AKTEPE, M. Münir - TDV İslâm Ansiklopedisi

AKTEPE, M. Münir

Müellif:
AKTEPE, M. Münir
Müellif: FERİDUN EMECEN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 28.09.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/aktepe-m-munir
FERİDUN EMECEN, "AKTEPE, M. Münir", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/aktepe-m-munir (28.09.2020).
Kopyalama metni
7 Eylül 1917’de İzmir’in İkiçeşmelik semtinde doğdu. Rus istilâsı sırasında (1916) Erzincan Kemah’tan İzmir’e göç eden babası ticaretle uğraşıyordu. İlköğreniminin ardından İzmir Karataş Ortaokulu’nda ve İzmir Erkek Lisesi’nde okudu. 1936’da mezun olunca ailesinin durumunun elverişsizliği sebebiyle yüksek öğrenimine hemen başlayamadı, bir süre Karataş Ortaokulu’nda vekil öğretmenlik yaptı; İzmir Posta, Telefon ve Telgraf İdaresi’nde memur olarak çalıştı. Kasım 1937’de dört yıllık yüksek öğrenim bursu kazandı ve kısa bir müddet yaptığı vekil öğretmenliğin etkisiyle İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’ne girdi. Tahsili sırasında çalışkanlığı ile hocalarının dikkatini çekti. Fakülte yıllarında hocaları arasında M. Cavit Baysun ile İsmail Hakkı Uzunçarşılı da bulunuyordu. Mezuniyet tezi “Mahmud II Devrinde Rize Ayanı Tuzcuoğulları İsyanı” adını taşımaktaydı. Böyle sosyal bir olayı inceleyerek akademik hayata bir bakıma başlangıç yapmış oldu. 1941 Ekiminde mezun olduktan hemen sonra askere gitti. II. Dünya Savaşı’nın bütün hızıyla sürdüğü bu zorlu yıllara denk düşen askerlik hizmetini, Gelibolu bölgesinde Bolayır’ın kuzeyinde oluşturulan savunma hattında yerine getirdi. Böylece Osmanlılar’ın Rumeli yakasına ilk geçtikleri yer olan bölgenin topografyasını tanıma imkânı buldu. Bunun etkisiyle ileride doktora konusu olarak Osmanlılar’ın Rumeli’ye yerleşmesini seçecekti.

Münir Aktepe, 1944’te terhisinin ardından M. Cavit Baysun’un daveti üzerine aynı yılın ekiminde önce fakültenin tercümanlık kadrosuna tayin edildi ve kitaplık memuru olarak çalışmaya başladı. 1 Mart 1945’te asistanlığa geçti. Osmanlı Türklerinin Rumeli’ye Yerleşmesi başlıklı doktora tezini Haziran 1949’da tamamladı. Bundan sonraki çalışmalarıyla, Tarih Bölümü’nde Yeniçağ Tarihi Kürsüsü’nün Cavit Baysun başkanlığında oluşturulan temel klasik eğitim sistemi içerisinde Osmanlı kaynakları, Osmanlı tarihçiliği, biyografi çalışmaları ve kaynak neşriyle giderek kendini gösterirken bir yandan da Osmanlı Devleti’ndeki sosyal tepkilerle ilgilendi ve arşive dayalı incelemelerde bulundu. Çalışma sahasını daha çok XVIII. yüzyıla kaydırdı ve bu dönemin otuzlu yıllarına doğru meydana gelen sosyal tepkileri ve muhtelif siyasî, diplomatik ve askerî gelişmelerini konu alan çalışmalar yapmaya başladı. 1950-1952 yılları arasında Paris’te bulundu ve ilmî çalışmalarını Bibliothèque Nationale’de sürdürdü. Türkiye’ye dönünce Cavit Baysun’un müdürlüğünü yaptığı Türkiyat Enstitüsü müdür yardımcılığına getirildi. Osmanlı tarihinin önemli bir dönüm noktasını oluşturan Patrona İsyanı konusundaki doçentlik tezini 1954 yılına kadar tamamladı ve doçent unvanını aldı.

1960’lı yılların başı onun için hayli sıkıntılı olaylarla geçti. Yeniçağ tarihi doçenti iken 27 Mayıs İhtilâli’nin karışık ortamında diğer bazı üniversite mensupları gibi hiçbir sebep gösterilmeden görevinden alındı. Fakat o sıralarda Edebiyat Fakültesi Mezunlar Cemiyeti başkanı ve Türk Muallimler Birliği üyesi bulunduğundan bu sıfatlarla ihtilâl konseyince oluşturulan Kurucu Meclis’e üye seçildi. 6 Ocak 1961’den itibaren Ankara’da meclis çalışmalarında görev yaptı. 1961-1962 arasında İstanbul Çapa Eğitim Enstitüsü’nde tarih dersleri verdi. Daha sonra fakültedeki vazifesine iade edildi ve 25 Nisan 1962’de yeniden öğrencilerine kavuştu. Bu yıllar onu bir süre için ilmî çalışmalardan koparmıştı. Bunun da etkisiyle çalışmalarına hız verdi. 19 Mart 1964’te profesör unvanını aldı. Ardından fakültede yönetim kurulu üyeliklerinde bulundu, üniversite senatosunda fakülteyi temsil etti. Edebiyat Fakültesi bünyesi içerisinde Tarih Araştırmaları Enstitüsü’nü kurdu. 21 Mart 1968’den itibaren faaliyete geçen bu enstitünün müdürlüğünü 6 Mayıs 1969’dan başlamak üzere üstlendi ve emekli oluncaya kadar bu görevini yürüttü. Enstitünün yayın organı olan, aynı zamanda Tarih Bölümü’nün ikinci dergisi olma özelliğini taşıyan Tarih Enstitüsü Dergisi’nin ilk sayısını Ekim 1970’te çıkardı. Derginin sunuş kısmında enstitünün başlıca amacının imkânlar nisbetinde araştırma ve yayın yapmak, ilmî konferanslar, seminerler düzenlemek, kongrelere katılmak ve sergiler açmak olduğu belirtilmişti. Dergi ise daha çok genç tarihçilerin ilmî çalışmalarına açık olacaktı. Bu derginin neşriyatı yanında enstitü bünyesi içinde uzmanlara hitap eden bir ihtisas kütüphanesinin kurulmasını da sağladı. Nâdir yazma eserler ve birçok değerli matbu kitabı toplayıp buraya kazandırdı. Kütüphane, bugün Edebiyat Fakültesi içindeki seminer kitaplıklarını birleştirme projesi çerçevesinde diğer kitaplar arasına dağıtıldı, böylece bu önemli ihtisas kütüphanesi Tarih Bölümüne ait Tarih Seminer Kütüphanesi gibi tamamıyla ortadan kalkmış oldu.

Münir Aktepe, 1970’li yılların çok karışık ortamı içerisinde fakültedeki idareciliğini sürdürdü, çok kısa bir müddet için dekanlık görevini üstlendi. Yoğun ilmî faaliyetler yanında Anıtlar Yüksek Kurulu (1964) ve Türk Tarih Kurumu (1967) üyeliklerine de seçildi. Özellikle Türk Tarih Kurumu’ndaki çalışmalarını emekliliğinden sonra da devam ettirdi. Bu kurumda 26 Ocak 1996’da şeref üyeliğiyle taltif edildi. 1980’den sonra üniversitedeki yeni gelişmeler geleneksel sistemde yetişmiş bir ilim adamı olarak onu çok rahatsız etti. Yeni üniversiteler kanununun getirdiği hükümler ve bunların uygulanış biçimine karşı duyduğu tepkiden dolayı 31 Ocak 1983’te kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. 26 Haziran 1996’da vefatına kadar ilmî faaliyetlerden kopmadı. Tarih Enstitüsü Dergisi’nin 1997’de 15. sayısı Aktepe’ye hâtıra sayısı olarak çıktı.

Eserleri. Münir Aktepe’nin yayımlanan ilk araştırmalarını, hocası Cavit Baysun’un o sırada müdürlüğünü yaptığı İslâm Ansiklopedisi’ne yazdığı biyografi maddeleri teşkil eder. Bunun ardından Tarih Dergisi’nde ilk sayıdan itibaren çeşitli yazılar kaleme almıştır. Neşredilen ilk kitabı doçentlik tezi olan Patrona İsyanı (1730) başlıklı çalışmasıdır (İstanbul 1958). Bu kitap, onun ilmî çalışmaları arasında konuya bakış ve olayların mahiyetini ortaya koyma bakımından en önemli olanıdır. Burada daha çok isyanın sebepleri üzerinde durarak bunun malî, sosyal ve siyasal sebeplerini irdelemiş, özellikle saray ve hânedan üyelerinin ve bunlara mensup olanların, yüksek seviyedeki vezir ve ulemâ ailelerinin yaşayışına karşı içten içe duyulan tepkileri ortaya koymuş, Nevşehirli Damad İbrâhim Paşa ve ailesi çerçevesinde konuya, bugün bile hâlâ pek iyi değerlendirilmeyen veya göz ardı edilen yeni bir bakış açısı getirmiştir. Münir Aktepe ayrıca Osmanlı kaynaklarının neşrine yönelik çalışmalarıyla da dikkat çeker. Tarih incelemelerinin gerekli kıldığı malzemeyi daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla önce Mehmed Salâhî Bey’in Girit meselesine dair mecmuasını yayımlamış (Girid Meselesi: 1866-1889, İstanbul 1967), daha sonra Silâhşor Kemânî Mustafa Ağa’nın Revan Fetihnâmesi’ni, 1720-1724 arasındaki Osmanlı-İran münasebetlerini ihtiva eden bir giriş kısmıyla neşretmiştir (1720-1724 Osmanlı-İran Münâsebetleri ve Silâhşör Kemânî Mustafa Ağa’nın Revân Fetih-nâmesi, İstanbul 1970). Bu yayınlarını birer vekāyi‘nâme hususiyeti gösteren iki önemli neşri takip etmiştir. Bunlardan ilki Şem‘dânîzâde Fındıklılı Süleyman Efendi’nin Müri’t-tevârîh adlı eserinin basılmamış kısımlarıdır. Tam bir kronik özelliği taşıyan, XVIII. yüzyılın önemli bir bölümünün, 1730-1777 arasının tarihini içeren bu eseri üç cilt halinde yayımlamıştır (Şemdânî-zâde Fındıklılı Süleyman Efendi Tarihi, Müri’t-tevârih, I, İstanbul 1976; II/A, İstanbul 1978; II/B, İstanbul 1980; III, İstanbul 1981). İkinci önemli yayını sondan bir önceki resmî Osmanlı vak‘anüvisi olan Ahmed Lutfi Efendi’nin tarihidir. Yine bu eserin basılmamış kısımlarının IX. ciltten itibaren son cilt olan XV. cilt dahil edisyonunu hazırlamıştır (Vak’anüvis Ahmed Lütfi Efendi Tarihi, IX, İstanbul 1984; X-XV, Ankara 1988-1993). Neşrini gerçekleştirdiği bir diğer eser de Mehmed Emnî Beyefendi’nin Rusya sefâretiyle ilgili eseridir (Mehmed Emnî Beyefendi [Paşa]’nın Rusya Sefâreti ve Sefâret-nâmesi, Ankara 1974).

Bunların yanı sıra pek çok ilmî makalesi çeşitli dergilerde yayımlanmıştır. İçlerinden dikkat çekici olan bazı yazıları şunlardır: “Naîmâ Tarihinin Yazma Nüshaları Hakkında” (TD, I/1 [İstanbul 1949], s. 35-52); “Osmanlı’ların Rumeli’de İlk Fethettikleri Çimbi Kal’ası” (TD, I/2 [İstanbul 1950], s. 283-307); “Tuzcu Oğulları İsyanı” (TD, III/5-6 [1951-52], s. 21-52); “XIV. ve XV. Asırlarda Rumeli’nin Türkler Tarafından İskânına Dair” (TM, X [İstanbul 1953], s. 299-312); “Damad İbrahim Paşa Devrinde Lâle” (TD, IV/7 [1953], s. 85-126); “1727-1728 İzmir İsyanına Dair Bazı Vesikalar” (TD, VIII/11-12 [İstanbul 1956], s. 71-98); “XVII. Asra Ait İstanbul Kazası Avarız Defteri” (İstanbul Enstitüsü Dergisi, III [İstanbul 1957], s. 109-139); “XVIII. Asrın İlk Yarısında İstanbul’un Nüfus Meselesine Dair Bazı Vesikalar” (TD, IX/13 [İstanbul 1958], s. 1-30); “İbtihâcü’t-Tevârih” (TD, X/14 [İstanbul 1959], s. 71-84); “Atatürk’e Ait Bazı Belgeler” (TKK Belleten, XXXII/128 [Ankara 1968], s. 441-457); “Szigetvar Livâsı Kanunnâmesi” (Kanunî Armağanı, Ankara 1970, s. 187-202); “Kâğıdhâne’ye Dâir Bazı Bilgiler” (Ord.Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı’ya Armağan, Ankara 1976, s. 335-363); “İstanbul Fenerbahçesi Hakkında Bazı Bilgiler” (TD, sy. 32 [İstanbul 1979], s. 349-372); “Dünkü Fransızlar: Blak Bey ve Oğlu” (TD, sy. 33 [İstanbul 1982], s. 255-270); “II. Mahmud Devrinde Osmanlı-Sardunya Münasebetlerine Dair Bazı Belgeler” (TTK Belgeler, XI/15, Ankara 1986, s. 89-144; XII/16 [1987], s. 101-112; XIII/17 [1988], s. 183-212).

Millî Eğitim Bakanlığı İslâm Ansiklopedisi, The Encyclopaedia of Islam’ın yeni edisyonu ve özellikle Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’nde ilmî kıymeti haiz birçok madde kaleme almış bulunan Münir Aktepe bazı önemli kişilere ait vakfiyeleri de neşretmiştir. Bunların içinde özellikle İzmir’i de ilgilendiren ve Manisa merkezli olmak üzere Batı Anadolu bölgesinde büyük nüfuz sahibi olan Karaosmanoğulları ailesinin fertlerine ait olanlar başta gelir. Bu vakfiyelerle İzmir’e dair diğer makaleleri bir araya getirilerek kitap halinde yayımlanmıştır (Münir Aktepe, İzmir Yazıları: Camiler, Hanlar, Medreseler, Sebiller, haz. Fikret Yılmaz, İzmir 2003).

BİBLİYOGRAFYA :

Feridun Emecen, “Prof. Dr. Münir Aktepe’nin Akademik Hayatı”, Münir Aktepe, İzmir Yazıları: Camiler, Hanlar, Medreseler, Sebiller içinde (haz. Fikret Yılmaz), İzmir 2003, s. XXXV-XXXIX; Zeki Arıkan, “Yitirdiğimiz Büyük Değer. Münir Aktepe’nin Ardından”, TT, sy. 153 (1996), s. 4-8; Mücteba İlgürel, “Prof. Dr. Münir Aktepe’nin Hayatı ve Eserleri”, TED, sy. 15 (1997), s. 1-14.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2016 yılında İstanbul'da basılan EK-1. cildinde, 67-68 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER