İBN NÜCEYM, Zeynüddin

زين الدين ابن نجيم
Müellif:
İBN NÜCEYM, Zeynüddin
Müellif: AHMET ÖZEL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1999
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-nuceym-zeynuddin
AHMET ÖZEL, "İBN NÜCEYM, Zeynüddin", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-nuceym-zeynuddin (19.11.2019).
Kopyalama metni
926 (1520) yılında Kahire’de doğdu. Adı kaynaklarda Zeynelâbidîn veya kısaca Zeyn olarak da geçmekte, dedelerinden Nüceym adlı birine nisbetle İbn Nüceym olarak anılmaktadır. Şerefeddin el-Bulkīnî, İbnü’ş-Şelebî diye tanınan Şehâbeddin Ahmed b. Yûnus el-Mısrî, Emînüddin Muhammed b. Abdülâl ed-Dımaşkī, Ebü’l-Feyz es-Sülemî, İbnü’l-Halebî, Nûreddin ed-Deylemî el-Mâlikî ve Şukayr el-Mağribî gibi âlimlerden ders aldı; erken yaşta fetva ve ders vermeye başladı. İbn Kutluboğa ile (ö. 879/1474) Burhâneddin İbnü’l-Kerekî (ö. 922/1516) İbnü’l-İmâd tarafından onun hocaları arasında zikredilmekte, İbn Nüceym’in eserlerini neşreden Abdülazîz el-Vekîl, Halîl el-Meys ve Muhammed Mutî‘ el-Hâfız gibi çağdaş araştırmacılar da bu hatayı tekrarlamaktadırlar (ayrıca bk. DMBİ, V, 38). Döneminde Mısır’ın önde gelen Hanefî âlimlerinden biri olan İbn Nüceym tasavvufa da yönelip Şeyh Süleyman el-Hudayrî vasıtasıyla tarikata intisap etti. Abdülvehhâb eş-Şa‘rânî, İbn Nüceym’in öğrenimi bırakma konusunda kendisine danıştığını ve kendisinin ona tahsilden sonra tarikata intisap etmesi tavsiyesinde bulunduğunu kaydeder. Şa‘rânî ayrıca İbn Nüceym’in, etrafında geniş bir ders halkası teşekkül eden faziletli bir zat olduğunu, onunla on yıl arkadaşlık yaptığını ve 953 (1547) yılında hacca birlikte gittiklerini belirtir (Gazzî, III, 154; Leknevî, s. 113). Kaynaklarda İbn Nüceym’in yetiştirdiği birçok talebe arasında kardeşi Sirâceddin İbn Nüceym, Şemseddin Muhammed b. Abdullah et-Timurtaşî, Kemâleddin İbn Ebû Şerîf el-Makdisî’nin torunu Muhammed b. Ali el-Alemî anılmaktadır.

İbn Nüceym 8 Receb 970 (3 Mart 1563) tarihinde Kahire’de vefat etti ve Sükeyne bint Hüseyin b. Ali’nin kabri yakınında defnedildi. Bu tarih, onunla ilgili bazı bilgileri kardeşi Sirâceddin İbn Nüceym’den alan Takıyyüddin et-Temîmî tarafından kaydedildiği gibi (eṭ-Ṭabaḳātü’s-seniyye, III, 275), oğlu Ahmed’in derlediği Resâʾilü İbn Nüceym’in önsözünde (s. 7) ve Ha-mevî’nin el-Eşbâh ve’n-neẓâʾir hâşiyesinde de geçmektedir (Leknevî, s. 134). Ancak Temîmî vefat gününü 7 Receb, Gazzî ise talebesi Muhammed el-Alemî’den naklen ölüm tarihini 969 (1562) olarak kaydeder (el-Kevâkibü’s-sâʾire, III, 154).

Eserleri. 1. el-Baḥrü’r-râʾiḳ. Ebü’l-Berekât en-Nesefî’ye ait Kenzü’d-deḳāʾiḳ adlı eserin önemli şerhlerinden biridir. İbn Nüceym’in “el-İcâretü’l-fâside” bahsine kadar getirdiği esere Muhammed b. Hüseyin et-Tûrî bir tekmile yazmıştır. el-Baḥrü’r-râʾiḳ, kenarında İbn Âbidîn’in Minḥatü’l-ḫâliḳ adlı hâşiyesi olarak basılmıştır (I-VIII, Kahire 1311, 1323, 1334; son cilt tekmiledir). 2. el-Eşbâh ve’n-neẓâʾir*. Bu tür eserlerin en önemlilerinden olup Mecelle’nin hazırlanması sırasında eserden önemli ölçüde faydalanılmıştır. Çeşitli neşirleri yapılan (Kalküta 1241; Kahire 1290, 1298, 1322; nşr. M. Abdülazîz el-Vekîl, Kahire 1387/1968; nşr. M. Mutî‘ el-Hâfız, Dımaşk 1403/1983) el-Eşbâh üzerine birçok şerh ve hâşiye yazılmış, bunların önemli bir kısmı basılmıştır. Gedizli Mehmed Efendi, bazı ekleme ve çıkarmalar yaparak eseri Müfâdü’l-Eşbâh adıyla yeniden düzenlemiştir (DİB Ktp., nr. 3761). 3. el-Fevâʾidü’z-Zeyniyye fî meẕhebi (fıḳhi)’l-Ḥanefiyye. Müellifin el-Eşbâh’tan önce kaleme aldığı eser çeşitli konularla ilgili umumi kaideleri ve istisnalarını ihtiva etmektedir (Kalküta 1244; bk. Brockelmann, GAL Suppl., II, 426; nşr. Ebû Ubeyde Meşhûr b. Hasan Âlü Süleyman, Demmâm 1414/1994). İbn Nüceym, el-Eşbâh ve’n-neẓâʾir’in önsözünde (nşr. M. Mutî‘ el-Hâfız, s. 10) bu eserde 500 kadar kaideyi, oğlu Ahmed ise Resâʾilü İbn Nüceym’in mukaddimesinde (s. 7) babasının 1000’i aşkın kaideyi tesbit ettiğini belirtirse de Ebû Ubeyde neşrinde eserde 225 kaide yer almakta-dır. 4. el-Fetâva’z-Zeyniyye (Fetâvâ İbn Nüceym). Müellifin oğlu Ahmed, yine Resâʾil’in mukaddimesinde (s. 7), daha sonra babasının verdiği 1000’i aşkın fetvayı el-Fetâva’z-Zeyniyye fî fıḳhi’l-Ḥanefiyye adıyla fıkıh bablarına göre düzenlediğini söylerse de eserin önsözünde, el-Fetâva’l-Ġıyâs̱iyye ile birlikte (Bulak 1322) talebesi Şemseddin Muhammed b. Abdullah b. Ahmed el-Hatîb (Timurtaşî) tarafından derlendiği kaydedilmiştir. Yazma nüshalarından da eserin iki tertibi olduğu anlaşılmaktadır (Brockelmann, GAL, II, 401; Suppl., II, 426). Haskefî bu iki tertibi el-Cemʿ beyne fetâvâ İbn Nüceym adıyla birleştirmiştir. Eser, Hasan Re’fet b. İbrâhim Rüşdî el-İstanbûlî tarafından her fetvanın tercümesinden sonra asıl ibaresi de verilerek Fetâvâ-yı İbn Nüceym (Hulâsa-i İbn Nüceym) adıyla Türkçe’ye çevrilmiştir (İstanbul 1289). Çeşmîzâde Hâlis de Netîcetü’l-Fetâvâ, Fetâvâ-yı Ali Efendi, Behcetü’l-fetâvâ, Fetâvâ-yı Abdürrahîm, Fetâvâ-yı Feyziyye ile birlikte Fetâvâ İbn Nüceym’deki fetvaları tekrarları çıkarmak suretiyle Hulâsatü’l-ecvibe (İstanbul 1289) adlı eserinde toplamıştır. 5. er-Resâʾilü’z-Zeyniyye. Müellifin, çeşitli zamanlarda kendisine sorulan sorularla ilgili olarak kaleme aldığı kırk bir risâle, vefatından sonra oğlu Ahmed tarafından derlenerek kitap haline getirilmiştir. Eser, müellifin haraca dair bir risâlesi de eklenerek önce el-Eşbâh ve’n-neẓâʾir’in Ahmed b. Muhammed el-Hamevî’ye ait Ġamzü ʿuyûni’l-beṣâʾir adlı şerhinin sonunda basılmış (İstanbul 1290), daha sonra buna iki risâle ilâvesiyle Halîl el-Meys tarafından Resâʾilü İbn Nüceym adıyla neşredilmiştir (Beyrut 1400/1980, sayıları yetmişi aşan risâlelerinin bir listesi için bk. Brockelmann, GAL, II, 401-403; Suppl., II, 426-427). Bunlardan Risâle fî nikâḥi’l-fużûlî müstakil olarak (İstanbul 1306), büyük ve küçük günahlar (İsmâil b. Sinân es-Sivâsî’nin şerhiyle), besmele çekilmeden kesilen hayvan, adak ve dört mezhebe göre namazın esaslarına dair dört risâle, Kemalpaşazâde’nin Eş‘arî ve Mâtürîdîler arasındaki ihtilâflara dair bir risâlesiyle birlikte ayrıca basılmıştır (Ḫams Resâʾil, İstanbul 1304). 6. Fetḥu’l-ġaffâr fî şerḥi’l-Menâr (I-II, Kahire 1355). Ebü’l-Berekât en-Nesefî’nin fıkıh usulüne dair Menârü’l-envâr adlı eserinin şerhidir.

İbn Nüceym’in bunlardan başka Ḥâşiyetü Câmiʿi’l-fuṣûleyn, Lübbü’l-uṣûl fî taḳrîri’l-uṣûl (İbnü’l-Hümâm’ın et-Taḥrîr’inin muhtasarıdır) adlı eserleriyle (Brockelmann, GAL, II, 99, 402; Suppl., II, 426; DMBİ, V, 38) el-Hidâye üzerine bir ta‘likası vardır (Resâʾilü İbn Nüceym, s. 7; İbnü’l-İmâd, VIII, 358). Brockelmann, Sirâceddin İbn Nüceym’in İcâbetü’s-sâʾil ve Tetimme fi’l-furûḳ mine’l-Eşbâh adlı eserlerini Zeynüddin İbn Nüceym’e nisbet etmiştir (GAL, II, 401; Suppl., II, 87, 427).

BİBLİYOGRAFYA
İbn Nüceym, el-Eşbâh ve’n-neẓâʾir (nşr. Abdülazîz el-Vekîl), Kahire 1387/1968, neşredenin girişi, s. 3-5; a.e. (nşr. M. Mutî‘ el-Hâfız), Dımaşk 1403/1983, neşredenin girişi, s. 5-17; a.mlf., Resâʾilü İbn Nüceym (nşr. Halîl el-Meys), Beyrut 1400/1980, neşredenin girişi, s. c-d, 1-4, 7; a.mlf., el-Fevâʾidü’z-Zeyniyye (nşr. Ebû Ubeyde Meşhûr b. Hasan), Demmân 1414/1994, neşredenin girişi, s. 29-34; Temîmî, eṭ-Ṭabaḳātü’s-seniyye, III, 275-276; Gazzî, el-Kevâkibü’s-sâʾire, III, 154; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 98-100, 356, 358, 374, 566, 728, 847, 910, 965; II, 1515, 1661, 1823; İbnü’l-İmâd, Şeẕerât, VIII, 358; Atâî, Zeyl-i Şekāik, I, 34; İbn Âbidîn, Reddü’l-muḥtâr, Bulak 1272, I, 4, 14; Leknevî, el-Fevâʾidü’l-behiyye, s. 113, 134-135; Mecelle, İstanbul 1305, s. 6; Hediyyetü’l-ʿârifîn, I, 378; Serkîs, Muʿcem, I, 265-266, 375, 828; C. Zeydân, Âdâb, III, 358; Ali Paşa Mübârek, el-Ḫıṭaṭü’t-Tevfîḳıyye, Kahire 1305, V, 45-46; Brockelmann, GAL, II, 87, 99, 401-403; Suppl., II, 87, 250, 252, 425-427; Ziriklî, el-Aʿlâm, III, 104; Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, IV, 192; Âyide İbrâhim Nusayr, el-Kütübü’l-ʿArabiyyetü’lletî nüşiret fî Mıṣr beyne ʿâmey 1900-1925, Kahire 1983, s. 98-99; a.mlf., el-Kütübü’l-ʿArabiyyetü’lletî nüşiret fî Mıṣr fi’l-ḳarni’t-tâsiʿ ʿaşer, Kahire 1990, s. 77; Ahmet Özel, Hanefi Fıkıh Âlimleri, Ankara 1990, s. 116-117; a.mlf., “İbn Nüceym (Hayatı ve Eserleri)”, Atatürk Üniversitesi İslâmî İlimler Fakültesi Dergisi, III/1-2, Erzurum 1979, s. 361-378; Muhammed er-Rahîl Garâyibe, “Dirâse taḥlîliyye ve naḳdiyye li-Kitâbi’l-Eşbâh ve’n-neẓâʾir fi’l-fıḳhi’l-Ḥanefî”, Müʾte li’l-buḥûs̱ ve’d-dirâsât, XI/6, Mü’te 1417/1996, s. 433-472; Kāmûsü’l-a‘lâm, IV, 2445; Th. W. Juynboll, “İbn Nüceym”, İA, V/2, s. 777; J. Schacht, “Ibn Nud̲j̲aym”, EI2 (İng.), III, 901; Mehdî Selmâsî, “İbn Nüceym”, DMBİ, V, 38-39.
Bu madde ilk olarak 1999 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 20. cildinde, 236-237 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.