MÂLÎNÎ

الماليني
MÂLÎNÎ
Müellif: ABDÜLKADİR ŞENEL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 05.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/malini
ABDÜLKADİR ŞENEL, "MÂLÎNÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/malini (05.12.2019).
Kopyalama metni
Herat yakınlarındaki Mâlîn köyüne nisbet edildiğine göre aslen oralı olduğu söylenebilir. Tâvûsü’l-fukarâ lakabıyla tanınmış olup Cürcân, Nîşâbur, İsfahan, Hûzistan, Basra, Bağdat, Kûfe, Şam, Mısır, Mekke ve Medine gibi yerleri dolaşarak pek çok kimseden hadis dinledi. Cürcân’a ilk gidişinin 364’te (975) olduğu kaydedilmekte (Sehmî, s. 124) ve bundan seyahate oldukça erken dönemlerde başladığı anlaşılmaktadır. Sadece Kitâbü’l-Erbaʿîn’indeki şeyhlerinin sayısı doksanı bulan Mâlînî İbn Adî, İbn Nüceyd, Katîî, Ebü’ş-Şeyh ve Rabaî gibi hocalardan istifade etti. Aynı zamanda kendilerinden hadis dinlediği Abdülganî el-Ezdî ve Temmâm er-Râzî başta olmak üzere Ebû Nasr es-Siczî, es-Sünenü’l-kübrâ’sında 348 rivayetine yer veren Ahmed b. Hüseyin el-Beyhakī, Târîḫu Baġdâd’ında doğrudan ve dolaylı olarak nakillerde bulunan Hatîb el-Bağdâdî ve kendisinden en son rivayette bulunduğu belirtilen Hilaî (Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XIX, 75) onun talebelerinden bazılarıdır.

Rivayetlerinde şeyhlerini şöhret kazandıkları isimlerinden başka adlarla kaydederek tedlîs yaptığı ifade edilen Mâlînî’nin, çağdaşı Hâkim’in el-Müstedrek’inde “alâ şartıhimâ” ölçüsünde hadis bulunmadığını söylediği rivayet edilmiş, ancak Zehebî onun böyle bir değerlendirme için yeterli ilmî birikime sahip olmadığını, bu iddianın aynı dönemde yaşamış âlimler arasında zaman zaman görülen kıskançlıktan kaynaklandığını belirterek Hâkim’i savunmuştur (a.g.e., XVII, 175).

Mâlînî’nin Horasan dönüşü son defa Cürcân’a uğradığını, telifiyle meşgul olduğu Târîḫu Cürcân adlı çalışmasını beğendiğini ve bu kitaba kendi adını da yazmasını istemesi üzerine kendisini eserine aldığını belirten Sehmî onun Cürcân’dan ayrıldıktan (407/1016) sonra İsfahan, Bağdat ve Şam’a uğrayarak Mısır’a geçtiğini ve 409’da (1018) orada vefat ettiğini söyler. Ancak Hatîb el-Bağdâdî, Mâlînî’nin bu tarihte Bağdat’ta bulunduğunu, Câmiu’l-Mansûr’un yanındaki ribâtta kendisinden hadis dinlediklerini ve buradan Mekke’ye, ardından Mısır’a gittiğini, Zehebî de Sehmî’nin yanıldığını belirttikten sonra her iki müellif onun 17 Şevval 412’de (24 Ocak 1022) öldüğünü kaydetmektedir (Târîḫu Baġdâd, IV, 372; Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XVII, 302).

Eserleri. 1. Kitâbü’l-Erbaʿîn fî şüyûḫi’ṣ-ṣûfiyye. Bazı mutasavvıflar vasıtasıyla zühd, dünyadan yüz çevirme, Allah’a yönelme, ilim tahsilinin önemi, tevekkül gibi konularda rivayet edilen kırk hadisi ihtiva etmektedir. Müellif, rivayetlerini eserine almak üzere seçtiği mutasavvıfların adlarını herhangi bir sıralama gözetmeksizin başlık olarak kullanmış, bunun altında senedde bu şahsın yer aldığı rivayeti kaydettikten sonra onun konuyla ilgili haberlerini zikretmiştir. Zehebî’nin münker rivayetlerin bulunduğunu söylediği eser (Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XVII, 303) Âmir Hasan Sabrî tarafından neşredilmiştir (Beyrut 1417/1997). 2. Ḥadîs̱. Bir nüshası Dârü’l-kütübi’z-Zâhiriyye’de kayıtlıdır (Mecmua, nr. 388/26). 3. el-Müʾtelif ve’l-muḫtelif. İbn Hacer’in Tebṣîrü’l-müntebih’te Ruşâtî vasıtasıyla nakilde bulunduğunu söylediği (IV, 1513) ve Müttakī el-Hindî’nin Kenzü’l-ʿummâl’ine aldığı hadislerden ikisini ondan aktardığını ifade ettiği (XIII, 436; XV, 733) eserin günümüze ulaşıp ulaşmadığı bilinmemektedir. Mâlînî’nin bunların dışında Eḥâdîs̱ü’l-İmâm Mâlik b. Enes, el-Fütüvve, Müsnedü şüyûḫi’ṣ-ṣûfiyye, el-Esbâb ve’l-ensâb adlı eserleri kaynaklarda zikredilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
Mâlînî, Kitâbü’l-Erbaʿîn fî şüyûḫi’ṣ-ṣûfiyye (nşr. Âmir Hasan Sabrî), Beyrut 1417/1997, neşredenin girişi, s. 29-59; Sehmî, Târîḫu Cürcân (nşr. M. Abdülmuîd Han), Beyrut 1407/1987, s. 124; Hatîb, Târîḫu Baġdâd, IV, 371-372; Yâkūt, Muʿcemü’l-büldân, V, 44; İbnü’s-Salâh, Ṭabaḳātü’l-fuḳahâʾi’ş-Şâfiʿiyye (nşr. Muhyiddin Ali Necîb), Beyrut 1413/1992, I, 360; İbn Abdülhâdî, ʿUlemâʾü’l-ḥadîs̱, III, 267; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XVII, 175, 301-303; XIX, 75; a.mlf., Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, III, 1070-1072; İbn Hacer, Tebṣîrü’l-müntebih, IV, 1512, 1513; Müttakī el-Hindî, Kenzü’l-ʿummâl, XIII, 436; XV, 733; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 53; Hediyyetü’l-ʿârifîn, I, 72; Kettânî, er-Risâletü’l-müsteṭrafe, s. 102-103, 116; Sezgin, GAS, I, 674; Cezzâr, Medâḫilü’l-müʾellifîn, III, 1443-1444.
Bu madde ilk olarak 2003 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 27. cildinde, 535 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.