KOSOVA

Bölümler İçin Önizleme
  • 1/2Müellif: MÜNİR AKTEPEBölüme Git
    Aslı Kosovo olan kelimenin Slav, Bulgar ve Çek dillerinde “karatavuk” mânasındaki kostan geldiği ileri sürülür. Osmanlı kaynaklarında bazan “kef” harf...
  • 2/2Müellif: MUHAMMED ARUÇİBölüme Git
    Osmanlı Dönemi Sonrası (1913-2002). I. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Krallık Yugoslavyası döneminde Kosova’nın sosyal ve etnik yapısında değişmeler ...
1/2
Müellif:
KOSOVA
Müellif: MÜNİR AKTEPE
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2002
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kosova#1
MÜNİR AKTEPE, "KOSOVA", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kosova#1 (14.10.2019).
Kopyalama metni
Aslı Kosovo olan kelimenin Slav, Bulgar ve Çek dillerinde “karatavuk” mânasındaki kostan geldiği ileri sürülür. Osmanlı kaynaklarında bazan “kef” harfiyle “Kösova” şeklinde de yazılmıştır. Kelimenin aslının Kosa, Köseova vb. kelimelerden geldiğine dair rivayetler de mevcuttur. Âşıkpaşazâde’nin Târih’inde, Neşrî’nin Cihannümâ’sında ve Hoca Sâdeddin Efendi’nin Tâcü’t-tevârîh’inde “Kûsova” şeklinde kayıtlıdır. Balkan yarımadasında meşhur bir ovanın adı olan Kosova XIX. yüzyılın sonlarına doğru başşehri Üsküp olan, Osmanlı Devleti’nin bir vilâyeti olarak görülmektedir.

Kosova ovası Balkan yarımadasının ortasında kuzeybatıdan güneydoğuya doğru uzanır ve 502 km2’lik bir alanı kapsar. Ormanlarla kaplı dağlarla çevrilen ovanın toprakları verimlidir, deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 500-600 m. arasında değişir. Havzanın suları birçok küçük ırmakla bir kısmı önce İbri (İbar) ve Morava nehirlerine, bunlar aracılığıyla da Tuna’ya, bir kısmı da Drin kolları ile toplanarak Adriya denizine karışır. Kosova’nın özellikle Novobërdo yöresi maden yatakları bakımından çok zengindir. Coğrafî mevkii bakımından orta ve yeni zamanlarda ticaret yollarının birleştiği önemli bir merkez olan Kosova ovası İlkçağ’lardan itibaren tarih boyunca birçok kavmin istilâsına uğramıştır. Antik dönemde Kosova bölgesinin Dardania olarak zikredildiği ve milâttan önce IV. yüzyılda burada Dardania Krallığı’nın kurulduğu ileri sürülmektedir. Milâttan önceki asırlardan beri meskûn olan bölge, Roma İmparatorluğu’nun 395 yılında ikiye ayrılmasından sonra Doğu Roma İmparatorluğu’nun sınırları içinde kaldı. Ortaçağ’ın başlarında Alanlar, Hunlar, Vizigotlar ve Bulgarlar Kosova ovasına hâkim oldular. 547-548’de bölgeye ilk Slav akınları başladı. Güney tarafından yavaş yavaş ilerleyen Slavlar, Balkanlar’ın kuzeybatı kesimine gelen Avarlar’ın baskısıyla dağıldılar. Kosova Avar etkisi altına girdi. VII. yüzyıl ortalarında Sırp ve Hırvatlar’dan oluşan Slavlar, Karadağ’ın sınır bölgelerinden Kuzey Arnavutluk’a girdiler. Bir yandan Bizans’ın baskısı, öte yandan X. yüzyılın ilk yarısında Bulgar istilâsı yüzünden Kosova bölgesinin bazı kısımları Sırplar, Bulgarlar ve Bizanslılar arasında zaman zaman el değiştirdi. Batıdan Arnavutlar Kosova’ya doğru yayılmaya başladı. Ardından burası bazan Sırp banlarının hâkimiyetine geçti, bazan da Bizans’a tâbi banlar tarafından idare edildi. Sırplar’ın tam olarak Kosova’ya doğru yayılmaları XII. yüzyılın sonlarında başladı. 1160’lı yıllardan itibaren Kosova’nın kuzeyine düşen Rascia (Raška) topraklarında bir hânedan kuran Stefan Nemanja, 1196’da krallıktan ayrılıncaya kadar Doğu Kosova’yı ele geçirmişti. Oğlu Stefan da Batı Kosova’nın büyük bölümünü hâkimiyeti altına aldı ve böylece Kosova, Sırp Krallığı’nın idaresi altına girdi (1216).

Osmanlılar zamanında Kosova ovasına ilk önemli hareket 1388’de Yaralı Doğan Bey tarafından yapıldı. Osmanlı kaynaklarına göre, Osmanlı akıncılarının Ploçnik’te yenilmesi üzerine I. Murad’ın emriyle Çandarlı Ali Paşa Tuna sahillerine kadar olan bölgeyi vurmuş, bu arada Kosova’nın Sırp hâkimine de haber göndermiş ve Osmanlı himayesini kabul etmesini bildirmişti. Fakat onun bu teklifi reddetmesi üzerine Doğan Bey Kosova’ya bir yağma harekâtı yapmış ve pek çok esir almıştı. Bunun üzerine Sırp banı gönderdiği bir elçiyle esirlerin iadesi halinde bir kale verme vaadinde bulunmuştu (Hoca Sâdeddin, I, 113).

Sırp Kralı Lazar’ın öncülüğünde Osmanlılar’a karşı oluşturulan müttefik kuvvetlerin 1389 yılında yenilmesiyle (bk. KOSOVA SAVAŞLARI) Osmanlılar Balkanlar’da daha kalıcı olarak yerleşmiş ve Sırp Krallığı Osmanlı tâbiiyetine girmişti. I. Murad’ın savaş sırasında öldürülmesi üzerine bu padişahın iç organları şehid olduğu yere gömüldü ve buraya Meşhed-i Hudâvendigâr denildi. Yıldırım Bayezid, yeni Sırp kralı Stefan’a kendisine bağlılık yemini ettirerek Güney Kosova yöresini uç beyi Paşa Yiğit’in idaresine verip Anadolu’ya döndü. O sırada burası Üsküp sancağına bağlıydı. Kosova topraklarının büyük bir bölümünü elinde tutan Vuk Branković 1392’de Üsküp’ü Osmanlılar’a bırakmak zorunda kaldı. Bu kesim, Menemen dolaylarından getirtilen Türkler ve Anadolu’dan gelen Tatarlar’la iskân edilmeye başlandı (Âşıkpaşazâde, s. 74). Vuk Branković’in I. Bayezid’e karşı muhalif bir tavır içine girmesi üzerine 1395 veya 1396’da toprakları elinden alındı ve Osmanlılar’ın sadık müttefiki Stefan’a verildi. Birkaç yıl sonra bu topraklar Osmanlı hâkimiyetini tanıyan Vuk’un oğullarına iade edildi ve Osmanlı etkisi daha kuvvetli şekilde yerleşti. Fetret devrinde (1402-1413) Kosova bölgesi bir süre için Osmanlı nüfuzundan çıktı; bu durum 1439’a kadar sürdü. Bu tarihte Semendire’nin zaptıyla bütün Sırbistan doğrudan Osmanlı hâkimiyetine girince Kosova da Osmanlı topraklarına katıldı.

Kosova’nın, Türk tarihinde II. Kosova Savaşı’na sahne olması bakımından ayrıca önemi vardır. Macar Kralı János Hunyadi’nin önderliğinde Sırplar hariç müttefik Haçlı güçleriyle yapılan savaş üç gün sürdü, sonunda Janos kaçmak zorunda kaldı. Bu savaşta tarafsız kaldıkları için Sırplar’ın elindeki topraklara dokunulmadı. Bu sebeple Kosova sahrasının kuzey sınırlarını teşkil eden Vulçıtrın (Vuçitërn) yöresi Sırplar’ın elinde kaldı. 1455’te Fâtih Sultan Mehmed Novobërdo, Trepça, Lap vadisini ele geçirdi; Kosova’nın diğer bazı kasabaları da alındı. Böylece Kosova’nın tamamı Osmanlı idaresi altına girmiş oldu.

XV. yüzyıl ortalarından itibaren önemli olaylara sahne olan Kosova sahrasının, Fâtih Sultan Mehmed devri sonlarında düzenlenen tahrir defterlerine göre (880/1475) Rumeli beylerbeyiliğine bağlı Vulçıtrin ve Üsküp sancakları dahilinde kaldığı ve çeşitli nahiyelere ayrıldığı anlaşılmaktadır. II. Bayezid zamanına ait 892 (1487) tarihli defterde ise Vulçıtrın’ın sancak merkezi olduğu ve Kosova bölgesinin önemli bir kısmının bu sancak dahilinde kaldığı görülmektedir. XVI. yüzyılın ilk yarısında Kosova bölgesindeki sancak, nahiye ve köy teşkilâtı ile burada yaşayan halkın nüfusu, sosyal ve ekonomik meseleleri, verdikleri vergiler Vulçıtrın livâsı mufassal defterinde belirtilmiştir (BA, TD, nr. 133, 234).

Osmanlı hâkimiyetinin ilk dönemlerinde bölgenin etnik ve dinî durumunda büyük bir gelişme olmadı. 1480’lerde Prizren civarındaki köylerde müslüman nüfus yoktu. Diğer yerlerde de durum buna benzemekteydi. XVI. yüzyılın ikinci yarısında Vulçıtrın sancağında giderek müslüman nüfusta artışlar başladı. Vulçıtrın, Prizren, Priştine gibi şehirler hızlı bir şekilde büyüdü ve kalabalık müslüman nüfusa sahip merkezler haline geldi. 1582-1591 yılları arasında müslüman nüfus oranları İpek’te (Peja) % 90, Vulçıtrın’da % 80, Priştine’de % 60, Prizren’de % 56, Novobërdo’da % 37, Trepça’da % 21 ve Janjevo’da % 15’e ulaşmıştı. Müslüman nüfusun çoğunluğunu, daha önce de Kosova’nın çeşitli yerlerinde oturmakta olan ve Osmanlı idaresi kurulduktan sonra iskân sahaları genişleyen Arnavutlar teşkil ediyor, ayrıca bu kesime Anadolu’dan göçen Türkler de yoğun olarak yerleşmiş bulunuyordu.

Kosova bölgesi, XVII. yüzyılın başında idarî taksimat bakımından kuzeyden Bosna, güneyden Rumeli eyaletinin sınırları içinde yer alıyordu. 1659-1660 yıllarında Kosova ovasından geçen Evliya Çelebi, Vulçıtrin kasabasının 2000 hânelik sancak merkezi olduğunu, halkının Türkçe ve Arnavutça konuştuğunu, fakat Girit seferi dolayısıyla şehrin canlılığını kaybettiğini yazmaktadır (Seyahatnâme, V, 550 vd.). Kosova sahrası, Osmanlı hâkimiyetine geçişinden yaklaşık iki buçuk asır sonra kısa bir süre için Avusturya istilâsına mâruz kaldı. 1683 Viyana bozgunu üzerine Macaristan’ı işgal eden Avusturya ordusu 1688-1689’da Balkanlar’a girmiş ve Sırplar’ın da yardımıyla Kosova ovasını zaptetmişti. Burası o esnada, geçici olarak Rumeli valiliğine getirilen Celâlî eşkıyabaşısı Yeğen Osman Paşa’nın tahakkümü altında bulunuyordu. Avusturyalılar, Kumanova merkez olmak üzere burada bir Sırp krallığı kurma girişiminde bulunmuşlarsa da (Râşid, II, 94-95) bu topraklar, çok geçmeden Mora seraskeri Koca Halil Paşa ve Kırım Hanı Selim Giray’ın Avusturyalılar’a karşı kazandıkları zaferle tekrar Türkler’in eline geçmiştir (1690). Bu olaylardan yaklaşık bir asır sonra Buşatlı Arnavut ailesinden İşkodra mutasarrıfı Kara Mahmud Paşa devlete kafa tutmaya ve Kosova’da bazı idarî işlere müdahale etmeye başlamıştı. 1786’da I. Abdülhamid tarafından “fermanlı” ilân edilen Mahmud Paşa, üzerine gönderilen hükümet kuvvetlerini Kosova’da yendi. III. Selim onu vezirlik rütbesiyle Yenipazar sancağı seraskerliğine getirerek isyanı önledi. Kosova sahrası, bu olaydan kırk yıl kadar sonra yine aynı aileden İşkodra Valisi Mustafa Paşa ile hükümet kuvvetlerinin tekrar çarpışmasına sahne oldu. 1828-1829 yıllarında 15.000 askerle Kosova sahrasına gelen Mustafa Paşa hükümet kuvvetlerini yendi, fakat Kosovalılar’ın kendisini desteklememesi üzerine Kaçanik ve Üsküp taraflarına çekilmek zorunda kaldı, yenilgiye uğrayınca da Arnavutluk’a kaçtı.

Birkaç defa daha isyancılarla devlet kuvvetlerinin çarpışma sahası olan Kosova, Tanzimat ve Islahat fermanlarının ilânı üzerine idarî bakımdan yeni bir statüye bağlandı. Büyük devletlerin müdahalesiyle yapılan ıslahat girişimleri sırasında Doksanüç Harbi öncesinde merkezi Sofya olmak üzere Niş ve Priştine yöresini içine alan bir Kosova vilâyeti teşkil edildi. Savaştan sonra vilâyet merkezi Priştine’ye nakledildi. İlk salnâmesinden (1296/1879) anlaşıldığına göre bu tarihte Kosova vilâyeti Priştine, Üsküp, Prizren, Yenipazar ve Debre sancaklarından meydana geliyordu. Ancak bu sancaklarda zaman zaman değişiklikler olmuş, bazı kazaların başka vilâyetlere bağlanması yüzünden Kosova vilâyeti bazan küçülmüş, bazan da genişlemiştir.

Kosova vilâyeti, Ayastefanos Antlaşması’nın (1878) 15. maddesi gereğince çoğu yerli halktan oluşan özel komisyonlarla yönetilecekti. Bu komisyonların vereceği karar uygulanmadan önce Osmanlı Devleti’ne arzedilecek, Osmanlı Devleti de Rusya ile görüştükten sonra yürürlüğe girecekti. Ancak Ayastefanos Antlaşması’nı tâdil eden Berlin Antlaşması’nın 23. maddesine göre bu idare sisteminde değişiklik yapılmış, Osmanlı Devleti’nin Rusya ile değil Doğu Rumeli için kurulan Avrupa komisyonu ile istişare etmesi esası getirilmiştir. Öte yandan aynı antlaşmanın 25. maddesine göre Kosova vilâyetinin Yenipazar sancağının idaresi Osmanlı Devleti’ne bırakılmıştır. Fakat yeni idare usulünün uygulanıp uygulanmadığını denetlemek ve güvenliği sağlamak amacıyla Avusturya adı geçen sancağın her tarafında asker bulundurma, askerî ve ticarî yollar yapma yetkisini eline geçirmişti (Muâhedât Mecmuası, V [1298], s. 126). Bununla birlikte Bosna-Hersek’i ilhak eden Avusturya, Yenipazar sancağının her tarafını değil sadece Bosna sınırında yeni kurulmuş olan Taşlıca sancağını işgal edebilmiştir. Bundan başka Gusinye ve Plav gibi yerlerin de aynı antlaşma gereğince Karadağ’a terki Kosova’da mahallî direnişlere yol açtı. Bâbıâli antlaşma hükümlerini yerine getiremedi. Bir yandan direnişçilere karşı asker sevkedilirken bir yandan da aynı vilâyet dahilinde Arnavutlar’ın hukukunu müdafaa maksadıyla İttihad Kongresi (Lidhja Shqiptare e Prizrenit) adı altında daha antlaşmanın akdinden önce bir birlik oluşturulmuştu. İlk toplantısını 1878’de Prizren’de yapan cemiyet mensuplarının hazırladığı esaslara göre Kosova, merkezi Manastır olmak üzere “tevhîd-i vilâyet” adı altında imtiyazlı statüde yeniden kurulacak ve başına Gazi Ahmed Muhtar Paşa getirilecekti. Berlin Antlaşması’ndan sonra tevhîd-i vilâyet taraftarları özellikle Manastır civarında faaliyetlerini daha da arttırınca Priştine mevkii kumandanı Ahmed Paşa askerî müdahalede bulundu. Onun sert tutumu bir süre Priştine’yi Arnavutlar’ın saldırısından koruduysa da yerli halkın Bâbıâli’ye düşmanlığı arttı. Nihayet bu ittihadın bir an önce gerçekleşmesi için çalışan reislerden Süleyman Vokşi, yanındaki Arnavut gönüllüleriyle Ocak 1881’de Üsküp, Priştine ve Mitroviça’yı ele geçirerek Kosova ovasını baştan başa işgal etti. Ancak ertesi yıl Osmanlı hükümetinin gönderdiği kuvvetlerle Arnavut ittihatçıları arasında yapılan savaşın ardından Arnavutlar dağıldı. II. Abdülhamid, bir yandan Arnavutlar üzerine asker sevkederken diğer yandan onları himaye edici bir siyaset izliyordu. Bu politikadan istifade eden Arnavutlar, 1883 yılına doğru Kosova ovasına kadar olan bütün köyleri hükümleri altına aldılar. Kuzeye doğru çekilen ahalinin yerine Arnavutlar yerleşmeye başladı. Vilâyet merkezi 1888’de Üsküp’e nakledildi. Son idarî taksimata göre vilâyet Üsküp, Priştine, Seniçe (Sjenica), İpek, Taşlıca ve Prizren sancaklarına ayrıldı. II. Meşrutiyet’in ilânına kadar bu yörede birçok isyan ve ihtilâl daha oldu. II. Abdülhamid’e telgraf çeken 30.000 kişinin toplandığı Firzovik (Ferizaj) Kosova’nın Priştine sancağına bağlıdır.

Kānûn-ı Esâsî’nin tekrar yürürlüğe girmesinden sonra Meşrutiyet’e ilk muhalefet hareketinin de yine Kosova’dan çıktığı görülmektedir. II. Abdülhamid’in teveccühünü kazanmış olan Îsâ Boletini, Mitroviça civarında bir kuleye kapanarak nişancı taburları ile mücadeleye girişti, ardından vergi meseleleri yüzünden ayaklanan Arnavutlar’ın tenkili için Kosova’ya asker sevkedilerek silâh toplattırıldı. Hükümet tekrar Arnavutlar’ı himaye siyasetine dönerek siyasî suçluları affetti, yıkılan yerlerin bedelini ödeyip halka hoş görünmeye çalıştı. 1911 yılında Sultan Reşad Rumeli seyahatine çıkarak Kosova’ya kadar gitti. Hudâvendigâr Meşhedi civarında kılınan cuma namazından sonra padişah adına halka hitap eden Sadrazam İbrâhim Hakkı Paşa yaptığı konuşmada Arnavutlar’ı överek bazı fesatçıların sözlerine kanmamalarını ve tahriklere kapılmamalarını tavsiye etti. Bu seyahatten hiçbir sonuç alınamayınca bu defa İstanbul’dan birinci fırka Kosova’ya gönderildi. Ancak gelen askerler âsileri cezalandıracaklarına Yakovalı (Gjakova) Rızâ Bey’in hileleriyle Arnavutlar’la iş birliği içine girdiler. Sırp, Bulgar ve Karadağ çetelerinin Osmanlı sınırlarında olaylar çıkardıkları sırada Rızâ Bey etrafındaki şakîlerle Kosova’da ayaklandı ve Selânik’e doğru ilerlemeye başladı. Dış meselelerin arttığı bir sırada içerideki karışıklıklarla uğraşmak istemeyen Bâbıâli, Kosova’da yaşayan Arnavutlar’ın muhtariyet taleplerini kabul etmek zorunda kaldı. Ancak bu imtiyazlar henüz kesinlik kazanmadan Balkan Savaşı çıktı. Sırplar hiç direniş görmeden sınırı geçtiler ve hemen bütün Kosova sahrasını işgal ettiler. Osmanlı ordusu güneye doğru çekildi. Yalnız Priştine şehri mevziî direniş gösterebildi. Bu işgal Kosova ovasını ve vilâyetini Osmanlı Devleti’nden kesin olarak ayırdı.

30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması ile Kosova vilâyeti Sırbistan’a terkedildiği sırada nüfusun çoğunluğunu Üsküp sancağının güneydoğu yönünde müslüman Türkler ve Bulgarlar, Yenipazar tarafında Arnavut ve Boşnaklar, Taşlıca sancağında tamamen Boşnaklar, Prizren, İpek ve Priştine sancakları ile Üsküp sancağının kuzey ve batı taraflarında ise Arnavutlar teşkil ediyordu. Müslümanlardan başka Slav ırkından olan Sırp ve Bulgarlar Ortodoks, bir kısım Arnavutlar ise Katolik ve Ortodoks idiler. Vilâyet dahilinde, Osmanlı Devleti zamanında resmî nüfus sayımı olmamakla birlikte 1 milyon kadar nüfus bulunduğu ve bunun dörtte üçünün müslüman olduğu tahmin edilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
BA, TD, nr. 4, 9, 16, 133, 234; BA, Vulçıtrın Livâsı Mirlivâ Hasları Defteri, nr. 23; Kosova Vilâyeti Maarifi Hakkında Bir Lâyiha, İÜ Ktp., nr. 4331; Âşıkpaşazâde, Târih, s. 62, 63, 74, 134; Oruç b. Âdil, Tevârîh-i Âl-i Osmân, s. 25; Neşrî, Cihannümâ (Taeschner), s. 70, 82, 139-141, 174; Hoca Sâdeddin, Tâcü’t-tevârîh, İstanbul 1279, I, 113, 117, 122; Ayn Ali, Kavânîn-i Âl-i Osmân, s. 12, 41; Kâtib Çelebi, Cihannümâ, Beyazıt Devlet Ktp., nr. 4966, vr. 88a vd.; Evliya Çelebi, Seyahatnâme, V, 550 vd.; Hezârfen, Telhîsü’l-beyân, vr. 57a-58b; Naîmâ, Târih, IV, 126-153, 251; Râşid, Târih, II, 94-95; Hammer (Atâ Bey), II, 112, 237, 251-255; Kosova Vilâyeti Salnâmesi, sene: 1296, 1300, 1302, 1305, 1311, 1314, 1318; G. Noradounghian, Recueil d’actes internationaux de l’Empire ottoman, Paris 1903, IV, 183; Lutfî, Târih, I, 259-262; II, 38; III, 180-202; Manastırlı İsmail Hakkı, Kosova Sahrası Mev‘izası, Selânik 1328; Boucabeille, La guerre turcobalkanique 1912-1913, Paris 1913, s. 101 vd.; K. Kostić, Naši Novi Gradovi na Jugu, Beograd 1922, tür.yer.; N. Iorga, Histoire des états balcanique jusqu’à 1924, Paris 1925, tür.yer.; Halil Sedes, Bosna-Hersek ve Bulgaristan İhtilâlleri, İstanbul 1946, Ks. 1, s. 179; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, I, 256, 260, 413, 417-427, 435-439, 446-450; II, 13-15; Hüseyin Şevket, Kosova Sahrası, Selânik 1372; Selami Pulaha, Lufta Shqiptaro-Turke në Shekullin XV-Burime Osmane, Tiranë 1968, tür.yer.; a.mlf., Qëndresa e Popullit Shqiptar Kundër Sundimit Osman nga Shekulli XVI Deri në Fillim të Shekullit XVIII (Dokumente Osmane), Tiranë 1978, tür.yer.; P. Thëngjilli, Kryengritjet Popullore në Vitet 30 të Shekullit XIX (Dokumente Osmane), Tiranë 1978, tür.yer.; Kristaq Prifti, Lidhja Shqiptare e Prizrenit në Dokumentet Osmane 1878-1991, Tiranë 1978, s. 3-15, 17-272; Skender Rizaj, Lidhja Shqiptare e Prizrenit në Dokumente Angleze: The Albanian League of Prizren in the English Documents, Prishtinë 1978, tür.yer.; a.mlf., Shqiptarët dhe Serbët në Kosovë, Prishtinë 1991, s. 9-145; a.mlf., “Roli i Shqiptarëve në Krijimin e Perandorisë Osmane”, Vjetar, Prishtinë 2001, s. 13-38; a.mlf., “XIX. Yüzyılın İkinci Yarısında Kosova Eyaletinin İktisadi Durumu”, POF, XXX (1980), s. 369-379; Aleks Buda v.dğr., Historia e Popullit Shqiptar I-II, Prishtinë 1979, tür.yer.; Kristo Frashëri, Lidhja Shqiptare e Prizrenit 1878-1991, Tiranë 1979, s. 91-238; Fahir Armaoğlu, 20. Yüzyıl Siyasî Tarihi: 1980-1990, Ankara 1991, II, 236 vd.; Muhamet Pirraku, Ripushtimi Jugosllav i Kosovës 1945, Prishtinë 1992, s. 11-185; Birinci Kosova Sempozyumu: Bildiriler, Ankara 1992; Muhammed Aruçi, “Eski Yugoslavya-II”, Günümüz Dünyasında Müslüman Azınlıklar, İstanbul 1998 (III. Kutlu Doğum İlmî Toplantısı, Tebliğler), s. 171-196; Noel Malcolm, Kosova: Balkanları Anlamak İçin (trc. Özden Arıkan), İstanbul 1999; Abdullah A. Bytyçi, Terrori Shtetëror dhe Gjenocidi Serbo-Malazias në Kosovë 1878-1991, Prishtinë 2001, tür.yer.; Hakif Bajrami, Kosovanjëzetë shekuj të identitetit të saj, Prishtinë 2001, s. 13-74; Muâhedât Mecmuası, IV, İstanbul 1298, s. 183-194; V (1298), s. 126; Ubeydullah Es‘ad, “İstanbul’dan Meşhed-i Hudâvendigâr’a”, Resimli Kitap, V/30, İstanbul 1327, s. 511-533; Kāmûsü’l-a‘lâm, V, 3746-3748; Vl. Ćorović, “Kosovo”, Narodna Enciklopedija Srpsko-Hrvatsko-Slovenačka, Zagreb 1926, II, 433 vd.; V. Radovanović, “Kosovo Polje”, a.e., II, 434-438; M. Münir Aktepe, “Kosova”, İA, VI, 869-876; a.mlf., “Ḳoṣowa”, EI2 (Fr.), V, 273-275; Kosovka Ristić, “Kosovo”, Enciklopedija Jugoslavije, Zagreb 1962, V, 334-335; Mihailo Dinić, “Kosovska Bitka”, a.e., V, 335-337.
Bu bölüm ilk olarak 2002 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 26. cildinde, 216-219 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
2/2
Müellif:
KOSOVA
Müellif: MUHAMMED ARUÇİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2002
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kosova#2-osmanli-donemi-sonrasi
MUHAMMED ARUÇİ, "KOSOVA", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kosova#2-osmanli-donemi-sonrasi (14.10.2019).
Kopyalama metni
Osmanlı Dönemi Sonrası (1913-2002). I. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Krallık Yugoslavyası döneminde Kosova’nın sosyal ve etnik yapısında değişmeler oldu. 1919-1941 yılları arasında Kosova’daki müslümanların büyük bir kısmı göç ettirildi. Aynı dönemde Kosova’da kolonizasyon programı da uygulandı ve çeşitli bölgelerden hıristiyan halk buraya yerleştirildi. Özellikle kuzeyden Toplica, Lika ve Jupa’dan Ortodoks Sırplar, hatta Katolik Hırvat ve Slovenler Kosova’ya getirildi. Kosova’daki Mitrovica şehrinde Mihajlo Keserović başkanlığında olağan üstü komiserlik ilân edildi. 10 Mart 1920 tarihine kadar Arnavut halkını silâhsızlandırma kanunu çıkarılıp Sırbistan’daki Niš ve Kruševac şehirlerinde toplama kampları hazırlandı. Buna karşı Hasan Prishtina, Bajram Curri ve Azem Bejta liderliğindeki silâhlı mücadele devam ederken siyasî açıdan da Bashkimi ve Komiteti i Kosovës adıyla bilinen iki siyasî parti çalışmaktaydı. Bashkimi, 1921 yılına kadar Üsküp’te Necip Bey Draga başkanlığında ve 1921-1944 tarihleri arasında Ferhat Draga başkanlığında yönetilmiştir. Komiteti i Kosovës ise Hoxha Kadri Prishtina başkanlığında İşkodra’da faaliyetini sürdürmekteydi (1918-1941). 1938’de Krallık Yugoslavyası ile Türkiye Cumhuriyeti arasında imzalanan Yugoslavya-Türkiye Konvansiyonu’na göre 1938-1944 yılları arasında Türkler, Arnavutlar ve diğer müslüman unsurlar arasında Kosova’dan Türkiye’ye büyük bir göç hareketi başlatıldı (Bajrami, Kosova-njëzetë shekuj të identitetit të saj, s. 66).

II. Dünya Savaşı esnasında 1941’de Kosova’nın büyük bir kısmı, dönemin faşist İtalyası ile iş birliği içerisinde olan Arnavutluk’a ilhak edildi. Mitrovica, Podujeva, Vushtrria ve Tregu i Ri bölgeleri Hitler Almanyası tarafından işgal edilip Almanya iş birlikçisi olan Nedić’in idaresindeki Sırbistan’a verildi. Kaçanik, Vitia, Preşova, Üsküp, Kumanova ve Gilan’ın bir kısmı Bulgaristan’a katıldı. Savaştan sonra Tito liderliğinde kurulan yeni idare Kosova’daki müslüman gruplar için ümit verici olmadı. Yugoslavya Komünist Partisi nezdinde fazla üyesi bulunmayan müslümanlara savaş döneminde düşmanla iş birliği ve savaş zengini gibi suçlar yüklenip aydın kesimin büyük bir kısmı yargılandı. 1945 yılının Şubat ayında Sırp Devleti Kosova’da olağan üstü hal ilân etti. Aynı yılın temmuz ayında Yugoslavya Devleti tarafından Prizren’de tertiplenen bir toplantıda Kosova’ya Sırbistan Cumhuriyeti sınırları içerisinde özerlik tanınarak günümüzdeki Kosova sınırları çizildi.

Osmanlı döneminde merkezi Üsküp olan Kosova vilâyetinin büyük bir kısmı Makedonya, Karadağ ve Sırbistan cumhuriyetleri içinde kaldı. 1953’te Split’te (Hırvatistan) Josip Broz Tito ile M. Fuad Köprülü arasında imzalanan Yugoslavya-Türkiye Centilmen Antlaşması Kosova’dan Türkiye’ye Arnavutlar’ın, Türkler’in ve diğer müslümanların göçlerini hızlandırdı. 1953-1967 yılları arasında Kosovalı tarihçilerin verdiği bilgilere göre Anadolu’ya 412.000 kişi göç etti. Bunun ardından 1968’de Priştine’de Kosova Öğrenci Gençlik Birliği (Rinia Studentore e Kosovës) harekete geçerek Yugoslavya sınırları içerisinde kalmak üzere Kosova Cumhuriyeti ilân edilmesi talebinde bulundu. Sırp millî gücünün temsilcisi Aleksandar Ranković ve arkadaşlarının Tito’nun müdahalesiyle siyasî arenadan çekilmesi sonucunda 1974’te Kosova ilk olarak kendi anayasasına kavuştu. Söz konusu anayasa Kosova’ya cumhuriyet statüsü vermedi, ancak Yugoslavya’yı oluşturan altı cumhuriyet ve Voyvodina Özerk Bölgesi ile beraber sekiz birim olarak Yugoslavya Federasyonu’nda aynı temsil haklarına kavuşturdu. 1981’de Priştine’deki Priştine Üniversitesi öğrencileri Kosova Cumhuriyeti talebiyle sokaklara döküldü. Böylece 1981-1989 yılları arasında Kosova’da siyasî istikrarsızlık hâkim oldu. Bu durumun Yugoslavya’nın dağılmasına öncülük ettiği ileri sürülmektedir.

1980’de Tito’nun ölümünden sonra Sırbistan Cumhuriyeti iktidarı Slobodan Milošević önderliğindeki Sırp milliyetçilerin eline geçince federal mecliste “Kosova hakkında Yugoslavya politikası” onayı alınıp Kosova halkına baskı uygulanmaya başlandı. Büyük Sırbistan ideali çerçevesinde 28 Mart 1989’da Kosova’nın özerkliği kaldırıldı ve baskılar çoğaldı. 1990 yılının Temmuz ayında Kosova Sırbistan tarafından işgal edilip bütün devlet müesseseleri lağvedildi. 2 Temmuz 1990’da dağıtılan Kosova Meclisi milletvekilleri Kosova’nın Anayasal Bağımsızlık Deklarasyonu’nu yayımladılar. Ardından 7 Eylül 1990’da Kosova Millet Meclisi tarafından Kosova Cumhuriyeti anayasası ilân edildi. 26-30 Eylül 1991 tarihlerinde Kosova’nın bağımsızlığı için referandum düzenlendi ve halk bu referandumda bağımsız bir Kosova için “evet” oyu kullandı. Dönemin Kosova hükümeti, Ocak 1992’de Badinter Komisyonu’na bağımsızlık ve Yugoslavya’dan ayrılma talebini iletti. 24 Mayıs 1992’de ilk olarak Kosova’da çok partili parlamento ve başkanlık seçimleri yapıldı; İbrahim Rugova başkan olarak seçildi; Kosova Millet Meclisi 130 milletvekilinden oluşturuldu. İkinci seçim 22 Mart 1998’de gerçekleşti ve yine aynı kişi Kosova başkanı seçildi.

1 Ekim 1997 tarihinden itibaren Kosova Üniversitesi öğrencilerinin başlattığı ayaklanmalar sonucunda Kosova halkı da genel protestolara kalkıştı. Ardından 27 Kasım 1997’de Adem Jashari kumandasında ilk olarak Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK) kuruldu. Uluslarası çapta Kosova’nın bağımsızlığı, kurtuluşu ve Avrupa demokrasisinin geliştirilmesi için açık toplum idealiyle silâhlı mücadeleye girdiğini ilân eden Kosova Kurtuluş Ordusu hem Kosova halkından hem de uluslararası toplumdan destek gördü. Sırp güçleri tarafından gerçekleştirilen 15 Ocak 1999’daki Reçak (Kosova) katliamının ardından Başkan İbrahim Rugova’nın ılımlı siyaseti artık Kosova için yetersiz görülmeye başlandı. Kosova ile Sırbistan temsilcileri arasında Avrupa Birliği nezdinde 1999 yılının Şubat ve Mart aylarındaki Rambuye ve Paris görüşmeleri Sırp yetkililerin çekilmesi sebebiyle başarılı olmadı. 19 Mart 1999’da Kosova’daki Avrupa Birliği gözlemcileri (OSCBE) tamamen Makedonya’ya çekildiler ve bu tarihten itibaren Sırp ordusu, polis güçleri ve Sırp paramiliterler Kosova’nın hemen her yerinde savaş durumu ilân ettiler. Bir ay zarfında Kosova’dan Makedonya’ya, Arnavutluk, Karadağ ve Türkiye’ye 900.000’i aşkın Arnavut ve diğer müslümanlar göç ettirildi. Kosova sınırları içerisinde Sırp güçleri tarafından terör hareketleri başlatıldı. 24 Mart 1999’da NATO güçleri Yugoslavya’ya karşı askerî harekâta girişti.

NATO güçlerinin Yugoslavya’ya karşı yürüttüğü üç aylık askerî harekât sonucunda 10 Haziran 1999 tarihinde NATO güçleriyle Sırp ordusu arasında Kumanova Antlaşması imzalandı ve Birleşmiş Milletler’in kararıyla (nr. 1244) Kosova’nın sivil idaresi Birleşmiş Milletler ve Avrupa Güvenliği ve İşbirliği Teşkilâtı’na (AGİT), askerî idare ise NATO kuruluşu olan KFOR’a bırakıldı, Sırp güçleri Sırbistan’a çekildi. Eylül 1999’daki KFOR kumandanı Jackson ve Kosova Kurtuluş Ordusu Genelkurmay Başkanı Agim Çeku arasında varılan anlaşmaya göre Kosova Kurtuluş Ordusu lağvedilip Kosova Muhafız Birliği (TMK) adı altında resmîleştirildi. Kosova’nın geçici mahallî hükümeti Hashim Thaçi başkanlığında kuruldu. Ocak 2000’de Avrupa Birliği tarafından Kosova için kurulan Kosova’da Birleşmiş Milletler Muvakkat Sivil Yönetimi (UNMIK) hükümeti başkanı Bernard Kuşner hem bu mahallî hükümeti hem de müesseselerini lağvetti ve bütün yetkiler Kosova’da Birleşmiş Milletler Muvakkat Sivil Yönetimi hükümetine bırakıldı. 28 Ekim 2000’de Kosova’da Birleşmiş Milletler Muvakkat Sivil Yönetimi tarafından Kosova’da ilk olarak belediye seçimleri düzenlendi. 17 Kasım 2001’de parlamento seçimleri yapıldı, her iki seçimde de İbrahim Rugova’nın başkanlığındaki Kosova Demokrat Birliği (LDK) galip geldi, İbrahim Rugova yeniden Kosova başkanı seçildi.

Günümüzde Balkan yarımadasının ortasında kuzeybatıdan güneydoğuya doğru uzanan Kosova’nın yüzölçümü 10.877 km2 olup başşehri Priştine’dir (Prishtinë). Kuzeydoğu ve doğusunda Sırbistan, kuzeybatısında Sancak, batıda Karadağ ve Arnavutluk, güneyde Makedonya ile sınırlanmaktadır. 2.500.000’e yakın nüfusu olan Kosova halkının çoğunluğunu Arnavutlar oluşturur. Arnavutlar’ı Sırplar ve Türkler takip eder; ayrıca Boşnak, Hırvat ve Rom (Çingene) milletleri de vardır. Avrupa’da maden zenginliğiyle meşhur olan Kosova, Tito Yugoslavyası döneminde linyit kömürü ile Yugoslavya’nın % 58 rezervlerini temin etmekteydi. Kurşun, çinko, nikel, gümüş, altın yatakları yanında galium, germanium, talium, demir, bakır, mangan gibi maden zenginlikleri de mevcuttur. En meşhur maden ocakları Trepça, Tregu i Vjetër, Novobërdo ve Ajvali’dir.

Kosova’da hem Osmanlı döneminde hem Osmanlı sonrası dönemde yaptırılmış İslâm tarihi ve vakıf sanat eserleri mevcuttur. Osmanlı dönemine ait tesbit edilebilen vakıf eserlerinin sayısı 359’dur (Yüksel, s. 45). Bu eserlerin dağılımı şöyledir: 215 cami ve mescid, on beş medrese, yirmi altı mektep, yirmi dört tekke, kırk iki han, dokuz hamam, on bir köprü, dokuz türbe, iki imaret, bir kale, bir çeşme, dört saat kulesi. Söz konusu yapılar uzun zaman bir onarım görmediğinden bakımsızdır ve savaştan öncesine kadar (1998) yetmişten fazlası gelebilmiştir. Savaş esnasında bu tür eserlerin büyük bir kısmı sistematik bir şekilde Sırplar tarafından tahrip edilmiştir. Kosova Diyanet İşleri Başkanlığı’nın verdiği bilgilere göre savaş sırasında 218 cami, dört medrese, üç tekke, bir hamam ve yetmiş beş dükkân yakılmış veya yıktırılmıştır. Bunların içinde Priştine’deki Ramazaniye Camii (1470), İpek’teki Çarşı Camii (1470), Defterdar Mehmed Efendi Camii (1570), Kurşunlu Cami (1577), İpek’teki şehir hamamı ve eski Osmanlı Çarşısı, Gjakova’daki Hadum Camii ve Kütüphanesi (1592) gibi vakıf eserleri bulunmaktadır.

BİBLİYOGRAFYA
Milovan Obradović, Agrarna Reforma i Kolonizacija na Kosovu (1918-1941), Priština 1981, tür.yer.; Skender Rizaj, Shqiptarët dhe Serbët në Kosovë, Prishtinë 1991, s. 9-145; Muhammet Pirraku, Ripushtimi Jugosllav i Kosovës 1945, Prishtinë 1992, s. 11-185; Aydın Yüksel, “Kosova’da Türk Eserleri”, I. Kosova Zaferinin 600. Yıldönümü Sempozyumu, Ankara 1992, s. 45; Lefter Nasi, Ripushtimi i Kosovës (Shtator 1944-Korrik 1945), Tiranë 1994, tür.yer.; Hakif Bajrami, Dëbimi dhe Shpërngulja e Shqiptarëve në Turqi (Dokumente), Prishtinë 1996, tür.yer.; a.mlf., Kosovanjëzetë shekuj të identitetit të saj, Prishtinë 2001, s. 59-149; Muhammed Aruçi, “Eski Yugoslavya-II”, Günümüz Dünyasında Müslüman Azınlıklar, İstanbul 1998 (III. Kutlu Doğum İlmî Toplantısı, Tebliğler), s. 171-196; Mehmet İbrahimgil, “Eski Yugoslavya-I”, a.e., s. 153-168; Harrilla Kola, Genocidi Serb Ndaj Shqiptarëve në Viset e Tyre Etnike në Jugosllavi 1941-1967, Tiranë 2000, tür.yer.; Jusuf Osmani, Kolonizimi Serb i Kosovës, Prishtinë 2000, s. 24-97; Sabri Bajgora v.dğr., Barbaria Serbe ndaj Monumenteve Islame në Kosovë (Shkurt’98-Qershor’99), Prishtinë 2000, s. 5-312; Abdullah A. Bytyçi, Terrori Shtetëror dhe Gjenocidi Serbo-Malazias në Kosovë 1878-1991, Prishtinë 2001, s. 51-166; Blerim Shala, Vitet e Kosovës 1998-1999, Prishtinë 2001, tür.yer.; Iljaz Rexha, “Sllavizimi i Onomastikës së Vendbanimeve Mesjetare Arbane në Arealin e Dukagjinit (Sipas Defterëve Osmane)”, Vjetar, Prishtinë 2001, s. 39-98; Gazmend Zajmi, “Historical Continuity of the Question of Kosova”, Kosova, sy. 1, Tiranë 1993, s. 15-18; Hivzi Islami, “Kosova’s Demographic Ethnic Reality and the Targets of Serbian Hegemony”, a.e., sy. 1 (1993), s. 29-34; Zamir Shtylla, “The Forced Deportation of Albanians from Kosova and Other Territories Between the Two World Wars (1919-1941)”, a.e., sy. 3 (1994), s. 19-22; Ali Hadri, “The Albanian League of Prizren (1878-1881)”, a.e., sy. 5 (1995), s. 7-9; Esat Stavileci, “The Projection of the Independence of Kosova”, Kosova Law Review, I/1, Prishtinë 1996, s. 19-40; Kosovka Ristić, “Kosovo”, Enciklopedija Jugoslavije, Zagreb 1962, V, 334-335; “Kosova”, Fjalor Enciklopedik Shqiptar, Tiranë 1985, s. 534-541; “Kosovska Bitka”, Hrvatski Leksikon, Zagreb 1996, I, 627; “Kosova”, Fjalor Enciklopedik, Tiranë 2002, s. 387-389.
Bu bölüm ilk olarak 2002 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 26. cildinde, 219-221 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.