MANSÛR el-FÂTIMÎ

المنصور الفاطمي
MANSÛR el-FÂTIMÎ
Müellif: KÂSIM ABDUH KÂSIM
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/mansur-el-fatimi
KÂSIM ABDUH KÂSIM, "MANSÛR el-FÂTIMÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mansur-el-fatimi (19.11.2019).
Kopyalama metni
301 Ramazanında (Nisan 914) Rakkāde’de dünyaya geldi. Mehdiye veya Kayrevan’da 302 veya 303 (915-916) yılında doğduğu da rivayet edilmektedir. Annesi Kerîme adlı bir câriyedir. Babası Kāim-Biemrillâh, 7 Ramazan 334’te (12 Nisan 946) veliaht tayin edip biat aldığı ve yönetime katılma yetkisi verdiği Mansûr’u, 316 (928) yılından beri Fâtımî aleyhtarı faaliyetleri yürüten İbâzî-Hâricî lideri Ebû Yezîd en-Nükkârî ile savaşa memur etmişti. Biattan birkaç hafta sonra babası vefat etti (13 Şevval 334 / 18 Mayıs 946). Mansûr, devlete karşı ayaklanan Ebû Yezîd en-Nükkârî’nin bu haberi duymasını önlemek amacıyla babasını gizlice defnetti.

Babasının ölümünü iki yıl gizlemeyi başararak bu zaman zarfında meydana gelen ayaklanmalara karşı mücadele eden Mansûr, Berberî ve Arap kabilelerini etrafında topladı. Sicilya askerleriyle de iş birliği yaparak büyük bir güç oluşturdu. 19 Şevval 334’te (24 Mayıs 946) Mehdiye’den Ebû Yezîd en-Nükkârî’ye karşı bir müfreze sevketti. Üç gün sonra Sûse önünde mağlûp edilen Ebû Yezîd Kayrevan’a hareket ettiyse de şehre giremedi. Mansûr ertesi gün Kayrevan’a girince Ebû Yezîd batıya doğru çekildi. Onu takibe devam eden Mansûr, 26 Rebîülevvel 335’te (25 Ekim 946) Kayrevan’dan ayrılarak Begāye’ye ulaştı, Ebû Yezîd’i Biskre’ye kadar takip ettikten sonra Tubne’ye döndü. 12 Cemâziyelevvel 335’te (9 Aralık 946) Makkara civarında Ebû Yezîd’i bozguna uğratıp Mesîle’ye girdi. Ebû Yezîd’i aramak amacıyla şehirden ayrılınca Ebû Yezîd Mesîle’yi kuşatma altına aldı. Mansûr ancak 5 Receb 335’te (30 Ocak 947) Mesîle’ye hâkim olabildi. 22 Muharrem 336’da (13 Ağustos 947) Ebû Yezîd’in sığındığı Kiyâne şehrini zaptederek kendisini yaralı vaziyette esir aldı. Ebû Yezîd beş gün sonra ölünce cesedini Mehdiye’de halka teşhir etti. Genç Fâtımî Devleti için bir tehdit oluşturan ve Berberî kabileleri, Endülüs Emevî Halifesi III. Abdurrahman, Mağrib ve özellikle Tâhertliler tarafından desteklenen Ebû Yezîd en-Nükkârî’nin isyanı böylece sona erdi.

III. Abdurrahman, Fâtımîler’e muhalefet eden Miknâsî lideri Mûsâ b. Ebü’l-Âfiye ile Berberî kabilelerini Fâtımîler aleyhine kışkırttı. Zenâte kabilesini de Fâtımîler’in müttefiki Sanhâce’nin reisi Zîrî b. Menâd’a karşı savaşa teşvik etti. Tâhert’teki Rüstemîler Devleti gibi Mağrib’deki küçük devletlerle de sağlam ilişkiler kurarak Fâtımî halifesine baş kaldıranları destekleyen III. Abdurrahman, Fâtımîler’den Sicilya’yı geri almayı düşünen Bizanslılar’la ittifak oluşturdu. Mısır’daki İhşîdîler’le iyi ilişkiler kurarak Şiî mezhebiyle savaş için Mısır’a Mâlikî fakihler gönderdi.

Mansûr bunun üzerine önce III. Abdurrahman adına hutbe okutan Tâhert’e yöneldi, kısa bir süre Tâhert’te kaldıktan sonra buraya Benî İfren’den Ya‘lâ b. Muhammed’i vali tayin edip Kayrevan’a gitmek üzere yola çıktı. Kayrevan’a gönderdiği menşurda babası Kāim-Biemrillâh’ın vefat ettiğini, savaş dolayısıyla bunu gizlediğini ve el-Mansûr-Billâh unvanıyla hilâfet makamına geçtiğini belirtti. Tâhert’ten ayrılarak nüfuzunu sağlamlaştırmak üzere Kartaca’ya ve diğer bazı şehirlere uğradıktan sonra Mansûriye’ye geldi, burada bir kahraman gibi karşılandı. Mansûr ülkede istikrarı sağlamak üzere iken Ebû Yezîd en-Nükkârî’nin oğlu Fazl, Evrâs ve Kafsa’da isyan etti. Zilkade 336’da (Mayıs 948) öldürülerek bertaraf edilen Fazl’ın kardeşleri Endülüs Emevî Devleti’ne sığındı.

İç ve dış düşmanların saldırılarına karşı Mansûr güçlü bir donanma kurmuştu. 334 (945-46) yılında Hasan b. Ali el-Kelbî kumandasındaki bu donanma Meriye (Almeria) şehrine saldırarak limanda demirlemiş gemileri yaktı, şehir halkından birçok kişi esir alındı. Bu olay üzerine Endülüs Emevî donanması bir yıl sonra Afrika sahillerine hücum edip Sûse bölgesini tahrip etti. Fâtımî kaynaklarında, VII. Konstantinos zamanında Bizanslılar’ın Fâtımîler’in elindeki Sicilya adasını geri almak için giriştikleri teşebbüslere karşı koymada donanmanın büyük rol oynadığı belirtilmekte, ayrıca Mehdiye’de bulunan tersane ve 900 savaş gemisinin önemi de vurgulanmaktadır. Mansûr bunlardan ve Fâtımîler’e Ağlebîler’den kalan Sicilya ve Mağrib’deki düzenli deniz gücünden faydalanmış, daha sonra bunları geliştirerek devletin gücünü arttırmıştır.

Ramazan 341’de (Şubat 953) dinlenmek amacıyla Celûlâ şehrine giden Mansûr yolda şiddetli bir soğuk ve yağmurla karşılaştı. Mansûriye’ye dönerken maiyetindeki birçok kişi hayatını kaybetti. Kendisi de hastalandı ve 28 Şevval 341’de (18 Mart 953) Mansûriye’de vefat etti. Mehdiye şehrine götürülerek orada defnedildi. Yerine oğlu Muiz-Lidînillâh geçti. Akıllı ve cesaretli, yerinde konuşmasını bilen iyi bir hatip ve sabırlı bir kişi olan Mansûr, zamanının çoğunu ayaklanmaları bastırmaya ve ülkenin birliğini sağlamaya vermiştir. Karmatî lideri Ebû Tâhir el-Cennâbî’nin 317’de (929) söküp götürdüğü Hacerülesved’in yerine iade edilmesini emretmiş, bunun üzerine Hacerülesved 339’da (950-51) Mekke’ye getirilerek yerine konulmuştur. Bu arada çeşitli vergileri kaldırmış, vergi konusunda halka hoşgörülü davranılmasını istemiştir. Hem zimmîler hem müslümanlar için geçerli olan bu karar sayesinde sükûnet ve barış sağlanmış, vergi sisteminde adalet temin edilmiştir. Kendi adıyla anılan Mansûriye (Sabra) şehrinin inşasını emreden Mansûr, Mehdiye’nin yerine Mansûriye’yi başşehir yaparak buraya yerleşmiştir (336/947-48). Şehri saraylarla süslemiş ve kurduğu pazar yerleriyle zenginleştirmiştir. Şair Ebü’l-Kāsım el-Fezârî onun için bir kaside yazmıştır (bk. bibl.).

BİBLİYOGRAFYA
Ali b. Zâfir, Aḫbârü’d-düveli’l-münḳaṭıʿa (nşr. A. Ferré), Kahire 1972, s. 18-20; İbn Hammâd es-Sanhâcî, Aḫbâru mülûki Benî ʿUbeyd ve sîretühüm (nşr. Tihâmî Nakra - Abdülhalîm Uveys), Riyad-Kahire 1401/1981, s. 59-83; İbn Hallikân, Vefeyât, I, 234-236; İbn İzârî, el-Beyânü’l-muġrib, I, 218-221; Makrîzî, İttiʿâẓü’l-ḥunefâ (nşr. Cemâleddin eş-Şeyyâl), Kahire 1416/1996, I, 88-91; a.mlf., el-Muḳaffe’l-kebîr (nşr. Muhammed el-Ya‘lâvî), Beyrut 1407/1987, s. 142-192; İdrîs İmâdüddin el-Kureşî, ʿUyûnü’l-aḫbâr ve fünûni’l-âs̱âr (nşr. Mustafa Gālib), Beyrut, ts. (Dârü’l-Endelüs), s. 231-341; Ebü’l-Kāsım el-Fezârî, el-Ḳaṣîdetü’l-fezâriyye fî medḥi’l-ḫalîfeti’l-Fâṭımî el-Manṣûr (nşr. Mustafa ez-Zemerlî), Beyrut 1995, neşredenin girişi, s. 5-74; Hasan İbrâhim Hasan, Târîḫu’d-devleti’l-Fâṭımiyye, Kahire 1981, s. 89-92; Muhammed el-Ya‘lâvî, el-Edeb bi-İfrîḳıyye fi’l-ʿahdi’l-Fâṭımî (296-365 h.), Beyrut 1986, s. 149-185; Eymen Fuâd Seyyid, ed-Devletü’l-Fâṭımiyye fî Mıṣr, Kahire 1413/1992, s. 59-60, 62; H. Halm, The Empire of the Mahdi: The Rise of the Fatimids, Leiden 1996, s. 310-337; F. Dachraoui, “al-Manṣūr-Billāh”, EI2 (İng.), VI, 434-435.
Bu madde ilk olarak 2003 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 28. cildinde, 8-9 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.