KURD EFENDİ

Müellif:
KURD EFENDİ
Müellif: SEFER HASANOV
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 10.08.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kurd-efendi
SEFER HASANOV, "KURD EFENDİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kurd-efendi (10.08.2020).
Kopyalama metni
931 (1525) yılında Filibe’nin 36 km. batısında bulunan Tatarpazarcığı kasabasında doğdu. Babası takvâ sahibi bir zat olan Helvacı Ömer’dir. Bazı eserlerindeki kayıtlardan Kurd Efendi yanında Kurd Dede (Tercümân-ı Bidâye, vr. 1b) ve Kurd Halîfe (Mürşidü’l-enâm, Hacı Selim Ağa Ktp., Yâkub Ağa, nr. 25, vr. 525b) olarak da tanındığı anlaşılmaktadır. Doğduğu yerde ilk bilgileri aldıktan sonra İstanbul’a giderek Sahn-ı Semân Medresesi’ne girdi. Buradan mezun olmasına az bir zaman kala ailesini ziyaret için çıktığı yolculuk sırasında Halvetî şeyhi Sofyalı Bâlî Efendi ile tanışıp onun hizmetine girdi ve gerekli tarikat eğitimini tamamlayarak halifesi oldu. Uzun süre Tatarpazarcık’ta irşad faaliyetini yürüten Bâlî Efendi’nin diğer halifesi Filibeli Nûreddinzâde Küçük Ayasofya Zâviyesi şeyhi olarak İstanbul’a gidince onun yerine irşadla görevlendirildi. Bâlî Efendi’nin 960’ta (1553) ölümü ve vasiyeti üzerine Sofya’daki zâviyesinin başına geçip irşad faaliyetlerine devam etti. Sigetvar’ın fethinden (1566) sonra Sadrazam Sokullu Mehmed Paşa’nın yeğeni ve Budin Beylerbeyi Sokullu Mustafa Paşa’yı ziyaret ederek sınır boylarına çıktı. Sınır boylarının korunması ve yeni fetihleri teşvik hususunda ona destek verdi. 981’de (1574) Nûreddinzâde vefat edince vasiyeti üzerine, Kadırga’da Sokullu Mehmed Paşa Külliyesi’nin içinde onun için yaptırılan tekkenin şeyhliğine tayin edildi. Sokullu Mehmed Paşa’nın davetiyle İstanbul’a taşınan Kurd Efendi şehirde hem yöneticilerin hem de halkın büyük ilgisine mazhar oldu. Sultan III. Murad kendisine iltifatta bulunurdu. Kurd Efendi zâviyesinin dışına fazla çıkmayıp halkı irşad için halife yetiştirmekle uğraştı. En meşhur müridleri arasında Uziçeli Muslihuddin Efendi, Çömlekçizâde Muhyiddin Muhammed Efendi, divan şairi Nev‘î ve ölümünün ardından Sokullu Külliyesi Tekkesi’nde onun yerine geçen İştipli Abdülkerim Vâiz Emîr Efendi sayılır. Müridlerine İmam Gazzâlî’nin kitaplarını çokça tavsiye eden Kurd Efendi çarşamba günleri Fâtih ve cuma günleri Kadırga’daki Sokullu Mehmed Paşa camilerinde hadis ve tefsir okuttu, vaazlar verdi. Ziyaret maksadıyla gittiği Tatarpazarcık’ta hastalandı. 16 Şevval 996 (8 Eylül 1588) tarihinde orada vefat etti ve babasının yanında defnedildi.

Eserleri. 1. Mürşidü’l-enâm ilâ dâri’s-selâm. İmamzâde’nin Şirʿatü’l-İslâm ilâ dâri’s-selâm adlı eseri üzerine Arapça yazılmış kapsamlı bir şerhtir. Kâtib Çelebi bu eserin Şirʿatü’l-İslâm şerhlerinin en mükemmeli olduğunu söyler. Şerhin İstanbul kütüphanelerinde çeşitli nüshaları bulunmaktadır (Hacı Selim Ağa Ktp., nr. 505, müellif hattı; Süleymaniye Ktp., Pertev Paşa, nr. 94M-95, Fâtih, nr. 2667, Serez, nr. 1639, Âtıf Efendi, nr. 424, Yûsuf Ağa, nr. 258, 260). 1029’da (1620) telif edilen Câmiʿu’ş-şürûḥ fî şerḥi Şirʿati’l-İslâm adlı eserin (Süleymaniye Ktp., Râgıb Paşa, nr. 657, 658) Kurd Efendi’ye nisbet edilmesi yanlıştır. 2. Tefsîr-i Kur’ân-ı Kerîm (Tefsîr-i Kurd Efendi). Türkçe bir meâl olup bilinen tek yazma nüshası iki cilt halinde Berlin Devlet Kütüphanesi’nde kayıtlıdır (Hs. Or., nr. 1066, 1098). Eser kaynaklarda zikredilmese de çevirideki ifade tarzı ve müellifin tercüme yoluyla Arapça bilmeyenlere faydalı olma gayreti göz önüne alındığında ona nisbeti isabetli görünmektedir. 3. Terceme-i Vikāyetü’r-rivâye fî mesâili’l-Hidâye. Burhânüşşerîa Mahmûd b. Ubeydullah el-Mahbûbî’nin Hanefî mezhebinin temel metinlerinden olan eserinin Türkçe tercümesidir. Kâtib Çelebi tarafından Viḳāye’nin en iyi tercümesi olarak nitelendirilen kitabın çok sayıdaki yazma nüshalarının büyük kısmı İstanbul’da bulunmaktadır (meselâ Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 800; Beyazıt Devlet Ktp., nr. 2302; Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, nr. 437; Nuruosmaniye Ktp., nr. 1424, 1425, 1426). En eskisi 964 (1557) tarihli olan (Âtıf Efendi Ktp., nr. 755) bazı nüshaları (Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi, nr. 838; Kadızâde Mehmed Efendi, nr. 124; Serez, nr. 780; Şehid Ali Paşa, nr. 863) Kurd Efendi hayatta iken yazılmıştır. 4. Tercümân-ı Bidâye. Türkçe bir eser olup akaid, ibadet ve muâmelâta dair konuları içerir. Eserin akaidle ilgili bölümü İmam Ebû Hanîfe’nin el-Fıḳhü’l-ekber’i ile diğer bazı eserden, ibadet ve muâmelâtla ilgili bölüm ise genelde Burhâneddin el-Mergīnânî’nin Bidâyetü’l-mübtedî adlı eseriyle yine Mergīnânî’nin el-Hidâye adlı şerhinin hâşiyelerinden derlenmiştir (meselâ Süleymaniye Ktp., Çelebi Abdullah Efendi, nr. 93: Fâtih, nr. 1513, 1532; Hasan Hüsnü Paşa, nr. 526). 5. Terceme-i Şâfiye. İbnü’l-Hâcib’in sarfa dair eserinin Türkçe tercümesi olup bilinen tek nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir (Bağdatlı Vehbi Efendi, nr. 1840). Ahmed b. Ali b. Mes‘ûd’un Merâḥu’l-ervâḥ adlı sarf kitabının muhtasar Türkçe şerhi olan Reyhânü’l-ervâh fî şerhi Merâhi’l-ervâh, Bağdatlı İsmâil Paşa tarafından yanlışlıkla Kurd Efendi’nin eserleri arasında zikredilmiştir. Nitekim başka bir yazma nüshasından (Süleymaniye Ktp., Reşid Efendi, nr. 933, vr. 128a) eserin 943’te (1537) telif edildiği anlaşılmaktadır. Kitabın müellifi Kâtib Çelebi’nin zikrettiği gibi İbn Kemal olmalıdır. 6. Terceme-i Fevâid-i Ziyâiyye. Molla Câmî’nin İbnü’l-Hâcib’e ait el-Kâfiye üzerine yazdığı şerhin Türkçe çevirisidir. el-Kâfiye’nin metni Arapça verilirken Molla Câmî’nin şerhi tercüme edilmiştir. Kitabın bilinen tek nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’nde kayıtlıdır (Nâfiz Paşa, nr. 1390). 7. Şerh-i Mukaddime-i Cezeriyye. İbnü’l-Cezerî’nin tecvide dair manzumesinin çok ayrıntılı Türkçe şerhidir (Süleymaniye Ktp., Kılıç Ali Paşa, nr. 25; İzmir Millî Ktp., TY, nr. 1255/3, 1842/1). 8. Tecvîd Risâlesi. Bir önceki eserin daha iyi anlaşılması için ona mukaddime şeklinde telif edilmiştir. Muhtemelen, eserin giriş kısmında İbnü’l-Cezerî’den bahsedilmesi ve “mukaddime” kelimesinin geçmesinden dolayı eser bazı kataloglarda yanlışlıkla Şerhu Mukaddimeti’l-Cezerî (Süleymaniye Ktp., Mugla Hoca Mustafa Efendi, 125/2), Tercemetü Mukaddimeti’l-Cezerî (Süleymaniye Ktp., Lâleli, nr. 65/7) ve Terceme-i Kaside-i Mukaddime-i Cezerî (Konya Koyunoğlu Müzesi Ktp., TY, nr. 11070) adlarıyla kaydedilmiştir. 9. Risâle-i Edebiyye. Risâle fi’t-taṣavvuf olarak da bilinen ve üç babdan oluşan eserin birinci babı mürşidin lüzumuna ve evsafına dair olup ikinci babı müridin devamı ve sebatı, üçüncü babı mürid ve sâliklerin âdâbıyla ilgilidir (Süleymaniye Ktp., İzmir, nr. 795/7; Sütlüce Dergâhı, nr. 127/2; Hâşim Paşa, nr. 15). 10. Ta‘bîrnâme. Tasavvuf eğitimiyle ilgili bu risâle, kişinin rüyalarından hareketle tasavvuftaki yedi nefis mertebesinden hangisinde bulunduğunu öğrenmesi için yazılmıştır (Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 3604; İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı, Osman Nuri Ergin, TY, nr. 321/18). Bazı kütüphane kayıtlarında (Beyazıt Devlet Ktp., Bayezid, nr. 7886; İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı, Osman Nuri Ergin, TY, nr. 136/2) Sofyalı Bâlî Efendi’nin Atvâr-ı Seb‘a adlı risâlesi yanlışlıkla Kurd Efendi’ye nisbet edilmiştir.

BİBLİYOGRAFYA

Kurd Efendi, Tercümân-ı Bidâye, Süleymaniye Ktp., Çelebi Abdullah Efendi, nr. 93, vr. 1b-2a; a.mlf., Risâle-i Edebiyye, Süleymaniye Ktp., Sütlüce Dergâhı, nr. 127/2, vr. 44a; a.mlf., Ta‘bîrnâme, Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 3604, vr. 3a-b; a.mlf., Terceme-i Merâhu’l-ervâh, Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 622, vr. 1a; a.mlf., Mürşidü’l-enâm ilâ dâri’s-selâm, Hacı Selim Ağa Ktp., nr. 505, vr. 608b; Atâî, Zeyl-i Şekāik, II, 62, 213, 363, 423, 597; Münîrî Belgradî, Silsiletü’l-mukarrebîn, Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 2819/3, vr. 94a-95b; Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1022, 1044, 1372, 1800, 2024; Hüseyin Ayvansarâyî, Hadîkatü’l-cevâmi‘: İstanbul Camileri ve Diğer Dînî-Sivil Mi‘mârî Yapılar (haz. Ahmed Nezih Galitekin), İstanbul 2001, I, 259; Mehmed Süreyyâ, Sicill-i Osmanî (haz. Nuri Akbayar, s.nşr. Seyit Ali Kahraman), İstanbul 1996, III, 894; Osmanlı Müellifleri, I, 145-146; Hediyyetü’l-ʿârifîn, II, 259; Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, III, 564; N. Clayer, Mystiques, état et société: Les halvetis dans l’aire balkanique de la fin du XVe siècle à nos jours, Leiden 1994, s. 85, 93-96, 103, 168, ayrıca bk. İndeks; Necdet Yılmaz, Osmanlı Toplumunda Tasavvuf (17. Yüzyıl), İstanbul 2001, s. 124, 129, 132; Fatih Köse, İstanbul Halvetî Tekkeleri, İstanbul 2012, s. 142-143, 145; Grigor Boykov – Machiel Kiel, “Tatarpazarcığı”, DİA, XL, 171.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2016 yılında İstanbul'da basılan EK-2. cildinde, 93-94 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER