UMÂRE el-YEMENÎ

عمارة اليمني
Müellif:
UMÂRE el-YEMENÎ
Müellif: MUSTAFA KILIÇ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2012
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 01.06.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/umare-el-yemeni
MUSTAFA KILIÇ, "UMÂRE el-YEMENÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/umare-el-yemeni (01.06.2020).
Kopyalama metni

515’te (1121) Yemen’in Tihâme bölgesindeki Murtân şehrinde doğdu. Kahtânî asıllı olup bölgenin idaresinde söz sahibi bir aileye mensuptur. İlk tahsilini burada yaptı; Arap dilinin bozulmadığı bu bölgede fasih Arapça ile yetişti. 529’da (1134) Murtân’daki şiddetli kıtlık yüzünden babası onu Zebîd’e gönderdi. Zebîd’de Abdullah b. Abbâr ve diğer âlimlerden Şâfiî fıkhı konusunda dört yıl öğrenim gördü. 535 (1140) yılından itibaren Zebîd’de okuduğu medresede üç yıl ders okuttu ve özellikle Şâfiî fıkhında temayüz etti. Ferâize dair yazdığı, günümüze ulaşmamış kitapları kendi zamanında Yemen’de okutuluyordu. 538’de (1144) ifa ettiği hac sırasında Necâhîler’den devlet adamlarıyla tanıştı. Ardından on yıl kadar Zebîd-Aden arasında saray adına ticarî faaliyetlerde bulundu. Ticaret için gittiği yerlerde âlimlerle ve edebiyat çevreleriyle görüşüp dostluklar kurdu. Ticaretten büyük servet elde eden Umâre, Aden’den Hind’e, Zebîd’den Mekke’ye kadar geniş bir coğrafyada tanınıyordu.

Aden’de hüküm süren İsmâilî eğilimli Zürey‘î Emîri Muhammed b. Sebe el-Muazzam nezdinde itibarı olan Umâre edebiyata düşkünlüğüyle tanınan Mehdî Emîri Ebü’l-Hasan Ali b. Mehdî ile dostluk kurdu. Bu yıllarda bir yandan da mahallî liderleri öven şiirler yazıyordu. Muhammed b. Sebe’den davet alınca Zûcible’ye onun yanına gittiğinde aralarında Ali b. Mehdî’nin de bulunduğu bir grubun orada olduğunu ve kendisi aleyhine Zebîd halkını kışkırtan mektuplar yazıldığını gördü. Zebîd merkezli Necâhîler’le Aden merkezli Zürey‘îler arasında eskiden beri düşmanlık vardı. Bu mektuplarda, Zebîd’i ele geçirerek Necâhîler’e son vermek isteyen Muhammed b. Sebe ile Ali b. Mehdî arasındaki irtibatı Umâre’nin sağladığı ileri sürülüyor ve onun öldürülmesi talep ediliyordu. Zebîd’e döndüğünde halkın kendisini ortadan kaldırmayı düşündüğünü anlayınca Mekke’ye gitti (549/1155). Bu ikinci haccı sırasında Mekke Emîri Kāsım b. Hâşim tarafından iyi karşılandı ve 550 (1155) yılında Fâtımî Halifesi Fâiz-Binasrillâh’a elçi sıfatıyla gönderildi. Umâre bu ziyareti esnasında devlet erkânı önünde Halife Fâiz-Binasrillâh ile veziri Talâi‘ b. Rüzzîk’i överek onların dostluğunu kazandı ve Fâtımî halifesinin ihsanlarına nâil oldu. Bir müddet Mısır’da kaldıktan sonra Mekke’ye ve ardından Zebîd’e döndü. 551’de (1157) tekrar hac farîzasını eda edip Zebîd’e dönmek üzere iken Mekke emîri tarafından ikinci defa Mısır’a elçi olarak görevlendirildi. Bu gidişinde Mısır’a yerleşti ve bir daha buradan ayrılmadı.

VI. (XII.) yüzyılın güvenilir tarihçilerinden biri olan Umâre, mutaassıp bir Sünnî olmasına rağmen başta Şiî Fâtımî halifelerinden ve devlet adamlarından büyük ilgi gördü. Bundan rahatsızlık duyan bazı çevreler, Umâre’yi gözden düşürmek için onun İmâmiyye mezhebi aleyhine faaliyette bulunduğunu söyledi. Bu yüzden Fâtımî Veziri Talâi‘ b. Rüzzîk ile aralarına soğukluk girdiyse de daha sonra ilişkileri düzeldi. Umâre’nin Fâtımî sarayında ulaştığı bu mevki vezirin ölümünden sonra oğulları Mecdülislâm ve Nâsır zamanında da sürdü; Umâre onlar hakkında kasideler yazdı. Şâver b. Mücîr’in vezirlik döneminde şiir yazmaya devam etti; evinin yandığı ve yağmalandığı sırada ondan büyük yardım gördü. Şâver’in kardeşi Rüknülislâm da Umâre’yi destekledi.

Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin Fâtımî idaresine son vermesi üzerine bir mersiye kaleme alan Umâre, yeni yönetimle de iyi geçinmek amacıyla Kādî el-Fâzıl’a ve Eyyûbîler’e dair methiyeler yazdı. Ancak maddî durumu kötüleşince bu defa Eyyûbîler aleyhinde şiirler yazmaya başladı. Daha sonra kendisi gibi gelir kaynakları kesilen Fâtımî taraftarı muhaliflerle bir araya gelip görünürde Fâtımî idaresini yeniden ihya etmek, gerçekte ise eski konumlarına kavuşmak için bir isyan planladılar. Eyyûbîler’in bölgedeki düşmanları olan Kudüs Haçlı Krallığı, Sicilya Normanları ve İsmâilîler’le irtibata geçip Eyyûbîler’e karşı ortak bir harekete teşebbüs ettiler. Bu tertibi haber alan Selâhaddîn-i Eyyûbî onları yakalatarak Umâre’nin de aralarında bulunduğu sekiz kişiyi idam ettirdi (2 Ramazan 569 / 6 Nisan 1174). Onun ölümüyle ilgili başka rivayetler de zikredilir. Kabri Kahire’de Benî Münteceb Türbesi’ndedir. Önceleri Kadı Umâre olarak tanınırken daha sonra Umâre el-Farazî, San‘a ve Aden’de Umâre el-fakīh ve’ş-şâir diye anılmıştır. İsmâilî düşünceyi hiçbir zaman benimsemeyen Umâre’nin Fâtımiler’i methetmesi veya onlar için mersiye yazması çıkarlarını ön plana aldığı şeklinde yorumlanmıştır. Son dönem Abbâsî şiir geleneğinin temsilcilerinden sayılan Umâre, Mütenebbî yanında Beşşâr b. Bürd, Mihyâr ed-Deylemî ve Buhtürî gibi şairleri örnek almıştır. Kaside ve mersiyelerinde Kur’an terminolojisini ve tasvir öğelerini geleneğin dışına çıkarak Fâtımî halifeleriyle vezirleri için kullanması yüzünden eleştirilmiştir. Umâre’nin hayatı ve şiirleri hakkında pek çok çalışma yapılmış, Ali Cârim, onunla ilgili Seyyidetü’l-ḳuṣûr, âḫiru eyyâmi’l-Fâṭımiyyîn bi-Mıṣr adlı bir roman yazmıştır (Kahire, ts.).

Eserleri. 1. Dîvân. Umâre ve çağdaşlarının hayatına ışık tutan divanın ancak bazı bölümleri günümüze ulaşmış ve Hartwig Derenbourg tarafından en-Nüketü’l-ʿaṣriyye ile birlikte neşredilmiştir (ʿOumāra du Yemen, sa vie et son oeuvre, I-II, Paris 1897-1904). Abdurrahman el-Eryânî ve Ahmed Abdurrahman el-Ma‘melî de divanı yayımlamıştır (I-II, Dımaşk 2000).

2. en-Nüketü’l-ʿaṣriyye fî aḫbâri’l-vüzerâʾi’l-Mıṣriyye. Müellif, Fâtımî vezirleri için kaleme aldığı methiyelerle birlikte onlar hakkındaki kanaatlerini ve şahit olduğu hadiseleri bir nevi hâtırat-otobiyografi şeklinde anlatmıştır. Özellikle 558-564 (1163-1169) yılları arasında Mısır’da meydana gelen olaylar açısından birinci elden kaynak niteliği taşıyan eser İbnü’d-Deyba‘, İbnü’l-Mücâvir ve Ebü’l-Fidâ gibi tarihçilerin kaynakları arasındadır. Umâre’nin bu eserleriyle dokuz mektubunu (teressülât) H. Derenbourg, Fransızca tercümeleriyle birlikte ʿOumāra du Yemen, sa vie et son oeuvre adlı eseri içinde yayımlamıştır (I-II, Paris 1897-1904; Bağdat 1964; I-II, Kahire 1411/1991).

3. el-Müfîd fî aḫbâri Ṣanʿâ ve Zebîd (Târîḫu’l-Yemen). Özellikle müellifin yaşadığı devirle ilgili güvenilir bilgiler içeren eser İngilizce tercümesiyle beraber Henri Cassels Kay (Yaman: Its Early Medieval History, by Najm ad-Dīn ʿOmārah Al-Ḥakamī, London 1892), sadece Arapça metin olarak Hasan Süleyman Mahmûd (Kahire 1957) ve Muhammed b. Ali el-Ekva‘ (Kahire 1967, 1976; Dımaşk 1979) tarafından neşredilmiştir.


BİBLİYOGRAFYA

Umâre el-Yemenî, en-Nüketü’l-ʿaṣriyye fî aḫbâri’l-vüzerâʾi’l-Mıṣriyye (nşr. H. Derenbourg), Kahire 1411/1991, tür.yer.

Muvaffakuddin b. Osman, Mürşidü’z-züvvâr ilâ ḳubûri’l-ebrâr (nşr. M. Fethî Ebû Bekir), Kahire 1415/1995, s. 531-534.

, XI, 398-402.

Bündârî, Sene’l-Berḳı’ş-Şâmî (nşr. Fethiye en-Nebrâvî), Kahire 1979, s. 24, 29.

, I/2, s. 302-305.

Ebû Şâme el-Makdisî, Kitâbü’r-Ravżateyn (nşr. İbrâhim ez-Zeybek), Beyrut 1418/1997, II, 282-289.

, III, 431-436.

, I, 212-216, 238, 243-246, 251-257.

, XX, 592-596.

Ebü’l-Fidâ İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-nihâye (nşr. E. Fuâd Seyyid), Beyrut 1992, XII, 294-297.

, III, 570, 603-606; XIII, 306.

, I/1, s. 52-55.

, I, 333.

, I, 570.

Zünnûn el-Mısrî, ʿUmâre el-Yemenî, Kahire 1966.

P. Smoor, “Master of the Century: Fatimid Poets in Cairo”, Egypt and Syria in the Fatimid, Ayyubid and Mamluk Eras (ed. U. Venmeulen – D. De Smet), Leuven 1995, s. 139-162.

a.mlf., “ʿUmāra al-Yamanī”, , X, 836.

Ramazan Şeşen, Salâhaddin Eyyûbi ve Devri, İstanbul 2000, tür.yer.

Abdülhamîd el-Bakkālî, “ʿUmâre el-Yemenî ve dîvânühü’l-maḫṭûṭ”, Âfâḳu’s̱-s̱eḳāfe ve’t-türâs̱, V, Dübey 1418/1997, s. 100-106.

M. Ahmed el-Âmirî, “İstidʿâʾü’n-naṣṣi’l-Ḳurʾânî fî sûreti’l-medîḥ ʿinde ʿUmâre el-Yemenî”, Mecelletü Câmiʿati Ṣanʿâʾ li’l-ʿulûmi’l-ictimâʿiyye ve’l-insâniyye, I, San‘a, ts., s. 187-228.

Ahmet Subhi Furat, “Umâra”, , XIII, 32-34.

“Umara al-Yamani”, Encyclopedia of Arabic Literature (ed. J. S. Meisami – P. Starkey), London 1998, II, 792-793.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2012 yılında İstanbul'da basılan 42. cildinde, 145-146 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER