DÜREYD b. SIMME - TDV İslâm Ansiklopedisi

DÜREYD b. SIMME

دريد بن الصمّة
Müellif:
DÜREYD b. SIMME
Müellif: AHMET SAVRAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1994
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 18.01.2022
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/dureyd-b-simme
AHMET SAVRAN, "DÜREYD b. SIMME", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/dureyd-b-simme (18.01.2022).
Kopyalama metni

Ebû Amr’dan başka Ebû Kurre ve Ebû Züfâfe künyeleriyle de anılır. Düreyd kendisinin, Sımme ise babasının lakabıdır. Annesi Reyhâne, muhadramûn şairlerinden cengâver sahâbî Amr b. Ma‘dîkerib’in kız kardeşidir.

Düreyd, Hevâzin kabilesinin kollarından Benî Cüşem b. Muâviye’nin reisi olup ünlü bir aileden gelmektedir. Kabilenin reisi ve aynı zamanda şair olan babası Sımme, Hevâzin ile Kureyşliler arasında 584 yılında yapılan Ficâr Harbi’ndeki Nahle Meydan Savaşı’nda Benî Cüşem kabilesine kumanda etmiş, daha sonra başka bir muharebede öldürülmüştür (590). Câhiliye devrinin en yiğit savaşçı şairlerinden sayılan Düreyd bazılarına göre meşhur Antere’den de üstündür. Nitekim Benî Cüşem kabilesinin reisi, sözcüsü, şairi ve nihayet savaşlarda kabilesine parlak zaferler kazandıran bir kumandandı. Düreyd Ficâr ve Livâ gibi meşhur muharebeler dahil 100 kadar savaş ve baskına katılmıştır. Ficâr Harbi’nden ve babasının öldürülmesinden sonra Benî Cüşem’in himaye ettiği Benî Süleym ile Benî Kinâne arasında yeni bir anlaşmazlık çıktı. Kinâne’ye karşı Benî Cüşem’in Benî Süleym ile yaptığı ittifaka Düreyd de katıldı, ancak Benî Kinâne’nin bir kolu olan Benî Firâs’e esir düştü; fakat daha sonra serbest bırakıldı.

Düreyd’in cengâverlikle tanınan anne bir dört kardeşi vardı. Bunlar kendisinden önce muhtelif savaşlarda öldürülmüşlerdi. Kardeşlerinin en meşhuru olan Abdullah’la beraber Livâ’da Gatafânoğulları’na bir baskın yaparak bol miktarda ganimetle dönmüşler, fakat Gatafânlılar’ın daha fazla cengâver toplayarak aynı yerde kendilerine saldırmaları üzerine mağlûp olmuşlardı. Bu savaşta hayatını güçlükle kurtaran Düreyd kardeşinin ölümüne çok üzülmüş ve ona ağıtlar söylemiş, ayrıca Gatafânoğulları’ndan birçok kimseyi Gadîr Savaşı’nda öldürerek onun intikamını almıştır. Bu arada kardeşinin ölümüne aşırı derecede üzülmesini ve onun öcünü almaya kalkmasını kınayan karısı Ümmü Ma‘bed’i de boşamıştır. Şairin bu tutumu, Câhiliye devrinde kan ve nesep bağının evlilik bağından daha üstün tutulduğunu göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

Düreyd İslâmiyet’e yetişmiş, ancak müslüman olmamıştır. Benî Hevâzin müslümanlarla savaşmak için Huneyn’e yürüdüğünde, 100 yaşının çok üzerinde ve kör olmasına rağmen tecrübesinden faydalanmak için kabilesi onu da beraberinde götürdü. Başlangıçta müslümanlar yenilmekte iken daha sonra Benî Hevâzin’i kuşatarak onları hezimete uğrattılar. Düreyd bu savaşta Süleym kabilesinden Rebîa b. Rüfey‘ adlı sahâbî tarafından öldürüldü. Aşırı derecede müsrif olması, ayrıca bütün yakınlarını kaybetmesi sebebiyle son yıllarını sefalet içinde geçiren Düreyd, ömrünün sonlarına doğru kendi kabilesi Hevâzin’e yakınlığı olan Süleym kabilesinden meşhur mersiye şairi Hansâ’ya duyduğu hayranlıktan dolayı ona gazeller söylemiş ve evlenme teklifinde bulunmuş, ancak Hansâ onun bu teklifini reddedince birbirlerini hicvetmeye başlamışlardır.

Düreyd birçok şair yetiştirmiş bir aileden gelmektedir. Babası Sımme ve dayısı Amr b. Ma‘dîkerib’in yanı sıra kardeşi Mâlik, oğlu Seleme ve kızı Amre de şairdi. Ebü’l-Ferec el-İsfahânî (ö. 356/967) Düreyd’in meşhur bir şair, ayrıca İbn Sellâm el-Cumahî’den naklen süvari şairlerin de ilki olduğunu zikreder. Asmaî ise onun bazı şiirlerinin Nâbiga ez-Zübyânî’nin şiirlerinden daha üstün sayıldığını ifade etmektedir. Şairleri kasidelerine göre yedi tabakaya ayıran Ebû Zeyd el-Kureşî, Düreyd’i üçüncü tabaka olan “ashâbü’l-müntekayât” (seçkin kaside sahipleri) içinde zikretmiştir. Şiddete, zorluğa ve musibetlere karşı söylediği şiirleri en güzel şiirler arasında sayılmakla beraber kardeşleri ve bilhassa Livâ Savaşı’nda öldürülen Abdullah için söylediği mersiyeler Arap edebiyatında önemli bir yer tutmakta ve pek çok kaynakta değişik sayıda beyitler halinde kaydedilmektedir. Olaylar karşısında son derece metin ve soğukkanlı olan Düreyd, savaşlardaki yiğitliği ve atılganlığı kadar şiir sanatındaki gücü ile de şöhret bulmuştur. Hz. Ali’nin onun şiirlerinden bazılarını zikrettiği söylenir.

Divanı günümüze intikal etmeyen şairin çeşitli edebî ve tarihî eserlerde dağınık halde bulunan kasideleri ve diğer bazı şiirleri Luvîs Şeyho tarafından toplanmıştır (Şuʿarâʾü’n-Naṣrâniyye, s. 752-783). R. Rǔžička ise Düreyd’in şiirlerinden Çek diline şerhleriyle birlikte tercümeler yapmıştır (Sezgin, II, 268). Ebü’l-Ferec el-İsfahânî zamanında mevcut olduğu anlaşılan divanının (el-Eġānî, X, 40) Ebû Amr eş-Şeybânî, Asmaî ve Sükkerî tarafından düzenlendiği kaydedilmekte (İbnü’n-Nedîm, s. 178), Ebû Ali el-Kālî ise (ö. 356/967) bu divanı hocası meşhur dilci İbn Düreyd’den okuduğunu söylemektedir (İbn Hayr, s. 396).


BİBLİYOGRAFYA

, I, 585-594.

Asmaî, el-Asmaʿiyyât (nşr. Ahmed Muhammed Şâkir – Abdüsselâm Hârûn), Kahire 1955, s. 190.

, IV, 438-439, 453, 456.

Ebû Temmâm, Dîvânü’l-ḫamâse (nşr. Allâme et-Tebrîzî), Dımaşk, ts., I, 336-341.

Ebû Hâtim es-Sicistânî, el-Muʿammerûn ve’l-veṣâyâ (nşr. Ignaz Goldziher), Leiden 1899, s. 20-22.

, s. 749-752.

, III, 70-72, 79; V, 59-77.

, I, 133.

, X, 340.

Âmidî, el-Müʾtelif ve’l-muḫtelif (nşr. Abdüssettâr Ahmed Ferrâc), Kahire 1961, s. 163, 213.

Merzübânî, el-Müveşşaḥ, Kahire 1343, s. 41.

, s. 178.

, s. 396.

L. Şeyho, Şuʿarâʾü’n-Naṣrâniyye, Beyrut 1890, s. 752-783.

, I, 938.

, I, 68-69.

, II, 267-268.

Muhammed Ahmed Câdelmevlâ Bek v.dğr., Eyyâmü’l-ʿArab fi’l-Câhiliyye, Kahire 1361/1942, s. 293, 312, 317.

, I, 228-230.

Suzanne Pinckney Stetkevyeh, “Ritual and Sacrifical Elements in the Poetry of Blood-Vengeance: Two Poems by Durayd Ibn al-Sımmah and Muhalhil İbn Rabīʿah”, , XLVI/1 (1986), s. 31-43.

T. H. Weir, “Düreyd”, , III, 665.

K. Petráček, “Durayd b. al-Ṣımma”, , II, 626-627.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1994 yılında İstanbul’da basılan 10. cildinde, 30 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER