UMÂRE b. HAZM - TDV İslâm Ansiklopedisi

UMÂRE b. HAZM

عمارة بن حزم
UMÂRE b. HAZM
Müellif: MEHMET EFENDİOĞLU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2012
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 26.09.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/umare-b-hazm
MEHMET EFENDİOĞLU, "UMÂRE b. HAZM", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/umare-b-hazm (26.09.2021).
Kopyalama metni

Medine’de doğdu. Hazrec kabilesinin Neccâroğulları boyuna mensuptur. Babası kabilenin önde gelenlerindendi. Annesi Benî Sâide’den Hâlide bint Ebû Üneys’tir. Umâre, Birinci Akabe Biatı’na katılan müslümanların Medine’ye döndükten sonra şehirde yaptıkları davet sayesinde 621 yılında İslâm’la tanıştı. Ertesi yıl yapılan İkinci Akabe Biatı’na o da katıldı; Hz. Peygamber’i Medine’ye davet eden ve onu hayatları pahasına korumaya söz veren yetmiş beş kişilik müslüman grup arasında yer aldı. İslâmiyet’in Medine’de yayılması için gayret gösterdi. Şehirde putperestliğe ve putlara karşı mücadele başlattı. Es‘ad b. Zürâre ve Avf b. Afrâ ile birlikte özellikle Neccâroğulları’nın evlerinde bulunan putları kırmakla tanındı. Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin komşusu olan Umâre, Resûl-i Ekrem’in Ebû Eyyûb’un evine yerleşmesi üzerine onun yakınında bulundu. Hz. Peygamber’i sık sık evine davet eder, ona hediyeler sunar ve zaman zaman kendisiyle şakalaşırdı. Yahudilerden ve müşriklerden gelebilecek tehlikelere karşı Resûlullah’ı korumayı kendisine görev edinmişti. Hz. Peygamber onu muhacirlerden Muhriz b. Nadle ile kardeş ilân etti.

Bedir, Uhud ve Hendek başta olmak üzere bütün gazvelere katılan ve büyük yararlılıklar gösteren Umâre b. Hazm şakalarıyla meşhurdu. Savaş için hendek kazılırken henüz genç bir delikanlı olan Zeyd b. Sâbit’in toprak kazıp taşımaktan yorgun düştüğünü ve hendeğin içinde uyuyakaldığını görünce onun silâhını alıp sakladı. Uyandığında telâşa kapılan Zeyd, Resûl-i Ekrem’in yanına giderek durumu anlattı. Hz. Peygamber de ona “uykucu” diye takıldıktan sonra etrafındakilere silâhının kimde olduğunu sordu. Umâre silâhı kendisinin aldığını bildirince Resûlullah onu sahibine iade etmesini söyledi ve şaka da olsa müslümanların eşyalarını alıp onları korkutmanın doğru olmadığını belirtti (Hâkim, III, 476). Umâre, Mekke’nin fethi ve Tebük Gazvesi’nde Neccâroğulları’ndan Benî Mâlik’in bayraktarlığını yaptı. Müslümanlarla birlikte Tebük Gazvesi’ne katılan, ancak Hz. Muhammed’in peygamberliği konusunda hâlâ şüpheleri bulunan yahudi asıllı münafık Zeyd b. Lüsayt, Resûl-i Ekrem’in devesinin kaybolması üzerine onun gökten haber verdiğini, fakat devesinin yerini bilmediğini söyleyip peygamberliği hakkında şüphe uyandırmaya çalışınca Umâre, Zeyd’i kendi birliğinden çıkardı ve artık kendisiyle yolculuk yapmayacağını bildirdi (İbn Hişâm, IV, 166-167). Resûlullah münafıklara karşı tavır almaya başlayınca onlara fiilen müdahale etti ve zor kullanarak mescidden dışarı çıkardı (a.g.e., II, 528-529). Vedâ haccında bulunan Umâre, Resûl-i Ekrem’in vefatından sonra Hz. Ebû Bekir’e ilk biat edenler arasında yer aldı. Peygamberlik iddiasında bulunanlar karşı yürütülen mücadelelerde Müseylimetülkezzâb’ı ortadan kaldırmakla görevlendirilen Hâlid b. Velîd kumandasındaki orduya katıldı. 12 (633) yılında Müseylime’nin öldürülmesiyle sonuçlanan Yemâme’deki Akrabâ savaşında şehid düştü. Umâre b. Hazm okuyarak tedavi (rukye) yapardı. Resûl-i Ekrem de okuduklarını dinlemiş ve kendisini onaylamıştı. Umâre, Zeyd b. Sâbit’in annesi Nevvâr bint Mâlik b. Sırma ile evlenmiş, bu evlilikten Mâlik isminde bir oğlu olmuştur. Resûlullah’tan üç hadis nakletmiş (İbnü’l-Cevzî, s. 375), bunlardan birinde Resûl-i Ekrem’in kendisini bir kabrin üzerinde otururken gördüğünü ve ona, “Kabrin üzerinden çekil, sahibine eziyet etme” dediğini rivayet etmiştir (Hâkim, III, 682).


BİBLİYOGRAFYA

, I, 9, 24, 139, 162, 448; II, 800, 1003, 1009-1010.

, II, 457, 528-529, 702; IV, 166-167.

, III, 96, 486, 522, 609; VIII, 163.

, VI, 494.

, III, 294.

, III, 476, 681-682.

, III, 1141.

İbnü’l-Cevzî, Telḳīḥu fühûmi ehli’l-es̱er, Kahire 1975, s. 375.

İbn Hacer el-Askalânî, el-İṣâbe (nşr. Âdil Ahmed Abdülmevcûd v.dğr.), Beyrut 1415/1995, IV, 475-476.

M. Saîd Mübeyyaz, Mevsûʿatü ḥayâti’ṣ-ṣaḥâbe, Beyrut 1421/2000, V, 2573-2574.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2012 yılında İstanbul’da basılan 42. cildinde, 144 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER