EBÂN b. SAÎD

أبان بن سعيد
Müellif:
EBÂN b. SAÎD
Müellif: ALİ TOKSARI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1994
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 20.02.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/eban-b-said
ALİ TOKSARI, "EBÂN b. SAÎD", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/eban-b-said (20.02.2020).
Kopyalama metni

Soyu Abdümenâf’ta Hz. Peygamber’in soyu ile birleşir. Ebû Uhayha künyesiyle tanınan babası ileri gelen müşriklerdendi. Ebû Cehil’in halasının oğlu olan Ebân, onun gibi aşırı bir İslâm düşmanı olarak bilinmekteydi. Kardeşlerinden Amr ile Hâlid İslâmiyet’i kabul ederek Habeşistan’a hicret eden müslümanlar arasında yer aldıkları halde Ebân diğer kardeşleri Âs ve Ubeyde ile birlikte Bedir’de müslümanlara karşı savaştı. Kardeşleri bu savaşta öldürüldü. Ebân Uhud Savaşı’nda da Kureyşliler arasında yer aldı. Hz. Peygamber, Hudeybiye Antlaşması’ndan önce Kureyş’in ileri gelenleriyle müzakerede bulunmak üzere Hz. Osman’ı Mekke’ye gönderdiği zaman henüz müslüman olmayan Ebân onu himaye etti ve antlaşmadan hemen sonra da müslüman oldu.

Ebân’ın İslâm’a girmesinde, Hudeybiye Antlaşması’ndan önce ticaret için gittiği Şam’da karşılaştığı bir rahibin tesiri olduğu rivayet edilir. Rahip Ebân’dan Hz. Peygamber hakkında gerekli bilgiyi aldıktan sonra Resûlullah’ın önce Arabistan’a, ardından da bütün yeryüzüne hâkim olacağını söyledi. Bunun üzerine Ebân Mekke’ye döndükten sonra müslümanlara karşı yumuşak davranmaya başladı, bir müddet sonra da İslâmiyet’i kabul etti. Kardeşleri Amr ile Hâlid Habeşistan’dan dönünce onlarla birlikte Medine’ye hicret etti.

Hz. Peygamber, hicretin 7. yılında Ebân b. Saîd’i bir seriyyeye kumandan tayin edip Necid tarafına gönderdi. Ebân Necid dönüşünde arkadaşları ile birlikte Hayber’e giderek buranın fethine katılmak istedi; ancak bu sırada Hayber’in fethi tamamlanmıştı. Ebân ve arkadaşları Hayber ganimetlerinden pay talep ettilerse de Ebû Hüreyre’nin de içinde bulunduğu bazı sahâbîler, savaşta bulunmadıkları gerekçesiyle onların bu isteklerine karşı çıktılar. Bu yüzden kendilerine ganimetten pay verilmedi. Aynı şekilde, Hayber fethi sırasında müslüman olan Ebû Hüreyre’nin ganimetten pay istemesi üzerine bu defa Ebân’ın buna karşı çıktığı da bilinmektedir.

Hz. Peygamber Alâ b. Hadramî’yi Bahreyn valiliğinden azlettikten sonra bu göreve Ebân’ı tayin etti (9/630). Ebân Hz. Peygamber’in vefatına kadar bu görevde kaldı. Resûlullah’ın vefat haberini alınca Medine’ye döndü. Başlangıçta Hz. Ebû Bekir’e biat etmek istemediyse de ashabın büyük çoğunluğuna uyarak o da biat etti. Hz. Peygamber’in tayin ettiği valileri görevden almayan Hz. Ebû Bekir onu da Bahreyn valiliğinde bırakmak istediyse de Ebân, Resûlullah’tan sonra hiç kimsenin valisi olmayı kabul edemeyeceğini söyleyerek görevine dönmedi. Bazı kaynaklarda Ebân’ın daha sonra bu kararından vazgeçtiği ve Hz. Ebû Bekir tarafından Yemen valiliğine tayin edildiği kaydedilmektedir.

Ebân b. Saîd’in Yermük Savaşı’nda (15/636) şehid düştüğü rivayet edilirse de onun, kardeşleri Amr ve Hâlid’le birlikte Hz. Ebû Bekir devrinde Ecnâdeyn Savaşı’nda (13/634) şehid olduğu rivayeti daha kuvvetlidir. Ebân’ın Hz. Osman devrinde (644-656) ve onun emriyle Zeyd b. Sâbit’e Mushaf’ı yazdırdığına dair olan rivayet ise (İbn Abdülber, I, 77) asılsızdır (İbn Hacer, I, 14). Bu görevi yapan Ebân’ın yeğeni Saîd b. Âs’tır.


BİBLİYOGRAFYA

Buhârî, “Cihâd”, 28, “Meġāzî”, 38.

a.mlf., et-Târîḫu’l-kebîr, I, 450.

a.mlf., et-Târîḫu’s-saġīr, I, 35, 52.

Ebû Dâvûd, “Cihâd”, 140.

, II, 601, 683; III, 925, 932.

, I, 461; IV, 360.

, II, 295.

Ahmed b. Abdullah er-Râzî, Târîḫu medîneti Sanʿâʾ (nşr. Hüseyin b. Abdullah el-Ömerî), San‘a 1401/1981, s. 149-150.

, I, 74-77.

Hatîb el-Bağdâdî, el-Esmâʾü’l-mübheme (nşr. İzzeddin Ali es-Seyyid), Kahire 1405/1984, s. 17-18.

, I, 46-47.

, I, 261.

İbn Hudeyde, el-Miṣbâḥu’l-muḍî (nşr. Muhammed Azîmüddin), Beyrut 1405/1985, I, 73-74.

, s. 162-163.

, I, 13-14.

, II, 127-133.

M. Mustafa el-A‘zamî, Küttâbü’n-nebî, Riyad 1401/1981, s. 30-31.

Bu madde ilk olarak 1994 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 10. cildinde, 67 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.