MAHMUD EFENDİ, İmâm-ı Şehriyârî

Müellif:
MAHMUD EFENDİ, İmâm-ı Şehriyârî
Müellif: MEHMET İPŞİRLİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 21.09.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/mahmud-efendi-imam-i-sehriyari
MEHMET İPŞİRLİ, "MAHMUD EFENDİ, İmâm-ı Şehriyârî", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mahmud-efendi-imam-i-sehriyari (21.09.2019).
Kopyalama metni
İstanbul’da doğdu. Tophane sakinlerinden Ahmed Ağa’nın oğludur. Medrese eğitimini tamamladıktan sonra sesinin güzelliği sayesinde bir süre Şeyhülislâm Ankaravî Mehmed Emin Efendi’nin, ardından Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın imamlığını yaptı. 1093 Rebîülevvelinde (Mart 1682) padişahın izniyle müstakil olarak Şeyhülislâm Ali Efendi’den mülâzım oldu.

1094’te (1683) II. Viyana seferine katıldı. Aynı yıl içinde halîfe-i mukābele-i süvârî dersiyesi verilerek öğretim hayatına başladı. 1100 Ramazanında (Temmuz 1689) ibtidâ-i hâric derecesi itibariyle müderris oldu. 1106 Muharreminde (Eylül 1694) Damad Efendi Medresesi’ne tayin edildi, ertesi yıl bulunduğu medresede dâhil derecesine yükseldi ve ardından II. Mustafa’nın ikinci imamlığına getirildi. Bundan dolayı kaynaklarda İmâm-ı Şehriyârî (İmâm-ı Sultânî) diye anılır. 1108 Cemâziyelâhirinde (Ocak 1697) Hoca Hayreddin Medresesi müderrisliğine tayin edildi. 1109 Şevvalinde (Nisan 1698) Kürkçübaşı Medresesi, 1110 Muharreminde (Temmuz 1698) hatt-ı hümâyun ile ve mûsıle-i Süleymâniyye derecesiyle Sultan Ahmed Medresesi müderrisliğine getirildi. Dört ay sonra havâmis-i Süleymâniyye derecesini aldı. Ardından kadılığa geçen Mahmud Efendi’ye 1111 Recebinde (Ocak 1700) Edirne pâyesiyle Yenişehir kadılığı verildi, 1112 Rebîülevvelinde (Ağustos 1700) İstanbul pâyesiyle ödüllendirildi. Ertesi yılın ocak ayında Yeni Zağra ve Lapseki kazaları arpalık verilerek azledildi. 1114 Şâbanında (Ocak 1703) arpalıklarına Bafra ve Menemen Güzelhisarı da eklendi.

Edirne Vak‘ası dolayısıyla II. Mustafa ile birlikte Edirne’den Hafsa’ya gitti; 7 Rebîülâhir 1115’te (20 Ağustos 1703) burada iken Rumeli kazaskerliğine yükseltildiyse de ertesi gün azledilip dört ayrı yerdeki arpalıkları başkalarına verildi. II. Mustafa’nın tahttan indirilmesi ve ardından meydana gelen olaylar sırasındaki durumu hakkında bilgi yoktur. Ancak bu olaydan bir yıl sonra yeniden kendisine arpalıkların tahsisi onun saraydaki tanıdıkları vasıtasıyla durumunu güçlendirdiğine işaret eder. Nitekim 1116 Cemâziyelevvelinde (Eylül 1704) kendisine Karaburun, Kepsut ve Eceabad kazaları arpalık olarak verilmiş, 1116 sonlarında (1705 başları) Eceabad dışındaki diğer arpalıkları Gelibolu kazası ile değiştirilmiştir.

Çorlulu Ali Paşa sadrazam olunca II. Mustafa zamanındaki eski dostlukları sebebiyle 26 Rebîülevvel 1118’de (8 Temmuz 1706) Mahmud Efendi’ye Anadolu kazaskerliği verildiyse de (Râşid, III, 203) 1119 Recebinde (Ekim 1707) görevden ayrıldı. Bir ay sonra Rumeli kazaskerliğine getirildi. 1120 Zilkadesinde (Ocak 1709) emekli olup kendisine Tire, Güzelhisar ve Kirmasti arpalıkları tahsis edildi. Beş yıl kadar süren emekliliğinin ardından 24 Rebîülâhir 1125’te (20 Mayıs 1713) ilmiye tayinlerinde ihmal ve kusuru sebebiyle görevden alınan Atâullah Mehmed Efendi’nin yerine şeyhülislâm oldu (a.g.e., IV, 6-7). Tayin tarihi Vekāyiu’l-fuzalâ’daki biyografisinde farklı verilmektedir. Bir yıl yedi ay kadar bu makamda kaldıktan sonra 8 Zilhicce 1126’da (15 Aralık 1714) azledildi ve Kanlıca’daki yalısında oturmaya başladı. Azline sebep olarak müderrislere ait mahreç mansıblarını emekli ilmiye mensuplarına vermesi, kendisinden önceki iki şeyhülislâm Ebezâde Abdullah ile Atâullah Mehmed efendilerin sürgün edilmesi ve Ebezâde’nin yolda ölümü vebalinin ona yüklenmesi gösterilir (a.g.e., IV, 27-28). 2 Cemâziyelâhir 1130’da (3 Mayıs 1718) vefat eden Mahmud Efendi, Fâtih Camii civarındaki evi yakınında defnedilmiş, “Adn ola Mahmûd Efendi’ye makāmü’l-Fâtiha” mısraı ölümüne tarih düşürülmüştür.

BİBLİYOGRAFYA
Şeyhî, Vekāyiu’l-fuzalâ, II, 409-410; Râşid, Târih, III, 203, 233-234; IV, 6-7, 27-28; Devhatü’l-meşâyih, s. 82; Sicill-i Osmânî, IV, 324-325; İlmiyye Salnâmesi, s. 502; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, IV/2, s. 461; Danişmend, Kronoloji, V, 136.
Bu madde ilk olarak 2003 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 27. cildinde, 360-361 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.