MÜNYETÜ’l-MUSALLÎ

منية المصلي
MÜNYETÜ’l-MUSALLÎ
Müellif: HÜSEYİN KAYAPINAR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2006
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 20.01.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/munyetul-musalli
HÜSEYİN KAYAPINAR, "MÜNYETÜ’l-MUSALLÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/munyetul-musalli (20.01.2020).
Kopyalama metni
Hanefî mezhebinin hâkim olduğu Horasan ve Mâverâünnehir’de, temel Arapça eğitimi aldıktan sonra İslâmî ilimleri tahsil edecek talebelere giriş metni olmak üzere Ebü’l-Leys es-Semerkandî’nin Muḳaddimetü’ṣ-ṣalât’ı gibi temizlik, abdest ve namaza dair hükümleri basit bir dille anlatan eserler okutuluyordu. Mâverâünnehir’de Hanefî fıkhını öğrendikten sonra Mekke’de on dört yıl ikamet eden ve ardından Yemen’e yerleşen Kâşgarî’nin kaleme aldığı Münyetü’l-muṣallî ve ġunyetü’l-mübtedî, kısa sürede Hanefî coğrafyasında İslâmî ilimleri tahsile yönelenlere okutulan giriş metni haline gelmiştir. Ardından Şâfiî mezhebine intisap eden Kâşgarî, Münyetü’l-muṣallî’de Ebû Hanîfe ve talebelerinin görüşlerini ana hatlarıyla verdikten sonra Hanefî fakihlerinin beş asır boyunca bu görüşler çerçevesinde geliştirdikleri hükümleri ve döneminin sık karşılaşılan problemlerini maddeler halinde basit bir dille ve VII. (XIII.) yüzyılın Hanefî terminolojisini kullanarak aktarmıştır. Kâşgarî’nin, eserin mukaddimesinde yararlandığını belirttiği kaynakların VI. (XII.) yüzyıldan VII. (XIII.) yüzyılın ortasına kadar geçen zaman diliminde yaşamış Mâverâünnehirli Hanefî fakihlerine ait olması, Münyetü’l-muṣallî’nin yazıldığı dönemin katkı ve tercihlerini yansıttığını göstermesi açısından manidardır. Müellif tarafından kaynak olarak kullanıldığı anlaşılan, fakat eserin mukaddimesinde zikredilmeyen kitapların birçoğu ise IV-VI. (X-XII.) yüzyıllar arasında kaleme alınmış “nevâzil” çalışmalarıdır. Ele aldığı hükümlerin delillerine nâdiren yer veren Münyetü’l-muṣallî’nin Hanefî mezhep birikimini yansıtma hususunda bazı eksiklik ve hatalarının olduğu görülmektedir. Muhtemelen bir kısmı, eserin telifinde Muhtâr b. Mahmûd ez-Zâhidî’nin Ḳınyetü’l-Münye li-tetmîmi’l-ġunye adlı rivayet zaafıyla meşhur kitabından faydalanılmasından kaynaklanan bu hata ve eksikliklere kitabı şerheden İbn Emîru Hâc ve İbrâhim el-Halebî tarafından işaret edilmiştir (meselâ bk. Ġunyetü’l-mütemellî, Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 1135, vr. 41a, 66a). IX. (XV.) yüzyıl gibi telifinden nisbeten kısa bir süre sonra nüshaları arasında dikkate değer farklılıklar görülen Münyetü’l-muṣallî’ye (meselâ bk. İbn Emîru Hâc, vr. 9a; İbrâhim el-Halebî, Ġunyetü’l-mütemellî, vr. 2a-b) gramer ve üslûp açısından da eleştiriler yöneltilmiştir.

Hanefî çevrelerince Münyetü’l-muṣallî’ye gösterilen ilgi, X. (XVI.) yüzyılda İbrâhim el-Halebî’nin Ḥalebî ṣaġīr olarak tanınan Muḫtaṣaru Ġunyeti’l-mütemellî’sine yönelmiş ve Şürünbülâlî’nin Nûrü’l-îżâḥ’ının yaygınlaşmasıyla birlikte bu eserin din eğitimi müfredatındaki hâkimiyeti azalmıştır. Bununla birlikte Münyetü’l-muṣallî’nin, baş tarafına kitapta geçen bazı Arapça kelimelerin Türkçe karşılıklarını içeren alfabetik bir lugatçe eklenerek ve “Rüşdiye mektepleri için tab‘ olunmuştur” kaydı konularak 1277 (1861) tarihinde basılmış olması o dönemde Osmanlılar’da hâlâ yerini koruduğunu göstermektedir. Hanefî mezhebinin hâkim olduğu bölgelerde mevcut birçok kütüphanede binlerce yazması bulunan Münyetü’l-muṣallî başta İstanbul olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde defalarca basılmıştır (İstanbul 1265, 1277, 1285, 1831, 1902, 1907; Delhi 1337; Lahor 1870; Bombay 1302, 1303; Kazan 1889; Leknev 1315; Dımaşk 1423/2002).

Şerhleri, Hâşiyeleri, Tercümeleri ve Hakkındaki Diğer Çalışmalar. 1. İbn Emîru Hâc, Ḥalbetü’l-mücellî ve buġyetü’l-mübtedî fî şerḥi Münyeti’l-muṣallî ve ġunyeti’l-mübtedî. Eserle ilgili bilinen ilk şerhtir. Münyetü’l-muṣallî’nin düzensizliğinden ve İslâmî ilimlere yeni başlayanlara yönelik olarak kaleme alınmasına rağmen bu seviyedeki kişilerin işine yaramayacak bilgiler ihtiva etmesinden yakınan şârih, geniş pasajlara ayırıp işlediği eserin ibarelerini lugavî tahlillere tâbi tutma amacı gütmemekte, müellifin gerek ifadelerini gerekse tercihlerini eleştirip eserdeki bilgileri öncelikle Hanefî literatüründeki yeri ve değeri açısından ele almaktadır. Metnin doğrudan kapsamına dahil olmayan hususlar Hakkında kendi görüş ve değerlendirmeleri için her bölümde “tevcih” adıyla alt başlıklar açan İbn Emîru Hâc, bir yandan Kâşgarî’nin ele aldığı görüşlerin delillerini serdederken öte yandan mezhep içindeki farklı görüşleri incelemektedir. Eserin çeşitli kütüphanelerde çok sayıda yazma nüshası mevcuttur (DİA, XIX, 477). 2. İbrâhim el-Halebî, Ġunyetü’l-mütemellî fî şerhi Münyeti’l-muṣallî ve ġunyeti’l-mübtedî. Ḥalebî kebîr olarak tanınmıştır (Leknev 1222, 1323; İstanbul 1253, 1256, 1295, 1300, 1325; Lahor 1310, 1314). Nâfile namaz türleri, kazâ namazı ve cenaze gibi Münyetü’l-muṣallî’nin ele almadığı konu başlıklarını da işleyen Ḥalebî kebîr Kâşgarî’nin verdiği bilgileri delillendirmekte, delil olarak getirdiği hadislerin sened ve metinlerini tartışmakta ve diğer mezheplerin, özellikle de Şâfiî mezhebinin görüşleriyle mukayese etmektedir. Ḥalbetü’l-mücellî’ye göre lugavî tahlillere geniş yer veren Ḥalebî kebîr bu amaçla metni daha küçük pasajlara ayırmakta ve Münyetü’l-muṣallî’deki önermeleri daha açık bir üslûpla ve maddeler halinde yeniden ifade etmeye çalışmaktadır. Gerek Ḥalbetü’l-mücellî gerekse Ġunyetü’l-mütemellî Hanefî mezhebinin hâkim olduğu bölgelerdeki yerleşik uygulamaları, bid‘atları ve mezhep telakkilerini ele aldıkları konular çerçevesinde işlemeleri açısından önemli birer kaynaktır. 3. İbrâhim el-Halebî, Muḫtaṣaru Ġunyeti’l-mütemellî. Halebî, Ġunyetü’l-mütemellî ile İslâmî ilimlerin tahsilinde henüz başlangıç seviyesinde olan talebelere yönelik bir şerh hazırlamayı hedeflese de meydana getirdiği eser bu seviyedekilere göre anlaşılması zor ve hacimli olduğu için çalışmasını ihtisar ederek Ḥalebî ṣaġīr diye tanınan bu kitabı kaleme almıştır (İstanbul 1242, 1268, 1286, 1309, 1312, 1316, 1317, 1320; Lahor 1889). Ḥalebî kebîr’deki uzun bölüm girişlerine ve diğer mezheplerin görüşlerinin tartışıldığı paragraflara Ḥalebî ṣaġīr’de yer vermeyen müellif, ihtisar çalışmasında talebelerin ihtiyaçlarını gözeterek dil tahlillerini kısmen bırakmış ve uzun cümlelerdeki anlamayı güçleştiren unsurları çıkarmıştır. Ḥalebî ṣaġīr hacim, muhteva ve üslûp açısından hedef aldığı seviyeye uygun bir metin olmasının yanı sıra, bilhassa hükümlerin naslarla delillendirilmesi gibi Münyetü’l-muṣallî’de bulunmayan birçok özelliğinden dolayı kısa sürede hem bu eserden hem Ḥalebî kebîr’den daha çok tanınan ve okutulan bir kitap olmuştur. Her iki eser de meselâ abdest sırasında su ibriğinin nereye konulması gerektiği gibi (Ġunyetü’l-mütemellî, vr. 17b; Ḥalebî ṣaġīr, s. 11) bir kısmı gelenek, estetik kabuller ve görgü kuralları kapsamına giren çok geniş bir âdâb çerçevesi çizerek Osmanlı toplumundaki temizlik ve namazla ilgili hemen her türlü vâkıa ve davranışı nitelemeye çalışan metinlerdir. Özellikle Ḥalebî ṣaġīr, Osmanlı toplumunda eğitim görmüş kişilerin çok büyük bir kısmının okuduğu bir eser olmasından dolayı ilmihal kültürünün temel kaynaklarından birini teşkil etmiştir. İbrâhim Babadâğî’nin çalışması Ḥalebî ṣaġīr’in Türkçe tercümeleri arasında en çok tanınmış ve yayımlanmış olanıdır (İstanbul 1255, 1260, 1264, 1275, 1278, 1286, 1291, 1299, 1301, 1307, 1314, 1315, 1316, 1341; Kazan 1860). Ali b. İbrâhim b. Mestân’ın Ḥalebî ṣaġīr tercümesi ise Münyetü’l-muṣallî’deki zayıf görüşleri ayıklaması, Ḥalebî kebîr’deki bazı bilgileri eklemesi ve eserin son kısmını özetleyerek çevirmesiyle dikkat çekmektedir (Süleymaniye Ktp., Yazma Bağışlar, nr. 1969). Güzelhisârî’nin Ḥilyetü’n-nâcî alâ Ġunyeti’l-mütemellî adlı hâşiyesi Ḥalebî ṣaġīr hâşiyelerinin arasında en tanınmış olanıdır (İstanbul 1231, 1244, 1250, 1251, 1256, 1262, 1269, 1277, 1287, 1289, 1293, 1295, 1299, 1306, 1308, 1322; Bulak 1251). Ḥalebî ṣaġīr, İslâmî ilimler eğitiminin ilk basamaklarından birini teşkil ettiği için bu eserin birkaç satırlık mukaddimesi kullanılmak suretiyle talebelere İslâm ilim geleneğinin bazı karakteristikleri ve özellikle besmele, hamdele, salvele ile eserlere başlamanın anlamı ve bu ifadelerin tahlilleri öğretilmeye çalışılmıştır. Saçaklızâde (Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi, nr. 1103, vr. 1a-2b), Adalı Şeyh Mustafa (Süleymaniye Ktp., Çelebi Abdullah Efendi, nr. 389, vr. 142b-143a), Akkirmânî (Süleymaniye Ktp., Bağdatlı Vehbi Efendi, nr. 1615, vr. 21b-26a), Reşîdüddin Ahmed en-Nevâşî (Süleymaniye Ktp., Antalya-Tekelioğlu, nr. 843, vr. 31b-34a), İsmâil b. Muhammed el-Eyvânî (Süleymaniye Ktp., Çelebi Abdullah Efendi, nr. 389, vr. 141a-142a), Hüseyin es-Sâdâtî (Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi, nr. 6337) gibi müellifler tarafından Risâle (Şerḥ, Ḥâşiye) ʿalâ dîbâceti’l-Ḥalebî adlarıyla kaleme alınan bu eserlerin Ḥalebî ṣaġīr tedrisi geleneğinde önemli bir yere sahip olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan Ḥalebî ṣaġīr üzerine yalnızca bu eserde geçen kelimeleri kapsayan Halebî Lugatı gibi (Süleymaniye Ktp., Antalya-Tekelioğlu, nr. 843, vr. 41b-53b) şerh ve hâşiye türünden farklı çalışmalar da gerçekleştirilmiştir. 4. Nûreddin Muhammed b. Muhammed el-Bedî‘ eş-Şirvânî, Muḫtaṣaru Münyeti’l-muṣallî. Şirvânî, Münyetü’l-muṣallî’yi Kâşgarî’nin ifade ve üslûbundan kısmen bağımsız bir şekilde kısalttıktan sonra Şerḥu Muḫtaṣari’l-Münyeti’l-muṣallî adıyla şerhetmiştir (Süleymaniye Ktp., Hasan Hüsnü Paşa, nr. 443). Sultan IV. Mehmed’e ithaf edilen bu şerh de Kâşgarî’nin yer verdiği bazı görüşlerin Hanefî mezhebinde müftâ bih olmadığını vurgulamaktadır (meselâ bk. vr. 67a). 5. Muhammed b. Ahmed Edirnevî, Zuhru’n-necât fî tercümeti’l-Münyeti’l-musallî (Süleymaniye Ktp., Reşid Efendi, nr. 178). Münyetü’l-muṣallî’nin Türkçe çevirisi olmakla beraber bazı yerlerde Türkçe şerh olarak nitelendirilebilecek açıklamaları ihtiva etmektedir. Yine IV. Mehmed’e ithaf edilen tercüme 1074’te (1663) tamamlanmıştır. 6. Muhammed b. Ali Erzurûmî, Tercüme-i Münyetü’l-musallî (Süleymaniye Ktp., Reşid Efendi, nr. 175). Aslında bir satır altı tercümesi olup daha sonra müstensihler tarafından satır altlarındaki Türkçe karşılıklar satıra yerleştirilip asıl metin paranteze alınmak suretiyle bir tercüme metni meydana getirilmiştir. Ayrıca Münyetü’l-muṣallî metnini soru-cevap şekline dönüştüren çalışmalar gibi (Mesâʾilü Münyeti’l-muṣallî fi’l-fıḳh, Süleymaniye Ktp., Reîsülküttâb Mustafa Efendi, nr. 402) bu eserin tedrisinde yardımcı olacak çeşitli kitaplar kaleme alınmıştır.

Hasan Ege tarafından, Ali Yektâ b. Mehmed Sâlih’in hâşiyesiyle beraber basılan metin esas alınarak Münyetü’l-muṣallî ve Ḥalebî ṣaġīr bir arada tercüme edilmiştir (İstanbul 1970, 1982). Münyetü’l-muṣallî’yi tahkik eden Abdülkerîm Hamza (Dımaşk 2002) eserdeki ifade bozukluklarını düzeltmiş, İbn Emîru Hâc ve Halebî şerhlerinin yanı sıra bu esere sık sık müracaat eden İbn Âbidîn’in Ḥâşiye’sinden de yararlanarak Hanefî literatürü açısından muhtevadaki farklılık, eksiklik ve hataları göstermiştir.

BİBLİYOGRAFYA
Kâşgarî, Münyetü’l-muṣallî (nşr. Abdülkerîm Hamza), Dımaşk 1423/2002; Fâsî, el-ʿİḳdü’s̱-s̱emîn, I, 317, 318; İbn Emîru Hâc, Ḥalbetü’l-mücellî ve buġyetü’l-mühtedî fî şerḥi Münyeti’l-muṣallî, Süleymaniye Ktp., Yusuf Ağa, nr. 225; Süyûtî, Buġyetü’l-vuʿât, I, 236; İbrâhim b. Muhammed el-Halebî, Ġunyetü’l-mütemellî, Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 1135; a.mlf., Ḥalebî ṣaġīr, İstanbul 1309, tür.yer.; Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1886; Muhammed b. Ahmed Edirnevî, Zuhru’n-necât fî tercümeti Münyeti’l-musallî, Süleymaniye Ktp., Reşid Efendi, nr. 178, vr. 2b; Nûreddin eş-Şirvânî, Şerḥu Muḫtaṣarı Münyeti’l-muṣallî, Süleymaniye Ktp., H. Hüsnü Paşa, nr. 443, vr. 67a; Serkîs, Muʿcem, II, 1541; Brockelmann, GAL, I, 478; Suppl., I, 659; Îżaḥu’l-meknûn, I, 210; II, 86; Ziriklî, el-Aʿlâm, VII, 261; Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, XI, 249, 250; Ahmet Özel, Hanefi Fıkıh Âlimleri, Ankara 1990, s. 71-72, 100, 115; M. Habîb el-Hîle, et-Târîḫ ve’l-müʾerriḫûn bi-Mekke, Mekke 1994, s. 59; Saffet Köse, “İbn Emîru Hâc”, DİA, XIX, 477.
Bu madde ilk olarak 2006 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 32. cildinde, 32-33 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.