MİLEL ve NİHAL

الملل والنحل
Müellif:
MİLEL ve NİHAL
Müellif: ÖMER FARUK HARMAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2005
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 27.05.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/milel-ve-nihal
ÖMER FARUK HARMAN, "MİLEL ve NİHAL", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/milel-ve-nihal (27.05.2019).
Kopyalama metni
Milel kelimesi Arapça’da millet (din ve şeriat), nihal de nihlenin (din, dinî zümre, mezhep) çoğuludur (Lisânü’l-ʿArab, “mll” ve “nḥl” md.leri). Millet kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de on beş yerde geçmekte ve sadece tebliğ eden peygambere nisbetle “din” anlamında kullanılmaktadır. Bu kullanımların üçünde putperest dinleri (el-A‘râf 7/88, 89; İbrâhîm 14/13; el-Kehf 18/20), birinde yahudilerin ve hıristiyanların dini (el-Bakara 2/120), ikisinde önceki peygamberlerin dini (Yûsuf 12/38; Sâd 38/7), sekizinde Hz. İbrâhim’in dini konu edilmekte, onun tebliğ ettiği dinini tek gerçek tevhid dini (Hanîflik) ve Allah’a teslimiyet olduğu belirtilmektedir (el-Bakara 2/130, 135; Âl-i İmrân 3/95; en-Nisâ 4/125; el-En‘âm 6/161; Yûsuf 12/38; en-Nahl 16/123; el-Hac 22/78; EI2 [Fr.], VII, 61; DİA, IX, 313).

Arapça’da millet “din” anlamında olmasına ve onun yerine kullanılmasına rağmen her iki kelime arasında fark olduğu belirtilmektedir. Din şahsî itaat ve inançtan doğmaktadır, dolayısıyla her ferdin kendi dinî davranışıdır. Millet ise dinin toplumsal ve kurumsal boyutudur. Şahsî itaat ve inançların şeklîleşmesi ve gelişmesi millet kavramını oluşturmaktadır. Millet, dinî bir toplum birliği meydana getiren ve o toplumdaki sosyal hayatın temelini teşkil eden inançlar ve törenler sistemidir (Izutsu, s. 216). Şehristânî de millet kelimesinin toplumsal yönüne vurgu yaparak onu “belirli kurallara tâbi sosyal birlik, bir dine mensup olanlar topluluğu” olarak açıklamaktadır (el-Milel ve’n-niḥal, I, 38). Kur’an’da Hz. İbrâhim’in “iyilik örneği ve önderi” anlamında (Şevkânî, III, 228-229) bir ümmet olduğu belirtildiğinden (en-Nahl 16/120) onun dininden de millet diye bahsedilmekte, ancak klasik dönemde bu kelimeye daha çok “din ve şeriat” mânası verilmektedir. Nitekim Mes‘ûdî bunu “eş-şerâi‘ ve’l-milel, el-mezâhib ve’l-milel, el-ârâ’ ve’l-milel” şeklinde kullanmaktadır (et-Tenbîh, s. 4, 155, 334). Kelime “el-mille” veya “ehlü’l-mille” olarak kullanıldığında ise Hz. Muhammed’in tebliğ ettiği din ve müslümanlar kastedilmektedir.

Kur’an’da bir yerde geçen ve “evlenilecek kadınlara mehirlerinin zorluk çıkarılmadan verilmesi” anlamı taşıyan nihle kelimesi “din, diyanet, şeriat; dava, iddia; bahşetme, verme” gibi mânalara gelmektedir. Nihal kelimesi de “din” anlamında olmakla beraber milel ile nihal arasındaki fark, nihal teriminin milletten daha az kapsamlı olması ve aynı milletin (din) içindeki inanca yönelik çeşitli akımları belirtmesidir. Dolayısıyla nihal, zamanla muayyen bir dinin bünyesinde ortaya çıkan doktrinle ilgili temayülleri ve gruplaşmaları ifade etmeye başlamış ve “zümre, mezhep” mânasını kazanmıştır. Nitekim Câhiz nihleyi “fırka” anlamında kullanmış (Kitâbü’l-Ḥayevân, I, 6; IV, 206), Mu‘tezilî Nâşî el-Ekber fırkalarla ilgili eserine Kitâbü Uṣûli’n-niḥal adını vermiştir. İbn Hazm da nihle ve nihali “fırka” mânasında kullanarak eserinin çeşitli yerlerinde İslâm fırkalarına “nihalü’l-müslimîn” demiştir.

Nihal kelimesini farklı mânada kullanan âlim Şehristânî’dir. Eserine el-Milel ve’n-niḥal adını veren Şehristânî bu iki kavrama özel bir anlam yüklemektedir. İnanç noktasından insanlığı “erbâbü’d-diyânât ve’l-milel” ve “ehlü’l-ehvâi ve’n-nihal” diye ikiye ayıran Şehristânî, diyânât kelimesiyle birlikte kullandığı milel ile temelde ilâhî menşeli olan veya böyle bir menşeden geldiği şüpheli görülen dinleri, ehvâ kelimesiyle beraber kullandığı nihal ile de bâtıl inançları kastetmektedir.

Şehristânî’ye göre insanlar ya başka bir kaynaktan aldıkları inançlara ya da kendi görüşlerine uyarlar. Başka bir kaynaktan faydalananlara “ehlü’d-diyânât ve’l-milel” denilmektedir. Bunları da Kur’an gibi vahye dayanan veya Tevrat ve İncil gibi vahye dayandığı kabul edilen yahut Mecûsîlik ve Maniheizm’de olduğu gibi şüpheli bir kitaba sahip olan din mensupları olarak göstermek mümkündür. Ehlü’l-ehvâ ise beşer kaynaklı inanç sahipleridir ve kendi iddialarını din olarak ileri sürmektedir. Şehristânî bu grubun içinde Sâbiîler’i, filozofları, putperestleri, Hint dinlerinin mensuplarını saymaktadır (el-Milel, I, 11, 13). Dolayısıyla Şehristânî’de nihal kelimesi sadece mezhep ve felsefî ekolleri değil bâtıl dinleri de belirtmektedir. Şu halde milel genel olarak dinleri, nihal ise aynı dinin içindeki farklı düşünce şekillerini, mezhepleri ifade etmektedir (Monnot, s. 12). Zamanımıza ulaştığı tesbit edilebilen ve bu adı taşıyan eserlerin ilki Mu‘tezilî Nâşî el-Ekber’in (ö. 293/906) Kitâbü Uṣûli’n-niḥal’idir.

İslâm tarihi boyunca din ve mezhepleri konu edinen eserlere “makālât, diyânât, fırak” gibi isimler verilmişse de bu literatüre ait en meşhur adlandırma milel ve nihal şeklindedir. Önceleri makālât ismiyle kitaplar kaleme alınırken bu dönemi, çeşitli fırkaların teşekkül ettiği ve her fırkanın itikadî görüşlerinin tenkide tâbi tutulduğu fırak veya milel ve nihal eserleri dönemi takip etmiş, II. yüzyıldan itibaren bu isimleri taşıyan kitaplar kaleme alınmıştır (Mezhepler Arasındaki Farklar, tercüme edenin önsözü, s. XVI-XXI).

Milel ve nihal başlıklı eserler, diğerlerinden farklı olarak yalnızca İslâm fırkalarını değil aynı zamanda diğer dinleri ve bu dinlerin mezheplerini de incelemektedir. Çünkü İslâm hâkimiyetinin genişlemesine paralel olarak müslümanlar farklı inanç mensuplarıyla karşılaşmıştır. Bu da gerek kendi hâkimiyetlerinde yaşayan gerekse komşu oldukları çeşitli din ve mezheplere mensup insanların inançlarını değerlendirme zaruretini ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla İslâm dışı dinlerle ilgili araştırmalar çok erken dönemlerden itibaren başlamıştır. Hem İslâm’ın zuhuru esnasında Arap yarımadasında muhtelif din mensuplarının bulunuşu hem de Kur’an’ın bu dinlerin mensuplarıyla ilgili bilgi vermesi, diğer taraftan müslümanların İslâm’ı başka din mensuplarına tebliğ etme görevi, ayrıca zaman içinde ortaya çıkan farklı yorum ve telakkilerin değerlendirilmesi zorunluluğu çeşitli din ve mezheplerle ilgili eserlerin kaleme alınmasına sebep olmuştur.

Milel ve nihal şeklindeki adlandırma, özellikle IV. (X.) yüzyıldan bu yana sadece bir bölüm adı olarak değil aynı zamanda kitap adı olarak da kullanılmaktadır. Bu isim muhtemelen ilk defa, Hârizmî’nin (ö. 387/997) Mefâtîḥu’l-ʿulûm adlı eserinin bir bölümünün adı olarak “Fî esâmi erbâbi’l-milel ve’n-niḥal el-muḥtelife” şeklinde geçmekte ve burada kendilerine müstakil bölümler ayrılan İslâm, Hıristiyanlık ve Yahudiliğin dışında ateistler, Budistler, Brahmanlar, Sâbiîler, Mecûsîler vb. ele alınmaktadır (bk. HÂRİZMÎ, Muhammed b. Ahmed).

Bilindiği kadarıyla el-Milel ve’n-niḥal adını taşıyan ilk eser Abdülkāhir el-Bağdâdî’nin (ö. 429/1037-38) kitabıdır. Bağdâdî, el-Farḳ beyne’l-fıraḳ isimli kitabında kısaca temas ettiği konuları burada daha ayrıntılı biçimde ele aldığını belirtmekte ve yapılan atıflardan günümüze intikal etmeyen bu eserinde bütün din ve inançlara yer verildiği anlaşılmaktadır. Brockelmann’ın el-Milel ve’n-niḥal’e ait olduğunu ileri sürdüğü yazma nüshanın bu esere ait bulunmadığı, Albert Nasrî Nâdir’in el-Milel ve’n-niḥal adıyla neşrettiği kitabın da (Beyrut 1970) Bağdâdî’nin eseri olmasının şüpheli görüldüğü belirtilmektedir (EI2 [Fr.], VII, 55; Gimaret, Livres des religions et des sectes, I, 11-12; ayrıca bk. ABDÜLKĀHİR el-BAĞDÂDÎ).

V. (XI.) yüzyılda kaleme alınan eserlerden biri de İbn Hazm’ın Kitâbü’l-Faṣl (fiṣal) fi’l-milel ve’l-ehvâʾ ve’n-niḥal’idir. İbn Hazm eserinde milel ve nihal kavramlarını açıklamamakta, ancak birinci bölümde sofistler, dehrîler, filozoflar, Mecûsîler, düalistler, Brahmanlar, yahudiler ve hıristiyanlara yer verdikten sonra İslâm’a muhalif olan mileli ele aldığını, ardından İslâm içindeki fırka ve grupları inceleyeceğini belirtmektedir (el-Faṣl, II, 263; ayrıca bk. el-FASL). İbn Hazm’ın talebesi Sâid el-Endelüsî, Hint dinleriyle ilgili Maḳālâtü ehli’l-milel ve’n-niḥal adlı bir eser kaleme aldığını belirtmektedir (EI2 [Fr.], VII, 55). Şehristânî’nin yazdığı el-Milel ve’n-niḥal ise türünün en önemli eserlerindendir (bk. el-MİLEL ve’n-NİHAL).

Fahreddin er-Râzî’ye nisbet edilen Kitâbü’l-Milel ve’n-niḥal adlı bir eserden bahsedilmekte olup bunun, müellifin İʿtiḳādâtü firaḳi’l-müslimîn ve’l-müşrikîn adıyla neşredilen kitabı olduğu belirtilmektedir (a.g.e., VII, 55; ayrıca bk. FAHREDDİN er-RÂZÎ). Zeydî imamı Ahmed b. Yahyâ b. Murtazâ’nın da Kitâbü’l-Milel ve’n-niḥal adını taşıyan bir eseri vardır (a.g.e., VII, 55-56). Diğer taraftan Şehfûr b. Tâhir el-İsferâyînî ve Bâkıllânî’nin de el-Milel ve’n-niḥal isimli kitaplarından bahsedilmektedir (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1820-1821). Onun et-Tebṣîr fi’d-dîn ve temyîzü’l-firḳati’n-nâciye ʿani’l-firaḳi’l-hâlikîn’inde çeşitli İslâm fırkalarının yanında putlara, yıldızlara, ineğe tapanlarla dehrîler, Mecûsîler, Brahmanlar vb.ne de yer verilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
Lisânü’l-ʿArab, “mll” ve “nḥl” md.leri; Kāmus Tercümesi, IV, 90-91, 108; Câhiz, Kitâbü’l-Ḥayevân, I, 6; IV, 206; Mes‘ûdî, et-Tenbîh, s. 4, 155, 334; Bağdâdî, Mezhepler Arasındaki Farklar (trc. Ethem Ruhi Fığlalı), Ankara 1991, tercüme edenin önsözü, s. XVI-XXI; İbn Hazm, el-Faṣl (Umeyre), II, 263; Şehristânî, el-Milel ve’n-niḥal, Beyrut 1975, I, 11, 13, 38; Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1820-1821; Şevkânî, Fetḥu’l-ḳadîr, Beyrut 1412/1991, III, 228-229; T. Izutsu, Kur’ân’da Allah ve İnsan (trc. Süleyman Ateş), Ankara 1975, s. 216-217; D. Gimaret, “Le livre des religions et des sectes”, Livres des religions et des sectes, Paris 1986, I, 11-14; a.mlf., “al-Milal wa-l-Niḥal”, EI2 (Fr.), VII, 54-56; G. Monnot, Islam et religions, Paris 1986, s. 12, 31, 66, 70, 75; F. Buhl - [C. E. Bosworth], “Milla”, EI2 (Fr.), VII, 61; M. O. H. Ursinus, “Millet”, a.e., VII, 61-64; Günay Tümer, “Din”, DİA, IX, 313.

Ömer Faruk Harman
Bu madde ilk olarak 2005 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 30. cildinde, 57-58 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.