MECÂZÜ’l-KUR’ÂN

مجاز القرآن
Müellif:
MECÂZÜ’l-KUR’ÂN
Müellif: ADEM YERİNDE
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 08.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/mecazul-kuran--mamer-b-musenna
ADEM YERİNDE, "MECÂZÜ’l-KUR’ÂN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mecazul-kuran--mamer-b-musenna (08.07.2020).
Kopyalama metni
Garîbü’l-Kur’ân ve meâni’l-Kur’ân türü eserler arasında, Kur’an’da geçen garîb kelime ve tabirlerin filolojik tefsiriyle Kur’an’ın üslûp özelliklerinin “mecâzü’l-Kur’ân” adıyla ilk ele alındığı eserdir. Mecâzü’l-Ḳurʾân, Ġarîbü’l-Ḳurʾân, Meʿâni’l-Ḳurʾân, İʿrâbü’l-Ḳurʾân adlarıyla müellife nisbet edilen dört ayrı eserin (İbnü’n-Nedîm, s. 93-94; İbnü’l-Kıftî, III, 285), muhtevası dolayısıyla veya bazı yazma nüshalarında müstensihlerce verilmiş farklı isimler sebebiyle (DTCF Ktp., İsmail Saib Sencer, nr. 4757; Murad Molla Ktp., nr. 206) Mecâzü’l-Ḳurʾân’ın değişik adları olduğu anlaşılmaktadır (Mecâzü’l-Ḳurʾân, neşredenin girişi, s. 18). Kitap, Ebû Ubeyde’nin öğrencisi Ali b. Mugīre el-Esrem’in hocasına okuyup icâzet aldığı rivayetiyle günümüze intikal etmiştir. Ancak yazma nüshalar arasındaki bazı farklılıklar eserin başka rivayetlere de dayandığı izlenimi vermektedir. İslâm fetihleri sırasında ana dili Arapça olmayan unsurların İslâm’a girmesiyle Kur’an’ın anlam ve üslûp bakımından anlaşılmasında ortaya çıkan problemlerin Kur’an’da geçen garîb kelimeler ve mecazi tabirler üzerinde odaklandığını gören Ebû Ubeyde eserini bu ihtiyaca cevap vermek üzere kaleme almıştır.

Bir mukaddime ile başlayan ilk kitap sayılan (Abdülhamîd Seyyid Taleb, s. 127) Mecâzü’l-Ḳurʾân’ın mukaddimesi ulûmü’l-Kur’ân, garîbü’l-Kur’ân ile Arap dili ve belâgatı açısından çok değerli olup râvi Esrem tarafından ilâve edilmiş olması muhtemel görülmektedir (Mecâzü’l-Ḳurʾân, neşredenin girişi, I, 24). Mukaddimede Kur’an kelimesinin Allah’ın kitabının adı olduğu belirtilerek bunun etimolojik ve semantik açıklaması yapıldıktan sonra furkān, sûre ve âyet terimleri üzerinde durulmuştur. Ayrıca Fâtiha sûresi ve bu sûrenin diğer isimleri hakkında bilgi verilmiş, mecaz anlayışından ve mecaz kapsamına giren hususlardan söz edilmiştir. Ebû Ubeyde’ye göre sarf ve nahiv ilimlerinin konularından olan, kelimelerin etimolojik ve morfolojik yapıları ile i‘rab yönleri mecaz kapsamına girdiği gibi ihtisar, izmâr, hazif, tekrar, tekid, takdim-tehir, istiare, teşbih, temsil, teşhis-intak, kinaye vb. belâgat ilminin konusuna giren hususlar da bu kapsama dahildir. Bu sebeple mecaz, hakikatin karşıtı olmaktan çok Araplar’ın Arap dilini kullanım şekilleri ve ifade tarzları, filolojik izahlar, tefsir ve te’vil anlamındadır.

Açıklamaların sûre ve âyet sırasına göre yapıldığı eserde kelimelerin sarf, nahiv ve iştikak açısından tahlilleri yapılmakta, tekrar eden kelimeler hakkında bazan daha önce geçen açıklamaya işaret edilmekle birlikte genellikle kelimeler her geçtikleri yerde yeniden ele alınmaktadır. Bu arada hurûf-ı mukattaaların tefsir ve te’viline girilmemiştir. Filolojik açıklamaların umumiyetle kısa olduğu eserde gerektiğinde sebeb-i nüzûl, Mekkî-Medenî, nâsih-mensuh gibi hususlara temas edildiği görülür (I, 50, 259, 375). Kıraat farklarından doğan i‘rab şekilleriyle anlam farklarını âyet, hadis ve Arap şiirinden getirdiği örneklerle açıklayan müellif hatalı kıraatlere hocası Ebû Amr b. Alâ’dan yaptığı nakillerle işaret etmektedir (I, 305-306, 372-374). Garîb kelimeleri ve ifadeleri Arap şiiriyle nesrinden (meseller) getirdiği örneklerle izah etmiş, Câhiliye, muhadram ve İslâm dönemi şairlerinden 1000 kadar beyit nakletmiş, bunlarda geçen kelimeleri de izah etmesi eserin hacmini arttırmıştır. Böylece filolojik ve etimolojik açıklamasına yer verdiği garîb kelime ve ifadelerin sayısı 2500’ü aşmıştır. Ebû Ebeyde Kur’an’ın her kelimesinin Arapça asıllı olduğunu ısrarla savunmakta (I, 17 vd.), Kur’an kelimeleri hakkında Arapça asıllarıyla ilgisi olmayan açıklama yapanları üstü kapalı bir şekilde eleştirmektedir (I, 309). Onun âyetlerin anlamlarının belirlenmesinde genellikle diğer âyetlere ve hadislere başvurduğu görülmektedir (I, 77, 124, 130, 150; II, 91, 122). Zaman zaman âyet veya kelimelere farklı mânalar vererek bağlamın anlamı belirlemedeki önemine işaret etmektedir (I, 84, 90, 128).

Hâricî ve Şuûbî olduğu kaydedilen müellifin siyasî, itikadî ve ideolojik eğilimlerinin eserine yansımadığı görülmektedir. Ancak Allah’a yüz, el, ayak nisbet eden âyetlerle kazâ ve kadere dair müteşâbih âyetleri Basra’da hâkim olan ve akıl öncelikli hür düşünme yöntemini ilke edinen, birçok itikadî konuda Hâricîler’le aynı görüşü paylaşan Mu‘tezile’nin tevhid ve tenzih esasına paralel biçimde yorumlamıştır (I, 46, 170, 243, 266, 276, 290; II, 112, 132). Bu arada bazı müteşâbih âyetlerin sadece sözlük anlamını vererek te’vile yönelmediği de olmuştur (I, 273; II, 15). Muhtevanın tarihî olaylardan çok filolojik yorumlarla ilgili olmasından dolayı eserde İsrâiliyat’a yer verilmemiştir.

Basra dil okulunun önemli bir temsilcisi olmakla birlikte Ebû Ubeyde’nin Mecâzü’l-Ḳurʾân’da Basra-Kûfe dil mekteplerinin tesbit ettiği gramer kurallarından çok Arap dilinin kullanımını esas alan serbest filolojik yorumlara meylettiği, ictihad ve kıyasa dayalı olarak dili en geniş biçimde kullananlardan olduğu görülmektedir. Arapça’nın çeşitli kullanımlarına vâkıf olan sahâbenin Kur’an’ı rahatlıkla anladığını düşünen (I, 8), bu sebeple tefsire dair Selef’ten nakledilen rivayetlerden ziyade Arap dilinin gramer incelikleriyle kullanım ve üslûp özelliklerini esas alan Ebû Ubeyde, bu eserinden dolayı başta rakibi Asmaî olmak üzere dönemin ileri gelen âlimleri tarafından kişisel görüşlerine göre Kur’an’ı tefsir etmekle itham edilmiştir (Hatîb, XIII, 255; Yâkūt, XIX, 159). Ebû Ubeyde, şahsî düşmanlık ve kıskançlık yüzünden kendisini eleştiren Asmaî’ye somut bir örnekle verdiği cevapta (Hatîb, XIII, 255; Kemâleddin el-Enbârî, s. 108) şevâhide dayalı lugavî/filolojik açıklamaların kendi görüş ve arzusuna göre tefsir sayılamayacağını ifade etmiştir. Ebû Zekeriyyâ Yahyâ b. Ziyâd el-Ferrâ, Ahfeş el-Evsat, Zeccâc, Nehhâs ve Muhammed b. Ahmed el-Ezherî gibi dilciler tarafından da eleştirilen eserin geniş ve sistematik tenkidine Ali b. Hamza el-Basrî’nin et-Tenbîhât ʿalâ eġālîṭi’r-ruvât adlı eserinde yer verildiği belirtilmektedir. Ancak bu eserin Mecâzü’l-Ḳurʾân’la ilgili bölümüne henüz rastlanmamıştır. Taberî’nin Ebû Ubeyde’yi dille ilgili konularda eleştirmesi ve onu te’vil ehlinin açıklamalarını bilmemekle itham etmesi (Câmiʿu’l-beyân, I, 54, 62, 63, 159; XII, 129, 311; XV, 21, 34, 40), kendisinin Mecâzü’l-Ḳurʾân’dan faydalanmasına engel olmamıştır.

Bu eleştirilere rağmen Mecâzü’l-Ḳurʾân, daha sonraki dönemlerde gerçekleştirilen dil ve tefsir çalışmalarında, özellikle de garîbü’l-Kur’ân ve garîbü’l-hadîs türü eserlerde önemli bir kaynak olmuş, kendisinden geniş ölçüde yararlanılmıştır. Ebû Ubeyd Kāsım b. Sellâm, Abdullah b. Yahyâ el-Yezîdî, Muhammed b. Uzeyz es-Sicistânî, Zeccâc, İbn Hişâm, Buhârî, İbn Hacer el-Askalânî, İbn Düreyd, Muhammed b. Ahmed el-Ezherî, Cevherî, İbn Berrî, Ebû Ali el-Fârisî, Taberî ve Muhammed b. Ahmed el-Kurtubî eserden faydalanan müellifler arasındadır. Gilliot gibi bazı şarkiyatçılara göre Mecâzü’l-Ḳurʾân, ilk dönemin rivayet ve kıssa ağırlıklı tefsir geleneğinden bir metnin filolojik analize dayalı profesyonel yorumuna geçişte dönüm noktası teşkil etmektedir (Versteegh, s. 47).

Mecâzü’l-Ḳurʾân sarf, nahiv, lugat ve iştikak meseleleri yanında mecaz, teşbih, temsil, kinaye, i‘câz, hazif, takdim-tehir gibi belâgata dair birçok teknik terimle birlikte şevâhid olarak değerlendirilmiş, Câhiliye ve İslâm dönemlerine ait zengin şiir hazinesine sahip olmasıyla Arap dili ve belâgatı çalışmaları için temel kaynaklardan biri olmuştur.

M. Fuat Sezgin, Mecâzü’l-Ḳurʾân’ı mevcut beş yazma nüshasını esas alıp doktora tezi olarak tahkik etmiş, geniş bir inceleme kısmı ve çeşitli indekslerle birlikte yayımlamıştır (I, Kahire 1373/1954; II, Kahire 1382/1962). Eser üzerinde çeşitli çalışmalar yapılmış olup Yûsuf b. Hasan es-Sîrâfî’nin Şerḥu Ebyâti’l-Mecâz (Sezgin, GAS, IX, 66), Muhammed Seyyid Ahmed Ali’nin Ḳaḍâya’l-müẕekker ve’l-müʾennes̱ fî Mecâzi’l-Ḳurʾân li-Ebî ʿUbeyde (Kahire 1410/1990), Muhammed Alevî Mukaddem’in “Muḳāyeseyi Mecâzi’l-Ḳurʾân-ı Ebû ʿUbeyde ve Telḫîṣi’l-beyân fî mecâzâti’l-Ḳurʾân-ı Seyyid Şerîf Raḍî” (Mecelle-i Dânişkede-i Edebiyyât u ʿUlûm-i İnsânî, XIX/1-2 [Tahran 1345], s. 181-215), Ella Almagor’un “The Early Meaning of Mecâz and The Nature of Ebû Ubayda’s Exegesis” (Studia Orientalia, nşr. D. H. Baneth, Jerusselam 1979, s. 307-326), John Wansbrough’un “Majāz al-Qur’ān: Periphrastic Exegesis” (BSOAS, XXXIII [1979], s. 247-299) ve Semîre bint Muhammed Saîd Besyûnî’nin Ebû ʿUbeyde ve’t-tefkîrü’l-belâġī fî Kitâbî Mecâzi’l-Ḳurʾân (yüksek lisans tezi, 1407/1987, Külliyetü’t-terbiye li’l-benât, Riyad) adlı çalışmaları bunlar arasında yer alır.

BİBLİYOGRAFYA
Ma‘mer b. Müsennâ, Mecâzü’l-Ḳurʾân (nşr. Fuat Sezgin), Kahire 1373-82/1954-62, ayrıca bk. neşredenin girişi, I, 17-21, 24-25; İbn Kuteybe, Ġarîbü’l-Ḳurʾân (nşr. Seyyid Ahmed Sakr), Beyrut 1398/1978, neşredenin girişi, s. 4; Taberî, Câmiʿu’l-beyân (Bulak), I, 54, 62, 63, 159; XII, 112, 129, 311; XV, 21, 34, 40; Ali b. Hamza el-Basrî, et-Tenbîhât ʿalâ eġālîṭi’r-ruvât (nşr. Abdülazîz Abdülazîz el-Meymenî), Kahire 1986, tür.yer.; İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist (Teceddüd), s. 37, 93-94; Hatîb, Târîḫu Baġdâd, XIII, 255; İbn Hayr, Fehrese, s. 59-60, 134; Kemâleddin el-Enbârî, Nüzhetü’l-elibbâʾ (nşr. İbrâhim es-Sâmerrâî), Zerkā/Ürdün 1405/1985, s. 86-88, 108; Yâkūt, Muʿcemü’l-üdebâʾ, VII, 261; XIII, 254; XVI, 112; XIX, 156, 159, 162; İbnü’l-Kıftî, İnbâhü’r-rüvât, III, 278, 280, 285; İzzeddin İbn Abdüsselâm, Mecâzü’l-Ḳurʾân (nşr. M. Mustafa b. el-Hâc), Trablus 1401/1982, neşredenin girişi, s. 42; İbn Kesîr, Tefsîrü’l-Ḳurʾân, IV, 363; Fuat Sezgin, Buhârî’nin Kaynakları Hakkında Araştırmalar, İstanbul 1956, s. 125-155; a.mlf., GAS, VI, 297; VIII, 71; IX, 66; Abdülhamîd Seyyid Tılib, Ġarîbü’l-Ḳurʾân, ricâlühû ve menâhicühüm min İbn ʿAbbâs ilâ Ebî Ḥayyân, Küveyt 1986, s. 124-141; İsmail Cerrahoğlu, Tefsir Tarihi, Ankara 1988, I, 286-294; a.mlf., “İbn Hişâm ve Siresindeki Garibü’l-Kur’ân”, AÜ İlâhiyat Fakültesi İslâmî İlimler Enstitüsü Dergisi, sy. 3, Ankara 1977, s. 5-6; İbrâhim Abdullah Rufeyde, en-Naḥv ve kütübü’t-tefsîr, Libya 1399/1990, I, 116, 153-175; C. H. M. Versteegh, Arabic Grammar and Qur’anic Exegesis in Early Islam, Leiden 1993, s. 47, 122, 182; J. Wansbrough, “Majāz al-Qur’ān: Periphrastic Exegesis”, BSOAS, XXXIII (1979), s. 247-266; A. Rippin, “Ibn Abbās’s al-Lugāt fi’l-Qur’ān”, a.e., XLIV (1981), s. 15-25; a.mlf., “Ibn Abbās’s Gharīb al-Qur’ān”, a.e., XLVI (1983), s. 332-333; Abbas Erhîle, “Mecâzü’l-Ḳurʾân li-Ebî ʿUbeyde”, ed-Dâre, XII/3, Riyad 1986, s. 235-246; Hasan M. Takī el-Hâkim, “Men ibtekera’t-teʾlîf fî ġarîbi’l-Ḳurʾân”, el-Mevsim, sy. 2-3, Beyrut 1989, s. 630-631; W. Madelung, “Abū Ubayda Ma‘mar b. al-Muthannā”, Journal of Islamic Studies, III/1, Oxford 1992, s. 51-52; Muhammed el-Hacevî, “Mecâzü’l-Ḳurʾân li-Ebî ʿUbeyde”, Âfâḳu’s̱-s̱eḳāfe ve’t-türâs̱, VIII, Dübey 1415/1995, s. 82-89.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2003 yılında Ankara'da basılan 28. cildinde, 225-227 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER