CEVHER es-SIKILLÎ

جوهر الصقلي
Müellif:
CEVHER es-SIKILLÎ
Müellif: RAMAZAN ŞEŞEN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1993
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/cevher-es-sikilli
RAMAZAN ŞEŞEN, "CEVHER es-SIKILLÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/cevher-es-sikilli (14.07.2020).
Kopyalama metni

Küçük yaşlarda esir alınmış Slav asıllı (es-Saklebî) bir Sicilyalıdır. 347’de (958) Fâtımî Halifesi Muiz-Lidînillâh tarafından Mağrib’in fethiyle görevlendirildiğine göre IV. (X.) yüzyılın başlarında doğduğu kabul edilebilir. Yakın zamanda neşredilen biyografisi sayesinde Mısır’a gitmeden önceki hayatının ilk devri kısmen aydınlanmaktadır. Doğu kaynakları ise onun hayatının Mısır’ın zaptı ve sonrasıyla ilgili kısmını vermekle yetinirler. Cevher birçok vesikada, özellikle Ezher Camii’nin kitâbesinde köle (abd) olarak zikredilir. Belki de bu ifade köle menşeli olmasından başka efendisi Muizz’e bağlılığının da bir işaretidir.

Kaynaklarda Cevher’den ilk defa üçüncü Fâtımî Halifesi Mansûr’un gulâmı olarak bahsedilir. Fâtımî Halifesi Muiz 958’de Kuzey Afrika’nın tamamını kontrol altına almak için bütün kuvvetlerini harekete geçirmeye karar verdi ve bu önemli sefere kumanda etmek için Cevher’i seçti. Bu sefer, yaklaşık üç asır önce Ukbe b. Nâfi‘ tarafından gerçekleştirilen harekât gibi Mağrib’de çok büyük yankı uyandırdı. Ancak Cevher’in zaferlerine rağmen bu sefer kesin neticeli ve etkisi devamlı bir sefer olmadı. Cevher emrindeki 20.000 askerle, kendisinden kat kat üstün olan Berberî kuvvetlerini bertaraf etmek ve aynı zamanda bölgeyi kendilerine bağlı bir ülke olarak gören Endülüs Emevîleri’nin arzularına son vermek istiyordu. Önce Tâhert yakınında Endülüs Emevîleri tarafından desteklenen Tâhert ve İfkan sahibi Ya‘lâ b. Muhammed el-İfrânî’nin kumandasındaki büyük bir orduyla karşılaştı ve onları mağlûp etti. Cevher bundan sonra Fas ve bölgedeki Emevîler’e bağlı diğer kaleler üzerine yürümek yerine küçük ordusunu daha kolay zaferler için kullanmaya karar verdi. Güneybatıya yönelerek Sicilmâse Beyliği’ni işgal ve Emîr Muhammed b. Feth b. Meymûn b. Midrâr’ı kaçmaya mecbur etti. Birkaç gün sonra Muhammed b. Feth’i ele geçirip öldürttü. Bundan sonra Cevher kuzeye doğru yürümek için bir yıldan fazla zamanı bu bölgede geçirdi. 24 Ekim 960 tarihinde Fas üzerine yürüdü ve şehri kuşattı; 13 Kasım 960’ta kumandanı Zîrî b. Menâd es-Sanhâcî’nin kahramanlığı sayesinde şehri ele geçirdi. Şehrin Emevî valisi Ahmed b. Ebû Bekir el-Cüzâmî hapse atıldı ve zindanda öldü. Bu büyük zafer Tanca ve Sebte (Ceuta) dışında bütün Mağrib’i kısa bir süre için Fâtımî idaresi altında topladı. Son İdrîsî hükümdarı olan ve Emevîler’e bağlı olarak küçük bir prenslikle yetinen Hasan el-İdrîsî de Fâtımîler’e bağlılığını arzetmek zorunda kaldı. Cevher birkaç ay sonra esirler ve ganimetlerle Kayrevan’a döndü. Cevher’in bu başarıları, Fâtımîler’in rüyası olan Mısır’ın zaptının onun yardımıyla gerçekleştirilebileceği kanaatini verdi.

Bu sırada Mısır’da malî ve siyasî büyük bir kriz vardı. Kâfûr el-İhşîdî’nin ölümünden sonra henüz bir çocuk olan Ahmed b. Ali b. İhşîd’in hükümdar, Hüseyin b. Abdullah’ın da onun nâibi olması kararlaştırıldı. 17 Ağustos 969 tarihinde Mısır, Suriye ve Hicaz’da Ahmed b. Ali b. İhşîd adına hutbe okunmaya başlandı. Fakat malî durumun bozuk olması sebebiyle maaşlarını alamadıkları için askerler ülkede huzursuzluk çıkarmaya başladılar. Bunun üzerine Mısır’ın ileri gelenlerinden bir grup Fâtımî Halifesi Muizz’e mektup göndererek ondan ülkeye asker sevketmesini istediler. Bu sırada Cevher ağır bir hastalığa yakalanmıştı. İyileşince emrindeki son derece mükemmel teçhiz edilmiş büyük bir ordu ile 5 Şubat 965 tarihinde Kayrevan’dan Mısır’a doğru yola çıktı. Cevher’in hareketi Mısır’da duyulunca Mısır halkı vezir Ca‘fer b. Furât’la görüşüp Cevher’den eman dilemeye karar verdi. Bunun için Şerif Müslim b. Abdullah el-Hüseynî elçi tayin edilerek Cevher’e gönderildi. Bu sırada İskenderiye yakınındaki Terûce’de bulunan Cevher gelen elçiye istediği eman vesikasını verdi. Ancak daha önce Mısır’daki İhşîdîler ve Kâfûr’un adamları eman dilemekten vazgeçip düşmanla çarpışmaya karar vermişlerdi. Başlarına da Nihrîr eş-Şübezânî’yi geçirerek Cîze’de karargâh kurdular; Nil üzerindeki köprüleri tuttular. Cevher bunu duyunca Cîze üzerine yürüdü. 30 Haziran 965 tarihinde küçük bir çarpışmadan sonra İhşîdîler yenildi. Bunun üzerine Şerif Müslim b. Abdullah halkın eman isteğini bir mektupla Cevher’e bildirdi. Cevher’in elçisi istenen emannâmeyi getirdi. Şehrin yağmalanmayacağını ve önemli mevkilerin Mısırlılar’a verileceğini bildirdi. Mısır ileri gelenleri vezir Ca‘fer b. Furât’ın başkanlığında 3 Temmuz 969’da Cevher’in Cîze’deki karargâhına giderek bağlılıklarını bildirdiler. Aynı gün Cevher Fustat’a girdi. Burada yerleşmeye ve hükümet dairelerini kurmaya karar verdi ve Kahire şehrinin temellerini attı. Ca‘fer b. Furât’ı vezirlikte bıraktı. Bir elçi ile efendisi Muizz’e Mısır’ın zaptedildiğini bildirdi. Mısır’da Abbâsîler adına okunmakta olan hutbeye son verip Fâtımîler adına hutbe okutmaya, para bastırmaya başladı. 23 Eylül 969 Cuma günü hutbeden sonra Ehl-i beyt için ayrıca dua edilmeye, 29 Ocak 970 tarihinde cuma namazında ezana “Hayye alâ hayri’l-amel” ilâvesi yapılarak Şiî tarzında ezan okunmaya başlandı. 4 Nisan 970 tarihinde Ezher Camii’nin temelleri atıldı. 23 Haziran 972 Cuma günü cami ibadete açıldı.

Ekim 969’da Suriye’de, 976 yılında da Hicaz’da Fâtımîler adına hutbe okunmaya başlandı. Muizz’in 7 Ekim 974 tarihinde Kahire’ye gelişine kadar Cevher Mısır’ı bağımsız bir hükümdar gibi idare etti. Mısır halkının güvenini kazandıktan başka İhşîdîler’in son zamanlarında tam bir düzensizlik içinde olan Mısır maliyesini düzene koydu. Muâviye devrinde olduğu gibi iyi idare edilince Mısır maliyesinin 4 milyon dinar civarında gelir sağlayacağını gösterdi. Cevher idareciliğinin birinci yılında Mısır’da 3.400.000 dinar vergi topladı. Bu Fâtımîler devrinde toplanan en yüksek vergidir. Seksen beş yıl sonra meşhur vezir Yâzûrî ancak 800.000 dinar vergi toplayabilmişti. Cevher kendisine refakat eden Mağribliler kadar Mısırlılar’ın da itimadını kazandı. Hemen hemen bütün önemli idarî kadroları onlara verdi.

Cevher 974’te Halife Muiz tarafından kumandanlıktan azledildi. Bu tarihten 28 Ocak 992 tarihinde ölümüne kadar kaynaklarda Cevher’den bahsedilmez. Halife Hâkim-Biemrillâh devrinde başkumandan olan oğlu Hüseyin, adı entrikalara karışınca kaçmış; fakat Hâkim teminat vererek onu sarayına çağırmış ve 1011 yılında öldürtmüştür.


BİBLİYOGRAFYA

, s. 3, 4, 23, 28, 30-37, 150.

Ebû Hanîfe Nu‘mân el-Mağribî, el-Mecâlis ve’l-müsâyerât, Kahire Dârü’l-kütüb, nr. 26.060.

Muhammed b. Ali b. Hammâd, Aḫbâru mülûki Benî ʿUbeyd (nşr. M. Vonderheyden), Alger-Paris 1927, s. 40-49.

, VIII, 590-592.

, I, 375-380.

, XVI, 467-468.

İbn Ebû Zer‘, Ḳırṭâs (nşr. Tornberg), Uppsala-Paris 1843, s. 27-63.

, XI, 224-226.

Kitâbü Mefâḫiri Berber (nşr. E. Lévi-Provençal), Rabat 1934, s. 4-5.

Mansûr el-Kâtib, Sîretü’l-Üstâz Cevher (nşr. M. K. Hüseyn – Abdülhâdi Şaira), Kahire 1954.

, I-II, tür.yer.

a.mlf., İttiʿâẓü’l-ḥunefâ (nşr. Cemâleddin Şeyyâl), Kahire 1947, s. 64-87.

Jamil M. Abun-Nasr, A History of the Maghrib, Cambridge 1975, s. 83-84.

, IV, 993-994.

H. İbrâhim Hasan, Târîḫu’d-devleti’l-Fâṭımiyye, Kahire 1981, s. 93-97, 106-107, 140-161, ayrıca bk. İndeks.

Muhammed Abdullah İnân, el-Ḥâkim-Biemrillâh ve esrârü’d-daʿveti’l-Fâṭımiyye, Kahire 1404/1983, s. 27-32, 76-77, 81, 100, 125, 290, 332, 346.

O’Leary, A Short History of the Fatimid Khalifate, Delhi 1987, s. 98-99.

E. Graefe, “Cevher”, , III, 125-126.

H. Mones, “D̲j̲awhar al-Sıḳıllī”, , II, 508-509.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1993 yılında İstanbul'da basılan 7. cildinde, 456-457 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER