (Goldziher, s. 355; Şehhâte, s. 250-251). Bir diğer eleştiri noktası, modern bilimlerden fazlasıyla etkilenme ve akla fazla yer verme sonucunda Kur’an’daki gayb âlemine dair bazı hakikat ve mûcizelerin zoraki yorumlara tâbi tutulması, garip ve uzak te’villere gidilmesi, ayrıca sihir ve kıyamet alâmetlerinden söz eden bir kısım hadislerin reddedilmesidir (Fehd b. Abdurrahman, İtticâhâtü’t-tefsîr, II, 810 vd.; Şefîk b. Abd, s. 352 vd.).

Reşîd Rızâ eseri önce Mecelletü’l-Menâr’da yayımlamaya başlamış (ilk tefrika Muharrem 1318, yıl III, sy. 6), bu yayım vefatına kadar sürmüştür. 1908’den itibaren II. ciltten başlayıp ayrıca kitap halinde basılmıştır. Diğer ciltlerle metot bakımından uyum sağlamak amacıyla 1927’de I. cildi tekrar neşredilen eserin aynı yıl ilk dokuz cildinin toplu neşri yapılmış, on iki ciltlik ilk baskı 1934’te tamamlanmıştır. Tefsirin ikinci baskısı 1947’de, üçüncü baskısı 1948’de yine on iki cilt halinde gerçekleştirilmiş, daha sonra Beyrut’ta basılmıştır (1999). En dikkatli neşri ilk baskısı olup diğerlerinde çeşitli basım hataları bulunmaktadır. Muhammed Behcet el-Baytâr, Reşîd Rızâ’nın ardından Yûsuf sûresinin eksik kalan kısmını tefsir etmiş ve sûrenin tamamını Reşîd Rızâ’nın adıyla neşretmiştir (Tefsîrü sûreti Yûsuf, Kahire 1355). Tefsîrü’l-Menâr’ı Muhammed b. Ahmed Ken‘ân ihtisar etmiştir (et-Tefsîrü’l-muḫtaṣar el-müfîd li’l-Ḳurʾâni’l-mecîd: Muḫtaṣaru Tefsîri’l-Menâr, I-III, baskı yeri yok, 1984). Eserin bir heyet tarafından Türkçe’ye çevrildiği bilinmekle beraber henüz yayımına başlanmamıştır.

Tefsîrü’l-Menâr üzerine çok sayıda akademik çalışma yapılmıştır. Muhammed Ali ez-Zağlûl’ün el-İtticâhü’l-ʿaḳdî fî Tefsîri’l-Menâr (el-Câmiatü’l-Ürdüniyye, Amman 1986), Hıdır İsmâil Dâliye’nin el-Iṣlâḥu’l-ictimâʿî fî Tefsîri’l-Menâr (el-Câmiatü’l-Ürdüniyye, Amman 1988), Mâcid Subhî er-Rantîsî’nin Es̱erü’l-itticâhi’l-ʿaḳlî es-selbî fî Tefsîri’l-Menâr (el-Câmiatü’l-İslâmiyye, Gazze 2001), Fevziye Cemîl Abdülkerîm Dâvûd’un el-Baḥs̱ü’d-delâlî ʿinde Muḥammed Reşîd Rıżâ fî Tefsîri’l-Menâr li’l-Ḳurʾâni’l-Kerîm (Câmiatü Âli’l-beyt, Mefrak 2001), Emel Yavuzoğlu’nun Tefsîrü’l-Menâr I. ve II. Ciltlerin Fihristi (2005, MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü), Niyazi Arıcı’nın Menâr Tefsiri’nde Mûcizelerle İlgili Farklı Yorumlar (2006, AÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü), Melek Altıntaş Yılmaz’ın Menâr Tefsiri’nde Fert-Devlet İlişkisi (2007, UÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü) ve Ahmet Bayer’in Reşîd Rızâ’nın el-Menâr Adlı Tefsirinde Hıristiyanlığa Yaklaşımı (2007, SÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü) adlı yüksek lisans tezleriyle J. Jomier’in çalışması (bk. bibl.), ayrıca Muhammed Ali ez-Zağlûl’ün el-İtticâhü’l-fıḳhî fî Tefsîri’l-Menâr (Câmiatü’l-Kur’âni’l-Kerîm ve’l-ulûmi’l-İslâmiyye, Ümmüdürman 1996), Abdulbaki Güneş’in Kur’ân’da Akıl ve Aklî Tefsir Hareketi (1996, Harran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü) ve Abdullah Agerzâm’ın el-Fikrü’l-maḳāṣıdî fî Tefsîri’l-Menâr (Câmiatü Mulây İsmâil, Miknâs 2009) adlı doktora tezleri bunlardan bazılarıdır.

BİBLİYOGRAFYA
M. Reşîd Rızâ, Tefsîrü’l-Ḳurʾâni’l-ḥakîm, Beyrut 1420/1999, I-XII; Serkîs, Muʿcem, I, 935; I. Goldziher, Die Richtungen der islamischen Koranauslegung, Leiden 1952, s. 325-370; J. Jomier, Le commentaire coranique du Manâr, Paris 1954, s. VIII-IX; Hasîb es-Sâmerrâî, Reşîd Rıżâ el-müfessir, Bağdad 1397/1977, tür.yer.; Abdullah Mahmûd Şehhâte, Menhecü’l-İmâm Muḥammed ʿAbduh fî Tefsîri’l-Ḳurʾâni’l-Kerîm, Kahire 1984, tür.yer.; M. Sâlih el-Merrâküşî, Tefkîru Muḥammed Reşîd Rıżâ min ḫilâli mecelleti’l-Menâr: 1898-1935, Tunus 1985, s. 219-228; Fehd b. Abdurrahman er-Rûmî, Menhecü’l-medreseti’l-ʿaḳliyyeti’l-ḥadîs̱e fi’t-tefsîr, Beyrut 1407, tür.yer.; a.mlf., İtticâhâtü’t-tefsîr fi’l-ḳarni’r-râbiʿ ʿaşer, Riyad 1407/1986, II, 806-848; Muhammed b. Abdullah es-Selmân, Reşîd Rıżâ ve daʿvetü’ş-Şeyḫ Muḥammed b. ʿAbdilvehhâb, Küveyt 1409/1988, s. 315-317; J. J. G. Jansen, Kur’an’a Bilimsel-Filolojik-Pratik Yaklaşımlar (trc. Halilrahman Açar), Ankara 1993, s. 39-67; Muhammed Fâzıl b. Âşûr, et-Tefsîr ve ricâlüh, Kahire 1417/1997, s. 205-215; Şefîk b. Abd b. Abdullah Şukayr, Mevḳıfü’l-medreseti’l-ʿaḳliyyeti’l-ḥadîs̱e mine’l-ḥadîs̱i’n-nebeviyyi’ş-şerîf dirâse taṭbîḳıyye ʿalâ Tefsîri’l-Menâr, Beyrut 1419/1998, s. 352 vd.; Suat Mertoğlu, Osmanlı’da II. Meşrutiyet Sonrası Modern Tefsir Anlayışı (Sırat-ı Müstakim/Sebilürreşad Dergisi Örneği: 1908-1914), (doktora tezi, 2001), MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, tür.yer.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2011 yılında İstanbul'da basılan 40. cildinde, 297-299 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER