İBN UKDE

ابن عقدة
Müellif:
İBN UKDE
Müellif: S. KEMAL SANDIKÇI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1999
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-ukde
S. KEMAL SANDIKÇI, "İBN UKDE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-ukde (14.07.2020).
Kopyalama metni
15 Muharrem 249’da (10 Mart 863) Kûfe’de doğdu. Dördüncü ve beşinci nesilden dedeleri Benî Hâşim’in mevlâsıdır. Babası kitap istinsah etmek, edebiyat ve sarf-nahiv öğretmekle hayatını kazanan ve Şîa’nın Cârûdiyye koluna mensup olan Zeydî bir âlimdi. Sarf ve nahivde derin bilgisinden dolayı Ukde lakabıyla anıldığı için oğlu da İbn Ukde diye tanındı (Sem‘ânî, IV, 214; İbnü’l-Esîr, II, 348). İbn Ukde 260 (874) yılı civarında hadis tahsiline başladı, öğrenimini tamamlamak için Hicaz ve Bağdat’a gitti. İbn Ebü’d-Dünyâ, Ebû Müslim el-Keccî, Hasan b. Ali b. Affân, Ali b. Dâvûd el-Kantarî, İbn Ebû Hayseme gibi muhaddislerden ders aldı. Kendisinden İbnü’l-Ciâbî, İbn Adî, İbn Şâhin, Taberânî, Dârekutnî, Hâkim el-Kebîr, İbnü’l-Mukrî el-İsfahânî, İbn Cümey‘ el-Gassânî, İbn Ziyâd en-Nîsâbûrî gibi Sünnî muhaddislerle Hârûn b. Mûsâ et-Telukberî, Ahmed b. Muhammed b. Salt gibi Şiî âlimler rivayette bulundu. İbn Ukde 272’de (886) hadis öğrenmek için Bağdat’a gitti. Otuz yıl sonra yaptığı ikinci seyahatinde Bağdatlı muhaddis Yahyâ b. Sâid’in bir rivayetine karşı çıkması üzerine Yahyâ b. Sâid ve arkadaşları tarafından dönemin vezirine şikâyet edildi. İbn Ukde’yi hapsettiren vezir kimin haklı olduğunu öğrenmek üzere İbn Ebû Hâtim’e mektup yazdı; İbn Ebû Hâtim’in İbn Ukde’yi haklı bulması üzerine de onu serbest bıraktı. Bu olay İbn Ukde’nin daha çok tanınmasına vesile oldu. Bağdat’a üçüncü defa Safer 330’da (Kasım 941) gitti; Rusâfe ve Şiîler’e ait Berâsa camilerinde hadis meclisleri akdetti.

Yaşadığı dönemde Kûfe’nin en büyük muhaddis ve hâfızı, tefsir ve ricâl âlimi olan İbn Ukde âlî ve nâzil rivayetler toplamış, talebelerinden de hadis yazmıştır. Kûfe’de İbn Mes‘ûd’dan sonra ondan daha güçlü bir hadis hâfızının görülmediği, özellikle Kûfeliler arasında Ehl-i beyt’in rivayet ettiği hadisleri ondan iyi bilen bir kimsenin bulunmadığı belirtilmiş, çok sayıda hadisi toplayıp ezberlediği, kütüphanesinde de pek çok kitabın yer aldığı rivayet edilmiştir. İbn Ukde 7 Zilkade 332’de (1 Temmuz 944) Kûfe’de vefat etti.

İbn Ukde sika bir muhaddis olmakla birlikte onun güvenilir sayılmadığını ileri sürenler de vardır. Zeydiyye’nin Cârûdiyye koluna mensup olan İbn Ukde’yi Kûfeliler’in rivayetlerini tahrif etmek, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer aleyhinde sözler nakletmek, bazı Kûfeliler’e hadis yazıp onlardan bu hadisleri rivayet etmelerini istemek, daha sonra bu hadisleri onlardan bizzat rivayet etmekle suçlanmıştır (Hatîb, V, 20-22). Ayrıca garîb ve münker hadis rivayet ettiği, meçhul râvilerden hadis naklettiği, rivayet ettiği hadislerle amel etmediği ve rivayetlerinde bazı ölçüsüzlükler bulunduğu belirtilmiştir. Bilhassa vicâde yoluyla elde ettiği hadisleri rivayet etmesi yüzünden tenkide uğramıştır. Buna rağmen İbn Adî onun hadiste otorite olduğunu, tenkide uğrayan herkesi eserine alma prensibi sebebiyle el-Kâmil’de onun biyografisine de yer verdiğini söylemektedir (I, 208). Zehebî, İbn Ukde’nin hadis uydurmakla itham edilemeyeceğini, Ebû Ali en-Nîsâbûrî de aleyhinde söylenenlere itibar edilmemesi gerektiğini, Dârekutnî ise onun herkesin bildiği şeyleri bildiğini, ancak başkalarının ondaki ilme tam olarak sahip olmadığını belirtmektedir. Sika bir muhaddis olan Da‘lec b. Ahmed’in el-Müsned’inin kontrolünü İbn Ukde’ye yaptırması da onun güvenilirliğini ve ilmî seviyesini ortaya koymaktadır.

İmâmiyye mezhebine mensup muhaddislerden çok sayıda hadis rivayet eden İbn Ukde’den Sünnî ve Şiî hadisçiler rivayette bulunmuşlardır. Bunda onun aşırılığa kaçmaması, Hz. Ebû Bekir’le Ömer’i öven rivayetleri nakletmesi etkili olmuştur. Resûl-i Ekrem’in, Hz. Ali’ye Ebû Bekir’le Ömer’i göstererek onların ehl-i cennetin efendisi olduklarını bildirmesiyle ilgili hadisi ölümünden iki yıl önce talebelerine yazdırdığını söyleyen Zehebî, İbn Ukde’nin aşırı Şiîler’den olmadığını kaydetmektedir (Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XV, 343).

Eserleri. 1. Kitâbü Ẕikri’n-nebî ve’ṣ-ṣaḫratü ve’r-râhib ve ṭuruḳu ẕâlik. Nabia Abbott tarafından İngilizce tercümesiyle birlikte Studies in Arabic Literary Papyri adlı eser içinde neşredilmiştir (Chicago 1957, I, 100-108). 2. Cüzʾ min ḥadîs̱ih (Dârü’l-kütübi’z-Zâhiriyye, Umumi, nr. 4581, vr. 9-15). 3. Kitâbü’r-Ricâl. Ca‘fer es-Sâdık’tan rivayette bulunanlar hakkında olup yaklaşık 4000 râviyi ve her birinin rivayet ettiği hadisleri ihtiva etmektedir. 4. Tefsîrü’l-Ḳurʾân. Şiî âlimi Ahmed b. Ali en-Necâşî (ö. 450/1058) bu tefsiri gördüğünü bildirmiş, VIII. (XIV.) yüzyılda da eserden faydalanıldığı belirtilmiştir (DMT, IV, 498). 5. Kitâbü’s-Sünen. Çok hacimli bir eser olduğu kaydedilmiştir.

İbn Ukde’nin kaynaklarda adı geçen diğer eserleri de şunlardır: Kitâbü’t-Târîḫ ve ẕikru men reva’l-ḥadîs̱ (tamamlanmamıştır), Kitâbü Ṣulḥi’l-Ḥasan ve Muʿâviye, Kitâbü’l-Ḥasaneyn, Kitâbü’r-Râye, Kitâbü men revâ ʿan emîri’l-müʾminîn ʿAlî ve Müsnedüh, Kitâbü men revâ ʿani’l-Ḥasan ve’l-Ḥüseyn, Kitâbü men revâ ʿan ʿAlî b. el-Ḥüseyn ve aḫbâruh, Kitâbü men revâ ʿan Ebî Caʿfer Muḥammed b. ʿAlî ve aḫbâruh, Kitâbü men revâ ʿan Zeyd b. ʿAlî ve Müsnedüh, Kitâbü men revâ ʿan Fâṭıma min evlâdihâ, Kitâbü men revâ ʿan ʿAlî ennehû ḳasîmü’l-cenneti ve’n-nâr, Kitâbü’ş-Şîʿa min aṣḥâbi’l-ḥadîs̱, Kitâbü Tesmiyeti men şehide maʿa emîri’l-müʾminîn ḥurûbehû mine’ṣ-ṣaḥâbe ve’t-tâbiʿîn, Kitâbü’l-Cehr bi’l-besmele, Kitâbü Aḫbâri Ebî Ḥanîfe ve Müsnedüh, Kitâbü’l-Vilâye ve men revâ yevme Ġadîr Ḫum, Kitâbü Fażli’l-Kûfe, Kitâbü’t-Tesmiye fî fıḳhi Ehli beyt bi’l-aḫbâr, Kitâbü’ş-Şûrâ, Kitâbü Ṭuruḳı ḥadîs̱i’n-nebî li-ʿAlî “Ente minnî bi-menzileti Hârûne min Mûsâ”, Kitâbü Yaḥyâ b. el-Ḥüseyn b. Zeyd ve aḫbâruh, Kitâbü’l-Âdâb, Kitâbü Ṭuruḳı ḥadîs̱i “men küntü mevlâhü fe-ʿAliyyün mevlâhü”, Kitâbü’ṭ-Ṭâʾir, Müsnedü ʿAbdillâh b. Bükeyr b. Aʿyün, Ṭarîḳu tefsîri ḳavlihî teʿâlâ “innemâ ente münẕir”, Kitâbü’l-Meḥâsin, Kitâbü’l-Muvâlât (İbn Hacer el-İṣâbe’de bu eserden faydalanmıştır, Sezgin, I, 182).

BİBLİYOGRAFYA
İbn Adî, el-Kâmil, I, 208-209; Ahmed b. Ali en-Necâşî, Ricâlü’n-Necâşî (nşr. M. Cevâd en-Nâînî), Beyrut 1408/1988, I, 240-242; Ebû Ca‘fer et-Tûsî, el-Fihrist, Beyrut 1403/1983, s. 56-57; a.mlf., Ricâlü’ṭ-Ṭûsî (nşr. M. Sâdık Âl-i Bahrülulûm), Necef 1381/1961, s. 441-442; Hatîb, Târîḫu Baġdâd, V, 14-23; Sem‘ânî, el-Ensâb (Bârûdî), IV, 214-215; İbn Şehrâşûb, Meʿâlimü’l-ʿulemâʾ (nşr. Muhammed Sâdık Âl-i Bahrülulûm), Beyrut, ts., s. 16-17; İbnü’l-Cevzî, el-Muntaẓam, VI, 336-337; İbnü’l-Esîr, el-Lübâb, II, 348; İbn Abdülhâdî, ʿUlemâʾü’l-ḥadîs̱, III, 28-32; Zehebî, Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, III, 839-842; a.mlf., Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XV, 340-355; a.mlf., Mîzânü’l-iʿtidâl, I, 136-138; Safedî, el-Vâfî, VII, 395-396; İbn Kesîr, el-Bidâye, XI, 209; İbn Hacer, Lisânü’l-Mîzân, I, 263-266; Hânsârî, Ravżâtü’l-cennât, I, 208-209; Îżâḥu’l-meknûn, I, 303; II, 260, 287, 290, 297, 306, 311, 350; Hediyyetü’l-ʿârifîn, I, 60; Kettânî, er-Risâletü’l-müsteṭrafe, s. 112; Sezgin, GAS, I, 182; Elbânî, Maḫṭûṭât, s. 87; Abbas el-Kummî, el-Künâ ve’l-elḳāb, Beyrut 1983, I, 358-359; Nüveyhiz, Muʿcemü’l-müfessirîn, I, 59-60; K. Avvâd, Ḫazâʾinü’l-kütübi’l-ḳadîme fi’l-ʿIrâḳ, Beyrut 1406/1986, s. 216-218; W. Madelung, “Ibn ʿUḳda”, EI2 Suppl. (İng.), s. 400-401; DMT, IV, 498; Ahmed Pâketçî, “İbn ʿUḳde”, DMBİ, IV, 318-319.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1999 yılında İstanbul'da basılan 20. cildinde, 427-428 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER