BIBLIANDER, Theodorus

Müellif:
BIBLIANDER, Theodorus
Müellif: KÜRŞAT DEMİRCİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 26.02.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/bibliander-theodorus
KÜRŞAT DEMİRCİ, "BIBLIANDER, Theodorus", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/bibliander-theodorus (26.02.2020).
Kopyalama metni
İsviçre’nin Thurgau kantonuna bağlı Bischofszell’de doğan Theodorus Bibliander (Alm. Buchmann), XVI. yüzyılın Hıristiyanlık ve özellikle Protestanlık tarihinde iz bırakmış önemli isimlerdendir. Aslında dil bilimci olarak tanınsa da Kitâb-ı Mukaddes üzerine yaptığı çalışmaları, kutsal kitap tefsirleri ve vaazları da önemlidir. İslâm kültürü açısından önemi ise Kur’an’ın Kettonlu Robert tarafından yapılan Latince tercümesini ilk defa neşrederek hıristiyan dünyasına sunmasından kaynaklanmaktadır. Kur’an’ın Batı dillerine çevirileri daha eskiye (XII. yüzyıl) gitse de ilk neşir Bibliander’e aittir. Bibliander, Zürih ve Basel’de önde gelen dil bilimcilerden İbrânîce eğitimi aldı, ayrıca Latince ve Arapça öğrendi. Liegnitz Dükü II. Frederick’in kurduğu özel okulda 1525’ten itibaren iki yıl okutmanlık yaptı. 1532’de Zürih’te Zwingli tarafından kurulan Schola Tigurina’da teoloji profesörü oldu. Özellikle Ahd-i Atîk’in İşaya kitabına dair seminerler verdi. 1535’te İsviçre’deki Zwinglici Protestan öğrencileri için Ahd-i Atîk çalışmaları konusunda rehber olmak üzere İbrânîce gramer kitabı yazdı. Latince, Grekçe, İbrânîce ve Almanca karşılaştırmalı olarak yapılan ve bir tür lengüistik teoloji olan bu eser, Batı’da Kitâb-ı Mukaddes’in filolojik ve etimolojik metotlarla gerçekleştirilen analizlerine öncülük etti. Bibliander, Markos İncili ve Protevangelium Jacobi üzerine çalışmalar yayımladı ve bunları Latince’ye çevirdi. De Ratione Temporum (1551) ve Temporum Supputatio (1558) adıyla tarih araştırmaları yaptı. Bu temel eserlerin dışında çok sayıda vaaz ve kutsal kitap tefsiri çalışması mevcuttur. Fakat eserlerinin önemli bir kısmı henüz neşredilmemiştir. 1560 yılına kadar Schola Tigurina’daki görevinde kalan Bibliander bu tarihte Calvinist gruplarla anlaşmazlığı yüzünden görevinden uzaklaştırıldı. 1564’te Zürih’teki veba salgınında öldü.

Hayatı boyunca bir entelektüel kimliğiyle yaşayan Bibliander katı bir Zwinglici Protestan olup Katolik ve Calvinist mezhepleriyle daima mücadele etmiştir. Aynı zamanda koyu bir İslâm karşıtıdır ve Türkler’in Orta Avrupa’daki ilerleyişini Îsâ’nın dönüşünün işareti olarak yorumlamıştır. Onun İslâm-Hıristiyanlık ilişkisi tarihi bakımından son derece önemli sayılan Kur’an tercümesi neşri de müslümanları hıristiyanlaştırmanın bir aracı olarak görülebilir. 1543’te de Basel’de Machumetis Saracenorum principis, eiusque successorum vitae, ac doctrina, ipseque Alcoran (Sarazenler’in/müslümanların prensi Muhammed’in hayatı, öğretileri ve Kur’an’ı) adıyla basılan bu tercüme, aslında 1143’te Cluny Benedikten başrahibi Petrus Venerabilis’in İslâm’la mücadele amacıyla İngiliz keşişi Kettonlu Robert’e yaptırdığı çeviridir. Bu Latince çeviri Batı dünyasında İslâm’a yönelik ilk ciddi çalışmalardandır. Toledan Collection adıyla bilinen ve bir yazma halinde bulunan bu metin XVI. yüzyılda birbirinden bağımsız iki ayrı nüsha halinde basılmıştır. Bunlardan biri, Katolik diplomatı ve oryantalist Johann Albrecht von Widmanstetter’in (ö. 1557) Epitome alcorani (Nuremberg 1543) adıyla neşrettiği nüshadır, diğeri ise Théodore Bibliander’in neşridir. En az altı farklı versiyonu bulunan 1543’teki ilk baskı 1550’deki baskıda yeniden düzenlenmiş ve bu nüsha XVII. yüzyıla kadar Batı’daki İslâm çalışmalarında temel alınan Kur’an nüshası olmuştur.

Kur’an çevirisinin neşir gerekçesi, XVI. yüzyılda Avrupa’nın ortalarına kadar giren Osmanlı Devleti’nin yol açtığı politik sıkıntılardır. Türkler’in 1521 ve 1526’dan itibaren Belgrad’ı alması, Macaristan’a girmesi, 1529’da Viyana’yı kuşatması Protestan ve Katolik çevrelerinde ciddi bir telâşa yol açmış, Avrupa’nın ortasında ve kuzeyinde Osmanlı-İslâm kültürüyle karşılaşan Protestanlar Türkenbüchlein (Türkler hakkında kitapçık) adıyla bilinen çok sayıda broşür yayımlamıştır. Türkler’in Tanrı tarafından hıristiyanları cezalandırmak için gönderilmiş şeytan orduları olduğu iddiasının yer aldığı bu broşürler halk arasında hızla yayılmıştır. 1529’da iki Türkenbüchlein yayımlayan Martin Luther, popüler düzeydeki bu tarz çalışmalardan daha köklü bir çalışma yaparak güya İslâm’ın iç yüzünü hıristiyanlara tanıtmak amacıyla Kur’an’ın tercüme edilmesinin gerektiğini düşünmüş, buna zemin hazırlayacak birtakım teşebbüslerde bulunmuştur. Bibliander’in, Kur’an tercümesini neşrinin Luther’in bu arayışları sırasında ortaya çıkışı şüphesiz tesadüfî değildir. Ortak kaygılar Zwinglici Protestanlar’ı da işin içine çekmiş ve Bibliander’in Kur’an tercümesinin neşrini yapmasını kolaylaştırmıştır.

Protestanlığın daha liberal yorumu olarak Zwinglici bir anlayış benimseyen Bibliander, Türkler’in Orta Avrupa’daki yayılışını kıyamet alâmetlerinden saysa da onlara karşı uygulanacak en iyi yöntemin misyonerlik olduğunu düşünüyordu. Bilhassa Türkler’in ele geçirdiği coğrafyalardaki halkın devşirme yoluyla müslümanlaştırıldığının farkındaydı ve hıristiyan halkın İslâm’ı içeriden tanıması gerektiğini söylüyordu. Bu amaçla 1542’de içeriği diğerleriyle aynı olan Ad Nominis Christiani Socio Consultatio Quanam Ratione Turcarum Dira Potentia Repelli Possit, ac Debeat a Populo Christiano adıyla bir Türkenbüchlein yazmıştır (Basel 1542). Ancak Bibliander, İslâm’ı daha iyi tanımanın yolu olarak Kur’an’ın tercümesinin yapılması gerektiğini düşündüğünden Kettonlu Robert’in Kur’an tercümelerine ulaşmış, arkadaşı Oporiniana da ona Basel Kütüphanesi’ndeki Arapça bir Kur’an nüshasını göndermiştir. Böylece Bibliander, Arapça’dan ve diğer bazı kaynaklardan faydalanarak Ketton nüshasının edisyonunu gerçekleştirmiştir. Ancak Protestan çevreleri hıristiyan dünyasında Kur’an tercümesinin basılmasını bir tehdit olarak algılamış ve eserin çıkışını engellemeye çalışmıştır. Özellikle Basel şehir konsilinin bu basıma şiddetle karşı çıktığı bilinmektedir. Fakat Luther’in İslâm’ın öğrenilmesi için böyle bir edisyonun gerektiği şeklindeki savunusu söz konusu metnin 1543’te yayımlanmasını mümkün kılmıştır. Conrad Pellican ve Caspar Hedio gibi dönemin diğer âlimleri de bu metnin neşrinin Hıristiyanlık için bir tehdit oluşturmadığını ileri sürmüştür. Böylece basılı metin 1543’te satışa sunulmuş ve aynı yıl içerisinde üç baskı yapacak kadar ilgi görmüştür.

Tercümenin girişine Luther ve Melanchthon birer önsöz yazmış, önsözde Türkler’in dini olarak İslâm’ın geçersizliği ve sapkınlığına karşılık Hıristiyanlığın hakikati ve yüceliği ele alınmış, böylece tercümeye yapılacak eleştiriler önlenmeye çalışılmıştır. Söz konusu çalışmada ortaya konulan metin bakımından Bibliander ile Ketton arasında büyük farklar yoktur. Zira Bibliander hem Ketton’un Kur’an tercümesini hem de notlarını çok az değişikliklerle almış, kendi notlarını da hazırladığı bu metne koymuştur. Bu bağlamda Bibliander’in orijinalliği, dönemin Protestan “sola scriptura” (metni metinle analiz etme) geleneği çerçevesinde Kur’an’daki bazı âyetleri Ahd-i Atîk ve Ahd-i Cedîd’den örneklerle yorumlama çabasıdır. Onun notlarında sadece İslâm’a reddiye yer almaz, aynı zamanda Katolik ve bazı Protestan çevrelerine imalı eleştiriler de görülebilir (Burman, s. 118; Campi, XXXI, 143).

Bibliander’in arkadaşı ve aynı inançları paylaştığı Oporiniana’nın yayınevinde neşrettiği metin üç bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde hacerîlerin (müslümanlar) ve Türkler’in kutsal kitapları ve inançları anlatılır, okuyucuya Kur’an’ın neden Latince’ye çevrildiği konusunda bilgi aktarılır. Ayrıca Kur’an’ın geneli hakkında bilgi verilir, hadislerden bahsedilir ve âyetlerin okunuşuyla ilgili örnekler sunulur. Kur’an’ın tercümesi bu bölümdedir. İkinci bölüm İslâm üzerine yazılmış bir reddiye niteliğindedir. Burada Abdülmesih b. İshak el-Kindî’nin reddiyesinden, Nikolas Cuso’nun ve Riccoldo da Monte di Croce’nin Kur’an’a yazdığı eleştirilerden söz edilir. Ayrıca Grekçe ve Latince yazılmış Bizanslı bir reddiyeden örnekler verilir. Amaç Kur’an’ın ve İslâm’ın heretikliği ve temelsizliğinin okuyucuya gösterilmesidir. Üçüncü bölüm Hz. Muhammed’in hayatı, öğretileri ve uygulamalarıyla ilgilidir. Bu bölümde Paolo Giovio’nun Türkler’le ilgili verdiği bilgiler zikredilir. Papa II. Pius’un Fâtih Sultan Mehmed’e ve onun da papaya yazdığı mektupların kopyaları sunulur. Birbirinden kopuk konuları içerse de güzel bir kompozisyonla birleştirilmiş olan bu neşir kısa zaman içinde İtalyanca, Flamanca ve Almanca’ya tercüme edilmiş, Cizvit misyonerlerinin kullandığı ana metin haline gelmiştir. XVIII. yüzyıldan itibaren başka dillere de çevrilmiştir. Bibliander’in Kur’an neşri ve metin içerisindeki düzenlemeleri, sonraki asırlarda şarkiyatçıların İslâm’a daha esaslı bir şekilde yaklaşmaları gerektiği konusundaki kaygılarını belli bir metodolojik çerçeveye oturtmuştur. Bu sebeple XIX. yüzyıl oryantalizminin temel yaklaşım biçimlerinden olan semantik ve etimoloji gibi dil bilimi unsurlarının önemine ilk dikkat çekenin de Bibliander olduğunu söylemek mümkündür.

BİBLİYOGRAFYA :

H. Bobzin, Der Koran im zeitalter der Reformation, Beyrut 1995, s. 167, 174; a.mlf., “Kur’an’ın Latince Tercümeleri: Kısa Bir Genel Bakış” (trc. Yusuf Öztel), UÜ İlâhiyat Fakültesi Dergisi, XVIII/1, Bursa 2009, s. 609-622; T. E. Burman, Reading the Qur’an in Latin Christendom, 1140-1560, New York 2007, s. 60-88, 118; An Ja – S. Goeing, “Establishing Modes of Learning: Old and New Hebrew Grammers in the 16th Century”, Scholarly Knowledge: Textbooks in Early Modern Europe (ed. E. Campi v.dğr.), Genève 2008, s. 157-183; B. Gordon, “Christo testimonium reddunt Omnes Scripturae”, Shaping the Bible in the Reformation (ed. B. Gordon – M. McLean), Leiden 2012, s. 113, 114; G. J. Metcalf, “Theodor Bibliander (1504-1564) and the Languages of Japheth’s Progeny”, Historiographia Linguistica, VII/3, Amsterdam 1980, s. 323-333; H. Clark, “The Publication of the Koran in Latin a Reformation Dilemma”, The Sixteenth Century Journal, XV/1, New York 1984, s. 3-12; S. Henrich – J. L. Boyce, “Martin Luther-Translations of Two Prefaces on Islam: Preface to the ‘Libellus de ritu et moribus Turcorum (1530)’ and Preface to Bibliander’s Edition of the Qur’an (1543)”, Word and World, XVI/2, Minnesota 1996, s. 250-266; A. S. Francisco, “Polemical Works against Islam in the Early Reformation Era”, Lutheran Theological Review, XV, Ontario 2002-2003, s. 40-53; E. Campi, “Early Reformed Attitudes towards Islam”, Theological Review, XXXI, Beirut 2010, s. 140-146; “Machumetis saracenorum principis eiusque successorum vitae ac doctrina ipseque Alcoran”, Vivarium: Online Digital Collections of Saint John’s University and the College of Saint Benedict, http://cdm.csbsju.edu/cdm/ref/collection/SJRareBooks/id/4744 (22.01.2015).
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-1. cildinde, 196-197 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.