AHBÂR

الأحبار
Müellif:
AHBÂR
Müellif: OSMAN CİLACI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1988
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 08.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ahbar--yahudi-alimleri
OSMAN CİLACI, "AHBÂR", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ahbar--yahudi-alimleri (08.07.2020).
Kopyalama metni

Ahbâr, “âlim, din büyüğü, faziletli kimse” anlamına gelen hibr veya habr kelimesinin çoğul şekli olup “yazılı veya şifahî güzel eserler veren, güzel üslûp sahibi âlimler” mânasında kullanılmaktadır. İbrânîce hâber (çoğul şekli haberîm) “arkadaş, meslektaş” kelimesinin Arapça’ya geçmiş şekli olduğu da ileri sürülmektedir. Bu kelime milâdî I ve II. yüzyıllarda Ferîsî mezhebi mensupları için, Talmud döneminde de belli bir cemiyetin üyeleri için kullanılmıştır. Asr-ı saâdet’te ise Medine’de beytülmidrâs denilen yerlerde yahudi şeriatını ve dinî ilimleri öğreten, dinî ahkâma vâkıf olup yahudi halkı arasında ortaya çıkan meseleleri halleden kişileri ifade ediyordu.

Ahbâr Kur’ân-ı Kerîm’de iki defa rabbâniyyûn, iki defa da ruhbân kelimesiyle birlikte yer almış ve “Tevrat’la hüküm veren, onu gözleyip kollayan” (el-Mâide 5/44), “halkı kötü söz söylemekten ve haram yemekten menetmesi gereken” (el-Mâide 5/63) yahudi âlim ve fakihleri için kullanılmıştır. Kur’an’da ayrıca, yahudilerin ahbârı Allah’tan ayrı rab edindikleri, ahbârın da insanların mallarını haksız yere yiyip onları Allah yolundan uzaklaştırdıkları, Tevrat hükümlerini kendi hasis menfaatleri karşılığında değiştirdikleri de ifade edilmiştir (bk. et-Tevbe 9/31, 34).

Hz. Peygamber Medine’ye hicret ettikten sonra zaman zaman yahudi beytülmidrâslarına giderek ahbâra İslâm’ı tebliğ etmiş (bk. Buhârî, “İʿtiṣâm”, 18), Ebû Bekir ve Ömer gibi sahâbîler de aynı şeyi yapmışlardır (bk. İbn Hişâm, II, 558). Fakat onlar İslâmiyet’i benimsemedikleri gibi çeşitli şekiller altında Hz. Peygamber’le mücadele etmiş ve onu zor durumda bırakmaya çalışmışlardır (bk. İbn Hişâm, II, 513, 543). Ahbârın bir kısmı görünürde müslüman olmuşsa da gerçekte bunlar İslâm imanını içlerine sindirememiş ve “yahudi münafıkları” diye anılmışlardır. Abdullah b. Selâm gibi bazıları da İslâmiyet’i samimiyetle benimsemiş ve gerek kendi devirlerinde, gerekse sonraki dönemlerde müslümanların saygı ve sevgisini kazanmışlardır. Hz. Peygamber’in, “Yahudi ahbârından on tanesi bana iman etseydi yeryüzündeki bütün yahudiler de müslüman olurdu” meâlindeki hadisi (bk. Müsned, II, 346), ahbârın yahudiler arasındaki nüfuzunu göstermektedir. Yine muhtelif hadisler, Asr-ı saâdet’teki ahbârın Hz. Peygamber’le olan münasebetlerini, çeşitli sorular sormak suretiyle onu imtihan edişlerini, Tevrat hükümlerini gizlemeye veya tahrif etmeye kalkışmalarını haber vermektedir (bk. Wensinck, el-Muʿcem, “haber” md.; a.mlf., Miftâhu künûzi’s-sünne, “el-yehûd” md.).

Abdullah b. Selâm ve tâbiîn devrinin yahudi asıllı âlimlerinden Vehb b. Münebbih, Kâ‘b el-Ahbâr gibi kişilerden İslâmî eserlere intikal etmiş birçok rivayet bulunmaktadır. Yaratılış, kâinatın teşekkülü ve işleyişi, tabiat olayları, geçmiş milletler ve şahsiyetler, peygamberler, âhiret halleri ve benzeri konulara dair olan bu haberler, genellikle İslâm öncesi anlayış ve telakkilerin yorumundan ibaret olup İslâmî açıdan sahih ve sabit değildir (bk. İSRÂİLİYAT).

BİBLİYOGRAFYA
 , II, 513-572; Müsned, II, 346; Buhârî, “İʿtiṣâm”, 18; Taberî, Câmiʿu’l-beyân (nşr. Mustafa es-Sekkā), Kahire 1373-76/1954-57, IV, 249; Josef Horovitz, Koranische Untersuchungen, Leipzig 1926, s. 63; , VI, 551-552; Remzî Na‘nâa, el-İsrâʾîliyyât ve es̱eruhâ fî kütübi’t-tefsîr, Beyrut 1390/1970, s. 107-110; Abdullah Aydemir, Tefsirde İsrâiliyyât, Ankara 1979, s. 58-60, 62-69 ve tür.yer.; Wensinck, el-Muʿcem, “ḥaber” md.; a.mlf., Miftâḥu künûzi’s-sünne, “el-yehûd” md.; “Ḥaber”, JE, VI, 121-123.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1988 yılında İstanbul'da basılan 1. cildinde, 485-486 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER