HEREVÎ, Muhammed b. Atâullah

محمد بن عطاء الله الهروي
Müellif:
HEREVÎ, Muhammed b. Atâullah
Müellif: SAFFET KÖSE
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1998
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 01.06.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/herevi-muhammed-b-ataullah
SAFFET KÖSE, "HEREVÎ, Muhammed b. Atâullah", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/herevi-muhammed-b-ataullah (01.06.2020).
Kopyalama metni
Aslen Reyli olup 767’de (1365) Herat’ta doğdu. Fahreddin er-Râzî’nin soyundan geldiğini ileri sürmekle birlikte bu iddia tartışmalıdır (Sehâvî, VIII, 151). İlk tahsilini memleketinde yaptı. Sa‘deddin et-Teftâzânî, Seyyid Şerîf el-Cürcânî ve diğer bazı âlimlerden ders aldı. Timur ile görüştü; önceleri onun saygı ve takdirine mazhar olmuşken daha sonra araları bozuldu. Bunun üzerine Anadolu’ya, ardından da Kudüs’e gitti (814/1411). Herevî, Hanefî mezhebine mensupken o bölgede Şâfiîler’in yönetimdeki nüfuzunu görünce bu mezhebe geçti (Ebü’l-Yümn el-Uleymî, II, 111). Burada şöhretinin duyulması üzerine Şam ve Kudüs bölgesi nâibi Emîr Nevrûz tarafından Salâhiyye Medresesi’ne hoca tayin edildi (815/1412). Nevrûz’un öldürülmesinden sonra da Memlük Sultanı el-Melikü’l-Müeyyed el-Mahmûdî onu bu görevde bıraktı. 818’de (1415) Kahire’ye giden Herevî’ye Sultan Müeyyed büyük ilgi gösterdi. Ancak Herevî, hadis bilgisini denemek için sultanın kurduğu âlimler meclisinde başarılı olamayınca Kudüs’e dönerek Salâhiyye’deki görevine devam etti; bunun yanında Kudüs ve Halîl bölgesi nâzırlığı görevini de yürüttü.

Sultan Müeyyed, Mısır Kādılkudâtı Abdurrahman b. Ömer el-Bulkīnî’yi azlederek yerine Herevî’yi getirdiyse de (821/1418) daha sonra Herevî yine Kudüs’teki müderrislik görevine döndü (823/1420). Müeyyed’in ölümünün ardından tekrar Kahire’ye geldi ve Cemâleddin Yûsuf el-Kerekî’nin yerine el-Melikü’l-Eşref Barsbay’ın sır emîni ve kâtibi oldu (827/1424). Üç ay sonra bu görevden alınan Herevî, aynı yılın sonlarına doğru İbn Hacer el-Askalânî’nin yerine Şâfiî kādılkudâtlığına getirildi. Ertesi yıl receb ayında (Haziran 1425) İbn Hacer tekrar kādılkudât olurken Herevî Salâhiyye Medresesi’ne geri döndü. 19 Zilhicce 829’da (22 Ekim 1426) Kudüs’te vefat eden Herevî zâhid Ömer el-Belhî’nin kabrinin yakınına defnedildi.

Herevî, Kudüs’te bulunduğu sırada bir medrese yapımını başlattıysa da bitiremedi. Kādî Abdülbâsıt b. Halîl ed-Dımaşkī’nin tamamladığı bu medrese ona nisbetle Bâsıtiyye olarak anılır. Hanefî ve Şâfiî fıkhı yanında Arap dili ve edebiyatı, hadis ve tarih bilgisiyle de dikkati çeken Herevî’nin, akranlarıyla olan çekişmeleri yüzünden zaman zaman gözden düşmesine rağmen hayatının sonuna kadar resmî görevlerde bulunmasından yöneticiler katında itibarını koruduğu anlaşılmaktadır.

Eserleri. Herevî’nin günümüze ulaştığı bilinen iki eseri Meṭâliʿu’l-esrâr fî şerḥi Meşâriḳi’l-envâr ile (Süleymaniye Ktp., Turhan Vâlide Sultan, nr. 62; ayrıca bk. Brockelmann, GAL, I, 443; Suppl., I, 614) Fażlü’l-münʿim fî şerḥi Ṣaḥîḥi Müslim’dir (Millet Ktp., Feyzullah Efendi, nr. 442-443; Oriental Public Library / Bankipûr, nr. 202). Kaynaklarda adları geçen diğer eserleri de şunlardır: Şerḥu Meṣâbîḥi’s-sünne, et-Tenvîr fî telḫîṣi’l-Câmiʿi’l-kebîr (Hanefî fıkhı), Taḳrîbü’l-aḥkâm (Şâfiî fıkhı).

BİBLİYOGRAFYA
Makrîzî, es-Sülûk, X, 240, 312, 446-448, 483-485, 525; XI, 660, 664-665, 670, 687, 689, 732; İbn Kādî Şühbe, Ṭabaḳātü’ş-Şâfiʿiyye, IV, 104-105; İbn Hacer, İnbâʾü’l-ġumr, VII, 299-302, 307-312; VIII, 40, 41, 69-70, 113; Sehâvî, eḍ-Ḍavʾü’l-lâmiʿ, VIII, 151-155; Süyûtî, Buġyetü’l-vuʿât, II, 5-6; Nuaymî, ed-Dâris fî târîḫi’l-medâris (nşr. Ca‘fer el-Hasenî), [baskı yeri yok] 1988 (Mektebetü’s-sekāfeti’d-dîniyye), I, 329; Ebü’l-Yümn el-Uleymî, el-Ünsü’l-celîl bi-târîḫi’l-Ḳuds ve’l-Ḫalîl, Amman 1973, II, 111-112; İbnü’l-İmâd, Şeẕerât, VII, 189-190; Şevkânî, el-Bedrü’ṭ-ṭâliʿ, II, 206-208; Brockelmann, GAL, I, 443; Suppl., I, 614; Îżâḥu’l-meknûn, II, 199, 490; Hediyyetü’l-ʿârifîn, II, 185-186; Ziriklî, el-Aʿlâm, VII, 150-151; Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, X, 293-294; Sezgin, GAS, I, 139.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1998 yılında İstanbul'da basılan 17. cildinde, 226-227 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER