MA‘RİFETÜ’s-SAHÂBE

معرفة الصحابة
MA‘RİFETÜ’s-SAHÂBE
Müellif: MEHMET EFENDİOĞLU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 01.04.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/marifetus-sahabe
MEHMET EFENDİOĞLU, "MA‘RİFETÜ’s-SAHÂBE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/marifetus-sahabe (01.04.2020).
Kopyalama metni
Sözlükte “bilgi” anlamındaki ma‘rife ile sahâbe kelimesinden meydana gelen terkip “sahâbîlerin hayatına dair nakledilen rivayetler, bilgiler ve sözler” mânasına gelmektedir. Ma‘rife kelimesi ilk dönemlerden itibaren hakkında bilgi edinilmek istenen kişi, yer ve konularla birlikte “ma‘rifetü’l-büldân, ma‘rifetü’l-kurrâ, ma‘rifetü’r-ricâl, ma‘rifetü ulûmi’l-hadîs” şeklinde kullanılmış, ma‘rifetü’s-sahâbe tabiriyle de ashaba dair bilgiler kastedilmiştir.

Ashap Kur’an âyetlerinin şahidi, Hz. Peygamber’in hadislerinin bir parçası ve râvisi, siyer ve megāzînin fiilen içinde bulunmuş birer unsuru, Resûl-i Ekrem’den sonraki devrin etkili şahsiyetleri olduğundan müslümanlar onlarla ilgili bilgileri nakletmeye büyük önem vermişlerdir. Daha I. (VII.) yüzyılda tefsir, hadis, siyer, megāzî ve ensâba dair rivayetlerin yazılı metinler halinde veya şifahî olarak nakledilmesiyle sahâbe bilgisi sonraki nesillere intikal etmeye başlamış, bu bilgiler tefsir ve hadisle ilgili rivayetler yoluyla dağınık bir şekilde ve siyer, megāzî, en-sâb kitaplarıyla ilk asra dair tarihî bilgiler arasında yoğun olarak ve daha düzenli biçimde gelmiştir (Muhammed b. Sâmil es-Sülemî, s. 313 vd.).

Sahâbîlerin özellikle isim ve sayılarına dair yazılı belgeler daha Resûlullah döneminde ortaya konmuş, hicretin ardından Medine’de yapılan nüfus sayımı ile daha sonra gerçekleşen savaşlara katılan sahâbîlerin isim ve sayılarına dair önemli bilgiler nakledilmiştir. Ancak bunlarla ilgili sağlıklı bilgiler Hz. Ömer tarafından oluşturulan divanda yer almış, sahâbe tabakatına dair eserler de büyük ölçüde bu divana dayanmıştır.

Hz. Ömer 20 (641) yılında fetihlerle artan devletin fey’ gelirlerini düzenli bir şekilde dağıtmak üzere divan denilen bir teşkilât kurmuş, bunun için kabile mensupları tesbit edilmiş, mevâlî ile birlikte muhacir ve ensarın adları yazılmış, bunların özellikle İslâm’a girişteki önceliği göz önünde bulundurularak dine yaptıkları hizmetlere, Hz. Peygamber’e olan yakınlıklarına ve onunla beraber mücadelelerine göre kendilerine maaş bağlanmıştır. Bu divanın Urve b. Zübeyr b. Avvâm, Ebân b. Osman b. Affân, İbn Şihâb ez-Zührî, Mûsâ b. Ukbe, İbn İshak ve Ebû Ma‘şer es-Sindî gibi ilk megāzî müellifleri tarafından sözlü ve yazılı olarak nakledildiği anlaşılmaktadır. Ensâb âlimlerinin de faydalandığı divanı Vâkıdî, Vażʿu ʿÖmer ed-devâvîn ve taṣnîfü’l-ḳabâʾil ve merâtibihâ ve ensâbihâ adlı eserinde (İbnü’n-Nedîm, s. 111) değerlendirmiş, bu çalışma, ashaba dair isim listelerini koruduğu gibi kabile esası göz önüne alınarak yazılacak tabakat kitaplarına öncülük etmiştir. Nitekim talebesi İbn Sa‘d eṭ-Ṭabaḳātü’l-kübrâ’sını divana göre tasnif etmiş, eserinin III. cildine Bedir Gazvesi’ne katılan muhacirlerle başlamış, onları kabilelerine göre sıraladıktan sonra ensardan Bedir Gazvesi’nde bulunanlara, bu gazveye katılmayan muhacir ve ensarla Mekke fethinden önce İslâm’a girenlere işaret etmiştir. Sahâbe hakkında bilgi veren ve nesep esasına göre yazılan Halîfe b. Hayyât’ın Kitâbü’ṭ-Ṭabaḳāt’ı, Belâzürî’nin Ensâbü’l-eşrâf’ı ve İbn Ebû Âsım’ın el-Âḥâd ve’l-mes̱ânî’siyle ensâb konusundaki belli başlı kitapların telifinde bu divanın etkisi olmuştur (Ebû Ubeyd Kāsım b. Sellâm, neşredenin girişi, s. 195 vd.).

III. (IX.) yüzyıldan itibaren hadis râvileri hakkında kaleme alınan eserlerde genellikle sahâbeye ayrılan bölümler bulunmasına rağmen Kitâbü Aṣḥâbi’n-nebî ve Esmâʾü’ṣ-ṣaḥâbe gibi eserler yazmış olan (DİA, VI, 371) Buhârî’den sonra sahâbeye dair müstakil eserler kaleme alınmaya başlanmıştır. “Esmâü’s-sahâbe, kitâbü’s-sahâbe, târîhu’s-sahâbe, mu‘cemü’s-sahâbe, tesmiyetü ashâbi’n-nebî” gibi adlarla anılan bu eserler arasında ma‘rifetü’s-sahâbe adıyla telif edilenler dikkat çekmektedir. Ma‘rifetü’s-sahâbe türü çalışmalar genellikle bütün ashap hakkında bilgi vermek amacıyla kaleme alınan eserler olup Ebû Bekir Ahmed b. Abdullah el-Berkī (ö. 270/883) (Kettânî, s. 127-128), Ebû Mansûr el-Bâverdî (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1739), Ebû Abdullah İbn Mende (DİA, XX, 178), Ebû Nuaym el-İsfahânî (a.g.e., X, 203), Müstağfirî ve Ebû Muhammed Abdullah b. Muhammed el-Kayserânî’nin (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1739) Maʿrifetü’ṣ-ṣaḥâbe’leri bunların belli başlılarıdır. Belli özellikleri olan ya da bir bölgeye yerleşen sahâbîleri tanıtmak maksadıyla yazılan eserler de vardır. Heysem b. Adî’nin Men revâ ʿani’n-nebî mine’ṣ-ṣaḥâbe (İbnü’n-Nedîm, s. 112), Ali b. Medînî’nin Maʿrifetü men nezele sâʾire’l-büldân mine’ṣ-ṣaḥâbe (Kettânî, s. 127) ve Abdüssamed b. Saîd el-Hımsî’nin Men nezele Hımṣ mine’ṣ-ṣaḥâbe (Muhammed b. İbrâhim eş-Şeybânî, s. 231) adlı eserleri bu çalışmalar arasında sayılabilir.

Türün günümüze ulaşan en hacimli kitabı Ebû Nuaym el-İsfahânî’nin Maʿrifetü’ṣ-ṣaḥâbe’sidir. Müellif eserinde muhacirleri ve ensarı tanıtıp onların faziletlerine işaret etmekte, Bedir Gazvesi ile Hudeybiye’de bulunanların sayısını ve değerini gösteren rivayetleri sıralamakta, ashabın faziletlerine, özelliklerine ve sayılarına dair bilgiler nakletmekte, önce aşere-i mübeşşereyi ve adı Muhammed olanları ele almakta, ardından alfabetik sıraya göre diğer sahâbîleri tanıtmaktadır. Kitabın sonunda künyesiyle bilinenleri ve kadın sahâbîleri zikretmektedir. Ebû Nuaym, her sahâbî için onun naklettiği hadislerden veya hakkında rivayet edilenlerden örnekler vermekte, zaman zaman bunların sıhhatini değerlendirmektedir. Maʿrifetü’ṣ-ṣaḥâbe’nin mükemmel bir nüshası iki cilt halinde günümüze kadar gelmiş (TSMK, III. Ahmed, nr. 497), bu nüshanın başından itibaren Sevr es-Sülemî’nin biyografisine kadar olan kısmını Muhammed Râzî b. Hâc Osman yayımlamıştır (I-III, Medine-Riyad 1408/1988). V. (XI.) yüzyıla kadar telif edilen ma‘rifetü’s-sahâbe türü eserler daha sonra bütün sahâbîleri bir araya toplamayı hedef alan çalışmaların, özellikle de İbn Abdülber en-Nemerî’nin el-İstiʿâb, İzzeddin İbnü’l-Esîr’in Üsdü’l-ġābe ve İbn Hacer el-Askalânî’nin el-İṣâbe adlı eserlerinin birinci derecede kaynağı olmuştur.

Hadis usulüne dair eserler yazılmaya başlanınca sahâbeyle ilgili teorik bilgiler bu eserlerde ma‘rifetü’s-sahâbe başlığı altında verilmiştir. Bilindiği kadarıyla sahâbe hakkındaki bilgileri bir usul konusu olarak ilk defa ele alan kişi Hâkim en-Nîsâbûrî olup bu bilgileri Maʿrifetü ʿulûmi’l-ḥadîs̱’inde “Ma‘rifetü’s-sahâbe” başlığı altında özetlemiştir. İbnü’s-Salâh eş-Şehrezûrî ma‘rifetü’s-sahâbe konusunu hadis ilimlerinden biri olarak ele almış, sahâbeye dair daha önceki usûl-i hadîs kitaplarında verilen bilgileri genişleterek bu başlık altında kaydetmiştir (ʿUlûmü’l-ḥadîs̱, s. 291-301). Ardından Nevevî İrşâdü ṭullâbi’l-ḥaḳāʾiḳ’te (s. 193-199), İbn Kesîr İḫtiṣâru ʿulûmi’l-ḥadîs̱’te (Ahmed Muhammed Şâkir, s. 179-191), Zeynüddin el-Irâkī Fetḥu’l-muġīs̱’te (s. 342-365) ve Süyûtî Tedrîbü’r-râvî’de (II, 206-234) aynı metodu takip etmiştir. Fezâilü’s-sahâbe konusu da ma‘rifetü’s-sahâbenin bir dalıdır (bk. FEZÂİLÜ’s-SAHÂBE).

BİBLİYOGRAFYA
Lisânü’l-ʿArab, “ʿarf” md.; Ebû Ubeyd Kāsım b. Sellâm, en-Neseb (nşr. Meryem M. Hayrüddir‘), Beyrut 1410/1989, neşredenin girişi, s. 61-144, 195 vd.; İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, III, 6 vd.; İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist (Teceddüd), s. 111, 112; Hâkim en-Nîsâbûrî, Maʿrifetü ʿulûmi’l-ḥadîs̱, Beyrut, ts. (el-Mektebü’t-ticârî li’t-tıbâa), s. 22-25; Ebû Nuaym el-İsfahânî, Maʿrifetü’ṣ-ṣaḥâbe (nşr. M. Râzî b. Hâc Osman), Medine-Riyad 1408/1988, I, 105 vd.; Hatîb el-Bağdâdî, el-Kifâye (nşr. Ahmed Ömer Hâşim), Beyrut 1406/1986, s. 63-70; İbnü’s-Salâh, ʿUlûmü’l-ḥadîs̱, s. 291-301; Nevevî, İrşâdü ṭullâbi’l-ḥaḳāʾiḳ (nşr. Nûreddin Itr), Beyrut 1411/1991, s. 193-199; Irâkī, Fetḥu’l-muġīs̱, s. 342-365; Süyûtî, Tedrîbü’r-râvî (nşr. Abdülvehhâb Abdüllatîf), Beyrut 1399/1979, II, 206-234; Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1739; J. Horovitz, el-Meġāzi’l-ûlâ ve müʾellifûhâ (trc. Hüseyin Nassâr), Kahire 1369/1949, s. 3 vd.; Ahmed Muhammed Şâkir, el-Bâʿis̱ü’l-ḥas̱îs̱, Kahire 1377/1958, s. 179-191; Kettânî, er-Risâletü’l-müsteṭrafe, s. 51, 127-128; Sezgin, GAS (Ar.), I/1, s. 439; Muhammed b. İbrâhim eş-Şeybânî, Muʿcemü mâ üllife ʿani’ṣ-ṣaḥâbe ve ümmehâti’l-müʾminîn ve âli’l-beyt, Küveyt 1414/1993, s. 219-220, 231; Muhammed b. Sâmil es-Sülemî, Menhecü kitâbeti’t-târîḫi’l-İslâmî, Mekke 1418/1998, s. 313 vd.; Şâkir Mahmûd Abdülmün‘im, “Teṭavvürü’t-teʾlîf fî maʿrifeti’ṣ-ṣaḥâbe”, Mecelletü’l-baḥs̱i’l-ʿilmî ve’t-türâs̱i’l-İslâmî, IV, Mekke 1401/1981, s. 351-364; M. Mustafa el-A‘zamî, “Buhârî, Muhammed b. İsmâil”, DİA, VI, 371; Abdülazîz ed-Dûrî, “Divan”, a.e., IX, 378; Osman Türer, “Ebû Nuaym el-İsfahânî”, a.e., X, 203; M. Yaşar Kandemir, “İbn Mende, Ebû Abdullah”, a.e., XX, 178.
Bu madde ilk olarak 2003 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 28. cildinde, 60-61 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.