İBN HÜBEYRE, Ebü’l-Muzaffer

أبو المظفر ابن هبيرة
Müellif:
İBN HÜBEYRE, Ebü’l-Muzaffer
Müellif: MEHMET AYKAÇ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1999
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 27.01.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-hubeyre-ebul-muzaffer
MEHMET AYKAÇ, "İBN HÜBEYRE, Ebü’l-Muzaffer", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-hubeyre-ebul-muzaffer (27.01.2020).
Kopyalama metni
Rebîülâhir 499’da (Aralık 1105) Bağdat’ın kuzeyinde Düceyl bölgesindeki Dûrü Benî Evkar adlı köyde doğdu. Bu köy daha sonra onun adına izâfetle Dûrülvezîr Avniddin diye meşhur olmuştur (Yâkūt, II, 481). İbn Hübeyre’nin ailesi oldukça fakirdi. Babası sıkıntılara göğüs gererek onu tahsil için Bağdat’a gönderdi. Burada et-Taḥḳīḳ fî mesâʾili’t-taʿlîḳ adlı eserin müellifi Ebû Bekir ed-Dîneverî ve Kadı İbn Ebû Ya‘lâ’dan fıkıh dersleri aldı. Uzun süre derslerini takip ettiği nahiv âlimi Ebû Abdullah Muhammed b. Yahyâ ez-Zebîdî’den çok etkilendi. Mevhûb b. Ahmed el-Cevâlîkī’den dil ve edebiyat, Ebü’l-Hasan İbnü’z-Zâgūnî, Ali b. Ubeydullah b. Nasr, Ebü’l-Berekât Abdülvehhâb el-Enmâtî, Müsnidü’l-Irâk lakabıyla tanınan Ebû Gālib İbnü’l-Bennâ ve yine aynı lakapla bilinen Ebü’l-Kāsım b. Husayn gibi hocalardan hadis tahsil etti.

İbn Hübeyre, Abbâsî Halifesi Muktefî-Liemrillâh döneminde beytülmâl ve hazineyle ilgili çeşitli görevlerde bulunduktan sonra 542’de (1147) Dîvânü’z-zimâm reisi oldu. 544 (1149) yılında vezirliğe getirildi. İbn Hallikân’ın anlattığına göre Halife Muktefî-Liemrillâh, idarî kabiliyetini takdir ettiği İbn Hübeyre’den Selçuklu Sultanı I. Mesud’a, Bağdat şahnesinin kendisine itaat etmediğini ve şikâyetçi olduğunu bildiren bir mektup yazmasını istemişti. İbn Hübeyre’nin kaleme aldığı mektuptan çok etkilenen Sultan Mesud halifeye cevap yazarak özür dilemiş ve şikâyet edilen kişiyi cezalandırmıştır. Bu başarısından dolayı halife ona Avnüddin lakabını vererek vezir tayin etmiştir (İbn Hallikân, VI, 231-232). Bağdat’ı kuşatmaktan vazgeçmesi karşılığında para isteyen Irak Selçuklu Sultanı Muhammed b. Mahmûd’un bu talebinin reddedilmesini tavsiye etmesinin de bu tayinde etkili olduğu belirtilmektedir.

Irak Selçuklu Sultanı Mes‘ûd b. Muhammed’in 547’de (1152) ölümünden sonra Hille şehrini ele geçiren Bağdat şahnesi Mes‘ûd Bilâl üzerine gönderilen İbn Hübeyre, Hille’yi zaptederek onu Tikrît’e kaçmaya mecbur bıraktı. Mes‘ûd Bilâl’in iki yıl sonra Vâsıt’a girip şehri yağma ve tahrip etmesi üzerine ona karşı yeni bir sefere çıktı. Şâban 549’da (Ekim 1154) Mes‘ûd Bilâl’i mağlûp edince bu başarısı sebebiyle kendisine “sultânü’l-Irâk ve melikü’l-cüyûş” lakabı verildi. Halife Müstencid-Billâh döneminde de vezirlik görevini sürdüren İbn Hübeyre 13 Cemâziyelevvel 560’ta (28 Mart 1165) Bağdat’ta vefat etti ve Bâbü Basra’da kendi yaptırdığı medreseye defnedildi. Kaynakların büyük bir kısmında onun doktoru İbn Reşâde tarafından zehirlendiği kaydedilmektedir (Fuâd Abdülmün‘im Ahmed, sy. 9 [1981], s. 1690 vd.).

İbn Hübeyre dirayeti ve siyasî görüşlerinin isabetliliğiyle tanınır. Vezirliği sırasında Abbâsî hilâfetini Selçuklu nüfuzundan kurtarmaya çalışan İbn Hübeyre hak ve adaletten ayrılmamaya özen göstermiş, edip, şair ve âlimleri himaye etmiş, kendisine “seyyidü’l-vüzerâ” denilmesine karşı çıkmıştır. Öte yandan İbn Hübeyre, kıraat vecihlerini bilen bir hâfız, yazı sanatının inceliklerine vâkıf bir sanatkâr ve Arap tarihini iyi bilen bir âlimdir. Mutedil bir Hanbelî olduğu, çeşitli mezheplere mensup âlimlerin kendisini sevip ilmî konularda istişare ettikleri ve meclisinde bulundukları kaydedilmektedir. Zamanında ilmî ve kültürel faaliyetler artmış, âlimler, şairler ve dönemlerinde vezirlik yaptığı iki halife ondan övgüyle söz etmişlerdir. İbn Hübeyre’nin Şiîler’le arası iyi olmadığından Şiî şairler tarafından hicvedilmiştir.

Birçok âlim İbn Hübeyre’den fıkıh, hadis ve edebiyat dersleri almıştır. Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî bunların başında gelir. İbnü’l-Cevzî, aynı zamanda İbn Hübeyre’nin hayatı hakkında bilgi veren ilk müelliflerdendir. İbnü’l-Mâristâniyye onun hakkında Sîretü’l-vezîr İbn Hübeyre’yi telif etmiştir. İbnü’l-Cevzî, hocasının el-İfṣâḥ’ından seçmeleri Maḥżü’l-maḥż adlı kitabında nakletmiş, ondan dinlediği bazı âyetlerin tefsirlerini de el-Muḳtebes mine’l-fevâʾidi’l-ʿavniyye adıyla kitap haline getirmiştir (İbn Receb, I, 253, 264).

Eserleri. 1. el-İfṣâḥ ʿan meʿâni’ṣ-ṣıḥâḥ (el-İşrâf ʿalâ meẕâhibi’l-eşrâf, İḫtilâfü’l-eʾimmeti’l-erbaʿa ve ittifâḳuhum, Kitâbü’l-İcmâʿ ve’l-iḫtilâf). İbn Hübeyre’nin vezirliği sırasında yazdığı hilâfiyata dair eserde dört Sünnî mezhep imamının ittifak ve ihtilâf ettiği meseleler fıkıh bablarına göre sıralanmıştır. Müellif eserini Halife Müstencid-Billâh ve Atabeg Nûreddin Mahmûd Zengî’ye takdim ettiği gibi valilere de göndermiştir. İbn Receb farklı mezheplere mensup fakihlerin esere ilgi gösterdiğini, kitabın medreselerde ve camilerde okutulduğunu, talebeler tarafından ezberlendiğini söyler (a.g.e., I, 252). İbn Hübeyre bu eseri Humeydî’nin el-Cemʿ beyne’ṣ-Ṣaḥîḥayn’ını şerhetmek amacıyla yazmaya başlamış, ancak, “Allah kime hayır dilerse onu dinde fakih kılar” hadisinden etkilenerek mezhep imamlarının ittifak ve ihtilâf ettikleri hususları da ele almış, daha sonra eserin bu konuya dair bölümü meşhur olmuştur. el-İfṣâḥ Muhammed Râgıb et-Tabbâh (I-II, Halep 1348, 1366), Sâlim es-Seyyid el-Cellâd - Fethî Garîb (I-II, Riyad 1400/1980), Fuâd Abdülmün‘im Ahmed (Devha 1406/1986; I-II, Riyad 1417/1996) ve Ebû Abdullah Muhammed Hasan Muhammed Hasan İsmâil (I-II, Beyrut 1417/1996) tarafından neşredilmiştir. 2. el-ʿİbâdâtü’l-ḫams. İman, namaz, oruç, zekât ve hac hakkındadır. Eserde konular açıklanırken Hanbelî mezhebi esas alınmakla birlikte diğer mezheplerin görüşlerine de yer verilmiştir (a.g.e., I, 252). 3. el-Muḳteṣıd. Nahve dair olup dönemin ediplerince kabul gören eseri Ebû Muhammed İbnü’l-Haşşâb (ö. 567/1171-72) dört cilt halinde şerhetmiştir (a.g.e., I, 252). Bunlardan başka Urcûze fi’l-maḳṣûr ve’l-memdûd, Urcûze fî ʿilmi’l-ḥaṭ adlı iki manzum risâlesi bulunan İbn Hübeyre, İbnü’s-Sikkît’in Iṣlâḥu’l-manṭıḳ adlı eserini de ihtisar etmiştir.

BİBLİYOGRAFYA
İbnü’l-Cevzî, el-Muntaẓam (Atâ), XVIII, 85, 90, 95-97, 166-170, 172; İmâdüddin el-İsfahânî, Ḫarîdetü’l-ḳaṣr (nşr. M. Behcet el-Eserî - Cemîl Saîd), Bağdad 1375/1955, I, 96-122; Yâkūt, Muʿcemü’l-büldân, II, 481; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, XI, 146, 162, 189, 194-196, 320-321; Bündârî, Zübdetü’n-Nusra (Burslan), s. 213, 215, 217, 219-220, 223, 232, 258, 260, 263; İbnü’t-Tıktakā, el-Faḫrî, s. 312-315, 316-317; İbn Hallikân, Vefeyât, VI, 230-244; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XX, 426-432; İbn Receb, eẕ-Ẕeyl ʿalâ Ṭabaḳāti’l-Ḥanâbile, Kahire 1372/1952-53 → Beyrut, ts. (Dârü’l-ma‘rife), I, 251-289; Burhâneddin İbn Müflih, el-Maḳṣadü’l-erşed (nşr. Abdurrahman b. Süleyman el-Useymîn), Riyad 1410/1990, III, 105-110; Ebü’l-Yümn el-Uleymî, el-Menhecü’l-aḥmed (nşr. M. Muhyiddin Abdülhamîd), Beyrut 1403/1983, II, 332-362; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 33, 63, 103, 108, 132, 600; II, 1385,1437, 1462; Brockelmann, GAL Suppl., I, 687-688; Hüseyin Emîn, Târîḫu’l-ʿIrâḳ fi’l-ʿaṣri’s-Selcûḳī, Bağdad 1385/1965, s. 154-156, 158, 326; H. Mason, Two Statesmen of Medieval Islam: Vizir Ibn Hubayra and Caliph an-Nâṣir li Dîn Allâh, The Hague-Paris 1972, s. 13-66; Muhammed Müsfir ez-Zehrânî, Nizâmü’l-vizâre fi’d-devleti’l-ʿAbbâsiyye, Beyrut 1406/1986, s. 160-161; A. Miquel, “Les successions dans le Kitāb al-Ifṣāḥ du vizir Ibn Hübayra (m. 560/1165)”, REI, XXXVI/1 (1968), s. 133-134; A. Hartmann, “Ibn Hubaira und an-Nāṣir li-Dīn Allāh: Sunnitischer Traditionalismus eines Wesirs und seine Überwindung durch die Politische Dialektik eines Chalifen”, Isl., LIII (1976), s. 87-99; Fuâd Abdülmün‘im Ahmed, “İbn Hübeyre”, ME, sy. 9 (1981), s. 1690-1696; sy. 12 (1981), s. 2070-2074; Müreyzin b. Saîd b. Müreyzin Useyrî, “el-Vezîrü’l-ʿâlimü’l-ʿâdil Yaḥyâ b. Hübeyre eş-Şeybânî”, Mecelletü Câmiʿati’l-İmâm Muḥammed b. Suʿûd el-İslâmiyye, sy. 17, Riyad 1417/1996, s. 361-432; K. V. Zetterstéen, “İbn Hübeyre”, İA, V/2, s. 757; G. Makdisi, “Ibn Hubayra”, EI2 (İng.), III, 802-803; Beşşâr Avvâd Ma‘rûf, “İbn Hübeyre el-Vezîr”, Mevsûʿatü’l-ḥaḍâreti’l-İslâmiyye, Amman 1993, s. 298-299; Hasan Yûsufî Eşkûrî – Ferâmerz Hâc Menûçihrî, “İbn Hübeyre”, DMBİ, V, 103-106.
Bu madde ilk olarak 1999 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 20. cildinde, 82-83 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.