İBN HACER el-ASKALÂNÎ

ابن حجر العسقلاني
İBN HACER el-ASKALÂNÎ
Müellif: M. YAŞAR KANDEMİR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1999
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 13.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-hacer-el-askalani
M. YAŞAR KANDEMİR, "İBN HACER el-ASKALÂNÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-hacer-el-askalani (13.11.2019).
Kopyalama metni
22 Şâban 773’te (28 Şubat 1372) eski Mısır’da doğdu. Adı veya lakabı Hacer olan yedinci dedesine nisbetle İbn Hacer diye meşhur oldu. Ebü’l-Fazl künyesiyle ve ailesinin memleketi olan Filistin’deki Askalân şehrine nisbetle Askalânî, soyunun dayandığı Kinâne’ye (İbn Hacer, el-Mecmaʿu’l-müʾesses, III, 196) nisbetle Kinânî olarak anıldı. Babası, dedeleri gibi ticaretle uğraşması yanında kırâat-i seb‘ayı bilen, şiir yazan ve Nevevî’nin el-Eẕkâr’ına istidrâk kaleme alan bir âlimdi. İbn Hacer dört yaşında iken babası öldü. Bir müddet sonra annesi Nicâr da (EI2 [Fr.], III, 799’daki Tüccâr kaydı yanlıştır, bk. Abdüssettâr eş-Şeyh, s. 33) vefat edince ablası ile yalnız kaldı. Ancak babaları vefat etmeden önce onları biri âlim, diğeri tüccar iki arkadaşına emanet etmiş olup babalarından ve annelerinden hayatları boyunca kendilerini refah içinde yaşatacak bir servet kalmıştı. Her iki çocuğunun eğitimine önem veren babaları küçük yaşta onları ilim meclislerine götürmüş ve İbn Berdis, Şemseddin el-Kirmânî, Zeynüddin el-Irâkī gibi muhaddislerden kızı için icâzet almıştı. Hâmilerinden tâcir olan Zekiyyüddin el-Harrûbî Mekke’de mücâvir olarak kaldığı zaman İbn Hacer de yanında bulundu. Hıfzını Muhammed b. Muhammed es-Seftî’den dokuz yaşında tamamladı. On iki yaşında iken Harrûbî ile birlikte tekrar Mekke’ye gitti. Hadis tahsiline Mekke’de başlayarak ilk hocası Abdullah b. Muhammed en-Neşâverî’den Ṣaḥîḥ-i Buḫârî’nin çoğunu ve Mekke Kadısı Cemâleddin İbn Zahîre’den Cemmâîlî’nin ʿUmdetü’l-aḥkâm’ını okudu. Ebû İshak eş-Şîrâzî’nin et-Tenbîh’i ile Abdülgaffâr el-Kazvînî’nin el-Ḥâvi’ṣ-ṣaġīr’ini, Harîrî’nin Mülḥatü’l-iʿrâb’ı ile İbn Mâlik et-Tâî’nin el-Elfiyye’sini, İbnü’l-Hâcib’in el-Muḫtaṣar’ını, Kādî Beyzâvî’nin Minhâcü’l-vüṣûl ve Irâkī’nin el-Elfiyye adlı eserlerini ezberledi (Sehâvî, el-Cevâhir ve’d-dürer, I, 64). Harrûbî’nin vefatından sonra (787/1385) tahsiline üç yıl ara verdi. Ardından diğer hâmisi İbnü’l-Kattân es-Semennûdî’nin derslerine devam ederek fıkıh, usûl-i fıkıh, Arap dili, hesap gibi ilimlere dair kitaplar okudu. Daha sonra tarihle ve râvilerle ilgilenen İbn Hacer 792 (1390) yılından itibaren edebî ilimlerle meşgul oldu. Şair ve edip Muhammed b. İbrâhim el-Beştekî’den faydalanarak edebî kültürünü geliştirdi ve çoğu dinî konulara, Hz. Peygamber’in methine dair şiirler yazdı. İbn Hacer 796’dan (1394) itibaren kendini tamamen hadise verdi ve aynı yıl Zeynüddin el-Irâkī’nin ders halkasına katıldı. Hocasının vefatına kadar on yıl devam eden bu süre içinde ondan el-Elfiyye adlı eseriyle bu esere yazdığı şerhi okudu. Yine Irâkī’den, İbnü’s-Salâh’ın Muḳaddime’sinde müphem gördüğü konuları açıklamak üzere kaleme aldığı et-Taḳyîd ve’l-îżâḥ’ını, Beyhakī ve Dârekutnî’nin es-Sünen’lerini, Buhârî’nin el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ dışındaki bazı eserlerini, İbn Hişâm’ın es-Sîre’sini okudu ve bunları okutmak üzere icâzet aldı. Hocası kendisine “hâfız” unvanını verdi. O günden itibaren bu unvan tek başına söylendiği zaman sadece onu hatırlatacak kadar özel bir anlam kazandı. Irâkī’nin vefatından sonra damadı ve talebesi Nûreddin el-Heysemî’den tahsiline devam etti. Ondan Mecmaʿu’z-zevâʾid’ini okurken gördüğü bazı kusurları tesbit etmeye başladıysa da hocasının buna üzüldüğünü görünce vazgeçti.

İbn Hacer fıkıh ve usulü, tefsir, lugat, edebiyat ve tarihle de meşgul oldu. Burhâneddin İbrâhim b. Mûsâ el-Ebnâsî’den Nevevî’nin Minhâcü’ṭ-ṭâlibîn’ini, İbnü’l-Mülakkın’dan bu esere yazdığı şerhi, Şâfiî fakihi Ömer b. Reslân el-Bulkīnî’den Müzenî’nin el-Muḫtaṣar’ı ile Nevevî’nin Ravżatü’ṭ-ṭâlibîn‘ini, ayrıca Ṣaḥîḥayn ve Sünenü Ebî Davûd başta olmak üzere pek çok eseri, bu arada yirmi dokuz yıl boyunca faydalandığı Muhammed b. Ebû Bekir b. Cemâa’dan Beyzâvî’nin Minhâcü’l-vüṣûl’ünü, İbnü’l-Hâcib’in el-Muḫtaṣar’ını, Sa‘deddin et-Teftâzânî’nin el-Muṭavvel ve kendisinin Cemʿu’l-cevâmiʿ adlı eserlerini okudu. Kıraat ilmini Ebû İshak Burhâneddin İbrâhim b. Ahmed et-Tenûhî eş-Şâmî’den öğrendi (İbn Hacer, el-Mecmaʿu’l-müʾesses, I, 79-201). Kendisine Nesâî’nin es-Sünen’inin tamamını okuduğu Ahmed b. Hasan es-Süveydâvî’den altmıştan fazla kitabın (a.g.e., I, 299-351), Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’ini huzurunda okuduğu Ebü’l-Meâlî Abdullah b. Ömer el-Halâvî’den 100 kadar kitabın (a.g.e., II, 27-81) bazı bölümlerini, Muhibbüddin Muhammed b. Abdullah el-Meydûmî’den muhtelif cüzlerden başka İbnü’s-Salâh’ın ʿUlûmü’l-ḥadîs̱’ini okudu.

Yirmi yaşında ilmî seyahatlere başlayan İbn Hacer İskenderiye’de çeşitli âlimlerden okuduğu eserlere dair bilgileri, şiirleri ve mektuplaşma örneklerini ed-Dürerü’l-muḍıyye min fevâʾidi’l-İskenderiyye adlı bir cüzde topladı. Ardından Hicaz’a, oradan Yemen’e geçti (800/1397). Taiz, Zebîd, Aden, Vâdilhasîb gibi şehirleri dolaşarak tanınmış âlimlerden faydalandı; özellikle el-Ḳāmûsü’l-muḥît’in müellifi Fîrûzâbâdî ile tanışıp ona bu eserin çoğunu okudu ve rivayet izni aldı. Kendisi de birçok âlime hadis rivayet etti. Yemen Meliki el-Melikü’l-Eşref İsmâil b. Abbas er-Resûlî, İbn Hacer’in kendi ülkesinde bulunduğunu öğrenince onu Zebîd’e davet etti. İbn Hacer de melike, kendi el yazısıyla kırk cilt hacmindeki Müsâmirü’s-sâḥir ve müsâḥirü’s-sâmir adlı edebî notları ile daha başka kitapları hediye etti ve melikin hac için gönderdiği bir kafileyle aynı yıl Mekke’ye gitti. Altı yıl sonra ikinci defa uğradığı Yemen’den ülkesine dönerken bindiği gemi parçalanınca çok miktarda parası, kendisinin istinsah ettiği Mizzî’nin Tuḥfetü’l-eşrâf bi-maʿrifeti’l-eṭrâf’ı ve kendine ait bazı eserler kayboldu. 800 (1398), 805 (1403), 815 (1412) ve 824 (1421) yıllarında haccetmek, mücâvir olarak kalmak ve ilmî faaliyetlerde bulunmak üzere gittiği Hicaz’da çeşitli âlimlerden faydalandı, birçok kimse de onun eserlerini okuma ve rivayetlerini dinleme imkânı buldu. 802 Şâbanında (Nisan 1400) gidip 100 gün kaldığı Dımaşk’ta, Gazze, Nablus, Remle, Kudüs, el-Halîl ve Sâlihiyye gibi ilim merkezlerinde muhtelif âlimlerden istifade etti ve onlardan çeşitli kitapların (Şâkir Mahmûd Abdülmün‘im, I, 131-132) rivayet hakkını elde etti. Moğollar’ın Dımaşk’a doğru gelmekte olduğu duyulunca Mısır’a döndü. Şâban 836’da (Nisan 1433) Mısır Memlük Sultanı el-Melikü’l-Eşref Seyfeddin Barsbay ile birlikte Şâfiî kadısı olarak Âmid’e (Diyarbakır) gitti. Uğradıkları şehirlerde imlâ meclisleri akdedip hadis rivayet etti. Sıbt İbnü’l-Acemî ve İbn Hatîb en-Nâsıriyye ile Halep’te görüştü. Bedreddin el-Aynî’nin daveti üzerine onunla Ayıntab’a (Gaziantep) gitti. Bu sırada Aynî’nin bazı şiirlerini yazıp kendisinden hadis rivayet etti. Beş ay kadar süren bu seyahatin hâtıralarını Celebü Ḥaleb adlı eserinde topladı.

Elli beşi kadın 628 hocadan faydalanan İbn Hacer’in (hocaları için bk. Sehâvî, el-Cevâhir ve’d-dürer, I, 135-177) kadın hocaları arasında kendilerinden çeşitli eserler okuduğu Fâtıma et-Tenûhiyye ile Fâtıma el-Makdisiyye anılabilir. Hocaları ile onlardan okuduğu kitapları el-Mecmaʿu’l-müʾesses li’l-muʿcemi’l-müfehres’te toplamıştır. Kendisinden de pek çok talebe faydalanmış olup Şemseddin es-Sehâvî bunlardan 500 kadarının adını zikretmektedir (Abdüssettâr eş-Şeyh, s. 300). Tanınmış öğrencileri arasında eserlerinin çoğunu rivayet eden Sehâvî başta olmak üzere Ahmed b. Ebû Bekir el-Bûsîrî, Kemâleddin İbnü’l-Hümâm, Necmeddin İbn Fehd, Takıyyüddin İbn Fehd, İbn Tağrîberdî, İbn Kutluboğa, Bikāî, Ebü’l-Fazl İbnü’ş-Şıhne, Necmeddin İbn Kādî Aclûn, Burhâneddin İbn Müflih, İbnü’l-Mibred, İbn Emîru Hâc, İbnü’l-Haydırî ve Zekeriyyâ el-Ensârî bulunmaktadır.

İbn Hacer 806 (1403) yılında resmen hocalık vazifesine başladı. Aynı yıl Şeyhûniyye, 809’da (1406) Mahmûdiyye medreselerinde hadis hocalığına getirildi. 812-819 (1409-1416) yılları arasında el-Cemâliyye el-Müstecidde Medresesi’nde, 833’te (1430) İbn Tolun Camii’nde, 836’daki (1433) Dımaşk seyahatinde Eşrefiyye Dârülhadisi’nde ve vefatından bir yıl önce yapılan Zeyniyye Medresesi’nde hadis okuttu. Hadis hocalığı yanında 813 (1410) yılından itibaren Baybars Hankahı’nda meşihat görevini üstlendi. İbnü’s-Salâh’tan (ö. 643/1245) sonra devam ettirilmeyen imlâ meclisleri geleneğini yeniden canlandıran Zeynüddin el-Irâkī’nin ardından özellikle Baybarsiyye ile Şeyhûniyye’de ve Kâmiliyye Dârülhadisi ile Nil kenarındaki evinde vefatına kadar bu meclisleri sürdürerek 1150 kadar mecliste yaklaşık on cilt hacmindeki hadisleri âdet olduğu üzere ezbere yazdırdı. Onun el-Emâli’l-ḥadîs̱iyye’si bu gayretinin ürünüdür. Ayrıca Şeyhûniyye, Şerîfiyye, Müeyyidiyye, Harrûbiyye, Sâlihiyye ve Salâhiyye medreselerinde fıkıh okuttu.

İbn Hacer, 811 (1408) yılından vefatına kadar Dârüladl’de Şâfiî mezhebine göre fetva verme görevini yürüttü. Mısır Memlük Sultanı el-Melikü’l-Eşref Seyfeddin Barsbay’ın teklifi üzerine, yirmi yedi yıl boyunca ısrarla reddetmesine rağmen 22 Muharrem 827’de (26 Aralık 1423) talebesi Alemüddin Sâlih b. Ömer el-Bulkīnî’nin azledilmesiyle boşalan Mısır Şâfiî başkadılığını kabul etti (İbn Hacer, İnbâʾü’l-ġumr, VIII, 39). Çeşitli şikâyetler yüzünden yedi defa azledildiği, fakat her defasında haklılığı anlaşılarak tekrar getirildiği bu görevini vefatından birkaç ay öncesine kadar (25 Cemâziyelevvel 852 / 27 Temmuz 1448) devam ettirdi. Bu görevi, onun devlet yapısını ve toplumu iyi tanımasına ve bu tecrübelerini eserlerine yansıtmasına vesile olmuştur.

Tesirli vaaz ve hutbeleriyle tanınan İbn Hacer 819’da (1416) Ezher, daha sonra Amr b. Âs, kadılığı süresince de sultanın bulunduğu Kal‘a camilerinde hatiplik yaptı. Nûreddin er-Reşîdî’nin vefatı üzerine Hüseyniyye’deki Zâhir Camii’nde vâizlik görevi ona verildi. İbn Hacer, ayrıca Mahmûdiyye Medresesi Kütüphanesi’nin yöneticiliğini de üstlendi. Bu görevi sırasında, Burhâneddin İbn Cemâa’nın hayatı boyunca topladığı eserleri ve önemli bir kısmı müellif hattıyla olan 4000 değerli kitabı ihtiva eden kütüphanedeki kitapların fihristlerini hazırlamış, kaybolan bazı kitapları istinsah etmiş veya onların yerine kendi kitaplarını vermiştir.

İbn Hacer 28 Zilhicce 852’de (22 Şubat 1449) Kahire’de dizanteriden öldü. Onun bu tarihten dokuz veya on gün önce vefat ettiği de söylenmektedir. Cenazesini taşıyanlar arasında bulunan el-Melikü’z-Zâhir Çakmak’ın (Takıyyüddin İbn Fehd, s. 338) teklifi üzerine cenaze namazını Abbâsî halifesi kıldırdı ve Karâfetüssuğrâ Kabristanı’na defnedildi. İbn Teymiyye’nin vefatından sonra hiçbir cenazede bu kadar büyük bir cemaatin toplanmadığı, Mekke, Kudüs, Halep, Dımaşk gibi birçok şehirde onun için gıyabî cenaze namazı kılındığı, pek çok şair tarafından birkaç cilt tutacak hacimde mersiyeler yazıldığı belirtilmektedir.

İbn Hacer yirmi beş yaşında iken Abdülkerîm b. Ahmed b. Abdülazîz’in kızı Üns ile evlendi. Zeynüddin el-Irâkī, Alâî’nin oğlu Ebü’l-Hayr, Zehebî’nin oğlu Ebû Hüreyre gibi âlimlerden çeşitli eserler okuyan ve hadis alanında kendini yetiştirerek tanınmış kimselere Ṣaḥîḥ-i Buḫârî gibi eserleri okutan Üns’ten beş, daha sonra evlendiği eşinden de bir kızı oldu. Kızlarının hepsi kendi sağlığında öldü. İbn Hacer daha sonra üçüncü defa evlendiyse de tek erkek çocuğu, Tatar asıllı câriyesinden doğan (815/1412) Ebü’l-Meâlî Bedreddin Muhammed’dir. Fıkıh sahasında yetişmesini arzu ettiği oğlunu kendisi okuttuğu gibi onun Suriye ve Mısır’ın ileri gelen âlimlerinden okuyup icâzet almasını sağladı. Bulûġu’l-merâm’ı oğlunun ezberlemesi için kaleme aldığı, fakat onun eserin az bir kısmını ezberlediği bilinmektedir. Ebü’l-Meâlî Bedreddin, Baybars Hankahı şeyhliğinde bulunmuş ve Hüseyniyye Medresesi’nde hadis okutmuşsa da bu görevleri onun yerine daha çok babası yapmıştır. Tolunoğlu Camii’nde imamlık da yapan Ebü’l-Meâlî, babasının Nuḫbetü’l-fiker adlı kitabını Netîcetü’n-naẓar adıyla şerhetmiştir. Onun bazı tutumları sebebiyle babasını sıkıntıya soktuğu ve babasının eserlerini muhafaza etmek için gayret sarfetmediği kaydedilmektedir. İbn Hacer’in en büyük kızı Zeyn Hatun’dan olma Sıbt İbn Hacer diye tanınan torunu Ebü’l-Mehâsin Yûsuf b. Şâhin tarih, fıkıh ve hadis sahalarında yetişmiş, çoğu tabakata dair olmak üzere çeşitli eserler kaleme almış, dedesinin Bulûġu’l-merâm’ını Minḥatü’l-kirâm adıyla şerhetmiş ve onun bazı görevlerini üstlenmiştir. Ayrıca edebiyat ve belâgat gibi konularda dedesini tenkit etmişse de Sehâvî bu tenkitlerin isabetli olmadığını ortaya koymuştur (eḍ-Ḍavʾü’l-lâmiʿ, X, 315-317).

İbn Hacer orta boylu, zarif görünümlü olmakla birlikte heybetli ve hareketli bir kimseydi. Yiyip içmeye önem vermezdi. Süratli anlayışı ve güçlü hâfızası sebebiyle, bir şey yazarken aynı zamanda kendisine okunan metinleri takip ve tashih edebilirdi. Hacda zemzem içerken Zehebî derecesinde hadis hâfızı olmak için dua ettiği söylenir (Sehâvî, el-Cevâhir ve’d-dürer, I, 106, 109, 319). Süratli okuma ve yazma alışkanlığına sahip olan İbn Hacer, kalemini kâğıttan kaldırmadan yazdığı için altın zincire benzetilen hattını herkesin kolay okuyamadığı belirtilmektedir. İbn Hacer bütün vaktini okumak, okutmak, eser yazmak, fetva vermek veya ibadet etmekle geçirirdi. Mekke’ye ve Yemen’e giderken bineğinin üzerinde kitap yazmaya devam etmiş, el-Vuḳūf ʿalâ mâ fî Ṣaḥîḥi Müslim mine’l-mevḳūf adlı cüzünü üç günde kaleme almıştı. Mütevazi bir kişiliğe sahip olan İbn Hacer az konuşur, kimseyi gücendirmemeye dikkat ederdi. Talebelere şefkatli davranır, isteklerini geri çevirmez, değerli kitaplarını dahi ödünç vermekten kaçınmazdı. İbn Hacer görevlerinden aldığı maaşları çeşitli hayırlara sarfeder, görevli gittiği yerlerde devlet parasıyla hazırlanan şeyleri yemez, ayrıca fakirlere yardım ederdi. Seyahatlerinde ve rahatsızlandığında bile teheccüd namazını kılar, her fırsatta oruç tutardı.

Eserlerinde tenkit ettiği kişilerin, özellikle görevleri dolayısıyla aralarında rekabet bulunan bazı meslektaşlarının biyografilerini yazarken son derece dürüst davranır, talebesi bile olsa kendilerinden faydalandığı kimselerin adını zikreder, eserlerini başkalarının kitaplarından yaptığı nakillerle meydana getirip de kaynaklarından söz etmeyen kimseleri eleştirirdi (a.g.e., I, 315-318). Hocalarına beslediği saygı onların ilmî hatalarını tenkit etmesine engel olmazdı (meselâ bk. Fetḥu’l-bârî, IX, 375, 430-431; X, 185).

İbn Hacer ile Veliyyüddin es-Seftî, Muhammed b. Atâullah el-Herevî, Şemseddin el-Hirmâvî ve Muhammed b. İsmâil el-Venâî gibi âlimler arasında kādılkudâtlık, müderrislik gibi görevler sebebiyle rekabet meydana gelmiştir. Seftî’nin kendisine yaptığı haksız ithamlar üzerine Redʿu’l-mücrim fi’ẕ-ẕebbi ʿan ʿırżi’l-müslim adlı bir kırk hadis kitabı kaleme alması bu rekabetin derecesi hakkında fikir vermektedir. Ancak onun en önemli ihtilâfı Hanefî kādılkudâtı Bedreddin el-Aynî ile olmuştur. Her ikisi de 836’da (1433) el-Melikü’l-Eşref Barsbay’la Âmid’e, oradan da Aynî’nin daveti üzerine Ayıntab’a gitmesine, İbn Hacer’in bu seyahatte Aynî’den hadis rivayet etmesine rağmen daha sonra araları açılmış, Aynî onu ilmin itibarını korumayıp makam ve menfaat için sultana boyun eğmekle suçlamıştır. Halbuki İbn Hacer, kendisine ısrarla teklif edilen kādılkudâtlık görevini kabul etmeyip uzun süre direnmiş, kabul ettikten sonra da her konuda doğru bildiğini yapmıştır. Ayrıca Barsbay’ın teklif ettiği kadılık ve sır kâtipliği görevlerini, onun oğlu el-Melikü’n-Nâsır’ın önerip iki yıl süreyle kimseye vermediği Zebîd kādılkudâtlığını, hatta aylık 10.000 dirhem maaşla teklif edilen Dımaşk kadılığını da reddetmiştir. İkisi arasındaki anlaşmazlığın asıl kaynağı muhtemelen İbn Hacer’in Aynî’nin bazı eserlerini tenkit etmesidir. Nitekim Aynî’nin es-Seyfü’l-mühenned fî sîreti’l-Meliki’l-Müʾeyyed adlı manzum eserinde vezinleri bozuk 400 kadar beyti İbn Hacer Ḳaẕe’l-ʿayn min naẓmi ġurâbi’l-beyn’inde bir araya getirmiş, bunun yanında onun ʿİḳdü’l-cümân fî târîḫi ehli’z-zamân adlı eserini de eleştirmiştir (İnbâʾü’l-ġumr, I, 3-4).

Aynî ile İbn Hacer arasındaki anlaşmazlığın diğer bir yönü onların Ṣaḥîḥ-i Buḫârî şerhleriyle ilgilidir. Çeşitli kaynaklarda İbn Hacer’in Fetḥu’l-bârî’yi 817’de (1414) yazmaya başladığı kaydedilmekle beraber kendisi eserini 813 (1410) yılında kaleme almaya, beş yıl sonra da yazdığı kısımları imlâ etmeye başladığını söylemekte (İntiḳādü’l-iʿtirâż, I, 7), Aynî’nin ise ʿUmdetü’l-ḳārî’yi 820’de (1417) yazmaya başladığı (DİA, VII, 121-122), İbn Hacer’in talebesi Burhâneddin İbn Hızır’dan Fetḥu’l-bârî’den yazdığı kısımları ödünç alıp onlardan faydalandığı ve eserini Fetḥu’l-bârî’nin bitirilmesinden beş yıl sonra tamamladığı (847/1443) belirtilmektedir (İbn Hacer, İntiḳādü’l-iʿtirâż, s. 10; Şâkir Mahmûd Abdülmün‘im, İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî, I, 175, 364). Aynî, ʿUmdetü’l-ḳārî’de Fetḥu’l-bârî’den iktibaslarda bulunmakla beraber ona tenkitler yöneltmiş, İbn Hacer’in kendi eserini diğer Ṣaḥîḥ-i Buḫârî şerhlerinden üstün görmesini tasvip etmemiştir. İbn Hacer de Aynî’nin Fetḥu’l-bârî’ye olan itirazını el-İstinṣâr ʿale’ṭ-ṭâʿini’l-miʿs̱âr ile, bu eserdeki bazı görüşlerine olan itirazlarını da İntiḳādü’l-iʿtirâż adlı eseriyle cevaplandırmıştır.

Zâhid Kevserî gibi bazı âlimler, bir müellifin daha önce yazılan eserlerden faydalanmasının tabii olduğunu söyleyerek Aynî’yi bu tartışmada haklı görmüşlerdir. Ayrıca Zâhid Kevserî, ʿUmdetü’l-ḳārî’nin Fetḥu’l-bârî’den çok daha hacimli olduğunu, konuları mükemmel şekilde işlediğini, İbn Hacer’in eserinin ise ötekinin seviyesinde bulunmadığını, eğer Hedyü’s-sârî’yi yazmasaydı şerhinin ʿUmdetü’l-ḳārî’den çok gerilerde kalmış olacağını söylemektedir (Takıyyüddin İbn Fehd, s. 334). Sâlih Yûsuf Ma‘tûk da Bedrüddîn el-ʿAynî ve es̱eruhû fî ʿilmi’l-ḥadîs̱ adlı kitabında (s. 225-238) Aynî’nin eserinin çok daha hacimli, bazı yönlerden daha kullanışlı olduğunu söylemiş, buna karşılık İbn Hacer’in eserinin özellikle mukaddimesi ve baştan sona kadar değişmeyen bir üslûpta yazılması ile dikkati çektiğini ifade etmiştir. Öte yandan başta Hanefî kādılkudâtı İbnü’d-Deyrî olmak üzere bazı Hanefî ve Şâfiî âlimleri de İbn Hacer’in eserinin önceki Ṣaḥîḥ-i Buḫârî şerhlerinden üstün olduğunu belirtmişlerdir (Sehâvî, el-Cevâhir ve’d-dürer, I, 224-226). Mâlikî âlimi Abdurrahman el-Bûsîrî, Aynî’nin iddialarından yola çıkarak Mübtekirâtü’l-leʾâlî ve’d-dürer fi’l-muḥâkemeti beyne’l-ʿAynî ve’bni Ḥacer (bk. bibl.) adlı eserinde Aynî’nin ʿUmdetü’l-ḳārî’de İbn Hacer’e yönelttiği itirazları 343 noktada toplayarak incelemiş ve sonuçta İbn Hacer’i haklı bulmuştur.

Talat Sakallı’nın Hadis Tartışmaları (İbn Hacer-Bedruddin Aynî [Ankara 1996]) adlı kitabı bu önemli konuyu aydınlatacak kapasitede değildir. Bu çalışmada ʿUmdetü’l-ḳārî’ye daha fazla yer ayrılması, İbn Hacer’in faydalandığı 1430 eseri tanıtan Muʿcemü’l-muṣannefâti’l-vâride fî Fetḥi’l-bârî’nin (bk. bibl.) görülmemesi, ayrıca İbn Hacer’in İntiḳādü’l-iʿtirâż’da “başından sonuna kadar kendini savunma telâşına düştüğü” şeklinde ifadeler kullanılması onun yeterince tanınmadığını göstermektedir. İbn Hacer’in talebesi, Hanefî fakihi ve kadısı Ebü’l-Fazl İbnü’ş-Şıhne, İbn Hacer’in hadis sahasındaki eserlerinin en büyüğünün Fetḥu’l-bârî olduğunu, onun bu eserinde başkaları tarafından yorumlanamayan birçok hadisi şerhettiğini belirtmektedir (Sehâvî, el-Cevâhir ve’d-dürer, I, 261). Son devir Ṣaḥîḥ-i Buḫârî şârihlerinden Hanefî âlimi Enverşah Keşmîrî de bu iki eseri değerlendirirken Fetḥu’l-bârî’yi hadis tekniğini yansıtması ve tertibi yanında maksadı güzel ifade etmesi bakımından üstün görmekte, ʿUmdetü’l-ḳārî’yi de lafızları mükemmel tarzda şerh ve tefsir etmesi, İslâm büyüklerinin sözlerini derleyip toparlaması açısından daha değerli bulmaktadır (Feyżü’l-bârî ʿalâ Ṣaḥîḥi’l-Buḫârî, I, 38). Aynî’nin İbn Hacer’i son hastalığı sırasında ziyaret etmesi, aralarındaki ihtilâfın ilmî tartışmadan ibaret olduğunu ortaya koymaktadır.

İlmî Şahsiyeti. İbn Hacer hayatının büyük bölümünü hadis ilmine vermiş, bu ilmin hem rivayet hem dirayet sahalarında devrinin en yetkili âlimi olmuştur. Başta örnek aldığı Zehebî gibi olmayı isterken sonraları onun Mîzânü’l-iʿtidâl’ini tamamlamak için Lisânü’l-Mîzân’ı yazması, hadis rivayet ve dirayet ilimlerinin çeşitli dallarında 170 kadar eser kaleme alması onun hadis sahasındaki üstün yerini ortaya koymakta, Taġlîḳu’t-taʿlîḳ’i 350 kadar eserden, Fetḥu’l-bârî’yi de 1430 kaynaktan faydalanarak kaleme alması, önemli bir kısmı günümüze ulaşmayan zengin bir hadis edebiyatından istifade ettiğini göstermektedir. Usûl-i hadîs konusundaki eserleri kendisinin orijinal görüşlerini yansıtmakta olup hadis ricâline dair çalışmaları, meşhur âlimlerin râviler hakkındaki tesbitlerine dair tashihlerle doludur. Bir konudaki pek çok rivayeti onlarca eserden ancak modern yöntemlerle toplamak mümkün olduğu halde İbn Hacer’in o çağda bunu başarması veya bir hadisin farklı rivayetlerinin kaç râvi tarafından nakledildiğini ortaya koyması, muallak olduğu sanılan bir rivayetin mevsûl ve muttasıl olduğunu göstermek amacıyla o rivayetin birçok kaynağını zikredebilmesi (Taġlîḳu’t-taʿlîḳ, II, 314-317) onun ilmî derinliğini göstermektedir. İzzeddin İbn Abdüsselâm, İbn Hacer’in Buhârî gibi olmasa bile ondan çok aşağı kalmadığını söylemektedir (Sehâvî, el-Cevâhir ve’d-dürer, I, 242). “Emîrü’l-mü’minîn fi’l-hadîs” unvanı verilen nâdir muhaddislerden biri olan İbn Hacer’in hadis konusundaki en önemli çalışmaları Buhârî’nin el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’iyle ilgili olanlardır.

İbn Hacer, tahsil hayatının daha ilk dönemlerinde şair ve edebiyatçı Muhammed b. İbrâhim el-Beştekî gibi hocalarının ve kendisine örnek aldığı Zehebî’nin aynı zamanda tarihçi olmasının etkisiyle tarih bilmenin önemini anlamış, hadisle tarihin yakın ilgisini, bir muhaddis için râvilerin hayatlarını çok iyi bilmenin zaruretini tesbit ederek tarihle yakından ilgilenmeye başlamıştır. Öte yandan üstlendiği önemli görevler sebebiyle devlet adamlarıyla yakın ilişki içinde bulunması, bir kısmının biyografisi için yegâne kaynak olması, onu bu konulardaki bilgilerini İnbâʾü’l-ġumr bi-ebnâʾi’l-ʿumr adlı eserinde bir araya getirmeye yöneltmiştir. Tanınmış şahsiyetlere dair ed-Dürerü’l-kâmine fî aʿyâni’l-miʾeti’s̱-s̱âmine’si ile Ẕeylü’d-Düreri’l-kâmine’si, 12.304 sahâbenin biyografisini ihtiva eden el-İṣâbe fî temyîzi’ṣ-ṣaḥâbe’si, Mısır kadılarının hal tercümesine dair Refʿu’l-iṣr ʿan ḳuḍâti Mıṣr’ı, ayrıca Leys b. Sa‘d’ın biyografisiyle ilgili er-Raḥmetü’l-ġays̱iyye bi’t-tercemeti’l-Leys̱iyye’siyle bazı önemli şahsiyetlerin biyografileri hakkındaki kitapları onun hayatı boyunca tarihle yakından ilgilendiğini göstermektedir. İbn Hacer’in cerh ve ta‘dîl ilmini iyi bilmesi tarihî olaylara ve şahsiyetlere tenkitçi bir gözle bakmasına imkân vermiştir. Hadis ve rivayetle ilgilenen bazı kimseleri eserlerinde cerh ve ta‘dîle tâbi tutması, hissîlik ve tenkitlerinde aşırı gitmekle suçlanmasına yol açmışsa da bunun ilmî bir dayanağı yoktur. Onun bizzat görmediği bazı olayları kimden duyduğunu veya hangi eserde gördüğünü özellikle belirtmesi ilmî hassasiyetini ortaya koymaktadır (İbn Hacer’in tarih yazıcısının niteliği konusundaki bir soruya verdiği uzunca bir fetva için bk. Fetvâ fî kitâbeti’t-târîḫ [nşr. Fuâd Seyyid], MMMA, II/1 [1375/1956] içinde, s. 162-177).

On dört yaşında iken edebiyat ve şiirle ilgilenmeye başlayan İbn Hacer’in bu meşguliyeti 792 (1390) yılından itibaren daha da artmış, şiir zevki ve bilgisi gelişmiş, kısa şiirler, kıtalar ve Hz. Peygamber’in methine dair manzumeler yazmıştır. Memlükler dönemi edip ve şairlerinden İbn Hicce el-Hamevî, Resûl-i Ekrem’in methine dair Şerḥu’l-Bedîʿiyye adlı eserinde ve daha başka edipler çeşitli kitaplarında onun şiirlerine yer vermişlerdir (Şevkânî, I, 91). 816 (1413) yılından itibaren şiiri büyük ölçüde bırakıp kendini hadis ilimlerine vermekle beraber kendisine yöneltilen manzum sorulara manzum cevaplar vermiş, Muhammed b. Atâullah el-Herevî’nin ölümü üzerine “eş-Şikâye mine’n-nükāye” adlı kasidesini yazmıştır (Dîvânü’l-ḥâfıẓ İbn Ḥacer, s. 20). Hadisleri şerhederken de şiir ve aruz konularındaki yeteneğini ortaya koymuştur (Fetḥu’l-bârî, II, 168-169; V, 193; VII, 463-464, 531; XI, 13). İbn Hacer’in o dönemde Kahire’de Şehâbeddin diye anılan yedi şairin ikincisi olduğu (Süyûtî, Naẓmü’l-ʿiḳyân, s. 45), devrin meşhur edip ve münekkidi Nevâcî’nin her ay onu ziyaret ederek içinden çıkamadığı edebî meseleleri kendisine sorup hallettiği belirtilmektedir (Sehâvî, el-Cevâhir ve’d-dürer, s. 78). İbn Hacer’in divanını neşreden Subhî Reşâd Abdülkerîm onun tab‘an şair olduğunu, şiirlerinde ilim dilinin kendine has ağır ifade ve terimleri yerine şiirin lirik ve akıcı üslûbunun görüldüğünü belirtmekte ve şiirlerini edebî sanatlar açısından tahlil etmektedir (s. 19-71). İbn Hacer Arap dili ve gramerine olan nüfuzunu eserlerine yansıtmış, açıklamaları sırasında verdiği örnekleri özellikle Kur’an ve hadislerden seçmiştir (Fetḥu’l-bârî, II, 139; III, 404; V, 288; XI, 269; XIII, 231).

İbn Hacer, el-Medresetü’l-Hüseyniyye ve el-Kubbetü’l-Mansûriyye’de uzun süre tefsir okutmuş, gerek tefsir ve fezâilü’l-Kur’ân bahislerinde gerekse âyetleri tefsir ederken kendine has açıklamalar ortaya koymuştur. İ‘câzü’l-Kur’an veya sebeb-i nüzûle dair bilgi verirken yahut âyetleri hadislerle veya sahâbî sözleriyle açıklarken sahih rivayetlere itibar etmiştir. Âyetlerdeki nâdir kelimeleri açıklamış, ilk bakışta birbirine zıt gibi görünen âyetler arasında herhangi bir tezat bulunmadığını izah etmiştir (a.g.e., VII, 506; VIII, 197-198, 441, 554, 580-581, 611).

Onun en yetkili olduğu sahalardan biri de fıkıhtır. Bu ilmi Ömer b. Reslân el-Bulkīnî ve İbnü’l-Mülakkın gibi fakih ve muhaddislerinden tahsil ederek fetva verme ve fıkıh okutma hususunda icâzet almış, hem fıkhı hem de hadisi iyi bilmesi onun fıkhu’l-hadîs mütehassısı olmasını kolaylaştırmıştır. Sadece fıkıh konusunda otuz kadar eser kaleme almış, 811-848 (1408-1444) yılları arasında Şeyhûniyye, Şerîfiyye, Müeyyidiyye, Harrûbiyye, Sâlihiyye ve Salâhiyye medreselerinde fıkıh okutmuş, uzun süre fetva vermiş ve yirmi yıl kadar Şâfiî kādılkudâtlığı görevini yürütmüştür. İhtilâflı konularda çeşitli fikirleri bir araya getirmesi, meselâ cuma günü duaların kabul edildiği vakit (icâbet saati) hakkında kırk iki farklı görüşü delilleriyle birlikte ortaya koyması (a.g.e., II, 483-489), nikâhtan önce boşanmanın söz konusu olamayacağını incelerken meseleyi hadis kitaplarından derlediği rivayetlerle sayfalarca açıklaması (a.g.e., IX, 294-299), fıkhî meselelerdeki derin bilgi ve nüfuzunun bir ifadesi olduğu kadar hadisi ve fıkhı bilmenin bir âlime sağladığı kültür zenginliğini de göstermektedir.

Eserleri. Sehâvî’ye göre İbn Hacer, hadis başta olmak üzere çeşitli ilimlere dair 150’den fazla eser kaleme almıştır (et-Tibrü’l-mesbûk, s. 231). Bikāî, İbn Hacer’in vefatından altı yıl önce yazdığı ʿUnvânü’z-zamân fî terâcimi’ş-şüyûḫ ve’l-aḳrân’ında bu eserlerin sayısını 142 (Şâkir Mahmûd Abdülmün‘im, I, 274), Süyûtî bir kısmı hatalı ve mükerrer olmak üzere 200 (Naẓmü’l-ʿiḳyân, s. 46-50) olarak zikretmiştir. Bu konuda en geniş çalışmayı yapan Şâkir Mahmûd Abdülmün‘im ise 282 eserin varlığını tesbit etmiştir (İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî, I, 282-666). Brockelmann’ın kaydettiği doksan kadar eserin önemli bir kısmı yanlış yazılmıştır (GAL, II, 81-84; Suppl., II, 73-76).

A) Hadis. 1. Hedyü’s-sârî. Fetḥu’l-bârî’nin mukaddimesi olup Ṣaḥîḥ-i Buḫârî hakkında gerekli bilgileri ihtiva eden bu eseri İbnü’l-Hâc diye bilinen Ebü’l-Feyz Hamdûn b. Abdurrahman el-Fâsî önce manzum hale getirmiş, daha sonra Nefḥatü’l-miski’d-derârî li-ḳāriʾi Ṣaḥîḥi’l-Buḫârî adıyla şerhetmiştir (Rabat, Mektebetü’l-Kettânî, nr. 926/1). Muhammed en-Nâsır ez-Zeâyirî de İbn Ḥacer ve muḳaddimetühû Hedyü’s-sârî adlı bir doktora çalışması yapmış (1985, I-II, Külliyetü’z-Zeytûniyye li’ş-şerîa ve usûli’d-dîn), ayrıca eser üzerinde Muhammed Fâzıl tarafından bir makale yayımlanmıştır (“Ibn Hajar’s Hady al-sārī: A Medieval Interpretation of the Structure of al-Bukhāri’s al-Cāmi‘ al-Sahīh: Introduction and Translation”, JNES, LIV/3 [1995], s. 161-190). Eser, Fetḥu’l-bârî’nin bütün baskılarında genellikle müstakil bir cilt halinde yer almıştır (bk. el-CÂMİU’s-SAHÎH [Buhârî]). 2. Fetḥu’l-bârî bi-şerḥi Ṣaḥîḥi’l-Buḫârî. İbn Hacer’in en değerli çalışması kabul edilen eser, onun kaybolan kitaplarında veya bazı müelliflerin günümüze ulaşmayan eserlerinde yer alan bilgileri de ihtiva etmektedir. İbn Hacer’in Ṣaḥîḥ-i Buḫârî üzerine biri şerh, diğeri muhtasar olmak üzere iki eser daha kaleme almaya başladığı, fakat bunları tamamlayamadığı ifade edilmiş (Sehâvî, el-Cevâhir ve’d-dürer, I, 224), Süyûtî ise muhtasar olanın ilk üç cildini gördüğünü belirtmiştir (Naẓmü’l-ʿiḳyân, s. 46). Sezgin, İbn Hacer tarafından kaleme alınan en-Nüket ʿalâ Ṣaḥîḥi’l-Buḫârî adlı bir Fetḥu’l-bârî muhtasarının günümüze ulaştığını (Mektebetü’l-Ezher, Hadis, nr. 295) söylemekteyse de bunun, Bedreddin ez-Zerkeşî’nin et-Tenḳīḥ li-elfâẓi’l-Câmiʿi’ṣ-ṣaḥîḥ’ini eleştirmek amacıyla yazmaya başlayıp tamamlayamadığı en-Nüket ʿalâ Tenḳīḥi’z-Zerkeşî ʿale’l-Buḫârî (aş.bk.) olması muhtemeldir. Fetḥu’l-bârî Delhi (I-VII [30 cüz], taşbaskı 1304), Bulak (I-XII, 1300-1301) ve Kahire’de (nşr. Ömer b. Hüseyin el-Haşşâb, I-XIII, 1319-1329; nşr. Tâhâ Abdürraûf Sa‘d v.dğr., I-XXVIII, 1398-1400/1978-1980; nşr. Muhibbüddin el-Hatîb v.dğr., I-XII, 1407/1986-87), ayrıca Beyrut’ta (nşr. Abdülazîz b. Abdullah b. Bâz, I-XVII, 1416/1996, fihristi ve Hâfız Senâullah ez-Zâhidî’nin Tevcîhü’l-ḳārî ile’l-ḳavâʿid ve’l-fevâʾidi’l-uṣûliyye ve’l-ḥadîs̱iyye ve’l-isnâdiyye fî Fetḥi’l-bârî adlı eseriyle birlikte) yayımlanmıştır. Hâlid Abdülfettâh Şibl eserin çeşitli fihristlerini neşretmiştir (I-II, Beyrut 1413/1992). Abdüsselâm Muhammed Ömer Allûş Münteḳa’l-ḳārî ve keşfü’l-mütevârî: Lübâbü mesâʾili Hedyi’s-sârî ve Fetḥi’l-bârî bi-şerḥi Ṣaḥîḥi’l-Buḫârî adlı bir çalışma yapmış (Beyrut 1413/1993), Ebû Suheyb Safâüddavî Ahmed el-Adevî eseri İtḥâfü’l-ḳārî bi’ḫtiṣâri Fetḥi’l-bârî adıyla ihtisar etmiştir (I-V, Riyad 1414/1993). Ahmed İsâm el-Kâtib, İbn Hacer’in akaide dair görüşlerini ʿAḳīdetü’t-tevḥîd fî Fetḥi’l-bârî şerḥi Ṣaḥîḥi’l-Buḫârî adıyla (Beyrut 1403/1983), Ahmed Ferhân Debvân el-İdrîsî, dil ve lugat hakkındaki fikirlerini el-Ḳavâʿidü’l-uṣûliyye el-müteʿalliḳa bi-bâbi’l-ḥükm ve’l-mebâḥis̱i’l-luġaviyye (ve’l-elsine) ve’t-taṭbîḳ ʿaleyhâ min kitâbi Fetḥi’l-bârî adlı doktora çalışmasıyla (1412/1991, I-II, Câmiatü Ümmi’l-kurâ, Külliyetü’ş-şerîa ve’d-dirâsâtü’l-İslâmiyye, Fer‘u’l-fıkh ve usûlihî), Nebîl b. Mansûr b. Ya‘kūb el-Besâre de ricâl tenkidiyle ilgili kanaatlerini Tecrîdü esmâʾi’r-ruvât elleẕîne tekelleme fîhim el-Ḥâfıẓ İbn Ḥacer fî Fetḥi’l-bârî ve muḳārenetü kelâmihî bimâ ḳālehû fî Taḳrîbi’t-Tehẕîb (Küveyt 1407) adlı eseriyle ortaya koymuş, Abdullah Haccâc, el-İsrâ ve’l-miʿrâc min Fetḥi’l-bârî şerḥi Ṣaḥîḥi’l-Buḫârî ile (Kahire 1404) es-Siḥr ve’l-kehâne ve’l-ḥased (Kahire 1990) adlı iki eser kaleme almıştır. Muhammed Abdülhakîm el-Kādî, yine isrâ ve mi‘rac hakkındaki görüşlerini Süyûtî’nin aynı konudaki eseriyle birlikte el-İsrâ ve’l-miʿrâc adıyla yayımlamıştır (Kahire, ts.). Fetḥu’l-bârî’nin bazı bölümleri muhtemelen derslerde okutulmak üzere müstakil olarak neşredilmiştir. Hâlid Abdülfettâh Şibl “el-İʿtiṣâm bi’l-kitâb ve’s-sünne” bölümünü el-İʿtiṣâm ve’s-sünne adıyla (Beyrut 1410/1990), Ahmed Muhammed Halîfe “el-Cihâd ve’s-siyer” bölümünü Kitâbü’l-Cihâd ve’s-siyer min Fetḥi’l-bârî (Beyrut 1406/1985), “en-Nikâḥ”ı en-Nikâḥ li-Ebî ʿAbdillâh el-Buḫârî min Fetḥi’l-bârî (Beyrut 1406/1985), hac ve umre kitaplarını da el-Ḥac ve’l-ʿumre min Ṣaḥîḥi’l-Buḫârî (Beyrut 1405/1985, 1408/1988) adıyla yayımlamıştır (eseri için ayrıca bk. el-CÂMİU’s-SAHÎH [Buhârî]). 3. Ḥavâşî Tenḳīḥi’z-Zerkeşî ʿale’l-Buḫârî (en-Nüket ʿalâ Tenḳīḥi’z-Zerkeşî ʿale’l-Buḫârî). Zerkeşî’nin Ṣaḥîḥ-i Buḫârî’deki garîb kelimeleri, müşkil i‘rabları, yanlış okunabilecek isim ve nisbeleri ve bazı bölümleri açıklamak için kaleme aldığı et-Tenḳīḥ li-elfâẓi’l-Câmiʿi’ṣ-ṣaḥîḥ’teki bir kısım görüşlerin tenkit edildiği eser (Köprülü Ktp., Fâzıl Ahmed Paşa, nr. 1591/4) tamamlanamamıştır. 4. el-Mülteḳaṭ mine’t-Telḳīḥ fî şerḥi’l-Câmiʿi’ṣ-ṣaḥîḥ. Sıbt İbnü’l-Acemî’nin et-Telḳīḥ li-fehmi ḳāriʾi’ṣ-Ṣaḥîḥ (nüshaları için bk. DİA, VII, 119) adlı eserinden faydalanılarak yapılan bir çalışmadır. 5. Şerḥu’t-Tirmiẕî. İbn Hacer, Şeyhûniyye Medresesi’nde hadis okuttuğu sırada (808/1405) kaleme almaya başladığı bu eserin bir cildini yazdıktan sonra devam etmekten vazgeçmiştir. 6. el-Muḳarrer fî şerḥi’l-Muḥarrer. Müellif, medreselerde hadis okuttuğu yıllarda Şemseddin İbn Kudâme’nin el-Muḥarrer fi’l-ḥadîs̱’ini bu adla şerhetmeye başlamış, ancak Fetḥu’l-bârî’yi yazmaya karar verince eseri tamamlamadan bırakmıştır. 7. en-Nüket ʿalâ Şerḥi Ṣaḥîḥi Müslim. Sehâvî, bu eserin Ṣaḥîḥ-i Müslim’in mukaddimesine ait kısmıyla diğer bir bölümünü gördüğünü söylemektedir. 8. et-Taʿlîḳu’n-nâfiʿ fi’n-Nüket ʿalâ Cemʿi’l-cevâmiʿ (en-Nüket ʿalâ Cemʿi’l-cevâmiʿ). İbnü’s-Sübkî’nin Cemʿu’l-cevâmiʿine yazdığı bazı ta‘liklerini ihtiva eden bu çalışma da yarım kalmıştır. 9. et-Teẕkiretü’l-ḥadîs̱iyye. Sehâvî, on ciltten meydana gelen ve hadis metinlerini ihtiva eden bu eserin çoğunu Mekke’de gördüğünü belirtmekte, eserin aynı hacimdeki bir başka tertibini İbn Hacer’in Yemen melikine hediye ettiği kaydedilmektedir. 10. S̱ünâʾiyyâtü’l-Muvaṭṭaʾ. İmam Mâlik’in iki râvi ile Hz. Peygamber’e veya sahâbeye ulaştığı 122 merfû ve mevkuf rivayetinin bir araya getirildiği bir çalışmadır (İbn Hacer, el-Mecmaʿu’l-müʾesses, I, 434). 11. S̱ülâs̱iyyâtü’l-Buḫârî. Buhârî’nin üç râvi ile Hz. Peygamber’e ulaştığı hadislerden yirmi ikisinin İbn Hacer ve başka âlimler tarafından bir araya getirilip şerhedildiği bir eserdir (yazma nüshaları için bk. Sezgin, GAS, I, 128-129). 12. Ḫumâsiyyâtü’d-Dâreḳutnî. Dârekutnî’nin beş râvili rivayetlerini ihtiva eden eser onun es-Sünen’inden seçilerek meydana getirilmiş olmalıdır (İbn Hacer, el-Mecmaʿu’l-müʾesses, III, 256). 13. el-Cemʿ beyne’ṣ-Ṣaḥîḥayn. Hem Buhârî hem Müslim’in el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’lerinde bulunan hadisleri bir araya getiren bu türün (DİA, VII, 282-283) önemli eserlerinden biri olup İbn Hacer bu çalışmasında hadisleri konularına göre düzenlemiş ve kitabına çeşitli müstahreclerden ilâvelerde bulunmuştur. Onun Humeydî’nin aynı adla anılan eserini ihtisar ettiği de belirtilmektedir. 14. et-Taʿlîḳ ʿalâ Müstedreki’l-Ḥâkim. Zehebî’nin Telḫîṣü’l-Müstedrek’ine İbn Hacer’in yazdığı bazı notları ihtiva eden eserin bir nüshası Rabat’ta bulunmaktadır (el-Hizânetü’l-âmme, nr. 177f). 15. el-Mecâlis. Müellifin 193 imlâ meclisinde yazdırdığı hadisleri içine alan eserin talebesi Bikāî’nin el yazısıyla olan bir nüshası günümüze ulaşmıştır (Ziriklî, I, 178). 16. Taḳrîbü’l-ġarîb el-vâḳıʿ fi’ṣ-Ṣaḥîḥ. 818’de (1415) kaleme alınan bir cüz hacmindeki bu çalışmanın Kurtubî’den özetlendiği, ayrıca ona bazı ilâvelerde bulunulduğu belirtilmektedir. Eser Tefsîru ġarîbi’l-ḥadîs̱ müretteben ʿale’l-ḥurûf adıyla yayımlanmıştır (Kahire 1950, 1954). 17. Muḫtaṣarü’t-Terġīb ve’t-terhîb li’l-Münẕirî. Münzirî’nin derleyip sağlamlık derecelerini belirttiği hadislerin sahih olanlarının bir araya getirildiği eser 855 hadis ihtiva etmekte olup Muhammed Ali Subeyh (Kahire 1352/1933), Habîburrahman el-A‘zamî ve iki arkadaşı (Bombay [Nâsik] 1380/1960; Beyrut 1407/1987), Abdullah Haccâc (Kahire 1400/1979, 1402/1981, 1404/1983, 1409/1989) ve Muhammed el-Mecdûb (Kahire-Tunus 1400) tarafından yayımlanmış, ayrıca Tehẕîbü’t-Terġīb ve’t-terhîb adıyla da basılmıştır (Kahire 1413). 18. Beẕlü’l-mâʿûn fî fażli’ṭ-ṭâʿûn. Vebaya dair eserlerle hadis kitaplarında yer alan konuyla ilgili rivayetlerin derlendiği bir çalışmadır. İbn Hacer’in, kızları Fâtıma ile Gāliye’yi vebadan kaybetmesi üzerine (819/1416) yazmaya başlayıp en büyük kızı Zeyn Hatun da aynı hastalıktan öldüğünde (833/1430) tamamladığı eser Ahmed İsâm el-Kâtib tarafından yayımlanmıştır (Riyad 1411). Eseri Süyûtî senedlerini çıkararak Mâ revâhü’l-vâʿûn fî aḫbâri’ṭ-ṭâʿûn, talebesi Zekeriyyâ el-Ensârî Tuḥfetü’r-râġıbîn fî beyâni emri’ṭ-ṭavâʿîn (Brockelmann, GAL, I, 82) adıyla ihtisar etmiştir.

İbn Hacer, İbn Abbas’ın Hz. Peygamber’den bizzat duyduğu hadisleri Cemʿu eḥâdîs̱i İbn ʿAbbâs elletî semiʿahâ mine’n-nebî adıyla bir araya getirmiştir. Bazıları bu hadislerin dört ile yirmi arasında değiştiğini ileri sürmüşse de İbn Hacer, bunların sadece sahih ve hasen olanlarının kırktan fazla olduğunu belirtmiştir. Onun ayrıca Ahmed b. Ebû Bekir el-Bûsîrî’nin Tuḥfetü’l-ḥabîb li’l-ḥabîb bi’z-zevâʾid (bimâ zâde) ʿale’t-Terġīb ve’t-terhîb’ine bir “müntekā” yazdığı ve bunun Mebrûk İsmâil tarafından yayımlandığı (Kahire 1993) kaydedilmekte (Gilliot, XXII [1994], s. 314-315), muhtelif hocalarının rivayetlerinden derleyip onlara okuduğu cüzleri bulunduğu, Kütüb-i Sitte’ye dahil dört sünende yer alıp Ṣaḥîḥayn’da bulunmayan sahih hadisleri derlemeye başlayıp ancak sekiz varak kadarını yazabildiği belirtilmekte (Şâkir Mahmûd Abdülmün‘im, I, 369), Efrâdü Müslim ʿale(ʿani)’l-Buḫârî ve el-Efrâdü’l-ḥisân min Müsnedi’d-Dârimî ʿAbdillâh b. ʿAbdirraḥmân adlı çalışmalarından da söz edilmektedir.

B) İlelü’l-hadîs. 1. Taġlîḳu’t-taʿlîḳ. Bazı eserlerde yanlış olarak Taʿlîḳu’t-taʿlîḳ diye zikredilen çalışmayı İbn Hacer henüz otuz yaşında iken 350 kadar kaynaktan (Taġlîḳu’t-taʿlîk, I, 243-265; V, 442-473) faydalanarak yazmış ve 807’de (1404-1405) temize çekmiştir. Sahasının ilk ürünü kabul edilen eserde Ṣaḥîḥ-i Buḫârî’nin tertibine uygun olarak ondaki merfû, mevkuf ve maktû bütün ta‘liklerin isnadları yanında ayrıca Buhârî’nin “tâbeahû fülân” veya “revâhü fülân” diyerek bir kısmını verdiği senedlerin muttasıl isnadlarını tesbit etmiştir. İbn Hacer bu çalışmasını önce et-Teşvîḳ ilâ vaṣli’l-mühim mine’t-taʿlîḳ, daha sonra et-Tevfîḳ li-vaṣli’l-mühim mine’t-taʿlîḳ adıyla ihtisar etmiş, ikinci ihtisarı Saîd Abdurrahman Mûsâ el-Kazekî tarafından beş cilt halinde yayımlanmıştır (Beyrut-Dımaşk-Amman 1405/1985). 2. el-Ḳavlü’l-müsedded fi’ẕ-ẕebbi ʿan Müsnedi Aḥmed. Müellif bu eserini, İbnü’l-Cevzî’nin Kitâbü’l-Mevżûʿât’ında Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’inde mevzû olduğunu ileri sürdüğü on beş hadisin mevzû olmadığını ispat etmek üzere 819’da (1416) kaleme almıştır. Süyûtî, esere el-Ḳavlü’l-müsedded ve ẕeylühû ʿaleyh adıyla bir zeyil yazarak el-Müsned’de mevzû olduğu söylenen diğer on beş hadisi de savunmuştur. el-Ḳavlü’l-müsedded Haydarâbâd-Dekken’de (1319, 1371/1951, 1400), Beyrut’ta (1404/1984), ayrıca Sââtî’nin el-Fetḥu’r-rabbânî’si ile birlikte Kahire’de (1377/1981) yayımlanmış, Abdullah Muhammed ed-Dervîş de eseri müstakil olarak (Dımaşk-Beyrut 1985) ve Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’inin sonunda (Beyrut 1411/1991, X, 489-554) neşretmiştir. 3. el-Vuḳūf ʿalâ mâ fî Ṣaḥîḥi Müslim mine’l-mevḳūf. Ṣaḥîḥ-i Müslim’de mukaddime kısmı dışında mevkuf rivayet bulunmadığı görüşüne katılmayan İbn Hacer, eserde mevcut 192 mevkuf ve maktû rivayeti Zilhicce 803’te (Temmuz 1401) üç gün içinde derleyerek Ṣaḥîḥ-i Müslim’deki tertibe uygun şekilde bablara göre sıralamıştır. Eser Rebî‘ b. Hâdî Umeyr el-Medhalî (I-II, Medine 1404; I-II, Riyad 1408), Abdullah el-Leysî el-Ensârî (Beyrut 1406/1986) ve Ümmü Abdullah bint Mahrûs (Küveyt, ts.) tarafından yayımlanmıştır. 4. İntiḳāḍü’l-iʿtirâż fi’r-red ʿale’l-ʿAynî fî şerḥi’l-Buḫârî (İsḳāṭü’l-iʿtirâż). Aynî’nin ʿUmdetü’l-ḳārî adlı eserinde Fetḥu’l-bârî’ye yönelttiği tenkitlerin önemli bir kısmına verilen cevapları ihtiva eden eseri Hamdî Abdülmecîd es-Silefî ve Subhî es-Sâmerrâî neşretmiştir (I-II, Riyad 1413/1993). 5. el-İstinṣâr ʿale’ṭ-ṭâʿini’l-miʿs̱âr. Aynî’nin ʿUmdetü’l-ḳārî’nin mukaddimesinde İbn Hacer’e yönelttiği eleştirileri cevaplandırmak ve bu mukaddimedeki seksenden fazla yanlışı göstermek amacıyla yazılan bir eser olup (İbn Hacer, İntiḳāḍü’l-iʿtirâż, I, 9) el-Cevâhir ve’d-dürer (I, 224) ve Îżâḥu’l-meknûn’da (I, 69) olduğu gibi el-İstibṣâr adıyla kaydedilmesi doğru değildir. 6. el-Müʾtemen fî cemʿi’s-sünen (el-Câmiʿu’l-kebîr min süneni’l-beşîri’n-neẕîr). Eserde çeşitli kaynaklardan seçilip bablara göre düzenlenen hadisler senedsiz olarak alınmış ve rivayet kusurları gösterilmiştir. Yaklaşık sekiz varak olduğu belirtilen eser İbn Hacer’in tamamlamaya fırsat bulamadığı çalışmalarından biridir. 7. et-Taʿlîḳ ʿale’l-Mevżûʿât li’bni’l-Cevzî. Taʿaḳḳubât ʿale’l-Mevżûʿât olarak da kaydedilen eser (Hediyyetü’l-ʿârifîn, I, 129), Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî’nin el-Mevżûʿât’ında bulunup mevzû olmadığı söylenen rivayetler (Süyûtî’ye göre 300 kadar) hakkındadır. 8. Taʿrîfü’l-menhec bi-tertîbi (bi-maʿrifeti)’l-müdrec. Taḳrîbü’l-menhec diye de zikredilen (Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 465) ve 807’de (1404-1405) tamamlanan eser, Hatîb el-Bağdâdî’nin el-Faṣl li’l-vaṣl el-müdrec fi’n-naḳl’inin ihtisar edilmesi ve bir o kadar ilâvede bulunulmasıyla meydana gelmiştir. İbn Hacer’in aynı konuda Taḳvîmü’s-sinâd bi-müdreci’l-isnâd adlı bir eserinin daha bulunduğu belirtilmektedir (Süyûtî, Naẓmü’l-ʿiḳyân, s. 48). 9. el-Muḫarrec mine’l-müdebbec (el-Efnân fî rivâyeti’l-aḳrân). Bazı kaynaklarda el-Efnân fî rivâyeti’l-Ḳurʾân (İbnü’l-İmâd, VII, 272), el-İmtinân fî rivâyeti’l-aḳrân (Abdülhay el-Kettânî, I, 334) şeklinde kaydedilmesi yanlıştır. 10. et-Taʿrîc ʿale’t-tedbîc. Akran olan râvilerin birbirlerinden rivayetine (müdebbec) dair olan eser bazı kaynaklarda yanlış olarak et-Taʿrîc ʿale’t-tedrîc şeklinde yazılmıştır (Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 420; İbnü’l-İmâd, VII, 272). 11. el-Muḳterib fî beyâni’l-mużṭarib. Dârekutnî’nin ʿİlelü’l-ḥadîs̱’inden derlenip ona ilâveler yapılmak suretiyle meydana getirilmiştir. 12. el-İntifâʿ bi-tertîbi’l-ʿİlel li’d-Dâreḳutnî ʿale’l-envâʿ. Eser Keşfü’ẓ-ẓunûn’da (I, 175) el-İntifâʿ bi-tertîbi’d-Dâreḳutnî ʿale’l-envâʿ adıyla geçmektedir. Kaynaklarda İbn Hacer’in bu konuda ayrıca Nüzhetü’l-ḳulûb fî maʿrifeti’l-mübdel ve (mine)’l-maḳlûb (Cilâʾü’l-ḳulûb fî maʿrifeti’l-maḳlûb), Mezîdü’n-nefʿ bi-maʿrifeti mâ rucciḥa fîhi’l-vaḳf ʿale’r-refʿ, (el-)Beyânü’l-faṣl limâ rucciḥa fîhi’l-irsâl ʿale’l-vaṣl ve bazı kaynaklarda Zehrü’l-muṭavvel fî beyâni’l-ḥadîs̱i’l-muʿaddel şeklinde yanlış yazılan (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 961) ez-Zehrü’l-maṭlûl fi’l-ḫaberi(fî maʿrifeti)’l-maʿlûl, Şifâʾü’l-ġalel fî beyâni’l-ʿilel adlı eserleri bulunduğu zikredilmektedir.

C) Tariklerin Cem‘i. 1. Ṭuruḳu ḥadîs̱i “Mâʾü zemzem limâ şüribe leh”. Keylânî Muhammed Halîfe (Kahire, ts.) ve Fażlü Zemzem adlı kitabının sonunda (Mekke 1413/1993, s. 167-195) Sâid Bekdâş tarafından Cüzʾ fîhi’l-cevâb ʿan ḥâli’l-ḥadîs̱i’l-meşhûr “Mâʾü zemzem limâ şüribe leh” adıyla yayımlanmıştır. 2. Lâ tesübbû aṣḥâbî (Beyrut 1408). 3. el-Basṭu’l-mebs̱ûs̱ li-ḫaberi’l-burġūs̱ (Ṭuruḳu ḥadîs̱i “Lâ tesübbü’l-burġūs̱”) Leiden Üniversitesi Kütüphanesi’nde bir nüshası bulunduğunu belirten Brockelmann risâlenin adını bir yerde (GAL, II, 82) el-Basîṭü’l-mebs̱ûs̱ fî ḫaberi’l-burġūs̱, başka bir yerde (GAL Suppl., II, 74) el-Beẕl ve’l-mebs̱ûs̱ fî ḫaberi’l-burġūs̱ şeklinde yanlış olarak kaydetmiştir. 4. Nüzhetü’n-nâẓır ve’s-sâmiʿ fî ṭuruḳi ḥadîs̱ eṣ-ṣâʾimü’l-mecâmiʿ. Ramazan ayında oruçlu iken eşiyle ilişkiye girdikten sonra bu günahtan kurtulmanın yolunu araştıran sahâbîye dair olan cüzün bir nüshası el-Mektebetü’l-Ezheriyye’de bulunmaktadır (Mecmua, nr. 109, Mustalahu’l-hadîs). İbn Hacer Fetḥu’l-bârî’de bu çalışmasını özetlemiştir (IV, 193-204). 5. Leẕẕetü’l-ʿayş bi-cemʿi ṭuruḳi “el-eʾimmetü min Ḳureyş” (Beyazıt Devlet Ktp., Mecmua, nr. 7951, vr. 35a-64b). 6. Ḥadîs̱ü’l-mesḥ ʿale’l-ḫuffeyn (el-Mektebetü’l-Ezheriyye, Mecmua, nr. 109, vr. 37-51). 7. Ḥadîs̱ü’l-ġusl yevme’l-cumʿa (el-Mektebetü’l-Ezheriyye, Mecmua, nr. 109, vr. 129-155). Eserde, hadisi ünlü râvisi Nâfi‘den 120’den fazla kimsenin rivayet ettiği ortaya konmaktadır. 8. Ḥadîs̱ü iẕâ laḳīte aḥad min ümmetî fesellim ʿaleyhi yeṭûl ʿumruk (Dârü’l-kütübi’z-Zâhiriyye, Mecmua, nr. 1075, Hadis 284, vr. 19-23). 9. Tuḥfetü’l-müsterîż bi-mesʾeleti’t-temḥîż (meḥiż). Kadınlarla normal olmayan şekilde ilişkiye girmeyi yasaklayan hadislerin tariklerinin incelendiği ve bu konuda sahâbe, tâbiîn ve diğer âlimlerin görüşlerinin tesbit edildiği bir çalışmadır.

İbn Hacer’in ayrıca, insanları sık sık ziyaret etmeme konusundaki hadise dair el-Enâre bi-ṭarîḳi ḥadîs̱i ġıbbi’z-ziyâre (İbn Hacer, Fetḥu’l-bârî, X, 514) ve Tuḥfetü’r-râʾiż bi-taḫrîci ḥadîs̱i teʿallemû el-ferâʾiż adlı eserleri bulunduğu ve “el-A‘mâlü bi’n-niyyât”; “Evle’n-nâs bî ekseruhüm aleyye salât”; “Hadîsü Câbir fi’l-baîr”; “İfk”; “İhtecce Âdem ve Mûsâ”; “Kabzu’l-ilm”; “el-Kudât selâse”; “Lev enne nehren bi-bâbi ahadiküm”; “Men benâ lillâhi mesciden”; “Men hafiza alâ ümmetî erbaîne hadîs”; “Men kezebe aleyye müteammiden”; “Men sallâ cenâzeten felehû kīrât”; “Meselü ümmetî meselü’l-matar”; “el-Miğfer”; “Naddarallâhü’m-reen”; “Salâtü’t-tesbîh”; “Yâ Abdarrahmân lâ tes’eli’l-imâre”; “es-Sâdıku’l-masdûk”; “İnne imreetî lâ terüddü yede lâmis” hadislerini de tahriç ettiği belirtilmektedir.

D) Etrâf Çalışmaları. 1. İtḥâfü’l-mehere bi-eṭrâfi’l-ʿaşere (İtḥâfü’l-mehere bi’l-fevâʾidi’l-mübtekire min eṭrâfi’l-ʿaşere). Eserde İmam Mâlik’in el-Muvaṭṭaʾ, İmam Şâfiî ile Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned, Dârimî’nin es-Sünen, İbnü’l-Cârûd’un el-Münteḳā, Ebû Avâne el-İsferâyînî’nin el-Müstaḫrec, Tahâvî’nin Şerḥu Meʿâni’l-âs̱âr, İbn Hibbân’ın eṣ-Ṣaḥîḥ, Dârekutnî’nin es-Sünen ve Hâkim’in el-Müstedrek adlı kitapları, ayrıca İbn Huzeyme’nin dörtte biri günümüze ulaşan eṣ-Ṣaḥîḥ’i yer almakta olup bir nüshası Millet Kütüphanesi’nde kayıtlıdır (Murad Molla, nr. 349-364). 2. İṭrâfü’l-müsnedi’l-muʿtelî bi-Eṭrâfi’l-Müsnedi’l-Ḥanbelî. Bu çalışmada önce Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’indeki sahâbî râviler ve bunlardan rivayette bulunanlar alfabetik olarak sıralanmış, ardından bu râvilerin uzun rivayetlerinin baş tarafından bir bölümü zikredilip hadisin Ahmed b. Hanbel’den o râviye kadar olan kısmının senedi verilmiştir. Müellifin önce İtḥâfü’l-mehere’nin içine aldığı, daha sonra müstakil bir kitap haline getirdiği eser, Semîr Emîn ez-Züheyrî tarafından el-Müsnedü’l-muʿtelî bi-eṭrâfi’l-Müsnedi’l-Ḥanbelî (Riyad 1410), Züheyr b. Nâsır en-Nâsır tarafından Eṭrâfü Müsnedi’l-İmâm Aḥmed b. Ḥanbel (Dımaşk-Beyrut 1414/1993) adıyla on cilt halinde yayımlanmış, Hz. Âişe’ye ait rivayetleri ihtiva eden kısmını da Ebû Mutî‘ Atâullah b. Abdülgaffâr es-Sindî Müsnedü ʿÂʾişe mine’l-müsnedi’l-muʿtelî bi-eṭrâfi’l-Müsnedi’l-Ḥanbelî adıyla neşretmiştir (Kahire 1416/1995). 3. en-Nüketü’ẓ-ẓırâf ʿale’l-Eṭrâf (el-İʿtirâf bi-evhâmi’l-Eṭrâf). Yûsuf b. Abdurrahman el-Mizzî’nin Kütüb-i Sitte’yi ve ayrıca üç eseri ihtiva eden Tuḥfetü’l-eşrâf bi-maʿrifeti’l-eṭrâf’ında görülen bazı yanlışları düzeltmek amacıyla kaleme alınmış olup her iki eser Abdüssamed Şerefeddin tarafından birlikte yayımlanmıştır (I-XIV, Bombay 1965-1966). 4. el-İnâre fî eṭrâfi’l-Muḫtâre (Eṭrâfü’l-Eḥâdîs̱i’l-muḫtâre). Ziyâeddin el-Makdisî’nin el-Eḥâdîs̱ü’l-muḫtâre’sindeki hadislere dair olan eseri İbn Hacer Şâban 802’de (Nisan 1400) Dımaşk’a giderken kaleme almış, 806’daki (1403-1404) ikinci Yemen seyahati esnasında kaybetmiştir. Müellifin ayrıca Eṭrâfü’ṣ-Ṣaḥîḥayn (Tertîbü eṭrâfi’ṣ-Ṣaḥîḥayn), bablara göre düzenlediği bir cilt hacmindeki el-Fevâʾidü’l-mecmûʿa bi-eṭrâfi’l-eczâʾi’l-mesmûʿa, müsned tertibinde iki ciltlik bir çalışma olduğu belirtilen el-Eczâʾ bi-eṭrâfi’l-eczâʾ adlı eserleri mevcuttur.

E) Zevâid Çalışmaları. 1. el-Meṭâlibü’l-ʿâliye bi-zevâʾidi’l-mesânîdi’s̱-s̱emâniye. Ebû Dâvûd et-Tayâlisî, Abdullah b. Zübeyr el-Humeydî, Müsedded b. Müserhed, Ebû Bekir b. Ebû Şeybe, İbn Ebû Ömer, Ahmed b. Menî‘, Abd b. Humeyd, Hâris b. Ebû Üsâme, İshak b. Râhûye (eserinin ancak yarısını görebilmiştir) ve Ebû Ya‘lâ el-Mevsılî’nin el-Müsned’lerinde bulunduğu halde Kütüb-i Sitte ile Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’inde yer almayan 4702 hadisin konularına göre düzenlendiği bir eserdir. Çalışmaya esas alınan eserlerin bir kısmının günümüze kadar gelmemiş olması sebebiyle değeri daha da artan el-Meṭâlibü’l-ʿâliye Habîbürrahman el-A‘zamî tarafından dört (Küveyt 1390-1393/1970-1973, 1393/1973), Yûsuf Abdurrahman el-Mar‘aşlî tarafından son cildi fihrist olmak üzere beş cilt (Beyrut 1407/1987) halinde yayımlanmıştır. Ayrıca Ömer b. Garâme el-Amravî, el-Eṭrâfü’s-seniyye li-Mecmaʿi’z-zevâʾid ve’l-Meṭâlibi’l-ʿâliye adlı hacimli çalışmasında (Riyad 1406) eserin fihristini hazırlamıştır. 2. Muḫtaṣaru Zevâʾidi Müsnedi’l-Bezzâr ʿale’l-Kütübi’s-Sitte ve Müsnedi Aḥmed. 808’de (1405-1406) tamamlanan ve çeşitli kaynaklarda “el-Müntehab”, “el-Muhtâr”, “Tecrîd”, “Zevâid” kelimeleriyle başlayarak yukarıdakine yakın adlarla zikredilen eserde Heysemî’nin Keşfü’l-estâr ʿan Zevâʾidi’l-Bezzâr’ındaki 3700 kadar hadis senedleri ve metinleri ihtisar edilerek 2341’e indirilmiş, rivayet sırasında meydana gelen illetler belirtilmiş, günümüze ulaşmayan hadis kitaplarından nakiller yapılmış, ayrıca başta Heysemî olmak üzere bazı muhaddislerin hadisler ve râviler hakkındaki değerlendirmeleri eleştirilmiştir. Sabrî b. Abdülhâliḳ Ebû Zer tarafından yayımlanan (I-II, Beyrut 1412/1992) eser üzerinde Abdullah Murâd Ali el-Münteḫab min Zevâʾidi’l-Bezzâr ʿale’l-Kütübi’s-Sitte ve Müsnedi Aḥmed adıyla bir doktora çalışması yapmıştır (1405, Medine, el-Câmiatü’l-İslâmiyye). 3. Ziyâdâtü baʿżi’l-muvaṭṭaʾât ʿalâ baʿż. Müsned tertibindeki bu çalışmanın bir nüshası Mektebetü’l-Ezher’de bulunmaktadır (Mecmua, nr. 109, vr. 107-122).

İbn Hacer’in ayrıca Zevâʾidü’l-Edebi’l-müfred li’l-Buḫârî ʿale’s-sitte, Zevâʾidü Müsnedi’l-Ḥâris̱ b. Ebî Üsâme ʿale’s-sitte ve Aḥmed, Zevâʾidü Müsnedi Aḥmed b. Menîʿ ve pek az bir kısmını yazabildiği Zevâʾidü’l-kütübi’l-erbaʿa mimmâ hüve ṣaḥîḥ (Abdüssettâr eş-Şeyh, s. 409) adlı çalışmaları ile Tâceddin es-Sübkî’nin Ṭabaḳātü’ş-Şâfiʿiyyeti’l-vüsṭâ’sı üzerine bir zevâidi bulunmaktadır.

F) Tahrîc Çalışmaları. 1. Netâʾicü’l-efkâr fî taḫrîci eḥâdîs̱i’l-Eẕkâr (Taḫrîcü’l-Eẕkâr, el-Emâlî, Emâli’l-Eẕkâr, el-Emâli’l-ḥadîs̱iyye). Nevevî’nin el-Eẕkâr’ında yer alan hadislerin tahriç edildiği eseri İbn Hacer 7 Safer 837’den (23 Eylül 1433) 15 Zilkade 852’ye (10 Ocak 1449) kadar 660 mecliste talebelerine imlâ etmiş, eksik kalan kısımları Sehâvî el-Ḳavlü’l-bâr fî tekmileti taḫrîci’l-Eẕkâr adıyla (Abdülhay el-Kettânî, II, 990) tamamlamıştır. Beş cilt olduğu belirtilen eserin bir nüshası Rabat’ta bulunmaktadır (el-Hizânetü’l-âmme, nr. 114 f). Kitabın Kahire’deki Baybarsiyye Medresesi’nde imlâ edilmesi sebebiyle el-Baybarsiyye (el-Emâli’l-Mıṣriyye el-Baybarsiyye) diye de anılan ve Bikāî tarafından rivayet edilen 193-463. meclislerinin bir nüshası Köprülü (Mecmua, nr. 251, vr. 1a-216b), diğer bir nüshası da Millet Kütüphanesi’ndedir (Feyzullah Efendi, nr. 265, 273 varak). Köprülü Kütüphanesi’nde ayrıca müellifin iki imlâ meclisinde yazdırdıkları Meclisâni min emâlî İbn Ḥacer adıyla yer almaktadır (Mecmua, nr. 427, vr. 7b-12a). Hamdî b. Abdülmecîd es-Selefî, 71-150. meclisleri ihtiva eden eserin II. cildini el-Emâli’l-muṭlaḳa adıyla neşretmiş (Bağdat 1406/1986; Beyrut 1416/1995), ayrıca ilk yarısını Abdullah b. Sâlih ed-Devserî, ikinci yarısını Abdullah b. Ali el-Cüaysin yüksek lisans tezi olarak tahkik etmiştir (1407, Câmiatü’l-İmâm Muhammed b. Suûd el-İslâmiyye, Usûlü’d-dîn, es-Sünne ve ulûmühâ). İbn Allân’ın el-Fütûḥâtü’r-rabbâniyye ʿale’l-Eẕkâri’n-Neveviyye’si (I-VII, Kahire 1348/1929) Netâʾicü’l-efkâr’dan pek çok nakil ihtiva etmektedir. 2. Muvâfaḳatü’l-ḫubri’l-ḫaber fî taḫrîci eḥâdîs̱i’l-Muḫtaṣar (Taḫrîcü eḥâdîs̱i [esânîdi] Muḫtaṣarı İbni’l-Ḥâcib, el-Emâli’l-muḫarrece ʿalâ Muḫtaṣarı İbni’l-Ḥâcib el-Aṣlî). İbn Hacer, Cemâleddin İbnü’l-Hâcib’in Müntehe’s-sûl ve’l-emel fî ʿilmeyi’l-uṣûl ve’l-cedel’ini önce Muḫtaṣarü’l-Müntehâ adıyla ihtisar etmiş, daha sonra Muvâfaḳatü’l-ḫubri’l-ḫaber adıyla hadislerini tahriç edip bunları 230 mecliste imlâ etmiş ve 17 Receb 836’da (9 Mart 1433) çalışmasını tamamlamıştır. Hamdî Abdülmecîd es-Selefî ile Subhî es-Sâmerrâî’nin yayımladığı eserin (I-II, Riyad 1412/1991, 1414/1993) ilk 104 meclisi üzerinde Abdullah b. Ahmed b. Süleyman el-Hamed Muvâfaḳatü’l-ḫubri’l-ḫaber fî taḫrîci âs̱âri’l-Muḫtaṣar adıyla bir doktora çalışması yapmıştır (1404, el-Câmiatü’l-İslâmiyye ed-Dirâsâtü’l-ulyâ Şu‘betü’l-hadîs [Medine]). 3. el-İstidrâk ʿalâ şeyḫihi’l-ʿIrâḳī fî taḫrîci’l-İḥyâʾ. Zeynüddin el-Irâkī’nin İḥyâʾü ʿulûmi’d-dîn’deki hadisleri tahriç etmek üzere kaleme aldığı üç kitabın en küçüğü olan el-Muġnî ʿan ḥamli’l-esfâr fi’l-esfâr fî taḫrîci mâ fi’l-İḥyâʾi mine’l-aḫbâr’da gözden kaçan bazı hususların tamamlanması için yazılmıştır. 4. Tesdîdü’l-ḳavs fî muḫtaṣarı (eṭrâfi, tertîbi) Müsnedi’l-Firdevs (Tesdîdü’l-ḳavs zehrü’l-Firdevs). Şîrûye b. Şehredâr ed-Deylemî’nin 9056 hadis ihtiva eden Firdevsü’l-aḫbâr’ındaki rivayetlerin senedlerini tesbit edip esere 5000 hadis ekleyen oğlu Şehredâr ed-Deylemî’nin kaleme aldığı Müsnedü’l-Firdevs’in muhtasarıdır. Kitabın Zehru Müsnedi’l-Firdevs (Zehrü’l-Firdevs) adıyla Millet Kütüphanesi’nde kayıtlı bulunan (Murad Molla, nr. 393) nüshasında görüldüğü üzere İbn Hacer bu çalışmasında Müsnedü’l-Firdevs’in baş tarafından bir kısım rivayetlerin tahrîcini de yapmış, hadisleri yeniden alfabetik sıraya koyarak bazı ilâve ve tashihlerde bulunmuştur. Eser Fevvâz Ahmed Zemerlî tarafından Firdevsü’l-aḫbâr ile birlikte yayımlanmıştır (I-V, Beyrut 1987). İbn Hacer, Müsnedü’l-Firdevs üzerinde el-Ġarâʾibü’l-mülteḳaṭa min Müsnedi’l-Firdevs (el-Mülteḳaṭ min Müsnedi’l-Firdevs) adıyla bir çalışma daha yapmış olup (Süleymaniye Ktp., Yenicami, nr. 199, 200, 201 [I, II ve IV. ciltler]) bu eserde Müsnedü’l-Firdevs’in meşhur hadis kitaplarında yer almayan garîb rivayetlerini bir araya getirmiştir. Onun Zevâʾidü’l-Firdevs adlı bir eserinden daha söz edilmekte, Mustafa Sî Ya‘kūb’un bu eser üzerinde Tesdîdü’l-ḳavs fî tertîb ve Müsnedi’l-Firdevs: taḥḳīḳ ve dirâse 700 ḥadîs̱ adıyla bir doktora çalışması yaptığı (1406, el-Câmiatü’l-İslâmiyye [Medine]) belirtilmektedir. 5. Telḫîṣü’l-ḥabîr fî taḫrîci eḥâdîs̱i’r-Râfiʿiyyi’l-kebîr (et-Temyîz fî taḫrîci eḥâdîs̱i’l-Vecîz, et-Telḫîṣü’l-ḥabîr fî taḫrîci eḥâdîs̱i’ş-şerḥi’l-Vecîzi’l-kebîr). Gazzâlî’nin el-Vecîz adlı fıkıh kitabına Abdülkerîm b. Muhammed er-Râfiî tarafından yazılan eş-Şerḥu’l-kebîr’deki (Fetḥu’l-ʿazîz) hadislerin tahrîcine dair olan eser 21 Şevval 812’de (26 Şubat 1410) tamamlanmış, 820’de (1417) esere son şekli verilmiştir. Telḫîṣü’l-ḥabîr’in Hindistan’da taş baskısı yapılmış (1303), daha sonra Seyyid Abdullah Hâşim el-Yemânî (I-IV, Kahire 1384/1964, iki mücelled) ve Şa‘bân Muhammed İsmâil (I-IV, Kahire 1399/1979) tarafından neşredilmiş, ayrıca Ebû İshak eş-Şîrâzî’nin el-Müheẕẕeb’i ile birlikte yayımlanmıştır (I-XX, baskı yeri ve tarihi yok). Yûsuf Abdurrahman el-Mar‘aşlî Fihrisü eḥâdîs̱i Telḫîṣi’l-ḥabîr (Beyrut 1406/1986) ve Abdurrahman Dımaşkıyye Tertîbü eḥâdîs̱ ve âs̱âri Telḫîṣi’l-ḥabîr (Riyad 1407/1987) adıyla eserdeki rivayetlerin fihristini yayımlamışlardır. 6. ed-Dirâye fî taḫrîci (telḫîṣi, münteḫabi) eḥâdîs̱i’l-Hidâye. Burhâneddin el-Mergīnânî’nin el-Hidâye’sindeki hadisleri tahriç etmek üzere Cemâleddin Abdullah b. Yûsuf ez-Zeylaî’nin kaleme aldığı Naṣbü’r-râye’nin 827’de (1424) yapılmış muhtasarıdır. 1085 hadisi senedleri ve metinleriyle birlikte veren, bunların sağlamlık dereceleri hakkında geniş bilgiler ihtiva eden eser Delhi (1299, 1327) ve Leknev’de (1301), ayrıca Abdullah Hâşim el-Yemânî tarafından Kahire’de (I-II, Kahire 1384/1964; Beyrut, ts.) yayımlanmış, Riyâz Abdullah Abdülhâdî Fehârisü’d-Dirâye fî taḫrîci eḥâdîs̱i’l-Hidâye (Beyrut 1408/1988) adıyla eserin fihristini hazırlamıştır. 7. el-Kâfi’ş-şâf fî taḫrîci eḥâdîs̱i’l-Keşşâf. Eserde, Zemahşerî’nin el-Keşşâf ʿan ḥaḳāʾiḳi’t-tenzîl adlı tefsirinde lafızlarına işaretle yetinilen merfû hadislerle Zeylaî’nin bu eser üzerindeki tahrîc çalışmaları sırasında temas etmediği merfû hadisler ve mevkuf rivayetler tahriç edilmiştir. 821 (1418) yılında tamamlanan, 398 rivayetin tahriç edildiği eser el-Keşşâf’ın IV. cildinin sonunda yayımlanmıştır (Beyrut 1366/1947). İbn Hacer’in buna et-Taḫrîcü’l-vâf bi-âs̱âri’l-Keşşâf adıyla bir zeyil yazmaya başladığı, fakat eseri tamamlayamadığı belirtilmektedir. 8. Hidâyetü’r-ruvât ilâ taḫrîci eḥâdîs̱i’l-Meṣâbîḥ ve’l-Mişkât. Ferrâ el-Begavî’nin Meṣâbîḥu’s-sünne’sine Hatîb et-Tebrîzî’nin bir üçüncü bab ekleyerek telif ettiği Mişkâtü’l-Meṣâbîḥ’teki 6285 hadisin kaynaklarının gösterilip değerlendirildiği bir eser olup Süleymaniye (Hamidiye, nr. 410) ve Topkapı Sarayı Müzesi (III. Ahmed, nr. 477) kütüphanelerinde nüshaları vardır. 9. el-Eḥâdîs̱ü’l-mevżûʿa el-vâride fî Meṣâbîḥi’s-sünne li’l-Beġavî (el-Ecvibe ʿan eḥâdîs̱ vaḳaʿat fî Meṣâbîḥi’s-sünne ve vuṣıfet bi’l-vażʿ). 850 (1446) yılının sonunda kaleme alınan bu risâlede Meṣâbîḥu’s-sünne’de mevzû olduğu ileri sürülen on sekiz hadis savunulmakta ve bunların sıhhat derecesi belirtilmektedir. Eser, Ecvibetü’l-Ḥâfıẓ İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî ʿan eḥâdîṣi’l-Meṣâbîḥ adıyla Meṣâbîḥu’s-sünne’nin baş tarafında (I, 77-96), aynı adla Mişkâtü’l-Meṣâbîḥ’in (I-III, nşr. Nâsırüddin el-Elbânî, Beyrut-Dımaşk 1382/1962, 1399/1979) sonunda (III, 1773-1792), Ecvibetü’l-Ḥâfıẓ İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî ʿalâ risâleti’l-Ḳazvînî ḥavle baʿżı eḥâdîs̱i’l-Meṣâbîḥ adıyla Ali el-Kārî’nin Mirḳātü’l-mefâtîḥ’inin (I-X, nşr. Sıdkī Muhammed Cemîl el-Attâr, Beyrut 1412/1992) I. cildinde (I, 535-550) yayımlanmıştır. Amr b. Abdülmün‘im, eser üzerinde en-Naḳdü’ṣ-ṣarîḥ li-ecvibeti’l-Ḥâfıẓ İbn Ḥacer ʿan eḥâdîs̱i’l-Meṣâbîḥ adlı bir çalışma yapmıştır (Kahire-Cidde 1414). 10. Taḫrîcü’l-eḥâdîs̱i’n-nebeviyye el-münḳaṭıʿa fi’s-Sîreti’l-Hişâmiyye (Taḫrîcü’l-eḥâdîs̱ fi’s-sîreti’n-nebeviyye el-Hâşimiyye, Taḫrîcü’l-eḥâdîs̱i’l-münḳaṭıʿa fi’s-sîreti’l-Hâşimiyye; bk. Abdülhay el-Kettânî, I, 334).

İbn Hacer’in aynı konuda yarım kalmış eserleri de şunlardır: el-ʿUcâb fî taḫrîci mâ yeḳūlü fîhi’t-Tirmiẕî “ve fi’l-bâb” (el-Lübâb fî şerḥi ḳavli’t-Tirmiẕî “ve fi’l-bâb” da muhtemelen aynı eserdir), Taḫrîcü eḥâdîs̱i Muḫtaṣari’l-Kifâye, ed-Dâʿi’l-beşîr li-taḫrîci eḥâdîs̱i İbn Beşîr, Taḫrîcü eḥâdîs̱i Şerḥi’t-Tenbîh li’z-Zenkelûnî (a.g.e., I, 336).

G) Âlî İsnad Çalışmaları. 1. el-ʿUşâriyyât (el-ʿAşeretü’l-ʿUşâriyye). 1000’e yakın âlî isnadlı hadisin bir araya getirildiği eserin iki nüshası el-Hizânetü’t-Teymûriyye’de bulunmaktadır (Hadis, nr. 189, 399). 2. Naẓmü’l-leʾâlî bi’l-miʾeti’l-ʿavâlî (el-Miʾetü’l-ʿuşâriyyât li’t-Tenûḫî). Müellifin İbrâhim b. Ahmed et-Tenûhî’den rivayet ettiği uşârî hadislerden 100’ünü ihtiva eden eser Kemâl Yûsuf el-Hût tarafından yayımlanmıştır (Beyrut 1410/1990). İbn Hacer’in aynı kişiden yaptığı rivayetleriyle ilgili Mütebâyinâtü’t-Tenûḫî adlı bir eserinden daha söz edilmektedir. 3. es-Sittûne’l-ʿUşâriyye (el-ʿUşâriyyâtü’s-sittûn). Zeynüddin el-Irâkī’nin Kütüb-i Sitte’de yer almayan sahih, hasen ve garîb derecesindeki on râvili kırk rivayeti bir araya getirdiği Kitâbü’l-Erbaʿîn el-ʿuşâriyye adlı eserine, yine Irâkī’den derlenmiş aynı nitelikte altmış rivayetin eklenmesiyle meydana getirilen bir çalışmadır. İbn Hacer’in âlî isnada dair çalışmaları arasında el-ʿAvâli’t-tâliye li’l-miʾeti’l-ʿâliye de (el-Erbaʿûne’t-tâliye li’l-miʾeti’l-ʿuşâriyye) zikredilmektedir.

Müellifin, âlî isnadın beş türünden biri olan nisbî uluvvün çeşitlerinden bedel ve muvafakate dair kaynaklarda zikredilen eserleri şunlardır: Buġyetü’r-râvî bi-ebdâli’l-Buḫârî, el-Ebdâlü’l-ʿavâlî min Ebî Dâvûd eṭ-Ṭayâlisî, Ebdâlü ʿAbd b. Ḥumeyd ve muvâfaḳātühû, el-Ebdâlü’l-ʿavâlî ve’l-muvâfaḳātü’l-ḥisân min Müsnedi’d-Dârimî ʿAbdillâh b. ʿAbdirraḥmân, Kāsım b. Fazl es-Sekafî’nin on cüz hacmindeki es̱-S̱eḳafiyyât’ından derlediği el-Ebdâlü’ṣ-ṣafiyyât mine’s̱-S̱eḳafiyyât, Ebü’l-Hasan Ali b. Hasan el-Hilaî’nin el-Ḫileʿiyyât’ından 100 hadis seçerek meydana getirdiği el-Ebdâlü’l-ʿaliyyât mine’l-Ḫileʿiyyât ve ʿAvâlî Müslim (aş.bk.).

H) Kırk Hadis Çalışmaları. 1. el-İmtâʿ bi’l-erbaʿîne’l-mütebâyineti (bi-şarṭi)’s-semâʿ. İbn Hacer, 808’de (1405) bir hafta içinde kaleme alıp aynı yıl talebelerine imlâ ettiği bu eserinde kendisinin semâ yoluyla ve âlî isnadla kırk ayrı hocasından duyduğu, onların da kırk ayrı sahâbîden rivayet ettikleri kırk beş hadisi derlemiş, ayrıca bu hadislerin Kütüb-i Sitte ile dört mezhep imamının eserlerinde bulunması gibi şartları da gözetmiş ve hadislerin sağlamlık derecesini belirtmiştir. Müellif eserini 832’de (1429) hadislerin çeşitli tariklerinden sadece birini zikrederek ihtisar etmiş, Muhammed b. Ebû Bekir b. Cemâa da eser üzerinde ihtisar çalışması yapmıştır. el-İmtâʿ Selâhaddin Makbûl Ahmed (Küveyt 1408/1988), Muhammed Şekûr el-Meyâdînî (Devha 1409/1989), Mecdî es-Seyyid İbrâhim (Kahire, ts.) ve Ebû Abdullah Muhammed Hasan İsmâil eş-Şâfiî (Beyrut 1418/1997) tarafından yayımlanmıştır. 2. ʿAvâlî Müslim: erbaʿûne ḥadîs̱ münteḳāt min Ṣaḥîḥi Müslim (el-Erbaʿûne’l-ʿâliye li-Müslim ʿale’l-Buḫârî fî Ṣaḥîḥayhimâ). Ṣaḥîḥayn’da bulunup Müslim’in Buhârî’ye göre bir râvi ile âlî olarak rivayet ettiği kırk hadisin derlendiği eseri Muhammed el-Meczûb (Tunus 1393/1973) ve Kemâl Yûsuf el-Hût (Beyrut 1405/1985) neşretmiştir. 3. el-Erbaʿûn fî redʿi’l-mücrim ʿan sebbi’l-müslim (Redʿu’l-mücrim fi’ẕ-ẕebbi ʿan ʿırżı’l-müslim). Bazı âlimlerin müellife yaptığı haksızlıklar üzerine Receb 851’de (Eylül 1447) kaleme alınan eser Şeyh el-Huveynî es-Selefî (Beyrut 1406/1986) ve Mecdî es-Seyyid İbrâhim (Kahire 1989) tarafından yayımlanmıştır. 4. Taḫrîcü’l-Erbaʿîne’n-Neveviyye bi’l-esânîdi’l-ʿaliyye. İbn Hacer’in 800 (1398) yılında Aden’de okuttuğu bir eser olup onun el-Erbaʿûne’n-Neveviyye’yi şerhettiği de söylenmektedir (Abdüssettâr eş-Şeyh, s. 410). 5. el-Erbaʿûne’l-müheẕẕebe bi’l-eḥâdîs̱i’l-mülaḳḳabe. İbn Hacer’in Yemen’de bulunduğu sırada, Nefîsüddin Süleyman b. İbrâhim el-Alevî et-Taizzî’nin isteği üzerine kendi rivayetlerinden bir günde derlediği eseridir. 6. Żiyâʾü’l-eyyâm (enâm) bi-ʿavâlî şeyḫi’l-İslâm el-Bulḳīnî. Ömer b. Reslân el-Bulkīnî’nin kırk şeyhinden âlî isnadla dinlediği kırk hadis mecmuasıdır. 7. el-Erbaʿûne’l-müctâze ʿan şüyûḫi’l-icâze. Hocası Ebû Bekir b. Hüseyin el-Merâgī adına onun kırk hocasından derlediği kırk hadis mecmuasıdır. 8. el-Erbaʿûne’l-münteḳāt min ʿavâlî el-Leys̱ b. Saʿd. Müellifle arasında sekiz râvi bulunan Leys b. Sa‘d’ın âlî rivayetlerinden derlenmiş bir risâledir. İbn Hacer’in bunlardan başka el-Erbaʿûn min mesmûʿi İbni’d-Dâʾim mine’t-Terġīb li’t-Teymî, Erbaʿûn ḥadîs̱ mine’l-vuḥdân min Müsnedi Aḥmed b. Ḥanbel adlı eserleri de bulunmaktadır.

I) Hadis Usulü. 1. Nuḫbetü’l-fiker*. İbnü’s-Salâh eş-Şehrezûrî’nin, hadis ilimlerini altmış beş nevi halinde incelediği Muḳaddime’sinin buna kırk nevi daha eklenerek yapılmış bir muhtasarı olup 812’de (1409) tamamlanmış ve müellifi tarafından 818’de (1415) Nüzhetü’n-naẓar fî tavżîḥi Nuḫbeti’l-fiker adıyla şerhedilmiştir. Nuḫbetü’l-fiker ve Nüzhetü’n-naẓar (nşr. W. Nassau v.dğr., Calcutta 1862, ikisi birlikte) zamanla büyük kabul görmüş, ders kitabı olarak okutulmuş, üzerine şerhler, hâşiyeler ve muhtasarlar yazılmış, manzum hale getirilmiş ve çeşitli dillere tercüme edilmiştir. 2. Risâle fî muṣṭalaḥâti ehli’l-ḥadîs̱. Eserin iki varaktan ibaret baş tarafı eksik bazı nüshaları Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye’dedir (Mecmua, Timur, nr. 126; Mecmua, Tal‘at, nr. 255). 3. el-İfṣâḥ bi-tekmîli’n-Nüket ʿalâ İbni’ṣ-Ṣalâḥ (en-Nüket ʿalâ ʿUlûmi’l-ḥadîs̱). Irâkī’nin et-Taḳyîd ve’l-îżâḥ’ındaki (Nüketü İbni’ṣ-Ṣalâḥ) elli kadar görüşüne İbn Hacer’in yönelttiği bazı tenkitleri ihtiva etmekte olup Rebî‘ b. Hâdî Umeyr, eser üzerindeki doktora çalışmasında (1400/1980, Câmiatü Ümmi’l-kurâ, Külliyetü’ş-şerîa ve’d-dirâsâtü’l-İslâmiyye) İbn Hacer’in İbnü’s-Salâh’a ve Irâkī’ye yönelttiği eleştirilerini de tesbit ederek eseri en-Nüket ʿalâ Kitâbi’bni’ṣ-Ṣalâḥ adıyla yayımlamış (I-II, Medine 1984; I-II, Riyad 1988), kitabı Mes‘ûd Abdülhamîd es-Sa‘denî de aynı adla neşretmiştir (Beyrut 1414/1994). İbn Hacer’in el-İstidrâk ʿalâ Nüketi İbni’ṣ-Ṣalâḥ adıyla anılan eseri de bu kitap olmalıdır. 4. en-Nüket ʿale’l-Elfiyye. Irâkī’nin el-Elfiyye’si üzerindeki bazı görüş ve tenkitleri ihtiva eden eser yarım kalmıştır (Süyûtî, Naẓmü’l-ʿiḳyân, s. 47). 5. Muḫtaṣaru (Telḫîṣu) ʿilmi’l-veşy fî men yervî ʿan ebîhi ʿan ceddih. Alâî’nin el-Veşyü’l-muʿlem fî men yervî ʿan ebîhi ʿan ceddihî ʿani’n-nebiyyi ṣallallāhü ʿaleyhi ve sellem adlı eserinin muhtasarı olup önemli ilâveler de ihtiva etmektedir. 6. Nüzhetü’s-sâmiʿîn fî rivâyeti’ṣ-ṣaḥâbe mine’t-tâbiʿîn. Hatîb el-Bağdâdî’nin bir cüzden ibaret olduğu söylenen Rivâyetü’ṣ-ṣaḥâbe mine’t-tâbiʿîn adlı eserinin muhtasarıdır.

İbn Hacer’in ayrıca Dârekutnî’nin et-Taṣḥîf (Taṣḥîfü’l-muḥaddis̱în) adlı eserinin muhtasarı olan Telḫîṣü’t-Taṣḥîf’inden söz edilmiştir (a.g.e., s. 49). Bazı kataloglarda (Brockelmann, GAL Suppl., II, 76; Köprülü Ktp., Mecmua, nr. 715/11, vr. 132-151) müellife nisbet edilen ve İstanbul’da çeşitli kütüphanelerde nüshaları bulunan Riyâżü’l-ezhâr fî cilâʾi’l-ebṣâr ise Şehâbeddin Sivâsî’ye aittir.

J) Ricâlü’l-hadîs. 1. el-İṣâbe* fî temyîzi’ṣ-ṣaḥâbe. Mükerrerleriyle birlikte 12.300 kadar biyografiyi ihtiva etmesi sebebiyle sahasının en kapsamlı kitabı olan eserin çeşitli baskıları arasında Mevlevî Muhammed Vecîh, Abdülhak, Gulâm Kadîr ve A. Sprenger tarafından yapılan neşirle (I-IV, Kalküta 1270-1291/1853-1874) Ali Muhammed el-Bicâvî’nin neşri (I-VIII, Kahire 1390-1392/1970-1972, 1413/1992) zikredilebilir. 2. Tehẕîbü’t-Tehẕîb*. Türünün en önemli çalışması olan eserde Mizzî’nin Kütüb-i Sitte râvilerine dair Tehẕîbü’l-Kemâl fî esmâʾi’r-ricâl’i ihtisar edilmiş ve esere hacminin üçte biri kadar ilâvede bulunulmuştur. Eser Haydarâbâd-Dekken’de (I-XII, 1325-1327; Beyrut 1388/1968) ve Beyrut’ta (I-VI, 1412/1991) yayımlanmıştır. 3. Taḳrîbü’t-Tehẕîb. Tehẕîbü’t-Tehẕîb’in muhtasarı olup 827 (1424) yılında tamamlanan eserde ayrıca Buhârî’nin el-Edebü’l-müfred, Ḫalḳu efʿâli’l-ʿibâd, Cüzʾü’l-ḳırâʾe ve Refʿu’l-yedeyn; Müslim’in Muḳaddime; Ebû Dâvûd’un el-Merâsîl, Feżâʾilü’l-enṣâr, Nâsiḫu’l-Ḳurʾân ve mensûḫuh, Kitâbü’l-Ḳader, et-Teferrüd fi’s-sünen, Mesâʾilü’l-İmâm Aḥmed b. Ḥanbel ve Müsnedü Mâlik; Tirmizî’nin Şemâʾilü’n-nebî; Nesâî’nin Müsnedü ʿAlî, Müsnedü Mâlik, ʿAmelü’l-yevm ve’l-leyle, Ḫaṣâʾiṣu ʿAlî ve İbn Mâce’nin Kitâbü’t-Tefsîr adlı eserlerindeki toplam 8826 râvinin çok kısa biyografileri verilmektedir. Sonunda kadınlara dair bir bölümün de yer aldığı Taḳrîbü’t-Tehẕîb Leknev’de (1271, taşbaskı), Delhi’de (1308, 1320), Abdülvehhâb Abdüllatîf tarafından Kahire-Medine’de (I-II, 1380/1960; I-II, Beyrut 1395/1975) ve İrşâdü’l-hak Eserî tarafından Lahor’da (1985), değişik adlarla mükerrer olarak zikredilen yüzlerce râvinin eserde hangi numaralarla gösterildiğini belirten titiz bir çalışma ile birlikte Muhammed Avvâme tarafından Halep’te (1406/1986, 1408/1988, 1411/1991) ve Mustafa Abdülkādir Atâ tarafından Beyrut’ta (1413/1993) yayımlanmıştır. Kitap üzerinde Mevlevî Emîr Ali’nin Taḳʾîbü’t-Taḳrîb adlı bir çalışması vardır (Leknev 1934, 1356/1937). 4. Lisânü’l-Mîzân*. Zehebî’nin zayıf râvilere dair Mîzânü’l-iʿtidâl’inin hem muhtasarı hem de zeyli ve ikmali mahiyetinde olan eser Haydarâbâd Dekken’de neşredilmiştir (I-VII, 1329-1331; Beyrut 1390/1971). 5. Taʿcîlü’l-menfaʿa bi-zevâʾidi ricâli’l-eʾimmeti’l-erbaʿa. Ebü’l-Mehâsin el-Hüseynî’nin, Mizzî’nin Tehẕîbü’l-Kemâl’ini ihtisar edip İmam Mâlik’in el-Muvaṭṭaʾı ile Şâfiî, Ahmed b. Hanbel ve Ebû Hanîfe’nin el-Müsned’lerindeki râvileri de ekleyerek meydana getirdiği et-Teẕkire fî (bi-maʿrifeti) ricâli’l-kütübi’l-ʿaşere’ye dayanan bir çalışma olup et-Teẕkire’deki râvilerden Tehẕîbü’t-Tehẕîb’de bulunanlar inceleme dışı bırakılmış ve dört mezhep imamının eserlerindeki râviler bir araya getirilip bunlar hakkında Hüseynî’nin verdiği bilgiler düzeltilip tamamlanmıştır. Ayrıca Hüseynî’nin Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’indeki râvilerden Tehẕîbü’l-Kemâl’de bulunmayanları bir araya getirdiği el-İkmâl’inde, el-İkmâl’i tamamlamak üzere Nûreddin el-Heysemî’nin kaleme aldığı cüzde ve İbnü’l-Irâkī’nin Ẕeylü’l-Kâşif’inde görülen tashihe muhtaç hususlar üzerinde de durulmuştur. 330 kadar kaynaktan faydalanılarak (İbn Hacer, Taʿcîlü’l-menfaʿa, I, 62-102) 826’da (1423) tamamlanan, ilk isimlerine göre alfabetik olarak sıralanmış 1727 (veya 1732) râvi hakkında bilgi verilen eser önce Haydarâbâd’da basılmış (1322/1904, 1324/1906; Beyrut, ts.), daha sonra Abdullah Hâşim Yemânî el-Medenî (Kahire 1386/1966), Eymen Sâlih Şa‘bân (Beyrut 1416/1996) ve İkrâmullah İmdâdülhak (I-II, Beyrut 1416/1996) tarafından yayımlanmıştır. İbn Hacer, Hüseynî’nin et-Teẕkire’si ile İbnü’l-Irâkī’nin Ẕeylü’l-Kâşif’inde gördüğü hataları ayrıca bir cüzde toplamış ve 833’te (1430) tamamladığı bu çalışmasına el-Evhâm elletî vaḳaʿat li’l-Ḥüseynî ve Ebî Zürʿa (el-Cevâbü’l-celîli’l-vaḳʿa fîmâ yüraddü ʿale’l-Ḥüseynî ve Ebî Zürʿa) adını vermiştir. 6. Taʿrîfü ehli (üli)’t-taḳdîs bi-merâtibi’l-mevṣûfîne bi’t-tedlîs (Ṭabaḳātü’l-müdellisîn). Alâî’nin Câmiʿu’t-taḥṣîl fî aḥkâmi’l-merâsîl’i ihtisar edilip ona önemli ilâveler yapılmak suretiyle meydana getirilmiş, 152 müdellisin yer aldığı bir eser olup 815’te (1412) tamamlanmıştır. Daha sonra da bazı ilâvelerin yapıldığı eser Kahire’de basılmış (1322/1904), ayrıca Tâhâ Abdürraûf Sa‘d (Kahire 1398/1978), Âsım b. Abdullah el-Kureyvitî (Zerkā 1403/1983), Abdülgaffâr Süleyman el-Bündârî ve Muhammed Ahmed Abdülazîz (Beyrut 1405/1984; 1407/1987), Muhammed Zeynühüm Muhammed Azeb (Kahire 1407/1986), Ahmed b. Ali Seyr el-Mübârekî (Riyad 1413/1993) tarafından yayımlanmıştır. İbn Hacer’in bu konuda ayrıca Cüzʾ fî esmâʾi’l-müdellisîn adlı bir kitabı bulunduğu söylenmektedir. 7. el-Îs̱âr bi-maʿrifeti ruvâti’l-Âs̱âr. Hanefî âlimlerinden birinin isteği üzerine (a.g.e., I, 244) Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî’nin el-Âs̱âr’ındaki râvilerin önce isimlerine, sonra künyelerine göre alfabetik olarak sıralandığı eserde fazla tanınmayan şahsiyetlerle kadın râvilere de yer verilmiş, Tehẕîbü’t-Tehẕîb’de bulunanlara işaret etmekle yetinilmiş, diğerleri bazan uzunca biyografileriyle tanıtılmıştır. 265 râvi hakkında bilgi verilen ve hazırlanmasına 813’te (1410) başlanan eser yirmi yılda tamamlanabilmiştir. Süleyman b. Abdülazîz el-Ureynî tarafından üzerinde yüksek lisans çalışması (1401, el-Câmiatü’l-İslâmiyye ed-Dirâsâtü’l-ulyâ [Medine]) yapılarak Karaçi’de yayımlanan eseri (1411) Ebû Mus‘ab Muhammed Saîd el-Bedrî (Beyrut 1411/1991), Seyyid Hasan Kesrevî (Beyrut 1413/1993) ve Müs‘ad Abdülhamîd Muhammed es-Sa‘denî de (Kahire, ts.) neşretmiştir. 8. Tebṣîrü’l-müntebih bi-taḥrîri’l-Müştebih. Zehebî’nin el-Müştebih fi’r-ricâl’inde isimlerin okunuşu gösterilmediği ve eser muhtasar tutulduğu için yapılan hataları düzeltmek, kelimelerin doğru okunmasını sağlamak ve el-Müştebih’te bulunmayan bazı isimleri ilâve etmek amacıyla kaleme alınan alfabetik bir eser olup türünün en muhtevalı çalışmasıdır (Süyûtî, Tedrîbü’r-râvî, II, 298). Eserde megāzî, siyer ve tarih kitaplarında geçen Câhiliye devri şair ve kahramanlarının adları da zikredilmiştir. İbn Hacer’in on beş kitaptan faydalanarak (Tebṣîrü’l-müntebih, IV, 1511-1513) 816’da (1413) tamamladığı eser Ali Muhammed el-Bicâvî ve Muhammed Ali en-Neccâr tarafından Kahire’de (I-IV, 1383-1386/1964-1967), ayrıca Delhi-Mekke’de (I-IV, 1406) yayımlanmıştır. 9. Nüzhetü’l-elbâb fi’l-elḳāb. Lakaplarıyla tanınan muhaddislere dair alfabetik bir eser olup Abdülazîz b. Muhammed es-Sedîdî tarafından üzerinde yapılan yüksek lisans çalışması yayımlanmıştır (I-II, Riyad 1409/1989). Muhammed Abdurrahman el-Ehdel (“Eḍvâʾ ʿalâ Nüzheti’l-elbâb fi’l-elḳāb li’l-Ḥâfıẓ İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî”, ʿÂlemü’l-kütüb, XVIII/6 [1418/1997], s. 483-489) ve İbrâhim es-Sâmerrâî (“Maʿa Nüzheti’l-elbâb fi’l-elḳāb li’bni Ḥacer el-ʿAsḳalânî”, MMLAÜr., XVII/45 [1414/1993], s. 11-49) bu neşirdeki önemli hataları tesbit etmişlerdir. Eseri Muhammed Zeynühüm Muhammed Azeb de yayımlamış (Beyrut 1412/1992), Âişe bint Hüseyin es-Süleymânî bu neşrin iki babındaki altmış kadar okuma hatasını eleştirmiştir (al-Muafaqat, Algeria 1412/1992, I, 445-454). Hacı Selim Ağa Kütüphanesi’nde (nr. 1252/2) Elḳābü’r-ruvât adıyla kaydedilen eser Nüzhetü’l-elbâb’ın bir nüshasıdır. 10. Tesmiyetü men ʿurife mimmen übhime fi’l-ʿUmde. Cemmâîlî’nin ʿUmdetü’l-aḥkâm adlı eserindeki hadislerde adları tam zikredilmeyen veya müphem şekilde geçen şahısların kim olduğunu göstermek üzere kaleme alınan eserin Mektebetü’l-Ezher’de bir nüshası mevcuttur (Mecmua, nr. 109, vr. 113-128). 11. Tertîbü Ṭabaḳāti’l-ḥuffâẓ li’ẕ-Ẕehebî ʿalâ ḥurûfi’l-muʿcem. Zehebî’nin Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ’ında bulunup Mizzî’nin Tehẕîbü’l-Kemâl’inde yer almayan hadis hâfızlarının bir araya getirildiği iki cilt hacminde bir eser olup (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1097) bazı hadis hâfızlarının biyografilerinin ilâve edilmiş olması sebebiyle Ẕeyl ʿalâ Teẕkireti’l-ḥuffâẓ olarak da anılmaktadır. 12. Ẕeylü’t-Tibyân li-manẓûmeti’l-ḥuffâẓ bedîʿati’l-beyân. İbn Nâsırüddin ed-Dımaşkī’nin hadis hâfızlarını 1000 beyitte topladığı Bedîʿatü’l-beyân ʿan mevti’l-aʿyân ʿale’z-zamân’da zikredilmeyen yirmi sekiz hâfızın biyografisiyle ilgilidir. 13. S̱iḳātü’r-ricâl mimmen lem yüẕker fî Tehẕîbi’l-Kemâl. Müsveddesinin üç cilt olduğu belirtilen ve muhtemelen İbn Hacer’in yarım kalan çalışmalarından olan eser Süyûtî’nin Naẓmü’l-ʿiḳyân’ında (s. 46) Esbâṭu’r-ricâl şeklinde kaydedilmiştir. 14. Fevâʾidü’l-iḥtifâl bi-beyâni aḥvâli’r-ricâl (el-İʿlâm bi-men ẕükire fi’l-Buḫârî mine’l-aʿlâm). Ṣaḥîḥ-i Buḫârî’de bulunduğu halde Tehẕîbü’l-Kemâl’de yer almayan râvilerin biyografisini ihtiva eden eserin bir cilt olduğu belirtilmektedir. 15. Telḫîṣü’l-Müttefiḳ ve’l-müfteriḳ. Hatîb el-Bağdâdî’nin el-Müttefiḳ ve’l-müfteriḳ adlı eserinin (DİA, XVI, 457) tashih, ihtisar ve ilâvelerle yeniden tertip edildiği bir çalışma olup tamamlanmamıştır. 16. et-Taʿrîfü’l-ecved bi-evhâmi men cemaʿa min ricâli’l-Müsned. Çeşitli kaynaklarda yanlış olarak et-Taʿrîfü (Taʿrîfü)’l-evḥad şeklinde kaydedilmektedir. 17. Esmâʾü ricâli’l-kütüb (Beyânü aḥvâli’r-ricâli’r-ruvât). İtḥâfü’l-mehere’ye konu olan kitaplarda geçen râvilerden Tehẕîbü’t-Tehẕîb’de biyografisi bulunmayanları ele alan eser yarım kalmıştır. el-Mühmel min şüyûḫi’l-Buḫârî adlı bir kitabı da bulunduğu belirtilen İbn Hacer, ayrıca Ebü’l-Hasan el-İclî’nin sika kabul ettiği râvileri tabakalar halinde sıraladığı, Nûreddin el-Heysemî’nin alfabetik hale getirdiği Târîḫu’s̱-s̱iḳāt (Maʿrifetü’s̱-s̱iḳāt) adlı esere bazı ilâveler yapmıştır (DİA, XV, 56).

K) Mu‘cem. 1. el-Muʿcemü’l-müfehres. el-Maḳāṣıdü’l-ʿaliyyât (ʿaliyye) fî fihristi’l-merviyyât (fî fihristi’l-kütübi ve’l-eczâʾi’l-merviyye) ve Tecrîdü esânîdi’l-kütübi’l-meşhûre ve’l-eczâʾi’l-mens̱ûre adlarıyla da anılan (Abdüssettâr eş-Şeyh, s. 453) eserde müellif okuttuğu kitapları hangi senedlerle rivayet ettiğini, bunları kimlerden nasıl aldığını belirtmektedir. el-Muʿcemü’l-müfehres’in müellif hattı nüshası Millet Kütüphanesi’nde (Murad Molla, nr. 609), diğer bir nüshası Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye’de (Mustalah, nr. 82) bulunmaktadır. 2. el-Mecmaʿu’l-müʾesses li’l-muʿcemi’l-müfehres. İbn Hacer’in 730 hocasının adını alfabetik olarak sıraladığı, bunların hayatına dair geniş bilgiler verdiği, kendisinin onlardan hangi kitapları okuduğunu belirttiği bir eserdir. Telifine 806’da (1403) Aden’de başlanıp 832’de (1429) Kahire’de tamamlanan, daha sonra bazı ilâvelerde bulunulan eser, Yûsuf Abdurrahman el-Mar‘aşlî tarafından üç cilt halinde yayımlanmıştır (Beyrut 1413-1415/1992-1994). 3. el-Muʿcem li’l-Ḥurre Meryem (Muʿcemü’ş-şeyḫa Meryem). İbn Hacer’in rivayet ettiği birçok eseri kendisine okuduğu, bir kısmına da kendisinden icâzet yoluyla sahip olduğu hocası (İbn Hacer, el-Mecmaʿu’l-müʾesses, II, 559-571) Meryem bint Ahmed el-Ezraî’nin hocalarına dair on üç cüz hacminde bir eser olup Sıbt İbn Hacer tarafından yazılan bir nüshası Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye’de kayıtlıdır (Hadis, nr. 1421). 4. Muʿcemü’t-Tenûḫî (el-Muʿcemü’l-kebîr li’ş-Şâmî). Yirmi dört cüz hacmindeki eserde müellifin kendisinden faydalandığı İbrâhim b. Ahmed et-Tenûhî’nin 500’den fazla hocası tesbit edilmiştir (a.g.e., I, 80). 5. el-Meşyeḫatü’l-bâsime li’l-Ḳıbâbî ve Fâṭıma. 837’de (1434) tamamlanan eserde, İbn Hacer’in hocalarından Abdurrahman b. Ömer el-Kıbâbî ile Fâtıma bint Halîl el-Kinânî’nin şeyhlerinden 167’si alfabetik olarak sıralanmıştır. Kitabın bir nüshası Kudüs’te (Mektebetü dâri’l-Hatîb, F 22), baş tarafı eksik bir nüshasının küçük bir bölümü de Köprülü Kütüphanesi’nde (Mecmua, nr. 1629, vr. 65a-67b) bulunmaktadır. Jacqueline Sublet bir çalışmasında eserin muhtevasını incelemiştir (“Les maîtres et les études de deux traditionnistes de l’époque mame-louke”, BEO, XX [1967], s. 7-99). 6. Meşyeḫatü Ebi’ṭ-Ṭâhir b. Küveyk elleẕîne ecâzû lehû. İbn Hacer, hocası olan bu zatın semâ ve icâzet yoluyla aldığı âlî rivayetleri de derlemiştir (a.g.e., II, 483). 7. Meşyeḫatü’l-Burhân el-Ḥalebî. Sıbt İbnü’l-Acemî’nin hadis ilminde 200, diğer ilimlerde ve şiirde otuzar olmak üzere toplam 260 hocası hakkındadır. Telḫîṣu S̱ebeti’l-Burhân el-Ḥalebî adıyla anılan eser de muhtemelen aynı kitaptır. 8. Fihristü ṭuruḳi Ṣaḥîḥi’l-Buḫârî. Buhârî’nin el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’inin İbn Hacer’e ulaşan rivayet tariklerinin tesbit edildiği bu risâlenin bir nüshası Köprülü Kütüphanesi’nde kayıtlıdır (nr. 427/1, vr. 1b-6a).

İbn Hacer’in bunların dışında Münteḳā min Muʿcemi’s-Sübkî, Meşyeḫatü İbn Ebi’l-Mecd elleẕîne inferede bi’r-rivâyeti ʿanhüm bi’l-Ḳāhire, Münteḳā min meşyeḫati İbn ʿAsâkir ve’bni’s-Serârî ve’l-Faḫr b. el-Buḫârî, Cüzʾ fîhi’t-taʿḳīb ʿalâ İbni’l-Cezerî fî meşyeḫati şeyḫihî el-Cüneyd, Fihristü merviyyâti’l-Ḳāḍî Celâliddîn bi’l-icâze, Fihristü ʿAlemiddîn el-Bulḳīnî bi’l-icâze, Fihristü’ş-Şeref b. Küveyk, Cüzʾ mine’l-meşyeḫati’l-faḫriyye gibi eserleri de vardır. Ayrıca onun Mahmûdiyye Medresesi Kütüphanesi’ndeki 4000 kitap için hazırladığı fihristler de burada zikredilmelidir.

L) Biyografi Kitapları. 1. er-Raḥmetü’l-ġays̱iyye bi’t-tercemeti’l-Leys̱iyye (el-Merḥametü’l-ġays̱iyye ʿan tercemeti’l-Leys̱iyye, Merḥametü’l-ġays̱ bi-tercemeti’l-Leys̱). 834’te (1431) Leys b. Sa‘d’ın hayatını yazıp bazı âlî rivayetlerini derlediği eser Bulak’ta (1301, Hedyü’s-sârî, ayrıca Ḫulâṣatü Teẕhîbi Tehẕîbi’l-Kemâl ile), Mecmûʿatü’r-resâʾili’l-münîriyye içinde (nşr. İdâretü’t-tıbâati’l-münîriyye, Riyad, ts., I, 235-265) ve Yûsuf Abdurrahman el-Mar‘aşlî tarafından (Beyrut 1407/1987) yayımlanmıştır. er-Raḥmetü’l-ġays̱iyye’yi ayrıca Abdurrahman Hasan Mahmûd ve A. Ali Hasan, Tevâli’t-teʾsîs ile birlikte Sîretü’l-imâmeyn el-Leys̱î ve’ş-Şâfiʿî adıyla neşretmiştir (Kahire 1994). 2. Tevâli’t-teʾsîs bi-meʿâlî İbn İdrîs. İmam Şâfiî’nin biyografisine dair olup 835’te (1432) kaleme alınmıştır. Çeşitli kaynaklarda yanlış olarak Tevâli’t-teʾnîs̱ diye kaydedilen eser, er-Raḥmetü’l-ġays̱iyye ile birlikte (Bulak 1301) ve ayrıca Ebü’l-Fidâ Abdullah el-Kādî tarafından (Beyrut 1406/1986) yayımlanmıştır. 3. ez-Zehrü’n-naḍır fî nebeʾi (ḥâli)’l-Ḫaḍır. Hızır’ın peygamber mi, velî mi olduğu, Resûl-i Ekrem’in zamanına yetişip yetişmediği, kıyamete kadar yaşayıp yaşamayacağı gibi konularla ilgili rivayetlerin bir araya getirildiği eser Mecmûʿatü’r-resâʾili’l-münîriyye içinde (Kahire 1346, I, 195-234), ayrıca Mecdî es-Seyyid İbrâhim (Kahire 1405/1985, 1407/1987; Kahire, ts.) ve Semîr Hüseyin Hilmî (Beyrut 1408/1988) tarafından neşredilmiştir. 4. Ġıbṭatü’n-nâẓır fî tercemeti’ş-Şeyḫ ʿAbdilḳādir. Abdülkādir-i Geylânî’nin hayatına dair olup sekiz bölümden meydana gelen eseri E. D. Ross yayımlamıştır (Kalküta 1903). Serkîs bu risâlenin İbn Hacer’e nisbet edilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür (Muʿcem, I, 80). 5. Hidâyetü’s-sârî li-sîreti’l-Buḫârî. 805 (1402-1403) yılında kaleme alınan eserin bir nüshası Beyazıt Devlet Kütüphanesi’ndedir (Mecmua, nr. 7951, vr. 224b-255b). 6. Tercemetü İbn Teymiyye. Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye (Mecmua, nr. 20545 B, vr. 23-31) ve Bağdat Dârü’l-evkāfi’l-âmme’de (Mecmua, nr. 6019) nüshaları bulunan eserin ed-Dürerü’l-kâmine’deki biyografiden iktibas edilmiş olması mümkündür (Şâkir Mahmûd Abdülmün‘im, İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî, I, 558). 7. el-Înâs bi-menâḳıbi’l-ʿAbbâs. Abbas b. Abdülmuttalib’in hayatıyla ilgili eserin müsvedde halinde ve bir cilt olduğu belirtilmiştir. İbn Hacer’in ayrıca el-Envâr bi (fî maʿrifeti)-ḫaṣâʾiṣi’l-muḫtâr adlı bir çalışmasının bulunduğu kaydedilmektedir (Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 195, 706).

M) Tertip Çalışmaları. 1. Tertîbü Fevâʾidi Semmûye ʿale’l-mesânîd. Semmûye diye bilinen Ebû Bişr İsmâil b. Abdullah el-Abdî’nin sekiz cüzden meydana gelen Fevâʾid’inin râvilerine göre tertip edildiği bir eserdir. 2. Taḳrîbü’l-buġye fî tertîbi eḥâdîs̱i’l-Ḥilye. Nûreddin el-Heysemî’nin, Ḥilyetü’l-evliyâʾda isnadlarıyla birlikte rivayet edilen hadisleri bablara göre tertip etmeye başladığı bu çalışma, onun vefatı üzerine İbn Hacer tarafından gözden geçirilerek yaklaşık dörtte biri iki cilt halinde temize çekilmiştir (Brockelmann, GAL, I, 445; II, 91; Suppl., II, 617).

İbn Hacer’in 803 (1400-1401) yılında kaleme aldığı Tertîbü Müsnedi’ṭ-Ṭayâlisî ve Tertîbü Müsnedi ʿAbd b. Ḥumeyd adlı çalışmaları Yemen seyahati dönüşünde denizde kaybolmuştur. Onun yine bablara göre düzenlediği Tertîbü Fevâʾidi Temmâm ve Tertîbü Ġarâʾibi Şuʿbe li’bni Mende’si de burada anılmalıdır.

N) Kur’an İlimleri. 1. el-İʿcâb bi-tibyâni’l-esbâb (el-ʿUbâb fî beyâni’l-esbâb, Esbâbü nüzûli’l-Ḳurʾân). Hacimli bir cilt olduğu belirtilen eserin bir nüshası Karaviyyîn Kütüphanesi’nde bulunmaktadır. Brockelmann’ın (GAL Suppl., II, 75) Şerḥu’l-ʿUbâb adıyla zikrettiği ve Petersburg’daki Asya Kafkas Müzesi’nde (nr. 935) bulunduğunu söylediği eser de bu kitap olmalıdır. 2. el-İtḳān fî (cemʿi eḥâdîs̱i) feżâʾili’l-Ḳurʾân. Tamamlanamamış bir risâledir (Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 8). 3. el-İḥkâm li-beyâni mâ fi’l-Ḳurʾân mine’l-ibhâm. Abdurrahman es-Süheylî’nin et-Taʿrîf ve’l-iʿlâm limâ fi’l-Ḳurʾân mine’l-ibhâm’ı ile Ebü’l-Kāsım İbn Asâkir’in Ẕeylü’t-Taʿrîf ve’l-iʿlâm’ından faydalanılarak kaleme alınan eserin hacimli bir cilt olduğu belirtilmektedir (Şâkir Mahmûd Abdülmün‘im, I, 284).

Müellifin el-Âyâtü’n-neyyirât fî maʿrifeti’l-ḫavâriḳ (li’l-ḫavâriḳ) ve’l-muʿcizât (Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 204), Tecrîdü’t-tefsîr min Ṣaḥîḥi’l-Buḫârî (ʿalâ tertîbi’s-süver) adlı eserlerinin de bulunduğu, ayrıca müteşâbih âyetleri incelediği, Kur’an’da yer alan yirmi yedi yabancı kelimeye dair Tâceddin es-Sübkî’nin manzum risâlesine Mâ vaḳaʿa fi’l-Ḳurʾân min ġayri luġati’l-ʿArab adıyla bir zeyil yazdığı, son iki eser için Süyûtî’nin de bir zeyil kaleme aldığı belirtilmektedir (Taşköprizâde, II, 412-415).

O) Fıkıh ve Usûl-i Fıkıh. 1. Bulûgu’l-merâm* min edilleti’l-aḥkâm. Müellifin, oğlu Ebü’l-Meâlî Bedreddin Muhammed için 828 (1425) yılında kaleme aldığı eser ibadet, hukuk ve muâmelâta dair 1356 sahih hadisi ihtiva etmekte olup ilki Leknev’de (taşbaskı 1253/1837) olmak üzere birçok defa basılmış, Emîr es-San‘ânî, Sıddîk Hasan Han, Ahmed Hasan ed-Dihlevî gibi âlimler tarafından şerhedilmiştir. 2. Tebyînü’l-ʿaceb fîmâ (bimâ) verede fî fażli (ṣavmi) receb (Feżâʾilü receb). Receb ayında yapılan ibadetlerin faziletine dair çeşitli sorular üzerine kaleme alınan bir eser olup bu konudaki otuz sekiz rivayetin metin ve senedleri değerlendirilmiş, yirmi üç rivayetin uydurma olduğu ve bu ayla ilgili sahih bir rivayetin bulunmadığı belirtilmiştir. Kahire’de (1351/1932) basılan eser, İbrâhim Yahyâ Ahmed (Kahire 1391/1971) ve Ebû Esmâ İbrâhim b. İsmâil (Beyrut 1408/1988, Ḳuvvetü’l-ḥicâc ile birlikte) tarafından yayımlanmıştır. 3. Refʿu (Keşfü)’s-sitr ʿan ḥükmi’ṣ-ṣalât baʿde’l-vitr (Keşfü’s-sitr bi-rekʿateyn baʿde’l-vitr). Vitirden sonra kılınması tavsiye edilen iki rek‘at namaza dair hadisin değerlendirildiği risâle, M. Halîfe Kîylânî tarafından “Min musannefâti’l-Hâfız” serisinin dördüncü kitabı olarak neşredilmiştir (Kahire 1413/1993). 4. Ḳuvvetü’l-ḥicâc fî ʿumûmi’l-maġfireti li’l-ḥuccâc. Hz. Peygamber’in arefe gününde ve Müzdelife’de ümmetinin bağışlanması için yaptığı duanın kabul edildiğine dair Abbas b. Mirdâs tarafından rivayet edilen hadisin muhtelif sahâbîlerden gelen pek çok rivayetinin değerlendirildiği, hadisi mevzû kabul eden İbnü’l-Cevzî’nin yanıldığının ortaya konduğu bir risâle olup 19 Rebîülevvel 842’de (9 Eylül 1438) tamamlanmıştır. Semîr Hüseyin Halebî’nin şerhederek yayımladığı eseri (Beyrut 1408/1988, İbn Hacer’in Ebû Esmâ İbrâhim b. İsmâil tarafından tahkik edilen Tebyînü’l-ʿaceb’i ile beraber) Ümmü Amr bint İbrâhim el-İtribî de neşretmiştir (Kahire 1412/1993). 5. el-Mümettiʿ bi-müsnedi (bi-ḥükmi, fî menâsiki, fî menseki)’l-mütemettiʿ (Köprülü Ktp., Fâzıl Ahmed Paşa, nr. 1591/6, vr. 134-142). 6. et-Tetebbuʿ li-ṣıfati’t-temettuʿ bi’l-ḥac ile’l-ʿumre. Sehâvî’nin el yazısıyla olan bir nüshası Köprülü Kütüphanesi’nde kayıtlıdır (Fâzıl Ahmed Paşa, nr. 1591/7, vr. 142-147). İbn Hacer’in ayrıca et-Tenbîh li-ṣıfati’l-mütemettiʿ adlı bir eseri, kadınların temettu‘ haccına dair bir başka çalışması ve torunu için kaleme aldığı et-Temettuʿ ʿalâ meẕhebi’l-Ḥanefiyye’si bulunduğu belirtilmektedir. 7. Menâsikü’l-ḥac. Müellifin ayrıca, Nevevî’nin Minhâcü’ṭ-ṭâlibîn adlı eserinin hac bölümünü Şerḥu’l-Minhâc (Şerḥu menâsiki’l-Minhâc) adıyla şerhettiği de belirtilmektedir. Brockelmann’ın sözünü ettiği Şerḥu’l-Menâsik de (GAL, I, 84) muhtemelen bu eserdir. 8. Cüzʾ fî iḥdâs̱i’l-cumʿa bi-Medreseti İbn Süveyd bi-Mıṣr (Mektebetü’l-Ezher, Mecmua, nr. 109, vr. 51a-53a). 9. Risâle fî mesʾeleti şirâʾi’s-sulṭân el-arża min beyti’l-mâl nefsih (Mesʾeletü şirâʾi’s-sulṭân bi-mâlihî li-nefsihî min arâżî beyti’l-mâl) (Köprülü Ktp., Mecmua, nr. 1429, vr. 1a-6b). 10. Şerḥu’r-Ravża (Taṣḥîḥu’r-Ravża). Nevevî’nin Ravżatü’ṭ-ṭâlibîn adlı eserinin şerhi olup İbn Hacer bu çalışmasından önce aynı eseri ihtisar etmiştir. Eserin üç cilt olduğu, fakat tamamlanamadığı belirtilmektedir. 11. en-Nüket ʿalâ Şerḥi’l-Müheẕẕeb. Ebû İshak eş-Şîrâzî’nin el-Müheẕẕeb’ini el-Mecmûʿ adıyla şerheden Nevevî’nin bu eseri üzerinde yapılmış yarım kalan bir çalışmadır. 12. en-Nüket ʿalâ Şerḥi’l-ʿUmde. İbn Hacer’in, Cemmâîlî’nin ʿUmdetü’l-aḥkâm’ına İbnü’l-Mülakkın’ın yazdığı şerh hakkındaki görüşlerini ihtiva eden bu eser de tamamlanamamıştır. 13. en-Nüket ʿalâ Nüketi’l-ʿUmde. Yine Cemmâîlî’nin eserine Bedreddin ez-Zerkeşî’nin yazdığı Nüket üzerine yazılmış bir tenkit çalışmasıdır. 14. ʿAcebü’d-dehr fî fetâvâ şehr. İbn Hacer’e bir ay içinde sorulan 300 soruyla ilgili olarak verdiği fetvaların bir araya getirildiği eserdir. 15. el-Minḥa fîmâ ʿallaḳa’ş-Şâfiʿî el-ḳavle bihî ʿale’ṣ-ṣıḥḥa. Şâfiî’nin bazı fıkhî meseleleri açıklarken o meseleye dair hadisin sahih olduğunu belirttiği yerlerde İbn Hacer’in aynı konudaki diğer hadisleri de zikrederek bunların sıhhat derecesini gösterdiği bir çalışmadır.

İbn Hacer, fıkıh ve akaide dair bazı hadislerin sıhhat derecesi hakkında kendisine yöneltilen soruları bir cüzde toplamış, Ebû Abdurrahman el-Eserî el-Mısrî bunlardan otuz hadisi ihtiva eden bir bölümü yayımlamıştır (Tanta 1411/1990). Onun bu konuda ayrıca Cüzʾ fi’t-tehniʾeti fi’l-aʿyâd ve ġayrihâ, el-Esmaḥu’l-eṣlaḥ fî ṣıḥḥati imâmeti ġayri’l-efṣaḥ (el-Eṣlaḥ fî imâmeti ġayri’l-efṣaḥ), Fetâvâ el-ḥadîs̱iyye, Ḫaberü’s̱-s̱ebt bi-ṣıyâmi’s-sebt, Ḳuvvetü’l-cebel fi’l-kelâmi ʿale’l-ḫiyel (ḫayl), Ḳuvvetü’s-seyr fî ḥükmi ʿameli’l-ḫayr, Meclis fî taḥrîmi’ẓ-ẓulm, el-Meclisü’l-Cemâlî evvelü mâ fütiḥat, Mesʾeletü’d-devr, yarım kalan el-Mesʾeletü’s-Süreyciyye, er-Raḥâ ed-dâʾire ʿale’l-yemîni’d-dâʾire, eş-Şemsü’l-münîre fî maʿrifeti (taʿrîfi)’l-kebîre (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1062), Telḫîṣu mesʾeleti’s-sâkit adlı eserleri bulunmaktadır. Temhîdü’l-ʿuḳūdi’l-cemme fî tecdîdi ʿuḳūdi’l-ümme ise İbn Hacer’in, III. (IX.) yüzyılın başından itibaren kimlerin müceddid olabileceği konusunda yazmayı düşündüğünü belirttiği (İbn Hacer, Tevâli’t-teʾsîs, s. 49) cüzüdür. Süyûtî’nin, elde etmek için çok çaba sarfetmesine rağmen göremediğini söylediği eser el-Fevâʾidü’l-cemme fî men yüceddidü’d-dîne li-hâẕihi’l-ümme (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1296) olmalıdır.

Ö) Akaid. 1. el-Ġunye fi’r-rüʾye. İsrâ gecesinde Hz. Peygamber’in Allah Teâlâ’yı gördüğünü ileri sürenlerle buna karşı çıkanların görüşlerinin bir araya getirilerek değerlendirildiği bir cüz olup bir nüshası el-Hizânetü’t-Teymûriyye’de bulunmaktadır (Hadis, nr. 146). 2. el-Ḫiṣâlü (Maʿrifetü’l-ḫiṣâli)’l-mükeffire li’ẕ-ẕünûbi’l-muḳaddeme ve’l-muʾaḫḫare. Günahların bağışlanmasına vesile olacağı müjdelenen yirmi ibadete dair yirmi dört hadisin derlenip sıhhat derecelerinin belirtildiği eser 845’te (1441) yazılmıştır. Kahire’de (1343) basılan kitap, ayrıca Risâle fi’l-Ḫiṣâli’l-mükeffire li’ẕ-ẕünûbi’l-müteḳaddime ve’l-müteʿaḫḫire adıyla Mecmûʿatü’r-resâʾili’l-münîriyye içinde (Kahire 1343, I, 257-266), daha sonra Muhammed Riyâz Mâlih (Dımaşk 1963) ve Câsim el-Füheyd ed-Devserî (Küveyt 1404/1984; Beyrut 1410/1990) tarafından yayımlanmıştır. 3. Maʿrifetü’l-ḫiṣâli’l-mûṣile ile’ẓ-ẓılâl. Kıyamet gününde yedi kişinin arşın gölgesinde barınacağını müjdeleyen hadisten hareketle aynı nimetten faydalanacağı belirtilen otuz üç kişiye dair zayıf ve sağlam rivayetlerin toplandığı eser müellifin el-Emâlî’sinin 99-105. meclislerinde de yer almaktadır. 4. Ẕikrü’l-bâḳıyâti’ṣ-ṣâliḥât. Bir müslümanın her gün tekrarladığı zikirlere dair yirmi hadisi ihtiva ettiği belirtilen bir çalışmadır.

P) Tarih. 1. ed-Dürerü’l-kâmine* fî aʿyâni’l-miʾeti’s̱-s̱âmine. 701-800 (1302-1398) yılları arasında vefat eden 4500 kişinin biyografisini içine alan eser Freitz Krenkow (I-IV, Haydarâbâd 1348-1350), Muhammed Seyyid Câdelhak (I-V, Kahire 1385-1386/1966-1967) ve Muhammed Abdülmuîd Han (I-VI, Hindistan 1392/1972) tarafından yayımlanmıştır. İbn Hacer’in bu eserine yazdığı zeyli de (Ẕeylü’d-Düreri’l-kâmine) Adnân Dervîş neşretmiştir (Kahire 1412/1992). 2. İnbâʾü’l-ġumr bi-ebnâʾi’l-ʿumr. İbn Hacer’in doğduğu tarihten (773/1372) 850’ye (1446) kadar meydana gelen ve çoğu kendisi tarafından müşahede edilen gelişmeleri, çeşitli kuruluş ve vakıflara dair bilgileri genellikle yıl, ay ve gün sırasıyla ele alıp o tarihlerde vefat eden tanınmış şahsiyetlerin biyografisini veren eser, dönemin bir Mısır tarihi olması yanında İslâm âleminin çeşitli yerlerindeki tanınmış şahsiyetlerin biyografilerini de ihtiva etmektedir. Tarihî olayları 773 (1372) yılına kadar getiren İbn Kesîr’in el-Bidâye ve’n-nihâye’si ile İbn Râfi‘in Vefeyât’ının zeyli mahiyetindeki esere Süyûtî Târîḫu’l-ʿumr adıyla bir zeyil yazmış, Muhammed Kemâleddin İzzeddin et-Târîḫ ve’l-menhecü’t-târîḫî li’bni Ḥacer el-ʿAsḳalânî adlı çalışmasında İbn Hacer’in bu kitabındaki metodunu incelemiştir. İnbâʾü’l-ġumr’u önce Muhammed Abdülmuîd Han’ın kontrolünde Seyyid Abdullah b. Ahmed el-Alevî yayımlamış (I-IX, Haydarâbâd 1387-1396/1967-1976; Beyrut 1406/1986), ardından Hasan Habeşî, İbn Hacer’in müsvedde halindeki nüshası ile diğer bazı nüshalardan hareketle yer yer açıklamalar yapmak suretiyle eseri neşretmiştir (I-III, Kahire 1389-1392/1969-1972). Kitap daha sonra Muhammed Ahmed Dehmân tarafından çok yönlü fihristler yapılarak tarihçi Abdülbâsıt el-Hanefî ile Bedreddin el-Aynî’den notlar eklenmek suretiyle yayımlanmışsa da (Dımaşk 1399/1978-79) müellif nüshasına dayanmadığı için muhtelif hatalara düşülmüştür (neşirler hakkındaki değerlendirmeler için bk. M. Kemâleddin İzzeddin, et-Târîḫ ve’l-menheci’t-târîḫî li’bni Ḥacer el-ʿAsḳalânî, s. 200-207). 3. Refʿu’l-iṣr ʿan ḳuḍâti Mıṣr. Mısır’ın fethinden IX. (XV.) yüzyılın başına kadar burada kadılık yapanları kronolojik sıraya göre ele alan eser, İbn Dânyâl’in Mısır kadılarını saydığı ʿUḳūdü’n-niẓâm fî men vülliye Mıṣr mine’l-ḥükkâm adlı şiirine dayandığı için belirtilen dönemde Mısır’da kadılık yapanların tamamını kapsamamaktadır. İbn Hacer’in talebesi İzzeddin el-Hanbelî kitabı alfabetik biçimde yeniden düzenlemiş ve bazı ilâve ve düzeltmeler de yapmış olup çeşitli muhtasarları içinde Sıbt İbn Hacer’in en-Nücûmü’z-zâhire bi-telḫîṣi Aḫbâri ḳuḍâti Mıṣr ve’l-Ḳāhire adlı kitabı en önemlisidir. Zeyilleri arasından da Şemseddin es-Sehâvî’nin eẕ-Ẕeyl ʿalâ Refʿi’l-iṣr adıyla yayımlanan Buġyetü’l-ʿulemâʾ ve’r-ruvât’ı anılabilir. Sıbt İbn Hacer tarafından istinsah edilen bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’nde (Molla Çelebi, nr. 123, vr. 69-112) bulunan eserden 237-419 (851-1028) yılları arasında kadılık yapan bazı şahsiyetlerin biyografisi alınarak Kindî’nin Kitâbü’l-Vülât ve Kitâbü’l-ḳuḍât’ı ile birlikte basılmış (nşr. R. Guest, Leiden 1912), eser daha sonra Hâmid Abdülmecîd, Muhammed Mehdî Ebû Sene, Muhammed İsmâil es-Sâvî (I-II, Kahire 1376-1380/1957-1961) ve Ali Muhammed Ömer (Kahire 1418/1998) tarafından yayımlanmıştır. 4. Mâ verede mine’r-rivâye fi’l-Bidâye ve’n-nihâye (Telḫîṣü’l-Bidâye ve’n-nihâye). İbn Kesîr’in el-Bidâye’sinden bazı olayların seçilerek ihtisar edildiği, yer yer ilâveler yapıldığı, bu olaylarda geçen rivayetlerin ve özellikle Hz. Peygamber’e nisbet edilen hadislerin sıhhat derecesinin belirtildiği bir çalışma olup 821’de (1418) tamamlanmıştır. Eserin bir nüshası Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye’de bulunmaktadır (Tarih, nr. 522, vr. 1-77). 5. Münteḳā min Meġāzi’l-Vâḳıdî (Telḫîṣu Meġāzi’l-Vâḳıdî) (Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye, Tarih, nr. 522, vr. 83-149). 6. Taʿlîḳ min Târîḫi İbn ʿAsâkir. Ebü’l-Kāsım İbn Asâkir’in Târîḫu Medîneti Dımaşḳ’ından seçilmiş bazı bölümlere ilâveler yapılıp ayrıca tashih edilmek suretiyle meydana getirilen bir eserdir (Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye, Tarih, nr. 522, vr. 150-194). 7. Tecrîdü’l-Vâfî bi’l-Vefeyât. Safedî’nin el-Vâfî bi’l-vefeyât’ındaki biyografilerden Tehẕîbü’t-Tehẕîb’de bulunmayanların tesbit edilmesiyle ortaya çıkan alfabetik bir çalışma olup müellifin vefatından on yıl sonra istinsah edilen bir nüshası Millet Kütüphanesi’ndedir (Feyzullah Efendi, nr. 1413). 8. Taʿrîfü’l-fiʾe fî maʿrifeti men ʿâşe miʾe (Taʿrîfü’l-fiʾe bi-men [fî men] ʿâşe min hâẕihi’l-ümme miʾe). “Bugün yaşayanlardan hiçbiri yüz yıl sonra hayatta kalmayacaktır” meâlindeki hadisten hareketle kaleme alınan risâlesinin bir nüshası Köprülü Kütüphanesi’nde kayıtlıdır (Fâzıl Ahmed Paşa, nr. 1629/2). 9. el-İʿlâm bi-men sümmiye Muḥammed ḳable’l-İslâm. Câhiliye devrinde on beş kişinin Muhammed adıyla anıldığını göstermek üzere yazılmış bir cüz olup müellif bu konudaki tesbitlerini Fetḥu’l-bârî’de (VI, 642-643, [Menâkıb 17]) özetlemiştir. 10. el-İʿlâm bi-men (fî men) vülliye Mıṣr fi’l-İslâm. Mısır’ın fethinden itibaren burada valilik yapanların ele alındığı eserin üç ciltlik bir yazması Oxford Kütüphanesi’nde bulunmaktadır (C. Zeydân, III, 176). 11. İḳāmetü’d-delâʾil ʿalâ maʿrifeti’l-evâʾil. Evâile dair rivayetlerin konularına göre sıralandığı ve senedleri hakkında bilgi verildiği eser 818’de (1415) tamamlanmışsa da temize çekilememiştir. Müellif el-İṣâbe’de (V, 528) bu çalışmasından söz etmektedir. 12. Münteḳā min Târîḫi İbn Ḫaldûn. 13. el-Ḳaṣdü’l-aḥmed fî men künyetühû Ebü’l-Fażl ve ismühû Aḥmed. İbn Hacer bu çalışmasında kendisi gibi adı Ahmed, künyesi Ebü’l-Fazl olan şahsiyetleri bir araya getirmiştir. 14. en-Nebeʾü’l-enbeh fî binâʾi’l-Kâʿbe. el-Melikü’l-Müeyyed Şeyh el-Mahmûdî için 822’de (1419) yazılmıştır.

İbn Hacer’in tarih çalışmaları arasında sayılabilecek olan Kitâbü’l-Muʿammerîn ile (İbn Hacer, el-İṣâbe, VI, 369) Kitâbü Men câveze’l-miʾe adlı eseri (a.g.e., VI, 395) muhtemelen aynı çalışmadır. Onun ayrıca, İbnü’l-Adîm’in Buġyetü’ṭ-ṭaleb’ine İbn Hatîb en-Nâsıriyye tarafından yazılan ed-Dürrü’l-münteḫab fî (tekmileti) Târîḫi Ḥaleb adlı zeyle birçok ilâvede bulunduğu belirtilmektedir. Şerḥu Naẓmi’s-sîre li’l-ʿIrâḳī ise (Süyûtî, Naẓmü’l-ʿiḳyân, s. 49) Irâkī’nin, Hz. Peygamber’in hayatını ve şemâilini 1000 beyitte ele aldığı ed-Dürerü’s-seniyye (Naẓmü’d-düreri’s-seniyye) fi’s-siyeri’z-zekiyye adlı eserine İbn Hacer tarafından yazılan bir şerh olmalıdır.

R) Dil ve Edebiyat. 1. Dîvânü şiʿrihi’l-kebîr (Manẓûmü’d-dürer). Bir nüshası Escurial Library’de (nr. 444), bu nüshadan alınan mikrofilmi Mektebetü’l-mecmai’l-ilmiyyi’l-Irâkī’de (nr. 179) bulunmaktadır. Müellif bu divandan yaptığı seçmeleri Ḍavʾü’ş-şihâb adıyla bir araya getirmiş olup (İbn Hacer, el-Mecmaʿu’l-müʾesses, III, 87) bazı kaynaklarda sözü edilen küçük divanı da muhtemelen bu eserdir. 2. es-Sebʿatü (es-Sebʿu)’s-seyyâre (es-Sebʿatü’s-seyyâre en-neyyirât). İbn Hacer’in Ḍavʾü’ş-şihâb’dan veya büyük divanından (İbn Tağrîberdî, el-Menhelü’ṣ-ṣâfî, II, 27-28; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 765; II, 977) derleyerek 811’de (1408) tamamladığı üçüncü divanı olup yedi bölümden meydana gelen eserin ilk altı bölümünün yedişer gazel ihtiva etmesi sebebiyle el-Müsebbiʿât veya bazı kaynaklarda büyük divanının adı olduğu belirtilen Manẓûmü’d-dürer adıyla da anılmaktadır. Subhî Reşâd Abdülkerîm tarafından yayımlanan eserin (Tanta 1410/1990) sonunda Zeynüddin el-Irâkī için İbn Hacer’in yazdığı otuz dokuz beyitlik bir mersiye yer almaktadır. Seyyid Ebü’l-Fazl, bu yedi bölümü divanın çeşitli nüshalarından ve matbu eserlerde dağınık halde bulunan parçalardan derleyerek Dîvânü’l-ʿallâme el-muḥaddis̱ el-imâm Ebi’l-Fażl Şihâbiddîn Aḥmed b. ʿAlî b. Ḥacer el-ʿAsḳalânî adıyla yayımladığı gibi (Haydarâbâd-Dekken 1381/1962) “Ibn Hajar: His Times and His Life” adlı makalesinde (IC, XXXII/1, s. 28-45) İbn Hacer’in dönemini ve eserlerindeki şiirin temel niteliklerini incelemiştir. Şehâbeddin Ebû Amr ise İbn Hacer’in divanını Ünsü’l-ḥucer fî ebyâti İbn Ḥacer adıyla şerhetmiştir (Beyrut 1409/1988). 3. Müsâmirü’s-sâhir ve müsâhirü’s-sâmir (et-Teẕkiretü’l-edebiyye). 794 (1392) ve 795 (1393) yıllarında çeşitli divanlardan ve edebî eserlerden derlenen ve müellifin el yazısıyla kırk cilt hacminde olduğu belirtilen bu çalışma Yemen Meliki el-Melikü’l-Eşref İsmâil b. Abbas er-Resûlî’ye hediye edilmiştir. 4. Ḳaẕa’l-ʿayn min naẓmi ġurâbi’l-beyn. Eserde, Aynî’nin es-Seyfü’l-mühenned fî sîreti’l-Meliki’l-Müʾeyyed adlı kitabında vezinleri bozuk 400 kadar beyit doğru şekilleriyle bir araya getirilmiştir (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1316-1317). 5. Celebü Ḥaleb. Müellifin 836’da (1433) Halep’e yaptığı seyahat sırasında derlediği çeşitli bilgileri ihtiva eden dört cüz hacminde bir seyahatnâmedir. 6. ed-Dürerü’l-muḍıyye min fevâʾidi’l-İskenderiyye. İbn Hacer’in 797 (1395) yılı sonlarında İskenderiye’ye yaptığı seyahat esnasında elde ettiği rivayetleri, çeşitli bilgileri, şiirleri ve mektuplaşma örneklerini bir cüz halinde derlediği bir eser olup kendisine ait bazı şiirler de ihtiva etmektedir. 7. Urcûze fî Vefeyâti’l-aʿyân li’ẕ-Ẕehebî (Naẓmü Vefeyâti’l-aʿyân li’ẕ-Ẕehebî, Naẓmü vefeyâti’l-muḥaddis̱în). Zehebî’nin 1-700 (622-1300) yıllarına ait el-İşâre ilâ vefeyâti’l-aʿyân ve’l-münteḳā min Târîḫi’l-İslâm’ı bu eserle nazma çekilmek istenmişse de çalışma ancak 201 (816-17) yılına kadar getirilebilmiştir. 8. eẕ-Ẕeyl ʿalâ mâ cemaʿahû el-Beştekî min naẓmi İbni Nübâte (el-İʿtirâf ve’l-istidrâk ʿalâ men cemaʿa Dîvâne İbn Nübâte el-Mıṣrî).

İbn Hacer’in, 795 (1393) yılında aruzla ilgili beyitleri şerhettiği Muḫtaṣarü’l-ʿarûż’u (Muḳaddime fi’l-ʿarûż), Nüzhetü’n-nevâẓıri’l-mecmûʿa fi’l-mülaḥi ve’n-nevâdiri’l-mesmûʿa adlı (Süyûtî, Naẓmü’l-ʿiḳyân, s. 48) tamamlayamadığı bir eseri, ayrıca es-Sehlü’l-menîʿ fî şevâhidi’l-bedîʿ, el-Münteḫab min Kitâbi’l-Edeb ve el-Ḳaṣdü’l-bâdî beyne’l-merâciʿ ve’l-bâdî adlı çalışmalarının bulunduğu kaydedilmektedir.

S) Sorular ve Cevaplar. 1. Fetâva’l-Ḥâfıẓ İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî fî aḥvâli’l-ḳubûr ve ehvâli’n-nüşûr. Ölünün kabir ve âhiret hayatıyla ilgili yirmi sekiz sorunun kısa cevaplarını ihtiva eden risâle Delhi (1872), Kahire (1408/1987) ve fetvaların kaynakları gösterilmek suretiyle Muhammed b. Abdülhakîm el-Kādî tarafından yine Kahire’de (1407/1987) yayımlanmıştır. Müellifin benzer konularda sorulan otuz iki soruya verdiği daha uzun cevapları içine alan fetvalarını da Fetâvâ el-Ḥâfıẓ İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî: ḳısmü’l-ʿaḳīde adıyla Muhammed Tâmir neşretmiştir (Tanta 1410/1989). Onun Risâle fî suʾâli’l-meyyit fi’l-ḳabr, el-Cevâbü’ş-şâfî ʿani’s-suʾâli’l-ḫâfî adlarıyla anılan eserlerinin de aynı veya benzer risâleler olması muhtemeldir. Müellifin 108 hadisi ihtiva eden Aḥvâlü’l-meyyit min ḥîni’l-iḥtiżâr ile’l-ḥaşr (nşr. Yüsrâ Abdülganî el-Büşrâ, Kahire 1409/1989) adlı eseri de burada anılmalıdır. Müminin ölüm sonrası haline dair yirmi sekiz soruyu ve cevaplarını ihtiva ettiği ve iki yazmasının günümüze geldiği belirtilen (Brockelmann, GAL, II, 82-83) el-Esʾiletü’l-müfîde ve’l-ecvibetü’l-ʿadîde, aynı konudaki elli dokuz soruya verdiği cevapları içine alan ve Milano Ambrosiana’da bulunan bir diğer risâlesi de (Brockelmann, GAL Suppl., II, 75) onun aynı tür eserlerindendir. 2. el-Ecvibetü’l-vâride ʿani’l-esʾileti’l-vâfide min Ḥaleb (el-Ecvibetü’l-celiyye ʿani’l-esʾileti’l-Ḥalebiyye, Tertîbü’l-mübhemât ʿale’l-ebvâb). Ṣaḥîḥ-i Buḫârî’deki bazı hadislerde müphem ifadelerle zikredilen şahısların kim olduğu, bir kısım muallak rivayetlerin hangi hadis kitaplarında mevsûl olarak rivayet edildiği, bazı olayların hangi yılda meydana geldiği gibi hususlarda hocası Burhâneddin el-Halebî’nin oğlu Ebû Zer el-Halebî’nin kendisine sorduğu kırk kadar soruya verdiği cevapları ihtiva eden eser, Ebû Yahyâ Eşref el-Fîşâvî (Tanta 1412/1992) ve İkmâlü mübhemâti’l-Buḫârî ve fevâʾid li-Fetḥi’l-bârî el-maʿrûfe bi’smi’l-Ecvibeti’l-vâride ʿani’l-esʾileti’l-vâfide adıyla Amr Ali Ömer (Dımaşk-Beyrut 1415/1994) tarafından yayımlanmıştır. 3. Cevâbü suʾâl fî men ʿâşe baʿde’l-mevt (el-Baḥs̱ ʿan aḥvâli’l-baʿs̱) (Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye, Mecmua, Hadis, nr. 1559; Dârü’l-kütübi’z-Zâhiriyye, Mecmua, nr. 1075, hadis 284, vr. 17-19). 4. Esʾile min ḫaṭṭi’ş-Şeyḫ İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî ve’l-cevâb ʿaleyhâ. Ahmed b. Muhammed el-Kastallânî tarafından derlenen eseri Ebû Abdullah Muhammed Hasan İsmâil eş-Şâfiî el-İmtâʿ bi’l-erbaʿîne’l-mütebâyineti’s-semâʿ ile birlikte neşretmiştir (Beyrut 1418/1997). 5. Suʾâl ile’l-ʿulemâʾ ʿani’l-müʾerriḫ elleẕî yeẕkürü terâcüme’n-nâs ʿalâ mâ yaʿlemü minhâ min ḫayr ve şer ve icâbetü’l-ʿulemâʾ ʿaleyhâ ve evvelühüm İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî. Haydarâbâd Âsafiye Kütüphanesi’nde bir nüshası vardır (Mecmua, nr. 44). 6. el-Cevâbü’l-celîl ʿan ḥükmi (ziyâreti) beledi’l-Ḫalîl (el-Binâʾü’l-celîl bi-ḥükmi beledi’l-Ḫalîl). Temîm ed-Dârî ile birlikte Hz. Peygamber’in huzuruna gelen Ebû Hind ed-Dârî’nin biyografisine dair bir cüzdür. Brockelmann’ın (GAL, II, 82) adını Cevâbü esʾile teteʿallaḳ bi’l-ḥadîs̱ fî vaḳfi beledi’l-Ḫalîl ʿalâ Temîm (Brockelmann’a göre Temîn, bk. a.g.e., a.y.) ed-Dârî adıyla kaydettiği eserin Berlin’de Staatsbibliothek’te (nr. 1589) ve British Museum’da (nr. 1468/2) birer nüshası bulunmaktadır.

Bazı hadislerin sağlamlık derecesini öğrenmek amacıyla sorulan sorulara İbn Hacer’in verdiği cevapları ihtiva eden el-Esʾile ve’l-ecvibe adlı risâleler de vardır. Bunlardan Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki nüsha (Beşir Ağa [Eyüp], Mecmua, nr. 142, vr. 22-24) on dört, Köprülü Kütüphanesi’ndeki nüshalar (Mecmua, nr. 1629, vr. 47-51, 53-59; nr. 1630, vr. 133-140) sırasıyla dört, on iki ve üç, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’ndeki nüsha (AY, nr. 2461, vr. 25-27) yirmi dokuz soruya verdiği cevapları içine alır. Onun el-Ecvibetü’l-müşerriḳa ʿani’l-esʾileti’l-müferriḳa adlı eseri de (Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 12) burada anılmalıdır.

Ş) Diğer Eserleri. 1. Dîvânü’l-Ḫuṭabi’l-Ezheriyye. Rebîülevvel 817’den (Haziran 1414) Şevval 820’ye (Kasım 1417) kadar Ezher Camii’nde okuduğu otuza yakın hutbesini ihtiva etmektedir (Bulak 1301). 2. Ẕeyl ʿalâ Ẕeyli’l-Ḥüseynî. Zehebî’nin el-ʿİber’i üzerine Ebü’l-Mehâsin el-Hüseynî’nin yazdığı zeylin devamı mahiyetinde olup 763 (1362) yılından başlamaktadır. 3. Münteḫabü Târîḫi Ḳazvîn. 836’daki (1433) Halep seyahati sırasında Abdülkerîm b. Muhammed er-Râfiî’nin et-Tedvîn fî târîḫi Ḳazvîn adlı eserini birkaç “kürrâse” halinde ihtisar ettiği bir çalışmadır. İbn Hacer’in ayrıca 795’te (1393) tamamladığı belirtilen Muḫtaṣaru Telbîsi İblîs li’bni’l-Cevzî, Dîvânü’l-ḫuṭabi’l-Ḳılâʿiyye, el-Mecmaʿu’l-ʿâm fî âdâbi’ş-şarâb ve’ṭ-ṭaʿâm ve duḫûli’l-ḥammâm, Cüzʾ fî ḍarbi’r-remel, Risâle fî taʿaddüdi’l-Cumʿa bi-belde vâḥide adlı eserleri vardır.

İbn Hacer’e Nisbet Edilen Eserler. 1. el-Münebbihât (el-Münebbihât ʿale’l-istiʿdâd li-yevmi’l-mîʿâd [meʿâd] li’n-nuṣḥ ve’l-vedâd). İbn Hacer’le ilgisi bulunmamakla beraber Münebbihâtü İbn Ḥacer adıyla çeşitli baskıları bulunan kitabı (Bombay 1270/1853; İstanbul 1315/1899, 1322/1904; İzmir 1963; İstanbul 1974) Kâtib Çelebi Zeynülkudât Ahmed b. Muhammed el-Hiccî’ye nisbet etmiş olup (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1848) eser muhtemelen Şehâbeddin İbn Hiccî (ö. 816/1413) tarafından kaleme alınmıştır (Abdüssettâr eş-Şeyh, s. 481). Yanlışlığın ise İbn Hiccî kelimesinin İbn Hacer şeklinde okunmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Eser bazı yazmalarında İbn Hacer el-Mekkî’ye izâfe edilmektedir (Şâkir Mahmûd Abdülmün‘im, İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî, I, 681). İbn Hacer’e nisbet edilen el-İstiʿdâd ḳable’l-fevt fî nuṣreti meleki’l-mevt de (Brockelmann, GAL, II, 82) aynı kitabı hatırlatmaktadır. Lahor (1889, 1897), Kazan (1904), Kanpûr (1284, 1890), Delhi (1282), İstanbul (1315), Tanta (1978) ve Beyrut’ta (1980, 1983) basılan el-Münebbihât Ömer ed-Dîrâvî (?), Ebû Hacele (Beyrut 1974) ve Âdil Ebü’l-Meâtî (Kahire 1986) tarafından tahkik edilerek el-İstiʿdâd li-yevmi’l-meʿâd adıyla yayımlanmıştır (yazma nüshaları ve üzerinde yapılan diğer çalışmalar için bk. Brockelmann, GAL Suppl., II, 74). 2. Ġırâsü’l-Esâs. Zemahşerî’nin Esâsü’l-belâġa adlı Arapça mecazlar sözlüğünden sadece mecazi mânalar ihtisar edilerek meydana getirilen eser Tevfîk Muhammed Şâhîn tarafından yayımlanmış olup (Kahire 1411/1990) Şâkir Mahmûd Abdülmün‘im eserin İbn Hacer’e nisbet edilen kitaplardan biri olduğunu söylemektedir (İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî, I, 668-670). Brockelmann’ın zikrettiği (GAL, I, 84) Muḫtaṣarü’l-Esâs bu eserin muhtasarı olmalıdır. 3. en-Nüḫabü’l-celîle fi’l-ḫuṭabi’l-cezîle. Altmış bir hutbeyi ihtiva eden çalışma (Kahire 1310) İbn Hacer’in eserlerinin zikredildiği hiçbir kaynakta geçmemektedir (Şâkir Mahmûd Abdülmün‘im, İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî, I, 609-610). 4. el-Esʾiletü’l-fâʾiḳa bi’l-ecvibeti’l-lâʾiḳa (nşr. Muhammed İbrâhim Hafîzürrahman, Bombay 1410).

İbn Hacer’e nisbet edilen diğer eserler de şunlardır: ʿAşeretü(ʿİşretü)’l-ʿâşir (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1141); İbn Hişâm’ın Ḳavâʿidü’l-iʿrâb’ının muhtasarı olduğu söylenen ʿAynü’l-Ḳavâʿid; Beyânü mâ aḫrecehü’l-Buḫârî ʿâliyen ʿan şeyḫ aḫrece ẕâlike’l-ḥadîs̱ aḥadü’l-eʾimme ʿan vâḥid ʿanh (Abdülhay el-Kettânî, I, 335); Cemâlü’l-ḳurrâʾ (Brockelmann, GAL Suppl., II, 75); Cüzʾ fî esmâʾi’l-müdellisîn; Cüzʾ Ḳıṣṣati (Ṭuruḳu ḥadîs̱i) Hârût ve Mârût; Corcî Zeydân’ın on iki cilt olup Leknev’de (1253) ve Lahor’da (1888) basıldığını ileri sürdüğü hadise dair ed-Dîbâce (Âdâb, III, 176; Ziriklî, I, 178); ed-Dürer fi’n-nafaḳati’l-ḳalîle; ed-Dürrü’l-manẓûm veya el-Muʿaşşerât (Brockelmann, GAL, II, 84); Edebü’ż-żayf ve’l-mużayyif (Brockelmann, GAL, I, 83); Esne’l-meṭâlib fî ṣılati’l-eḳārib (Brockelmann, GAL Suppl., II, 76); Fihrist müstaʿcel ve ʿulâle müteḥammil (Abdülhay el-Kettânî, II, 930); Ḥadîs̱ü Aḥmed b. Ḫuzeyme (bu eserden yapılmış seçmeler için bk. Brockelmann, GAL Suppl., I, 75); el-Ḫiṣâlü’l-vâride bi-ḥüsni’l-ittiṣâl; el-İḫlâṣ (eserden yapılmış seçmeler için bk. Brockelmann, GAL Suppl., I, 75); el-İlhâmü’ṣ-ṣâdır ʿani’l-inʿâmi’l-vâfir; İrşâdü’l-ʿibâd (Brockelmann, GAL, II, 76); İlsâḳu ʿuvâri’l-heves limen lem yefhemi’l-ıżṭırâb fî ḥadîs̱i’l-besmele ʿan Enes (Brockelmann, GAL Suppl., II, 75); İsnâdü’l-ḫamse (Brockelmann, GAL, II, 76); İttibâʿu’l-es̱er fî riḥleti İbn Ḥacer; hadise dair olup Bâlîzâde Mustafa Efendi ve daha başkaları tarafından şerhedildiği söylenen el-Ḳuṣârâ (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1327); Aclûnî’nin Keşfü’l-ḫafâ adlı eserini kaleme alırken çok faydalandığı anlaşılan (I, 6, 7, 8) el-Leʾâli’l-mens̱ûre fi’l-eḥâdîs̱i’l-meşhûre; Menâḳıbü’ş-Şeyḫ Ebi’l-ʿAbbâs Aḥmed el-Ḥarrâr; Irâkī’nin el-Mevridü’l-henî fi’l-mevlidi’n-nebî adlı eserine yazılmış muhtasar (Brockelmann, İbn Hacer’in bu konudaki eserinin adının Mevlidü’n-nebî olduğunu, günümüze gelen şerh ve hâşiyelerinin bulunduğunu söylemektedir, bk. GAL, II, 83; Suppl., II, 74); el-Muġnî fî żabṭi’l-esmâʾ ve’l-ensâb (Medine, el-Mektebetü’l-Muhammediyye’de [Esmâü’r-ricâl, nr. 4] bir nüshasının bulunduğu kaydedilmektedir: Brockelmann, GAL Suppl., II, 75); Muḫtaṣarü’t-Tenbîh; Münteḫab laṭîf min Kitâbi’l-Meslât li-Ebî Ḥayyân; Münteḫabü Riḥleti İbn Rüşeyd; Münteḳā Zevâʾidi’l-elġāz li’l-Ġazzî; Riḥle min Mıṣr ilâ Dımaşḳ; Risâle fî ḥaḳḳi’l-eḥâdîs̱ (Brockelmann, GAL Suppl., II, 76); er-Risâletü’l-ġarriyye (ʿizziyye, ġazziyye) fi’l-ḥisâb; Risâle fi’l-cevâb ʿan esʾile ʿuriżat ʿaleyh (Brockelmann, GAL, II, 76); Ebü’l-Feth el-Kāhirî’nin S̱ebet’inden derlendiği söylenen (Hediyyetü’l-ʿârifîn, I, 129) Sülve fî ḫaberi Kilve (Sülvet s̱ebetü Kilvet; benzeri için bk. Brockelmann, GAL, II, 539); es-Sîre (es-Sîretü’n-nebeviyye); Abdülganî el-Ezdî’nin Müştebihü’n-nisbe’sinin üzerine yazıldığı söylenen Tavżîḥu’l-Müştebih; Tuḥfetü ehli’t-taḥdîs̱ ʿan şüyûḫi’l-ḥadîs̱ (Ziriklî eserin üç cilt olduğunu söylemektedir, el-Aʿlâm, I, 178; Brockelmann, GAL Suppl., II, 75); Târîḫu’l-Medîneti’l-münevvere (Brockelmann, GAL Suppl., II, 75); Tercemetü’n-Nevevî; Tercemetü es-Seyyid Aḥmed el-Bedevî (Brockelmann, GAL, I, 83). Ayrıca İbn Hacer’in hiçbir kaynakta zikredilmeyen Ġāyetü’n-nefʿ fî şerḥi tems̱îli’l-müʾmin bi-ḫâṣṣati’z-zerʿ adlı bir eserinin yayımlandığı (Kahire 1358/1940) kaydedilmektedir (Sâlihiyye, II, 152).

Müellifleri bilinen bazı eserler de İbn Hacer’e nisbet edilmiştir. Ahmed b. Muhammed el-Kastallânî’nin el-Fetḥu’l-mevâhibî fî menâḳıbi’ş-Şâfiʿî’si (bazı kaynaklarda el-Fetḥu’l-Vehbî fî menâḳıbi’ş-Şâṭıbî adıyla geçmektedir, bk. Şâkir Mahmûd Abdülmün‘im, İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî, I, 678), Ahmed b. Muhammed b. Ahmed b. Ebû Bekir b. Zeyd el-Mevsılî’nin (ö. 870/1465-66) Meḥâsinü’l-mesâʿî fî menâḳıbi’l-İmâm Ebî ʿAmr el-Evzâʿî’si, İbn Hacer el-Heytemî’nin el-Ecvibetü’z-zekiyye ʿan teʾḫîri’l-ʿamel ve taḳdîmi’n-niyye’si (Brockelmann, GAL Suppl., II, 75), yine İbn Hacer el-Heytemî’nin Şerḥu’l-İrşâd’ı (Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 69), muhtemelen yine İbn Hacer el-Heytemî’ye ait olan Tuḥfetü’l-muḥtâc bi-şerḥi’l-Minhâc’ı bunlardan bazılarıdır.

İbn Hacer’in hayatı ve eserlerine dair talebesi Sehâvî el-Cevâhir ve’d-dürer fî tercemeti şeyḫi’l-İslâm İbn Ḥacer adıyla bir kitap kaleme almış (nşr. Hâmid Abdülmecîd, Tâhâ ez-Zeynî, Kahire 1406/1986), bu kitap İbn Hacer üzerinde yapılan bütün araştırmalara kaynak teşkil etmiştir. Sabri Hâlid Kavaş (Sabri Khalid Kawash), Ibn Hajar al-Asqalānī (1372-1449 A.D.): A Study of the Background, Education and Career of a ʿĀlim in Egypt adlı doktora çalışmasında (Princeton University, 1969) İbn Hacer’in ilmî kişiliğini incelemiş, Şâkir Mahmûd Abdülmün‘im, İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî ve dirâsetü muṣannefâtihî ve menhecihî ve mevâridihî fî Kitâbi’l-İṣâbe (I-, Bağdat, ts. [Dârü’r-risâle]; I-II, Beyrut 1417/1997) adlı doktora tezinde İbn Hacer’in hayatını ve özellikle eserlerini geniş şekilde araştırmış, Abdüssettâr eş-Şeyh de el-Ḥâfıẓ İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî emîrü’l-müʾminîn fi’l-ḥadîs̱ (Dımaşk 1412/1992) adıyla bir eser yazmıştır. Âftâb Ahmed Rahmânî, “The Life and Works of Ibn Hajar al-Asqalānī” adlı makalesinde (bk. bibl.) onun hayatı ve eserleri, Muhammed Kemâleddin İzzeddin et-Târîḫ ve’l-menhecü’t-târîḫî li’bn Ḥacer el-ʿAsḳalânî adlı kitabında (Beyrut 1404/1984) hayatı ve özellikle İnbâʾü’l-ġumr’daki metodu üzerinde durmuş, İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî müʾerriḫen adlı çalışmasında ise (Beyrut 1407/1987) bir önceki eserini özetlemiştir. Abdurrahman el-Bûsîrî de İbn Hacer’le Bedreddin el-Aynî arasındaki ihtilâfa dair Mübtekirâtü’l-leʾâlî ve’d-dürer fi’l-muḥâkemeti beyne’l-ʿAynî ve’bni Ḥacer’i kaleme almıştır (nşr. Süleyman Muhammed er-Rûbî – Hâdî Arefe, Trablusgarp 1959; Kahire 1401/1981). İbn Hacer’in muhaliflerinden Alemüddin Sâlih b. Ömer el-Bulkīnî’nin el-Fücer ve’l-bücer fî tercemeti İbn Ḥacer adlı bir kitap yazdığı (Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 618), Abdullah b. Zeynüddin b. Ahmed el-Busravî eş-Şâfiî’nin İbn Hacer’in biyografisine dair Cümânü’d-dürer adlı bir eser kaleme aldığı (Murâdî, III, 87) ve bu eserin Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye’de bulunduğu (Ziriklî, IV, 88) zikredilmiştir. Brockelmann, Şehâbeddin Ahmed b. Muhammed el-Mukrî el-Fâsî’nin Tenâsüḳu’d-dürer fî tercemeti İbn Ḥacer adıyla bir eser kaleme aldığını, bunun da muhtemelen Ebû Abdullah Muhammed b. Ali el-Hâc eş-Şâtıbî tarafından el-Cümân min muḫtaṣarı Aḫbâri’z-zamân adıyla ihtisar edildiğini ileri sürmekteyse de (GAL Suppl., II, 73) bu muhtasarın Ali b. Hüseyin el-Mes‘ûdî’nin Aḫbârü’z-zamân’ı ile ilgili bir çalışma olduğu anlaşılmaktadır (Muhammed Kürd Ali, III [1971], s. 239-240)

BİBLİYOGRAFYA
İbn Hacer, Fetḥu’l-bârî (Hatîb), II, 168-169, 483-489; V, 193; VII, 463-464, 506, 531; VIII, 197-198, 441, 554, 580-581, 611; IX, 375, 430-431; X, 185; XI, 13; a.mlf., el-Mecmaʿu’l-müʾesses li’l-muʿcemi’l-müfehres (nşr. Yûsuf Abdurrahman el-Mar‘aşlî), Beyrut 1415/1994, I, 79-201, 434; II, 27-81, 294-351, 483, 559-571; III, 120-122, 196, 256; a.mlf., İntiḳāḍü’l-iʿtirâż fi’r-red ʿale’l-ʿAynî fî şerḥi’l-Buḫârî (nşr. Hamdî Abdülmecîd es-Silefî – Subhî es-Sâmerrâî), Riyad 1413/1993, I, 79; a.mlf., İnbâʾü’l-ġumr, I, 3-4; VIII, 39; a.mlf., Taġlîḳu’t-taʿlîḳ ʿalâ Ṣaḥîḥi’l-Buḫârî (nşr. Saîd Abdurrahman Mûsâ el-Kazekî), Beyrut-Dımaşk 1405/1985, tür.yer.; ayrıca bk. neşredenin girişi, I, 23-250; a.mlf., Taʿcîlü’l-menfaʿa bi-zevâʾidi ricâli’l-eʾimmeti’l-erbâʿa (nşr. İkrâmullah İmdâdü’l-Hak), I-II, Beyrut 1416/1996; a.mlf., el-İṣâbe (Bicâvî), VI, 369, 395; a.mlf., Tebṣîrü’l-müntebih, I, 414-415; IV, 1511-1513; a.mlf., Tevâli’t-teʾsîs (nşr. Ebü’l-Fidâ Abdullah el-Kādî), Beyrut 1406/1986, s. 49; a.mlf., Dîvânü’l-Ḥâfıẓ İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî (nşr. Subhî Reşâd Abdülkerîm), Tanta 1410/1990, s. 19-71; a.mlf., “Fetvâ fî kitâbeti’t-târîḫ” (nşr. Fuâd Seyyid, MMMA, II/1, [1375/1956] içinde), s. 162-177; Begavî, Meṣâbîḥu’s-sünne (nşr. Yûsuf Abdurrahman el-Mar‘aşlî v.dğr.), Beyrut 1407/1987, neşredenin girişi, I, 77-96; Fâsî, Ẕeylü’t-Taḳyîd fî ruvâti’s-sünen ve’l-mesânîd (nşr. Kemâl Yûsuf el-Hût), Beyrut 1410/1990, I, 352-357; Takıyyüddin İbn Fehd, Laḥẓü’l-elḥâẓ (nşr. Hüsâmeddin el-Kudsî, Ẕeylü Teẕkireti’l-ḥuffâẓ li’ẕ-Ẕehebî içinde), Haydarâbâd 1376/1956 ⟶ Beyrut, ts. (Dâru İhyâi’t-türâsi’l-Arabî), s. 326-343; İbn Tağrîberdî, el-Menhelü’ṣ-ṣâfî, II, 16-32; Necmeddin İbn Fehd, Muʿcemü’ş-şüyûh (nşr. Muhammed ez-Zâhî – Hamed el-Câsir), Riyad 1982, s. 70-78; Sehâvî, el-Cevâhir ve’d-dürer fî tercemeti şeyḫi’l-İslâm İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî (nşr. Hâmid Abdülmecîd – Tâhâ ez-Zeynî), Kahire 1406/1986; a.mlf., eḍ-Ḍavʾü’l-lâmiʿ, II, 36-40; X, 315-317; a.mlf., et-Tibrü’l-mesbûk fî ẕeyli’s-Sülûk, Kahire, ts. (Mektebetü’l-Külliyâti’l-Ezher), s. 230-236; a.mlf., eẕ-Ẕeyl ʿalâ Refʿi’l-ʿiṣr (nşr. Cûde Hilâl – M. Mahmûd Subh), s. 75-89; Süyûtî, Ḥüsnü’l-muḥâḍara, I, 363-366; a.mlf., Naẓmü’l-ʿiḳyân, Beyrut, ts. (el-Mektebetü’l-ilmiyye), s. 45-53, 179; a.mlf., Tedrîbü’r-râvî, II, 298; Taşköprizâde, Miftâḥu’s-saʿâde, II, 412-415; İbn İyâs, Bedâʾiʿu’z-zühûr, II, 268-270; İbn Tolun, el-Ḳalâʾidü’l-cevheriyye fî târîḫi’ṣ-Ṣâliḥiyye (nşr. M. Ahmed Dehmân), Dımaşk 1400/1980, II, 454-457; İbnü’l-Kādî, Dürretü’l-ḥicâl, I, 64-72; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 7, 8, 12, 21, 24, 28, 58, 60, 69, 106, 116, 117, 126, 157, 162, 167, 170-171, 175, 195, 200, 204, 215, 228, 237, 245, 254, 257, 292, 301, 305, 307, 339-340, 354, 363, 375, 400, 418, 420, 421, 464, 465, 503, 508, 545-548, 551, 552, 555, 600, 608, 618, 705, 706, 748, 751, 765, 835, 838, 877, 909, 919, 930, 935; II, 961, 977, 990, 1039, 1052, 1062, 1097, 1141, 1162, 1275, 1295, 1296, 1316-1317, 1327, 1328, 1351, 1481, 1510, 1511, 1541, 1548, 1604, 1660, 1684, 1691, 1697, 1714, 1792, 1822, 1830, 1840, 1842, 1848, 1856, 1860, 1917, 1923, 1932, 1936-1937, 1945, 2003, 2030, 2036; İbnü’l-İmâd, Şeẕerât, VII, 272; Aclûnî, Keşfü’l-ḫafâʾ (nşr. Ahmed el-Kalâş), Kahire, ts. (Dârü’t-Türâs), I, 6, 7, 8; Murâdî, Silkü’d-dürer, III, 87; Şevkânî, el-Bedrü’ṭ-ṭâliʿ, I, 87-92; Keşmîrî, Feyżü’l-bârî ʿalâ Ṣaḥîḥi’l-Buḫârî, Kahire 1357/1938, I, 38; Hediyyetü’l-ʿârifîn, I, 128-130; Îżâḥu’l-meknûn, I, 69; Serkîs, Muʿcem, I, 77-81; Brockelmann, GAL, I, 82, 84, 445; II, 81-84, 91; Suppl., I, 777; II, 73-76, 617; M. Mustafa Ziyâde, el-Müʾerriḫûn fî Mıṣr fi’l-ḳarni’l-ḫâmis ʿaşer el-mîlâdî, Kahire 1954, s. 17-20; Abbas el-Azzâvî, et-Taʿrîf bi’l-müʾerriḫîn fî ʿahdi’l-Moġol ve’t-Türkmân, Bağdad 1376/1957, I, 233-236; Abdurrahman el-Bûsîrî, Mübtekirâtü’l-leʾâlî ve’d-dürer fi’l-muḥâkemeti beyne’l-ʿAynî ve’bni Ḥacer (nşr. Süleymân Muhammed er-Rûbî – Hâdî Arefe), Trablusgarp 1959; Sezgin, GAS, I, 122, 128-129; Abdülhay el-Kettânî, Fihrisü’l-fehâris, I, 321-337; II, 881-882, 930, 990; Müneccid, Muʿcem, I, 12-13; II, 19-20; M. Abdullah İnân, Müʾerriḫû Mıṣri’l-İslâmiyye ve meṣâdirü’t-târîḫi’l-İslâmiyye, Kahire 1388/1969, s. 105-114; Sabri Khalid Kawash, Ibn Hajar al-Asqalānī (1372-1449 A.D.): A Study of the Background, Education and Career of a ‘Ālim in Egypt (doktora tezi, 1969), Princeton University; Elbânî, Maḫṭûṭâti, s. 43-45, 185; C. Zeydân, Âdâb, III, 174-177; Ziriklî, el-Aʿlâm (Fethullah), I, 178-179; IV, 88; VI, 120; M. Kemâleddin İzzeddin, et-Târîḫ ve’l-menhecü’t-târîḫî li’bn Ḥacer el-ʿAsḳalânî, Beyrut 1404/1984, s. 200-207; a.mlf., İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî müʾerriḫen, Beyrut 1407/1987; Sâlih Yûsuf Ma‘tûk, Bedrüddîn el-ʿAynî ve es̱eruhû fî ʿilmi’l-ḥadîs̱, Beyrut 1407/1987, s. 225-250; Muhammed İsâm Arrâr el-Hüseynî, İtḥâfü’l-ḳārî bi-maʿrifeti cühûd ve aʿmâli’l-ʿulemâʾ ʿalâ Ṣaḥîḥi’l-Buḫârî, Beyrut 1407/1987, s. 121; Ebû Ubeyde Meşhûr b. Hasan – Ebû Huzeyfe Râid b. Sabrî, Muʿcemü’l-muṣannefâti’l-vâride fî Fetḥi’l-bârî, Riyad 1412/1991; Abdüssettâr eş-Şeyh, el-Ḥâfıẓ İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî emîrü’l-müʾminîn fi’l-ḥadîs̱, Dımaşk 1412/1992; Sâlihiyye, el-Muʿcemü’ş-şâmil, II, 141-158; Kettânî, er-Risâletü’l-müstetrafe (Özbek), s. 173; ayrıca bk. İndeks, s. 467; Şâkir Mahmûd Abdülmün‘im, İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî ve dirâsetü muṣannefâtihî ve menhecihî ve mevâridihî fî kitâbihi’l-İṣâbe, I-II, Beyrut 1417/1997; a.mlf., “Şâʿiriyyetü İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî”, Mecelletü’l-baḥs̱i’l-ʿilmî ve’t-türâs̱i’l-İslâmî, II, Mekke 1399/1979, s. 147-165; Jacqueline Sublet, “Les maitres et les études de deux traditionnistes de l’èpoque mamelouke”, BEO, XX (1967), s. 7-99; Abdülhamîd M. el-Besyûnî, “el-Meṭâlibü’l-ʿâliye bi-zevâʾidi’l-mesânîdi’s̱-s̱emâniye”, el-Vaʿyü’l-Muḥammedî, VI/69 (1970), s. 72-84; Muhammed Kürd Ali, “Kitâbü’l-Cümân”, MMLADm., III (1971), s. 239-240; Aftab Ahmed Rahmani, “The Life and Work of Ibn Hajar al-Asqalānī”, IC, XLV/3 (1971), s. 203-212; XLV/4 (1971), s. 275-293; XLVI/1 (1972), s. 75-81; XLVII/3 (1973), s. 257-273; Abdürrezzâk Kāsım, “Menhecü İbn Ḥacer fî kitâbihî Hedyi’s-sârî”, Âdâbü’r-râfideyn, XI, Musul 1979, s. 361-403; Claude Gilliot, “Textes arabes ancien édité en Égypte au cours des années 1992 à 1994, 1994-1996”, MIDEO, XXII (1994), s. 314-315; XXIII (1997), s. 343, 354, 389-390, 419; Muhammed Abdurrahman el-Ehdel, “Eḍvâʾ ʿalâ Nüzheti’l-elbâb fi’l-elḳāb li’l-ḥâfıẓ İbn Ḥacer el-ʿAsḳalânî”, ʿÂlemü’l-kütüb, XVIII/6, Riyad 1418/1997, s. 483-489; C. Van Arendonk, “İbn Hacerü’l-Askalânî”, İA, V/2, s. 735-737; F. Rosenthal, “Ibn Ḥad̲j̲ar al-ʿAsḳalānī”, EI2 (Fr.), III, 799-802; Asri Çubukçu, “Çakmak, el-Melikü’z-zâhir”, DİA, VIII, 193; Abbas Zeryâb, “İbn Ḥacer-i ʿAsḳalânî”, DMBİ, III, 319-331.
Bu madde ilk olarak 1999 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 19. cildinde, 514-531 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.