ÜSKÜDÂRÎ, Mehmed Emin

ÜSKÜDÂRÎ, Mehmed Emin
Müellif: MEHMET ZAHİT TİRYAKİ, KAMURAN GÖKDAĞ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 07.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/uskudari-mehmed-emin
MEHMET ZAHİT TİRYAKİ, KAMURAN GÖKDAĞ, "ÜSKÜDÂRÎ, Mehmed Emin", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/uskudari-mehmed-emin (07.07.2020).
Kopyalama metni
Seyyid Mehmed Efendi diye de tanınır. Mehmed Emin’in, babasının Edirne’de doğup tahsilini burada tamamladığı ve 1097 (1686) yılına kadar görev yaptığı dikkate alındığında Edirne’de doğduğu söylenebilir. Bununla birlikte babasının İstanbul’a tayin tarihiyle oğlunun vefat tarihi arasında elli yıl kadar bir süre geçtiğine bakılırsa onun İstanbul’da dünyaya geldiği de düşünülebilir. Dedesi Saçlı İbrâhim Efendi, Aziz Mahmud Hüdâyî’nin damadı olup Hüdâyî Âsitânesi postnişinliği yapmış, babası Abdülhay Celvetî ise tasavvufî eğitimini tamamlayarak babasından Celvetî tarikatı icâzeti almış, başta Edirne Selimiye Camii vâizliği olmak üzere çeşitli görevlerde bulunduktan sonra Şeyh Selâmi Ali Efendi’nin (ö. 1103/1691) ardından Aziz Mahmud Hüdâyî Âsitânesi’nde postnişin olmuş, bu görevde iken 29 Receb 1117 tarihinde (16 Kasım 1705) vefat etmiştir. Kaynaklarda, Mehmed Emin’in İstanbul’da şer‘î ve aklî ilimler tahsilini tamamlayıp müderris pâyesi aldığı nakledilmektedir. Bu durumda ilk öğrenimini Edirne’de babasının yanında gördükten sonra tahsilini İstanbul’da tamamladığı anlaşılır. XVIII. yüzyıl âlimlerinden Nebî Efendizâde’nin medrese müfredatına dair verdiği bilgilere ve okutulan kitaplara bakıldığında Üsküdârî’nin neredeyse her ilmin temel metinlerine şerh, hâşiye ve ta‘lik yazdığı, öğretim maksadıyla bu metinleri istinsah ettiği görülür. Damad İbrâhim Paşa tarafından 1138’de (1726) kurulan tercüme heyetlerinden birinin hazırladığı Bedreddin el-Aynî’ye ait ʿİḳdü’l-cümân fî târîḫi ehli’z-zamân adlı eserin tercüme heyetinde yer aldı, yirmi dört ciltlik eserin ilk cildinin tercümesiyle görevlendirildi. Ayrıca dönemindeki ilmî tartışmaları yakından takip etti, bu konuda çeşitli risâleler kaleme aldı. Nisbet-i Hükmiyye başlıklı risâlesinde tartıştığı meseleler, Dârendevî Mehmed Efendi’nin (ö. 1739) aynı konudaki bir risâlesiyle büyük ölçüde paralellik arzeder. Mehmed Emin’in Ḫulâṣatü Risâleti Feyżi’l-aḳdes li-Kâtib Çelebî adlı risâlesi de Dârendevî’nin bir başka risâlesiyle konu benzerliği gösterir.

Fındıklılı İsmet Efendi’nin bildirdiğine göre Mehmed Emin hem zâhir hem bâtın ilimlerinde muhakkik denilebilecek bir seviyede idi. Fındıklılı onu “etvâr-ı ârifâne sahibi” diye niteler. Hızır Bey’e ait el-Ḳaṣîdetü’n-nûniyye adlı Mâtürîdî kelâm metnini tercüme etmesine ve Hayâlî’nin bu esere yaptığı şerhine hâşiye yazmasına bakarak Mehmed Emin’i Mâtürîdiyye’den saymak mümkünse de cebir ve ihtiyar konusuyla mahiyetlerin yaratılmışlığı meselesinde Eş‘ariyye’nin anlayışını benimsemesi, müellifin mezhepler arasındaki ihtilâflı konularda bir tür tahkik çalışması yürüttüğüne işaret eder. Nitekim Ḫulâṣatü’l-baḥs̱i’l-meşhûr beyne’t-Teftâzânî ve Seyyid Şerîf, Risâle fî Taḥḳīḳi’l-meẕâhib fi’n-nisbeti’l-ḥükmiyye ve’n-nisbeti beyne beyne fi’l-ḳażâyâ gibi eserleri onun bu tahkikçi yanını ortaya koymaktadır. Mehmed Emin, Teftâzânî’nin Tehẕîbü’l-manṭıḳ ve’l-kelâm’ına yazdığı şerhi tamamladığı yıl (1149/1736) Üsküdar’da vefat etti, vefatına “Ma‘dinü’l-fazli ve’l-edeb” beytiyle tarih düşülmüştür. Vefatından sonra eserleri Kādirî, Nakşibendî ve Celvetî tarikatları meşâyihinden Şeyh Abdülkadir Efendi’ye (Emîr Hoca Kemankeş) intikal etmiş, Abdülkadir Efendi bu eserleri Vâlide-i Atik Camii’ne vakfetmiş, uzun bir süre bu camide kalan eserler Hacı Selim Ağa Kütüphanesi’ne nakledilmiştir.

Eserleri. Kelâm ve Mantık. 1. Risâle fî Taḥḳīḳi’l-meẕâhib fi’n-nisbeti’l-ḥükmiyye ve’n-nisbeti beyne beyne fi’l-ḳażâyâ. Önermenin cüzleri hakkında mütekaddimîn ve müteahhirîn âlimleri arasındaki ihtilâfların tahkikine dair bir risâledir (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 556, vr. 71-72). 2. Risâle Müfrede li-burhâni’t-temânüʿ. Müellif bu risâlesinde, herhangi bir kitapta rastlamadığı ve mevhibe-i ilâhiyye olduğunu söylediği birtakım mütalaalar serdederek burhân-ı temânü‘ delilinin kat‘î mi yoksa iknâî mi olduğu meselesini ele alır (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 556, vr. 25-26). 3. Risâle fi’l-Cebri ve’l-iḫtiyâr. Bu risâlesinde Üsküdârî, Birgîvî’nin cebir ve ihtiyar hakkında İmam Mâtürîdî’den özetleyerek naklettiği görüşlerin tartışmaya açık olduğunu ve eseri bu meseleyi tahkik etmek üzere yazdığını belirtir (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 556, vr. 57-58). 4. Şerḥu’l-berâhini’l-ḫamseti’l-meşhûre fi’l-ḥikme li-is̱bâti tenâhi’l-ebʿâd ve buṭlâni’t-teselsül. Evrenin sınırlı ve sonlu olduğuna dair hükemânın ileri sürdüğü delillerin ele alındığı eserde tatbik burhanı ve tezâyüf burhanı açıklanmaktadır (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 321). 5. Şerḥu Tehẕîbi’l-manṭıḳ. Teftâzânî’ye ait eserin mantığa dair ilk bölümünün şerhidir (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 339). 6. Ḥâşiye ʿalâ Şerḥi Ḫayâlî ʿale’l-Ḳaṣîdeti’n-nûniyye. Hızır Bey’in Ḳaṣîdetü’n-nûniyye’sine yazılan şerhlerin en meşhuru olan Hayâlî şerhinin hâşiyesidir (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 611). 7. Mebḥas̱ü’l-ʿilm min Şerḥi’l-ʿAḳāʾidi’l-ʿAḍudiyye. Adudüddin el-Îcî’nin el-ʿAḳāʾidü’l-ʿAḍudiyye adlı risâlesinin şerhi olan Devvânî’nin Şerḥu’l-ʿAḳāʾidi’l-ʿAḍudiyye’sine yazılan şerhtir (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 323). 8. Ḥâşiye ʿalâ Ḥâşiyeti Mîr Ebü’l-Fetḥ fî ʿilmi’l-âdâb. Yine Adudüddin el-Îcî’nin münazara âdâbıyla ilgili Âdâbü’l-ʿallâme ʿAḍudiddîn adlı eserine Muhammed et-Tebrîzî el-Hanefî’nin yaptığı şerhe Mîr Zâhid Ebü’l-Feth es-Sâid’in yazdığı hâşiyenin hâşiyesidir (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 281). 9. Ḥâşiye ʿalâ Risâleti İs̱bâti’l-vâcib. Celâleddin ed-Devvânî’nin Risâle (el-Ḳadîme) fî İs̱bâti’l-vâcib adlı eserinin hâşiyesidir (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 272). 10. Telḫîṣu Tehâfüti’l-ḥukemâʾ fî reddi meẕâhibi ehli’l-hevâʾ. Üsküdârî’nin, Gazzâlî’nin Tehâfütü’l-felâsife’sinin özeti olarak nitelendirdiği Hocazâde Muslihuddin Efendi’nin Tehâfüt’ünde felsefecilere yöneltilen eleştirileri ve onların sorularına verilen en güçlü cevapları toplayıp düzenlemek için yazdığı bir eserdir (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 266).

Üsküdârî’nin bu alanlarla ilgili diğer bazı eserleri de şunlardır: Risâle fî keşfi’l-ġumme ʿan ḳulûbi’l-ümme (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 556, vr. 59-62); Risâle fî beyâni tevcîhi’t-teşbîh (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 556, vr. 70-71); Risâle li-beyâni’l-farḳ beyne’l-mecâz ve’l-kinâye ve beyne’l-mecâzi’l-mürsel ve’l-istiʿâre (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 556, vr. 27-29); Şerḥu Risâleti’l-Âdâb li’l-Birgivî (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 292); Şerḥu Risâleti ʿİs̱âm fi’l-istiʿâre (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 556); Ḥâşiye ʿale’l-Ḳısmi’s̱-s̱ânî min Şerḥi’ş-Şemsiyye (Süleymaniye Ktp., Giresun, nr. 113); Risâle-i Ciheti’l-vaḥde (İstanbul 1262, 1267); Risâle müteʿalliḳa li-taḥḳīḳı’l-îmâni’ẓ-ẓâhirî ve’l-îmân ʿindellâh (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 556, vr. 52-54).

Diğer Eserleri: 1. Risâle müfrede li-mesʾeleti ḥalli’ş-şaʿîriyye fi’l-heyʾe. Üsküdârî bu risâlenin Çağmînî’nin el-Mülaḫḫaṣ fi’l-heyʾe adlı eserine Kadızâde-i Rûmî’nin yazdığı şerhte, dünyanın en yüksek noktasının yerin çapına oranla ilgili olarak zikredilen ve daha sonra ulemâ arasında şöhret bularak “mes’ele-i şaîriyye” diye adlandırılan astronomi problemine ilişkin olduğunu söyler (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 556, vr. 116-120). 2. Ḫulâṣatü Risâleti Feyżi’l-aḳdes li-Kâtib Çelebî. Kâtib Çelebi’nin XVII. yüzyılın başlarında Şeyhülislâm Bahâî Mehmed Efendi’ye sorduğu ve İlhâmü’l-muḳaddes mine’l-feyżi’l-aḳdes adlı eserinde yine kendisinin cevapladığı üç soruyu Üsküdârî özetleyerek açıklamıştır (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 556, vr. 121). 3. Niḳāṭü’t-tasrîh. Bu risâlede müellif Alak sûresindeki, “Alleme’l-insâne mâ lem ya‘lem” âyetinde geçen, “Bilmediğini öğretti” ifadesini, taallümde hâsılın tahsil edilemeyeceği gibi mutlak meçhulün de talebe konu olamayacağı, talep edilen şeyin bir yönüyle mâlûm, diğer yönüyle meçhul olması gerektiği kuralından yola çıkarak tefsir etmeye çalışmıştır (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 556, vr. 66-67). 4. Ḥâşiye ʿalâ İmtiḥâni’l-ezkiyâ. Beyzâvî’nin Lübbü’l-elbâb adlı eserinin incelikleri konusunda Üsküdârî’nin talebelerinden gelen sorulara verdiği cevaplardan oluşur (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 556, vr. 20-24). 5. Ḥâşiye ʿalâ Ḥâşiyeti’s-Seyyid eş-Şerîf ʿale’l-Muṭavvel (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 551). 6. Ḥâşiye ʿale’d-Dürer ve’l-ġurer (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 115, vr. 43). 7. Ḥâşiye ʿalâ Ḥâşiyeti’l-ʿİṣâm ʿalâ Şerḥi’l-Kâfiye (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 564, vr. 326). 8. Risâle fî tefsîri “inne meʿa’l-ʿuṣri yüsran” (Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 556, vr. 75-76).

BİBLİYOGRAFYA

Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1348; Şeyhî, Vekāyiu’l-fuzalâ, s. 414; Çelebizâde Âsım, Târih, İstanbul 1282, VI, 360; Ayvansarâyî, Vefeyât-ı Selâtîn, II, 199; Müstakimzâde Süleyman Sâdeddin, Mecelletü’n-niṣâb, Süleymaniye Ktp., Hâlet Efendi, nr. 628, vr. 355a; İsmet, Tekmiletü’ş-Şekāik, s. 105-108; Mehmed Süreyyâ, Sicill-i Osmânî (haz. Abdulkadir Yuvalı – Ali Aktan), İstanbul 1995, I, 405; III, 300; Hocazâde Ahmed Hilmi, Ziyâret-i Evliyâ, İstanbul 1327, s. 125; Osmanlı Müellifleri, I, 125; II, 29, 30; Hüseyin Vassâf, Sefîne, III, 211; Hediyyetü’l-ʿârifîn, II, 323; Uzunçarşılı, İlmiye Teşkilâtı, s. 19-23, 39-45; Zâkir Şükrü, Mecmûa-i Tekâyâ (Akbatu), V/2, s. 109; Ziriklî, el-Aʿlâm (Fethullah), VI, 41; Hasan Kâmil Yılmaz, Azîz Mahmûd Hüdâyî ve Celvetiyye Tarîkatı, İstanbul 1990, s. 236-245.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2016 yılında İstanbul'da basılan EK-2. cildinde, 641-642 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER