ŞÜCÂÜDDİN VELÎ

Müellif:
ŞÜCÂÜDDİN VELÎ
Müellif: HAŞİM ŞAHİN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2010
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 16.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/sucauddin-veli
HAŞİM ŞAHİN, "ŞÜCÂÜDDİN VELÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/sucauddin-veli (16.11.2019).
Kopyalama metni
Hayatına dair bilinenlerin önemli bir kısmı, XV. yüzyılın ortalarında yazıldığı anlaşılan Vilâyetnâme-i Şeyh Şücâeddîn adlı esere dayanmaktadır. Sultan Varlığı ve Şücâüddin Baba olarak da bilinir. Sözlü gelenek onu İmam Ali er-Rızâ’nın soyuna dayandırmakta ve Babaîler İsyanı’nın (637/1240) lideri Baba İlyas ile aynı kişi diye göstermekteyse de gerek kendi Vilâyetnâme’si gerekse Vilâyetnâme-i Otman Baba’da verilen bilgilerden onun XIV. yüzyılın sonlarıyla XV. yüzyılın başlarında yaşadığı anlaşılmaktadır. Şücâüddin Velî’nin Orhan Gazi döneminde yaşadığına dair bilgileri (Ocak, Osmanlı İmparatorluğunda, s. 97-98) kronoloji dikkate alındığında şüpheyle karşılamak gerekir. Hayatından bahseden kaynaklarda adı ilk defa Yıldırım Bayezid devrinin sonlarında geçmektedir. Vilâyetnâme-i Otman Baba’da Timur’un Anadolu’ya geldiğinde vezirleriyle birlikte Şücâüddin Velî’yi ziyaret ettiği, kendisine çokça mal bağışlamak istediği, ancak şeyhin bunu kabul etmediği ve Timur’dan hemen Anadolu’yu terketmesini istediğine dair bir menkıbe anlatılır. Bu menkıbeden hareketle onun Ankara Savaşı’ndan önce Anadolu’ya geldiği ve Timur’un dikkatini çekecek kadar tanınmış bir kişi olduğu ileri sürülebilir. Bektaşî menâkıbnâmeleri içinde en doğru bilgilerin yer aldığı bir eser kabul edilen Vilâyetnâme-i Otman Baba’da Timur’un Anadolu’yu terketmesinde Şücâüddin Velî’nin tavrının etkisine temas edilmesi de onun Timur’la önceden tanıştığı veya Anadolu’da tanınmış bir şahsiyet olduğu ihtimalini güçlendirmektedir. Kendi vilâyetnâmesinde bulunmayan bu menkıbeyi Vilâyetnâme-i Otman Baba’nın müellifi Küçük Abdal’ın tahayyülünün bir eseri olarak görmek de mümkündür. Vilâyetnâmesinde Şücâüddin Velî’nin daha ziyade Çelebi Sultan Mehmed ve II. Murad devrindeki faaliyetlerinden, dönemin devlet ricâli ve meşâyihiyle ilişkilerinden söz edilir. Eserde yer alan motiflerden bazıları Koyun Baba Menâkıbı ile büyük benzerlikler, hatta aynılıklar göstermiş olsa da devlet ricâline dair bilgiler ve zikredilen coğrafya Şücâüddin Velî’nin hayatı hakkında daha açık bir tablo sunmaktadır.

Menkıbelerden anlaşıldığına göre Şücâüddin Velî, Eskişehir Seyitgazi’de yaşamış, dervişleriyle birlikte Bursa, Kütahya, Manisa ve Ankara civarını dolaşmıştır. Vilâyetnâmenin şeyhin çobanlığına dair bir menkıbeyle başlaması onun Türkmenliğine bir vurgu şeklinde değerlendirilebilir. Vilâyetnâmede Şücâüddin Velî’nin hayatını sürdürdüğü yerler olarak tekkesinin bulunduğu Seyitgazi yakınındaki Şeyh Şücâüddin köyü başta olmak üzere Melikgazi, Bayındırözü, Nigarinçalı, Atlıçalı, Çamağaç, Karacaköy, Bölükçam, Balpınarı, Karkın ve Kırkkavak gibi köylerin isimleri geçer. Şeyhin Seyitgazi’yi neden ikamet merkezi seçtiği konusunda yeterli bilgi yoktur. Ancak onun Seyyid Battal Gazi’ye son derece saygı beslediği zaman zaman türbesini ziyaret etmesinden anlaşılmaktadır. Elinde ileride kendi adıyla anılacak asâsı, yaz aylarında müridleriyle birlikte sürekli dolaşan Şücâüddin Velî gezici derviş tipinin en önemli örneklerinden biridir. Onun gezici dervişleri Muhyiddin Çelebi (vr. 27a) ile Vâhidî’nin (vr. 42b) dikkatini çekmiştir.

Vilâyetnâmede Şücâüddin Velî’nin Abdal Mehmed, Kaygusuz Abdal, Ümmî Kemal, Seyyid Nesîmî, Hacı Bayrâm-ı Velî gibi devrinin diğer sûfîleriyle yakın ilişkiler kurduğu anlatılır. Bunlara haklarında bilgi bulunmayan Baba Mecnûn, Baba Hâkî, Abdal Yâkub gibi derviş ve sûfîleri de eklemek mümkündür. Eserde Orhan Gazi dönemi dervişlerinden Abdal Mûsâ ile yakınlığından söz edilmekteyse de bu kronolojik olarak mümkün görünmemektedir. Vilâyetnâme müellifi, Abdal Murad’ın oğlu Abdal Mehmed’in uzun yıllar Şeyh Şücâüddin’e hizmet ettikten sonra bizzat şeyh tarafından Bursa’ya gönderildiğini ifade eder. Şücâüddin Velî’nin Hacı Bayrâm-ı Velî ile ilişkisi önemli bir konudur. Hacı Bayrâm-ı Velî vilâyetnâmede Şücâüddin Velî’nin yakın dostları arasında gösterilmektedir. Hacı Bayrâm-ı Velî, müridlerinin “kaşı kirpiği yoluk” diyerek eleştirdikleri şeyhi ziyaret etmek için Ankara’dan Eskişehir’e gelmiş, bir süre onunla kalıp sohbet etmiştir (Vilâyetnâme-i Şeyh Şücâeddin, vr. 119b). Vilâyetnâmede Şücâüddin Velî’nin dönemin diğer sûfîlerinden üstün olduğu vurgulanmakta, bu üstünlüğün bizzat söz konusu dervişler tarafından ifade edildiği belirtilmektedir. Meselâ Kaygusuz Abdal da Seyyid Nesîmî ve Ümmî Kemal’in bulunduğu bir mecliste bunu açıkça ifade etmiştir (a.g.e., vr. 115a-119a). Molla Fenârî ile de görüşen Şücâüddin Velî bazı fıkhî konuların çözümünde kendisine yardımcı olmuştur.

Şücâüddin Velî’nin Osmanlı hânedan mensupları ve bazı devlet adamlarıyla da yakın ilişkiler kurduğu anlaşılmaktadır. II. Murad’ın annesi Şehzade Hatun, oğlu Alâeddin Çelebi, hayatı hakkında pek bilgi bulunmayan Laçinoğlu Paşa ve Timurtaşoğlu Ali Bey bunlar arasında sayılabilir. Ahmet Yaşar Ocak’a göre Şücâüddin Velî, sadece Kalenderî zümreleri arasında değil yüksek rütbeli Osmanlı gazileri arasında da hatırı sayılır bir mevki edinmiştir. Timurtaş Paşa ve oğlu Ali Bey gibi Rumeli fütuhatında önemli rol oynamış gazilerin onun müridi olmaları, kendisinin de zaman zaman onlarla birlikte Rumeli gazâlarına katıldığını ortaya koyması açısından önemlidir (Osmanlı İmparatorluğunda, s. 98-99). Vilâyetnâmede “kaşı kirpiği yoluk” bir kişi olarak tasvir edilen Şücâüddin Velî abdalân-ı Rûm zümresinin önde gelen isimlerindendir. Kalenderî hayat tarzı bazı kesimlerin ve dönemindeki diğer bazı şeyhlerin tepkisini çekmiş, hatta menkıbeye göre okla vurulup öldürülmek istenmiştir.

Şeyh Şücâüddin’in yaşadığı dönemde Kalenderî zümreleri ve abdalân-ı Rûm üzerindeki etkisi Anadolu ile sınırlı kalmamış, Balkanlar’da da yoğun biçimde hissedilmiştir. Anadolu’nun değişik bölgelerinde ve Balkanlar’da onun adına izâfe edilen çok sayıda tekke ve köy bulunması bunun en belirgin delilidir. Hindistan ve İran’dan birtakım Kalenderî zümrelerinin gelerek kendisini ziyaret etmeleri oralarda da tanındığını göstermektedir. Şücâüddin Velî’nin Anadolu ve Balkanlar’daki etkisi ölümünden sonra devam etmiştir. Küçük Abdal, Otman Baba’nın dervişleriyle birlikte Şeyh Şücâüddin’in türbesini her yıl ziyaret ettiğini söyler. Vâhidî, XVI. yüzyılda abdalân-ı Rûm zümresine mensup dervişlerin, ellerinde şeyhin asâsına izâfeten “Şeyh Şücâ çomağı” adını verdikleri bir asâ ile dolaştıklarını ve kendilerine Uryan Şücâîler adını verdiklerini kaydeder. Günümüz Alevî zümreleri içinde de kendisine büyük saygı duyulmaktadır. Bu geleneğe bağlı bir Alevî ocağı mevcuttur (Say, Seyyid Battal Gazi, s. 49-50).

Şücâüddin Velî’nin tekkesinin bulunduğu köye ölümünden uzunca bir süre sonra Bâlî Bey oğlu Kasım Bey tarafından 921 (1515) yılında türbe yaptırılmıştır (Aydın, sy. 9 [1971], s. 208). Ardından inşa edilen cami ve diğer binalarla burası külliye haline dönüşmüştür. Şeyhin türbesinin yanında Timurtaşoğlu Ali Paşa’nın türbesi yer almaktadır. Şeyh Şücâüddin’in faaliyetlerini sürdürdüğü tekke ve türbesinin bulunduğu köy uzun yıllar onun adıyla anılagelmiştir. Eskişehir’in Seyitgazi ilçesine 6 km. mesafedeki bu köyün adı 1968 yılında Arslanbeyli olarak değiştirilmiştir. Seyitgazi’deki türbenin dışında kendisine Edirne ve Antalya’da iki makam türbe nisbet edilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
Vilâyetnâme-i (Menâkıb-ı) Şeyh Şücâeddin, Kastamonu İl Halk Ktp., HK 1591/8, tür.yer.; Küçük Abdal, Vilâyetnâme-i Otman Baba, Ankara Cebeci Halk Ktp., nr. 495, vr. 17b-18a; Muhyiddin Çelebi, Hızırnâme, İÜ Ktp., TY, nr. 9495, vr. 27a; Vâhidî, Menāḳıb-i Ḫvoca-i Cihān ve Netīce-i Cān (nşr. Ahmet T. Karamustafa), Cambridge 1993, vr. 42b; Latîfî, Tezkiretü’ş-şu‘arâ ve tabsıratü’n-nuzamâ (haz. Rıdvan Canım), Ankara 2000, s. 470-471; Hikmet Tanyu, Ankara ve Çevresinde Adak ve Adak Yerleri, Ankara 1967, s. 204; Ahmet Yaşar Ocak, Bektaşî Menâkıbnâmelerinde İslam Öncesi İnanç Motifleri, İstanbul 1983, tür.yer.; a.mlf., Osmanlı İmparatorluğunda Marjinal Sûfîlik: Kalenderîler (XIV-XVII. Yüzyıllar), Ankara 1992, tür.yer.; Ahmet T. Karamustafa, God’s Unruly Friends, Dervish Groups in the Islamic Later Middle Period, 1200-1550, Salt Lake City 1994, s. 48, 62; Mehmet Demirtaş, Seyit Sultan Şecaaddin Veli, Eskişehir 2003, s. 16-130; Yağmur Say, Seyyid Battal Gazi, Şücâeddîn Velî, Üryan Baba, Ankara 2003, s. 44-57, 88-91; a.mlf., “Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında Önemli Bir Kült Kimlik: Şücaaddin Veli (Sultan Varlığı)”, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, sy. 37, Ankara 2006, s. 99-133; Yusuf Ziya [Yörükân], “Tahtacılar”, DİFM, sy. 19 (1931), s. 78; Filiz Aydın, “Seyitgazi Aslanbey Köyünde Şeyh Şücâeddin Külliyesi”, VD, sy. 9 (1971), s. 201-213; Orhan F. Köprülü, “Velâyetnâme-i Sultan Şücâüddin”, TM, XVII (1972), s. 177-184; Şükrü Elçin, “Bir Şeyh Şücâüddin Baba Velâyet-nâmesi”, TKA, XXII/1-2 (1984), s. 199-218; Nevzat Demirtaş, “Sultan Şücaettin Veli”, Nefes, sy. 32, İstanbul 1996, s. 24; Ayşe Yıldız, “Şücaaddin Baba Velâyetnâmesi”, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, sy. 37 (2006), s. 49-97; Erol Altınsapan, “Seyitgazi İlçesi Arslanbeyli Köyü Şeyh Şücaaddin Külliyesi”, a.e., s. 173-184.
Bu madde ilk olarak 2010 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 39. cildinde, 247-248 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.