SEYYİD SÂBIK

السيّد سابق
Müellif:
SEYYİD SÂBIK
Müellif: AHMET ÖZEL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 26.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/seyyid-sabik
AHMET ÖZEL, "SEYYİD SÂBIK", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/seyyid-sabik (26.08.2019).
Kopyalama metni
Ocak 1915’te Menûfiye vilâyetinde Bâcûr’a bağlı İstinhâ köyünde doğdu. Küçük yaşta Kur’ân-ı Kerîm’i ezberledi. Orta öğrenimden itibaren bütün tahsilini Ezher’de yaptı, 1947’de âlimiyye diploması alarak mezun oldu. Ezher’e bağlı lise seviyesindeki enstitülerde öğretmenlik yaptı. Daha sonra Ezher ve Amr b. Âs camilerinde vaaz ve irşadla görevlendirildi. Yazı hayatına haftalık el-İḫvânü’l-müslimûn dergisinde (1933-1938, ilk dönemi) “eṣ-Ṣafḥatü’l-fıḳhiyye” başlığı altında San‘ânî’nin Sübülü’s-selâm, Şevkânî’nin Neylü’l-evṭâr, İbn Kayyim el-Cevziyye’nin Zâdü’l-meʿâd, Mahmûd Hattâb es-Sübkî’nin ed-Dînü’l-ḫâliṣ gibi eserleriyle diğer bazı fıkıh kaynaklarını esas alarak tahâret ahkâmına dair kısa makaleler yazarak başladı. Ardından el-Mebâḥis̱ü’l-ḳażâʾiyye ve ed-Daʿve dergilerinde yazılar kaleme aldı. 8 Aralık 1948’de İhvân-ı Müslimîn teşkilâtının kapatılmasına karar verilmesinden yirmi gün sonra Başbakan Nukrâşî Paşa’nın öldürülmesi üzerine Abdülmecîd Hasan adlı tıp talebesine ölüm fetvasını verdiği gerekçesiyle yargılandıysa da bunun doğru olmadığı anlaşılınca beraat etti. Teşkilâtın lideri Hasan el-Bennâ’nın 12 Şubat 1949’da bir suikast neticesinde öldürülmesinin ardından teşkilât üyelerine yönelik geniş tutuklama hareketi çerçevesinde Muhammed el-Gazzâlî, Behî el-Hûlî, Abdülbedî‘ Sakr ve o sırada Tanta’da bir lise talebesi olan Yûsuf el-Kardâvî’nin de aralarında bulunduğu büyük bir grupla birlikte Sînâ’daki Tûr Hapishanesi’ne konuldu (Yûsuf el-Kardâvî, eş-Şeyḫ el-Ġazzâlî, s. 17) ve Hür Subaylar’ın Temmuz 1952 darbesine kadar hapiste kaldı. Ahmed Hasan el-Bâkûrî’nin bakanlığı sırasında Evkaf Bakanlığı’nda önce kültür, daha sonra mescidler müdürü olarak görev yaptı. Muhammed el-Behî’nin daha önce Seyyid Sâbık ve Muhammed el-Gazzâlî ile olan iyi ilişkileri bakanlığı sırasında bozulunca ikisinin de görevi Ezher’e nakledildi. İhvân-ı Müslimîn’e yönelik baskılar artınca Seyyid Sâbık, Suudi Arabistan’a giderek Cidde’de Melik Abdülazîz ve ardından Mekke Ümmülkurâ üniversitelerinde öğretim üyesi olarak çalıştı, burada Şeriat Fakültesi’nde Şer‘î Yargı Bölümü başkanlığına getirildi. Daha sonra Sosyal Bilimler Enstitüsü başkanlığı yaptı ve 100’ün üzerinde tez yönetti. 1989’da Hüsnü Mübârek tarafından İmtiyaz madalyası ile ödüllendirildi; 1993’te Fıḳhü’s-sünne adlı eserinden dolayı Kral Faysal İslâm Hukuku Araştırmaları ödülünü talebesi Yûsuf Kardâvî ile paylaştı. Vefatından üç yıl önce Mısır’a döndü, muhtelif camilerde vaazlarını ve sohbetlerini sürdürdü. 27 Şubat 2000 tarihinde Kahire’de vefat etti.

İlk gençlik yıllarında, ıslah yanlısı Ezherli Selefî âlimi Mahmûd Hattâb es-Sübkî’nin 1912 yılında kurduğu el-Cem‘iyyetü’ş-şer‘iyye li-teâvüni’l-âmilîn bi’l-Kitâb ve’s-Sünneti’l-Muhammediyye’nin faaliyetlerine katılan Seyyid Sâbık daha sonra Hasan el-Bennâ’yı tanıyınca onun kurduğu İhvân-ı Müslimîn’e geçmiştir. Evlerde, okullarda ve kamplarda verilen ders, konferans ve yapılan toplantılar vasıtasıyla bütün Mısır şehirlerinde yürütülen eğitim ve irşad faaliyetlerinde teşkilâtın en faal üyeleri arasında yer almış, 1948’de İsrail işgali sırasında Filistin müslümanlarına yardım için teşkilât tarafından oluşturulan askerî grupların hazırlanması ve eğitilmesi işinde çalışmıştır. Bu sırada Mısır’da başka bir Selefî hareket olarak yakınlık duyduğu Cemâatü ensâri’s-Sünneti’l-Muhammediyye ile ve özellikle bu hareketin kurucusu Muhammed Hâmid el-Fıkī başta olmak üzere Abdurrahman el-Vekîl, Muhammed Halîl Herrâs ve Ebü’l-Vefâ Muhammed Dervîş gibi şahsiyetleriyle yakın ilişki içinde bulunmuş, onların dernek ve merkezlerinde konferanslar vermiş, et-Tevḥîd adlı aylık dergilerinde yazılar kaleme almıştır. Kendisinden faydalananlar arasında Mennâ Halîl el-Kattân, Yûsuf el-Kardâvî, Ahmed el-Assâl, Abdüssettâr Fethullah Saîd, Sâlih b. Humeyd, Muhammed er-Râvî, Abdullah el-Akīl gibi şahsiyetler anılır.

Eserleri. 1. Fıḳhü’s-sünne (I, Kahire 1946; I-III, Kahire 1373/1954; Beyrut 1391/1971, 1392/1973, 1397/1977, 1985). Tahâretle ilgili ilk bölümü 1946’da çıktığında eseri çok beğenen Hasan el-Bennâ tarafından bir mukaddime yazılmış, İhvân-ı Müslimîn aile eğitim programı çerçevesinde okutulan güvenilir bir fıkıh kitabı olarak kabul görmüştür. Müellif kendi mukaddimesinde sade, basit bir üslûp ve kapsamlı bir muhteva ile kaleme aldığı eserde her meselenin hükmünü kitabın sarih ifadelerine, sahih sünnete ve icmâa dayandırdığını, mecbur kalmadıkça ihtilâflara yer vermediğini, Allah ve resulünü anlamaya kapı araladığını, insanları Kitap ve Sünnet üzere birleştirip ihtilâfların ve mezhep taassubunun üstesinden geldiğini belirtir. Fıkıh konusunda mezhep imamlarından ve yöntemlerinden övgüyle söz ettikten sonra artlarından gelen ulemâyı onlara körü körüne ve taassupla bağlanmak, mezhep imamını şâri‘ yerine koymak ve onun söylediklerinin dışına çıkmamakla itham eden müellif, mezhepleri taklit ve taassup yüzünden ümmetin Kitap ve Sünnet’le hidayete erme yolunu kaybettiğini, şeriatın fukahanın görüşlerinden ibaret hale geldiğini, eğitimin mezhep temelli yapılmasının ictihaddan yüz çevirmeye ve bu taklitçi ruhun yaygınlık kazanmasına, fikrî faaliyetin ve ilmî bağımsızlığın ortadan kalkmasına, ümmetin şahsiyetinin zayıflayarak bölünüp parçalanmasına ve dinamizmini kaybetmesine yol açtığını, nihayet Batı’nın hâkimiyetine ve tasallutuna mâruz kaldığını, müslümanların ancak ıslah yanlısı âlimler sayesinde Kitap ve Sünnet’in hidayetine ulaşarak bu durumdan kurtulabileceğini ileri sürmüştür. Eser incelendiğinde başta İbn Kudâme’nin el-Muġnî’si ve Şevkânî’nin Neylü’l-evṭâr’ı olmak üzere İbn Teymiyye’nin Mecmûʿu’l-fetâvâ, San‘ânî’nin Sübülü’s-selâm, İbn Kayyim’in Zâdü’l-meʿâd, İbn Hazm’ın el-Muḥallâ, Nevevî’nin el-Mecmûʿ ve İbnü’l-Hümâm’ın Fetḥu’l-ḳadîr adlı eserlerinden faydalanıldığı görülür. Müellif gibi Selefî yaklaşımı benimseyen Nâsırüddin el-Elbânî de insanların dini doğrudan Kitap ve Sünnet’ten öğrenmelerinin çağdaş bir ihtiyaç olduğunu ve anılan özelliklerinden dolayı takdir ettiği eser üzerine Temâmü’l-minne ʿalâ Fıḳhi’s-sünne adıyla (Riyad 1373, 1408, 1409) bir ciltlik ta‘lik yazarak “savm” kitabının sonuna kadar eserin yaklaşık dörtte biri hakkındaki eleştirilerine yer vermiştir. Seyyid Sâbık’a gönderdiği değerlendirmelere sonraki baskılarda pek azı dışında riayet edilmediğine dikkat çeken Elbânî hadis ve fıkıhla ilgili çok sayıda hatanın kalmaya devam ettiğini belirtir (Temâmü’l-minne, s. 4-5, 10-11). Fıḳhü’s-sünne’deki başlıca hatalar olarak eserde hakkında değerlendirme yapılmayan çok sayıda hadisin zayıf, sahih kabul edilen bazı hadislerin gerçekte çok zayıf ve zayıf sayılan bir kısım hadislerin sahih olduğunu; Ṣaḥîḥayn’dan başka eserlere nisbet edilen bazı hadislerin Ṣaḥîḥayn’da veya bu iki kitaptan birinde bulunduğunu; Ṣaḥîḥayn’a isnadla verilen bir kısım hadislerin bu eserlerde bulunmadığını; hadis diye zikredilen bazı rivayetlerin hadis kaynaklarında yer almadığını; birçok fıkhî meselede delilin zikredilmediğini, bir konuda sahih hadis mevcut olduğu halde bazan delil olarak kıyasın zikredildiğini; bir meselede birbirine zıt görüşlere yer verilip tercihte bulunulmadığını; bir konuda çelişkili görüşler ortaya konup konunun başında ayrı, sonunda ayrı fikir beyan edildiğini; yapılan tercihlerde bazan isabet edilmediği, daha sağlam görüş yerine zayıfın tercih edildiğini; çeşitli konularda muarızı bulunmayan sahih hadise muhalefet edildiğini maddeler halinde sıralayan Elbânî (a.g.e., s. 12-13), ardından kitap boyunca bunlarla ilgili örnekleri zikredip değerlendirmektedir. Mustafa Beşîr et-Trablusî de Seyyid Sâbık’ın kitapta izlediği metot ve bu yaklaşım çerçevesinde dile getirdiği temel esaslar, mezhepler ve mezhep taassubu, taklit ruhu ve bunun İslâm toplumunda yol açtığı fikrî ve ilmî gerileme vb. konulardaki görüşlerini eleştirip bu tür iddialar ileri süren müellifin beklenenin aksine ictihad yapabilmek için yeterli seviyede Kitap, Sünnet ve fıkıh bilgisine sahip olmadığını, ayrıca belli bir yönteminin bulunmadığını ileri sürerek bunları Fıḳhü’s-sünne’den örneklerle açıklamaktadır (Menhecü’l-baḥs̱, s. 222-256; Fıḳhü’s-sünne ile ilgili bazı değerlendirme ve eleştiriler için ayrıca bk. Kavak, s. 87-92; Sifil, sy. 9 [1986], s. 13-16; Yücel, sy. 6 [2005], s. 621-629). Seyyid Sâbık’ın eserine yönelik bu eleştiriler benzeri birçok Selefî âlim için de geçerli olup bu âlimlerin Kur’an ve Sünnet’e dönüşe vurgu yaparken İslâm toplumlarının on beş asırlık bilgi ve düşünce birikimini önemsemeyen, her şeye rağmen ümmetin genelde aşırılık ve sapıklıktan uzak olarak orta yol üzerinde hayatını sürdürmesini mümkün kılan usul ve yöntemi devre dışı bırakan, dünle bugün arasındaki süreklilik ve tecrübe zenginliğini göz ardı eden, müslümanların Batı karşısında gerilemelerinin sebeplerini tesbit hususunda kolaycı ve derinlikten yoksun değerlendirmelere sığınan, dolayısıyla ilk iki kaynaktan hareketle günümüzü anlamaya çalışmaktan çok bugün kendince doğru saydığı bazı kabullere o kaynaklardan gerekçe üretmeye çalışan, bütünlükten, tarih ve medeniyet tasavvurundan kopuk yüzeysel bir yaklaşım ve yöntemsizlik sergilediğine işaret etmektedir. Fıḳhü’s-sünne gerek İhvân-ı Müslimîn hareketinin etkisi gerekse yeni üslûbu ve iddiasından dolayı hemen bütün İslâm ülkelerinde özellikle yeni kuşaklar arasında büyük rağbet görmüş, çok sayıda baskısı yapılmış ve çeşitli dillere çevrilmiştir. Eseri Muhammad Saeed Dabas ve Jamal Al-Din M. Zarabozo (Fiqh Us Sunnah, I-V, Indianapolis 1983, 1989, 1991, 1995), F. Amira Zrein Matraji ve Mahmoud Matraji (Fiqh us-Sunnah, I-IV, Beirut 1996) İngilizce’ye; Imane Ali Lagha ve Rawya Burhane Naji (Les règles de la législation islamique eclairées par la tradition prophétique, Beyrouth 1997), Rachid Barhoune ve Corentin Pabiot (Fiqh as-sunna, I-III, Paris 2006) Fransızca’ya; Ahmet Sarıoğlu, Tayyar Tekin ve Mehmet Yılmaz (Fıkhu’s-sünne: Âyet ve Hadislerle İslam İlmihali ve İslam Hukuku, I-IV, İstanbul 1986, 1990, 1992; tek cilt halinde, İstanbul 2003) Türkçe’ye; Muhammed Emîn Ahmed Ali Berzencî (Tekî Pişten Le Şerîet, I-IV, Tahran 1382 hş.) Kürtçe’ye; Mahmûd İbrâhimî (Fıkhü’s-sünne, I-IV, Sakız 1371 hş.; Tahran 1386 hş., 1387 hş.) Farsça’ya tercüme etmiştir. Fuâd Hasan Dehâbe, eseri gözden geçirerek Tehẕîbü Fıḳhi’s-sünne adıyla ihtisar edip yeniden düzenlemiş (San‘a 1430/2009, Muhammed b. İsmâil el-İmrânî’nin tercihleriyle birlikte), Süleyman b. Ahmed el-Fîfî de Muḫtaṣaru Fıḳhi’s-sünne adıyla özetini yapmıştır (Riyad 1432/2011). Meşhûr Fevvâz Mehâcine hadisleri tahriç etmek, fıkhî görüşlerin alındığı kaynakları göstermek, müellifin nakillerde yaptığı hataları düzeltmek ve açıklamalarda bulunmak suretiyle doktora tezi olarak eserin ilmî neşrini hazırlamış (Taḥḳīḳu Kitâbi Fıḳhi’s-sünne, 2006, Amerikan Açık Üniversitesi, Kahire), Fatih Yücel, Seyyid Sâbık’ın Fıkhü’s-Sünne Adlı Eserinin Metodolojik Analizi adıyla bir yüksek lisans tezi yapmıştır (2002, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü). 2. el-ʿAḳāʾidü’l-İslâmiyye. Bu eserde de Fıḳhü’s-sünne’de olduğu gibi Selef’in yaklaşımı esas alınarak naklî ve aklî deliller çerçevesinde müellifin doğru olarak kabul ettiği görüşler basit bir üslûpla ortaya konulmuştur (Kahire 1964; Beyrut 1406/1985). Seyyid Sâbık, el-ʿAḳāʾidü’l-İslâmiyye’nin mukaddimesinde de Kitap ve Sünnet yerine akaidle ilgili konularda fikrî mezheplere bağlanmanın inancı sadelikten ayırarak felsefe, kelâm ve mantık temelli tartışmaların içine sürükleyip özünden uzaklaştırdığını, ümmetin bölünüp parçalandığını, tartışmalar sebebiyle inancın eylemlere hükmedemez duruma geldiğini, bu zaafın bütün hayatı etkisi altına aldığını, ümmetin içeride ve dışarıda kendisine düşen görevleri yerine getiremediğini ileri sürmüştür. Kitabı Oleh H. Moh. Abdai Rathomy Endonezyaca’ya (Aqidah Islam: Ilmu Tauhid, Bandung 1974, 1978; Klang 1988; Singapur 1991; Kuala Lumpur 1997), İbrahim Sarmış ile (Âyet ve Hadislerle İslâm Akaidi, Konya 1981) Hanifi Akın ve Hanife Akın (İslam Akaidi, İstanbul 2005, tahrîc ve ilâvelerle) Türkçe’ye, Ali Âkā Sâlihî Farsça’ya (ʿAḳāyid-i İslâmî, Tahran 1380 hş.) çevirmiştir. 3. ʿAnâṣırü’l-ḳuvve fi’l-İslâm (Kahire 1963; Beyrut 1398/1978). İslâm toplumunu ayakta tutan inanç, ahlâk, ilim, ekonomi, sosyal dayanışma, siyasî otorite ve cihad gibi temel dinamikler ve bunların mahiyetine dair bilgi veren bir eser olup Kemal Rûhânî tarafından Farsça’ya tercüme edilmiştir (Âzâdî u ʿAdâlet: ber Girifte ez ʿAnâṣıri’l-ḳuvve fi’l-İslâm, Sakız 1380 hş.; Mehâbâd 1381 hş.). 4. Daʿvetü’l-İslâm (Kahire 1960, 1393/1973; T trc. Ahmet Gürtaş, İslâm Daveti, Konya 1971). Eserde İslâm dininin ve İslâm eğitiminin temel özellikleri, İslâm’ın ahlâk ölçüleri, İslâm daveti ve davetçilerin nitelikleri gibi konular ele alınmıştır. 5. İslâmünâ (Kahire 1961, 1967, 1976, 1979; Kahire 2009; Urmiye 1381 hş.). Mes‘ûd Kādir Mirzî (Rehnemûdhâ-yi Âyînî, Urmiye 1381 hş., 1382 hş.) ve Seyyid Ca‘fer Hüseynî (İslâm-ı Mâ: Nigâhî-yi nov be Mebânî-yi İʿtiḳādî, ʿİbâdî u Aḫlâḳī-yi İslâm, Senendec 1382 hş.) tarafından Farsça’ya çevrilmiştir. Seyyid Sâbık’ın diğer bazı eserleri de şunlardır: er-Ribâ ve’l-bedîl ṭıbḳan li’ş-şerîʿati’l-İslâmiyye (1404/1983; banka faizlerini câiz görenlere reddiye olarak yazılmıştır), el-Ḥac ve menâsikühû (Kahire 1401/1981), eṣ-Ṣalât ve’ṭ-ṭahâre ve’l-vuḍû (Kahire 1391/1971), Aḥkâmü’ṣ-ṣıyâm ve leyleti’l-ḳadr ve zekâti’l-fıṭr ve ṣalâti’l-ʿîd (Kahire 1391/1971). Seyyid Sâbık, Veliyyullah ed-Dihlevî’nin Ḥüccetullāhi’l-bâliġa adlı eserini de tahkik etmiştir (I-II, Kahire-Bağdad, ts. [Dârü’l-kütübi’l-hadîse / el-Mektebetü’l-Müsennâ]; Beyrut 1426/2005).

BİBLİYOGRAFYA :

Seyyid Sâbık, el-ʿAḳāʾidü’l-İslâmiyye, Beyrut 1406/1985, s. 13-16; a.mlf., Fıḳhü’s-sünne, Beyrut, ts. (Dârü’l-kitâbi’l-Arabî), I-III; M. Fethî Ali Şaîr, Vesâʾilü’l-iʿlâmi’l-maṭbûʿa fî daʿveti’l-İḫvâni’l-müslimîn, Cidde 1405/1985, s. 263, 362, 371, 384, 388, 429; Nâsırüddin el-Elbânî, Temâmü’l-minne fi’t-taʿlîḳ ʿalâ Fıḳhi’s-sünne, Riyad 1409; Yûsuf el-Kardâvî, eş-Şeyḫ el-Ġazzâlî kemâ ʿareftüh: Riḥletü nıṣfi ḳarn, Kahire 1420/2000, s. 17, 61, 107; a.mlf., İbnü’l-ḳarye ve’l-küttâb: Melâmiḥ sîre ve mesîre, Kahire 1427/2006, I, 285, 336, 361, 415; II, 38, 71, 76, 234, 249, 254, 255, 280, 316; III, 61, 208, 298, 338; IV, 52, 364, 604-605; Ahmed M. Tâhir Ömer, Cemâʿatü enṣâri’s-sünneti’l-Muḥammediyye ve cühûdühâ fî neşri ʿaḳīdeti’s-selef (doktora tezi, 1422), Câmiatü Ümmi’l-kurâ, s. 351, 365; B. Haykel, Revival and Reform in Islam: The Legacy of Muhammad Al-Shawkani, Cambridge 2003, s. 1; Saba Mahmood, Politics of Piety: The Islamic Revival and the Feminist Subject, Princeton 2005, s. 80-81; B. Maréchal, The Muslim Brothers in Europe: Roots and Discourse, Leiden 2008, s. 87, 126-127, 133; Abdullah el-Akīl, Min Aʿlâmi’d-daʿve ve’l-ḥareketi’l-İslâmiyyeti’l-muʿâṣıra, Amman 1429/2008, I, 299-309; Özgür Kavak, “İslamcı Modernizmin Fıkhî Mirası: Hadis ve Sîret Merkezli Kaynaklara Dönüş Projeleri ve Türkiye’ye Etkileri”, Cumhuriyet Devri Akademik Siyer Literatürü (ed. Eyyüp Said Kaya), İstanbul 2010, s. 86-92, 99; Mustafa Beşîr et-Trablusî, Menhecü’l-baḥs̱ ve’l-fetvâ fi’l-fıḳhi’l-İslâmî: Beyne inżibâṭi’s-sâbıḳīn ve iżṭırâbi’l-muʿâṣırîn el-üstâẕân Seyyid Sâbıḳ ve’l-Ḳaraḍâvî nümûẕecen, Amman 1432/2011, s. 217-256; ʿUlemâʾ ve aʿlâm ketebû fî mecelleti’l-Vaʿyi’l-İslâmî el-Küveytiyye, Küveyt 1432/2011, I, 471-502; Abdülmu‘tî Beyyûmî, “Żuyûfü’l-mecelle: Maʿa’ş-Şeyḫ es-Seyyid Sâbıḳ”, el-Vaʿyü’l-İslâmî, sy. 60, Küveyt 1970, s. 57-59; Ebubekir Sifil, “Fıkhus Sünne Üzerine”, Kitap Dergisi, sy. 9, İstanbul 1986, s. 13-16; Cemâl Sa‘d Hâtim, “el-Ümme teveddaʿa ṣâḥibe Fıḳhi’s-sünne”, et-Tevḥîd, XXIX/1, Kahire 2000, s. 40-41; Neş’et Ahmed, “eş-Şeyḫ Seyyid Sâbıḳ ve demʿatü vefâʾin li-raḥîli’l-ʿulemâʾ”, el-Beyân, sy. 151, Londra 2000, s. 104-107; Fatih Yücel, “Seyyid Sâbık (1915-2000) Hayatı, Eserleri ve Fıkıh Araştırmalarında İzlediği Metodu”, İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi, sy. 6, Konya 2005, s. 617-632.
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-2. cildinde, 505-508 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.