İBNÜ’l-KAYSERÂNÎ

ابن القيسراني
İBNÜ’l-KAYSERÂNÎ
Müellif: M. YAŞAR KANDEMİR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2000
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 20.07.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibnul-kayserani
M. YAŞAR KANDEMİR, "İBNÜ’l-KAYSERÂNÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibnul-kayserani (20.07.2019).
Kopyalama metni
6 Şevval 448’de (17 Aralık 1056) Kudüs’te doğdu. Filistin’in (Şam) sahil şehri Kaysâriye’ye nisbetle İbnü’l-Kayserânî diye tanındı. On iki yaşında hadis öğrenmeye başladı. Bu amaçla 467’de (1074-75) Bağdat’a gidip Kudüs’e döndü. Daha sonra kırktan fazla ilim merkezini dolaştı. Bağdat’ta Ebû Muhammed Abdullah b. Muhammed es-Sarîfînî, İbnü’n-Nekūr Ahmed b. Muhammed el-Bezzâz, Mekke’de Ebû Ali Hasan b. Abdurrahman ile Ebü’l-Kāsım Sa‘d b. Ali ez-Zencânî’den faydalandı. Zencânî’nin tavsiyesi üzerine Mısır’a gitti ve orada Habbâl ve Ebü’l-Hasan Ali b. Hasan el-Hilaî, Dımaşk’ta İbn Ebü’l-Alâ diye bilinen Ali b. Muhammed el-Missîsî, Halep’te Hasan b. Mekkî, Cezîre’de Abdülvehhâb b. Muhammed el-Yemenî, İsfahan’da Ebû Amr İbn Mende, Nîşâbur’da Fazl b. Abdullah, Herat’ta Hâce Abdullah-ı Herevî, Muhammed b. Abdülazîz el-Fârisî, Bîbâ bint Abdüssamed, Cürcan’da Nâfiletü’l-İsmâilî İsmâil b. Mes‘ade, Bûşenc’de Külâr Abdurrahman b. Muhammed, Serahs’ta Kādılkudât Muhammed b. Abdülmelik el-Muzafferî, Musul’da kıraat âlimi Hibetullah b. Ahmed gibi âlimlerden ders aldı. Ayrıca Âmid, Esterâbâd, Basra, Dînever, Rey, Şîraz, Kazvin, Kûfe, Merv, Enbâr, Ahvaz, Hemedan, Vâsıt, Esedâbâd, İsferâyin, Âmül ve Tûs gibi ilim merkezlerine seyahat etti. Kendisinden oğlu Ebû Zür‘a Tâhir, Cûzekānî, Şîrûye b. Şehredâr ed-Deylemî, Ebû Ca‘fer Muhammed b. Hasan el-Hemedânî, Enmâtî, İbn Nâsır es-Selâmî, Ebû Mûsâ el-Medînî, Silefî ve Ebû Ca‘fer Muhammed b. İsmâil et-Tarsûsî gibi şahsiyetler rivayette bulundu.

Resûl-i Ekrem’in nesebini, hayatını ve hadislerini kendisinden daha iyi bilen bir kimsenin bulunmadığını söyleyen İbnü’l-Kayserânî (Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XIX, 366) güçlü bir hadis hâfızı, ilmi ve hadisi önde tutan bir sûfî idi. Seyahat hâtıralarına dair olduğu anlaşılan el-Mens̱ûr adlı eserinde hadis tahsili için günde en az 20 fersah yol alarak pek çok ilim merkezini dolaştığını söylemekte, Ṣaḥîḥayn ile Ebû Dâvûd’un es-Sünen’ini yedi defa, İbn Mâce’nin es-Sünen’ini Rey’de on defa ücretle yazdığını ifade etmektedir. Bazı şiirleri kaynaklarda yer alan İbnü’l-Kayserânî, son hac görevinden dönüşünün ardından 15 Rebîülevvel 507’de (30 Ağustos 1113) Bağdat’ta vefat etti ve şehrin batısındaki Makberetülatîka’da defnedildi. 20 veya 28 Rebîülevvel’de (4 veya 12 Eylül) öldüğü de kaydedilmektedir.

İbnü’l-Kayserânî erken yaşta vefat ettiği için derlediği hadislerin tamamını rivayet etme imkânı bulamamış, sünnete bağlılığı takdir edilmekle beraber bazı tasavvufî görüşleri sebebiyle eleştirilmiştir. Ebû Zekeriyyâ İbn Mende onun itikadı ve yaşayışı düzgün, hadislerin sahih olanı ile olmayanını birbirinden ayırmasını bilen sadûk bir hadis hâfızı olduğunu belirtmiştir. İbnü’l-Kayserânî’nin Hemedan’da ev yaptırıp oraya yerleştiğini söyleyen talebesi Şîrûye, hocasının hadislerin sıhhat ve râvilerin güvenilirlik derecesini çok iyi bildiğini, sünnete bağlılığı, taassuptan uzaklığı ve tarikata mensubiyetiyle tanındığını ifade etmektedir. Mü’temen b. Ahmed es-Sâcî ile Silefî de onun faziletli bir âlim olduğunu, ancak okurken çok lahin yaptığını söylerler. İbnü’l-Kayserânî’yi aşırı derecede eleştirenler arasında İbn Nâsır es-Selâmî ile Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî ön planda yer alır. İbn Nâsır onun pek çok tashîf ve lahin yaptığını ve rivayetlerinin delil olarak kullanılamayacağını belirtmektedir. İbnü’l-Kayserânî’nin Ṣafvetü’t-taṣavvuf’unu tenkit eden İbnü’l-Cevzî onu övmekten çok yermenin daha uygun olacağını söyler. Zehebî de kendisini doğru sözlü bir hadis hâfızı, kuvvetli sayılamayacak bir râvi, sünnete bağlı olmakla beraber sünnete uygun düşmeyen bir tasavvuf görüşüne sahip ve eserlerinde pek çok hata (vehim) bulunan bir âlim diye tanıtmakta, bazılarının onu haksız şekilde eleştirdiğini, ibâhiyye taraftarı olduğuna dair iddiaların gerçekle ilgisi bulunmadığını belirtmektedir. Ayrıca İbnü’l-Kayserânî’yi yeterli hadis bilgisi olmayan Melâmî bir sûfî diye yeren hadis hâfızı Ebû Abdullah Muhammed b. Abdülvâhid ed-Dekkāk el-İsfahânî’nin bu görüşlerine katılmadığını ve İbnü’l-Kayserânî’nin ondan daha üstün bir muhaddis olduğunu söylemektedir. İbn Abdülhâdî de onun sünneti her şeyin üstünde tutan bir muhaddis olduğunu, ibâhiyye ile bir ilgisi bulunmadığını, ancak mûsiki dinlemeyi mubah görme konusunda hata ettiğini belirtmektedir (ʿUlemâʾü’l-ḥadîs̱, IV, 16). İbnü’l-Kayserânî’nin Zâhiriyye mezhebine mensup olduğu anlaşılmakta, Hanbelî olduğu iddiası doğru bulunmamaktadır (Zehebî, Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, IV, 1244; İbn Hacer, Lisânü’l-Mîzân, VI, 203). İbnü’l-Kayserânî, 480’de (1087) Rey’de doğan oğlu Ebû Zür‘a Tâhir’i küçüklüğünde muhaddislerin dersine götürerek pek çok âlî isnad elde etmesini sağladıysa da onun hadis konusunda fazla bilgisi bulunmayan bir râvi olduğu belirtilmiştir (Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XX, 503-504; Sıddîk Hasan Han, s.117-118).

Eserleri. A) Hadis. 1. Teẕkiretü’l-mevżûʿât (el-Eḥâdîs̱ü’l-maʿlûle ve bi-men üʿillet, Teẕkiretü’l-mevżûʿât ve hiye’l-eḥâdîs̱ elletî ravethâ el-keẕebe ve’l-müdellisûn). Eserde İbn Hibbân’ın Kitâbü’l-Mecrûḥîn’inde tenkit edilen 1139 (veya 1113) rivayet senedleri çıkarılarak alfabetik sıraya konulmuş, kısa olanların tam metni, uzun olanların baş tarafından bir kısmı verilerek senedlerdeki zayıf ve yalancı râviler eleştirilmiş, Hz. Peygamber’e nisbet edilen birtakım haberlerin asıl sahipleri gösterilmiştir. Eser Muhammed Emîn el-Hancî (Teẕkiretü’l-mevżûʿât, Kahire 1323, 1327, 1354), Muhammed Mustafa el-Hadrî (Maʿrifetü teẕkireti’l-ḥuffâẓ, Mekke 1401/1981), İmâdüddin Ahmed Haydar (Kitâbü Maʿrifeti’t-teẕkire fi’l-eḥâdîs̱i’l-mevżûʿa, Beyrut 1406/1985) ve Hamdî b. Abdülmecîd b. İsmâil es-Selefî (Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ eṭrâfü eḥâdîs̱i Kitâbi’l-Mecrûḥîn li’bn Ḥibbân, Riyad 1415/1994) tarafından yayımlanmıştır. 2. Ẕaḫîretü’l-ḥuffâẓ el-muḫrec ʿale’l-ḥurûf ve’l-elfâẓ (eẕ-Ẕaḫîre fi’l-eḥâdîs̱i’ż-żaʿîfe ve’l-mevżûʿa). İbn Adî’nin el-Kâmil’inde tenkit edilen rivayetlerin bir araya getirilip değerlendirildiği eseri Abdurrahman b. Abdülcebbâr el-Feryevâî neşretmiştir (I-V, Riyad 1416/1996). 3. el-Cemʿ beyne kitâbey Ebî Naṣr el-Kelâbâẕî ve Ebî Bekir el-İsfaḥânî fî ricâli’l-Buḫârî ve Müslim. Ahmed b. Muhammed el-Kelâbâzî’nin Ricâlü Ṣaḥîḥi’l-Buḫârî adlı eseriyle İbn Mencûye’nin Ricâlü Ṣaḥîḥi Müslim’inden daha kolay faydalanılmasını sağlamak amacıyla bu eserlerde râviler hakkında verilen bilgiler bir araya getirilmiş, ayrıca esere yeni bilgiler ilâve edilerek çeşitli tashihler yapılmıştır (I-II, Haydarâbâd-Dekken 1323; I-II, Beyrut 1405/1985). 4. el-Ensâbü’l-müttefiḳa fi’l-ḫaṭṭi’l-mütemâs̱ile fi’n-naḳṭ ve’ż-żabṭ (el-Müştebeh mine’l-esmâʾ ve’l-ensâb, Ensâbü’l-muḥaddis̱în). Nisbeleri yazılış ve okunuş bakımından aynı olduğu halde farklı yerlere mensup olan şahıslara dairdir. Nisbelerin alfabetik olarak sıralandığı esere Ebû Mûsâ el-Medînî Ziyâdât ʿalâ Kitâbi’l-Ensâb adıyla bir zeyil yazmıştır. Bu iki çalışma P. de Jong tarafından yayımlanmış (Leiden 1865), ayrıca Haydarâbâd’da da neşredilmiştir (1323). İbn Nukta’nın bu iki eser üzerinde Ẕeylü Ẕeyli Ensâbi’l-muḥaddis̱în adlı bir çalışması bulunduğu kaydedilmektedir. 5. Îżâḥu’l-işkâl fî men übhime ismühû mine’n-nisâʾ ve’r-ricâl. Hadislerin senedlerinde “falanın dedesinden, ninesinden, babasından, annesinden, amcasından rivayetine göre” veya “falan erkekten, kadından rivayet edildiğine göre” şeklinde zikredilen şahısların kim olduğunu belirtmek amacıyla kaleme alınan eser üzerinde Bâsim Faysal el-Cevâbire yüksek lisans çalışması yapmış (1406, Câmiatü’l-İmâm Muhammed b. Suûd el-İslâmiyye külliyyetü usûli’d-dîn) ve daha sonra eseri yayımlamıştır (Küveyt 1408/1988). 6. Şürûṭü’l-eʾimmeti’s-sitte. Kütüb-i Sitte müelliflerinin hadis kabul şartlarının incelendiği eseri Zâhid el-Kevserî, Hâzimî’nin Şürûṭü’l-eʾimmeti’l-ḫamse’siyle birlikte neşretmiş (Kahire 1357/1938; Beyrut 1405/1985), Abdülfettâh Ebû Gudde de bu iki eseri Ebû Dâvûd’un Risâle ilâ ehli Mekke fî vaṣfi sünenih adlı risâlesiyle beraber yayımlamıştır (S̱elâs̱ü resâʾil fî ʿilmi muṣṭalaḥi’l-ḥadîs̱ içinde, Beyrut 1417/1997, s. 55-105). 7. Mesʾeletü’l-ʿulüv ve’n-nüzûl fi’l-ḥadîs̱ (el-Fevâʾidü’ṣ-ṣıḥâḥ ʿalâ şürûṭi’l-İmâmeyn fî maʿrifeti’l-ʿulüv ve’n-nüzûl) (nşr. Selâhaddin Makbûl Ahmed, Küveyt 1403/1983). 8. el-Eṭrâf li’l-efrâd li’d-Dâreḳuṭnî (Eṭrâfü’l-ġarâʾib ve’l-efrâd, Eṭrâfü’l-efrâd). Dârekutnî’nin el-Fevâʾidü’l-efrâd (eṭrâf) adlı eserinin alfabetik sıraya konmasından ibaret bir çalışma olup Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye’de (Hadis, nr. 697, 361 varak) ve Fas Karaviyyîn Kütüphanesi’nde (nr. 1065) birer nüshası, Süleymaniye Kütüphanesi’nde bir mikrofilmi bulunmaktadır. Ebü’l-Mehâsin el-Hüseynî eseri yeniden düzenleyip ihtisar etmiştir. Kitabın Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye’deki nüshasının muhtelif kısımları üzerinde (Brockelmann, GAL, I, 436; Suppl., I, 603) Halîl b. Hasan Hamâde, Abdullah b. Nâsır ve başkaları doktora çalışması yapmıştır (Riyad, Câmiatü’l-İmâm Muhammed b. Suûd el-İslâmiyye). 9. Münteḫab min Kitâbi Maʿrifeti’l-elḳāb. Ahmed b. Abdurrahman eş-Şîrâzî’nin Elḳābü’r-ruvât adlı eserinin muhtasarı olup Köprülü Kütüphanesi’nde tam (nr. 40/5, vr. 201-217), Dârü’l-kütübi’z-Zâhiriyye’de ise (Hadis, nr. 543) eksik bir nüshası kayıtlıdır. 10. Eṭrâfü’l-Kütübi’s-sitte. Ebü’l-Kāsım İbn Asâkir kitabın müellif hattıyla yazılmış nüshasını gördüğünü, fakat eserde fâhiş hatalar bulunduğunu söylemektedir (Zehebî, Mîzânü’l-iʿtidâl, III, 587; nüshaları için bk. Brockelmann, GAL Suppl., I, 603). 11. Mesʾeletü’t-tesmiye. Namazda besmeleyi sessiz okumaya dair olan risâlenin bir nüshası Dârü’l-kütübi’z-Zâhiriyye’de kayıtlıdır (Hadis, nr. 515).

B) Tasavvuf. 1. Ṣafvetü’t-taṣavvuf. 480 (1087) yılı civarında yazıldığı anlaşılan eserde tasavvuf ehlinin sülûk âdâbı ele alınmakta, tasavvuf esaslarının Kitap, Sünnet ve icmâa dayandığı, Resûlullah’tan öğrenilen bu kaidelerin ashap tarafından uygulandığı ileri sürülmekte, sûfîliğin sünnete göre yaşamak, Hz. Peygamber’i ve ashabını örnek almaktan ibaret olduğu belirtilmektedir. Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî’nin, sûfiyyenin görüşlerinin iyi seçilmemiş hadislerle güçlendirilmeye çalışıldığını ileri sürerek tenkit ettiği (el-Muntaẓam, XVII, 136), İbn Kesîr’in ileri derecede münker rivayetlerin ve yerinde kullanılmayan sahih hadislerin bulunduğunu söylediği (el-Bidâye, XII, 177) eseri Ahmed eş-Şerebâsî Dârü’l-kütübi’z-Zâhiriyye nüshasına dayanarak neşretmiş (Kahire, ts. [Matbaatü dâri’t-te’lîf]; 1370/1950), Gāde el-Mukaddem Adre, diğer iki nüshasını da dikkate alarak kitabı titiz bir çalışmayla yeniden yayımlamıştır (Beyrut 1416/1995). 2. Kitâbü’s-Semâʿ. Konusunda ilk çalışmalardan biri olan eserde, kadın veya erkek sesiyle yahut bir enstrümanla icra edilen mûsikiyi dinlemenin câiz olup olmadığı hususu ele alınmaktadır. Mûsiki dinlemenin haram olmadığını, aksini savunanların uydurma rivayetlere dayandıklarını söyleyen müellif, önce Ṣaḥîḥ-i Buḫârî ve Ṣaḥîḥ-i Müslim gibi kaynaklardan hareketle görüşünü destekleyen rivayetleri, mûsiki dinleyen sahâbî ve tâbiîleri, ardından İmam Mâlik, İmam Şâfiî ve Sâlih b. Ahmed b. Hanbel gibi âlimlerin sözlerini nakletmiş, mûsiki dinlemeyi haram sayanların dayandığı delillere güvenilemeyeceğini ileri sürmüştür. Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî, Telbîsü İblîs’te İbnü’l-Kayserânî’nin görüşlerini çürütmeye çalışmıştır (meselâ bk. s. 237-243). Müellifin ibâhiyye taraftarı olmakla suçlanmasına yol açan eser, el-Mektebetü’l-Ezheriyye’de bulunan tek nüshası esas alınarak Ebü’l-Vefâ el-Merâgī tarafından yayımlanmıştır (Kahire 1390/1970, 1415/1994).

İbnü’l-Kayserânî’nin kaynaklarda adı geçen diğer bazı eserleri de şunlardır: el-Elfâẓ ruviyet fi’l-eḥâdîs̱ feṣaḥḥafehâ baʿżü’n-neḳale, Esmâʾü ricâl mine’ḍ-ḍuʿafâʾ şeẕẕet ʿan İbn ʿAdî ẕekerahüm Ebû Ḥâtim b. Ḥibbân fî kitâbih (iki cüz), Ferâʾiżü’ṭ-ṭaʿâm ve sünenüh, el-Fevâʾidü’l-münteḳāt mine’ṣ-ṣıḥâḥ ve’l-ġarâʾib ve’l-efrâd ve ġayri ẕâlik min ḥadîs̱i’l-ḳāḍî el-Ḫilaʿî, el-Fevâʾidü’ṣ-ṣıḥâḥ ʿalâ şarṭi’l-İmâmeyn, Ḫumâsiyyâtü Ebi’l-Ḥasan (Aḥmed b. Muḥammed) b. en-Neḳūr, el-İcâzât ve meẕâhibühâ, el-Keşf ʿan eḥâdîs̱i’ş-Şihâb ve maʿrifetü’l-ḫaṭaʾ fîhâ ve’ṣ-ṣavâb, el-Lübâbü’l-müretteb ʿale’l-ḥurûfi ve’l-ebvâb, Maʿrifetü men lem yuḫrec lehû fi’ṣ-Ṣaḥîḥayn illâ ḥadîs̱ vâḥid mine’ṣ-ṣaḥâbe, Esâmî mâ iştemele ʿaleyhi’ṣ-Ṣaḥîḥân, Muvâfaḳātü’l-Buḫârî ve Müslim (iki cüz), Maʿrifetü meşâyiḫi’l-İmâmeyni’lleẕeyn uḫricâ ʿanhüm fi’ṣ-Ṣaḥîḥayn (iki cüz), el-Mens̱ûr (Zehebî, müellifin seyahat hâtıralarını kaleme aldığı anlaşılan bu eserden uzunca bir nakil yapmıştır [Târîḫu’l-İslâm, s. 175-179]), Mesʾeletü’l-ibâḥa ve’l-istibâḥa, el-Miṣbâḥ fî eṭrâfi eḥâdîs̱i’l-mesânîdi’s-sitte, Muʿcemü’l-bilâd (iki cüz), Müsnedü Ebî Leylâ el-Caʿdî, en-Nâsiḫ ve’l-mensûḫ, Refʿu’l-ḳırṭâs ṣıyâneten limâ fîhi mine’l-ednâs, er-Rubâʿiyyât min rivâyeti’ṣ-ṣaḥâbe baʿżıhim ʿan baʿż, Taṣḥîḥu’l-ʿilel, Târîḫu ehli’ş-Şâm ve maʿrifetü’l-eʾimme minhüm ve’l-aʿlâm (iki cilt), Tekmiletü’l-Kâmil li’bn ʿAdî, Telḫîṣü’l-Kâmil li’bn ʿAdî, Terâcimü’l-cerḥ ve’t-taʿdîl li’d-Dâreḳuṭnî, el-Yevâḳīt el-muḫrec ʿale’l-ittifâḳ ve’t-teferrüd (on cüz), Ẕikrü’ṭ-ṭuruḳi’l-ʿâliye ile’l-Buḫârî ve Müslim (sekiz cüz).

BİBLİYOGRAFYA
İbnü’l-Kayserânî, Ṣafvetü’t-taṣavvuf (nşr. Gāde el-Mukaddem Adre), Beyrut 1416/1995, neşredenin girişi, s. 13-40; İbnü’l-Cevzî, el-Muntaẓam (Atâ), XVII, 136-138; a.mlf., Telbîsü İblîs (nşr. M. Münîr ed-Dımaşkī), Kahire 1368, s. 237-243; İbn Nukta, et-Taḳyîd li-maʿrifeti ruvâti’s-sünen ve’l-mesânîd (nşr. Kemâl Yûsuf el-Hût), Beyrut 1408/1988, s. 68-69; Sıbt İbnü’l-Cevzî, Mirʾâtü’z-zamân, VIII/1, s. 49-50; İbn Manzûr, Muḫtaṣaru Târîḫi Dımaşḳ, XXII, 247; İbn Abdülhâdî, ʿUlemâʾü’l-ḥadîs̱, IV, 13-17; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XIX, 361-371; XX, 503-504; a.mlf., Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, IV, 1242-1245; a.mlf., Târîḫu’l-İslâm: sene 501-520, s. 168-181; a.mlf., Mîzânü’l-iʿtidâl, III, 587; Ahmed b. Aybek ed-Dimyâtî, el-Müstefâd min Ẕeyli Târîḫi Baġdâd (nşr. Muhammed Mevlûd Halef), Beyrut 1406/1986, s. 112-115; Safedî, el-Vâfî, III, 166-168; Yâfiî, Mirʾâtü’l-cenân, III, 195-196; İbn Kesîr, el-Bidâye, XII, 176-177; İbnü’l-Mülakkın, Ṭabaḳātü’l-evliyâʾ (nşr. Nûreddin Şerîbe), Kahire 1393/1973, s. 316-318; Makrîzî, el-Muḳaffe’l-kebîr (nşr. Muhammed el-Ya‘lâvî), Beyrut 1411/1991, s. 734-742; İbn Hacer, Lisânü’l-Mîzân (nşr. Muhammed Abdurrahman el-Mar‘aşlî), Beyrut 1416/1995, VI, 198-205; Süyûtî, Ṭabaḳātü’l-ḥuffâẓ (Lecne), s. 452-453; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 88, 116, 180, 393, 608; II, 1047, 1079, 1208, 1584, 1637; Sıddîk Hasan Han, et-Tâcü’l-mükellel (nşr. Abdülhakîm Şerefeddin), Beyrut 1404/1983, s. 117-118; Serkîs, Muʿcem, I, 221-222; Brockelmann, GAL, I, 436; Suppl., I, 603; Yûsuf el-Iş, Fihrisü maḫṭûṭâti Dâri’l-kütübi’ẓ-Ẓâhiriyye: Târîḫ ve mülḥaḳātüh, Dımaşk 1366/1947, s. 194, 209-210; Hediyyetü’l-ʿârifîn, II, 82-83; Sezgin, GAS, I, 131, 141, 208, 217, 225, 230; Muhammed İsâm Arrâr el-Hüseynî, İtḥâfü’l-ḳārî bi-maʿrifeti cühûd ve aʿmâli’l-ʿulemâʾ ʿalâ Ṣaḥîḥi’l-Buḫârî, Dımaşk 1407/1987, s. 265-266; Cezzâr, Medâḫilü’l-müʾellifîn, III, 1322-1323; Ebü’l-Vefâ Mustafa el-Merâgī, “Kitâbü’s-Semâʿ li’bni’l-Ḳayserânî”, ME, XL/3 (1969), s. 228-232; Abdurrahman b. Abdülcebbâr el-Feryevâî, “el-Ḥâfıẓ Muḥammed b. Ṭâhir el-Maḳdisî: Ḥayâtühû ve âs̱âruh”, ed-Dirâsâtü’l-İslâmiyye, XXXV/2, İslâmâbâd 1999, s. 5-48; J. Schacht, “Ibn al-Ḳaysarānī”, EI2 (Fr.), III, 844-845; Necîb Mâyil-i Herevî, “İbn Ḳayserânî”, DMBİ, IV, 494-496; M. Yaşar Kandemir, “Etrâf”, DİA, XI, 499.
Bu madde ilk olarak 2000 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 21. cildinde, 109-111 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.