MECLİSÎ, Muhammed Takī

محمد تقي المجلسي
Müellif:
MECLİSÎ, Muhammed Takī
Müellif: İLYAS ÜZÜM
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 18.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/meclisi-muhammed-taki
İLYAS ÜZÜM, "MECLİSÎ, Muhammed Takī", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/meclisi-muhammed-taki (18.11.2019).
Kopyalama metni
1003 (1594) yılında İsfahan’da dünyaya geldi. Doğum yerine nisbetle İsfahânî, aile büyüklerinin geldiği bölgeye izâfeten Âmilî diye anılır. İnsanlarla kolay anlaşıp çevresinde sohbetler gerçekleştirildiği için Meclisî lakabıyla meşhur olmuş, soyundan gelenler de aynı lakapla zikredilmiştir (Abbas el-Kummî, III, 151). Şîa’nın en hacimli hadis kaynağı Biḥârü’l-envâr’ın müellifi oğlu Muhammed el-Bâkır’dan ayrılması için kendisine Meclisî-i Evvel denilmiştir. İlimle meşgul olan bir aileden gelmektedir. Soyu baba tarafından Ḥilyetü’l-evliyâʾ adlı eserin müellifi Ebû Nuaym el-İsfahânî’ye, anne tarafından Cebeliâmil’in büyük müctehidlerinden Derviş Muhammed b. Hasan el-Âmilî’ye dayanır.

Meclisî başta Bahâeddin el-Âmilî, Abdullah et-Tüsterî ve İshak el-Esterâbâdî olmak üzere devrin önde gelen âlimlerinden ders aldı. Kısa zamanda tefsir, hadis, fıkıh ve ricâl gibi alanlarda yetişerek dönemin seçkin simalarından biri haline geldi (Hânsârî, II, 120). Hayatını genellikle yetiştiği muhitte geçiren Meclisî zaman zaman Kûfe, Meşhed, Kerbelâ gibi Şîa merkezlerine seyahat etti.

İlmî faaliyetleri yanında devlet idarecilerine de yakın olmaya çalışan Meclisî, özellikle Safevî Hükümdarı Şah II. Abbas ile iyi münasebetler kurarak yazdığı eseri ona ithaf etti (aş.bk.). Onun kaynaklarda belirtilen en önemli özelliklerden biri İsfahan’da cuma imamlığı vazifesine getirilmiş olmasıdır. Bu görev kendisine hocası Bahâeddin el-Âmilî’nin vefatının ardından verildiğine göre göreve başlama tarihi 1031 (1622) yılından sonra olmalıdır.

Hayatının önemli bölümünü Hz. Peygamber’den ve on iki imamdan nakledilen rivayetleri derlemeye ve eser telifine ayıran Meclisî İsfahan’da vefat etti. Kaynaklarda, çocukları arasında hadis derleme yolunda babasının izini takip eden ve zamanla onu çok aşarak Şîa’nın en büyük hadis külliyatını meydana getiren Muhammed Bâkır el-Meclisî ile kızlarından Muhammed Sâlih el-Mâzenderânî’nin eşi bilhassa zikredilmektedir (a.g.e., II, 118).

Meclisî tefsir, fıkıh ve tasavvuf gibi ilimlerle meşgul olmuşsa da onun yoğunlaştığı temel alan hadis ilmi olmuştur. Kaynaklarda kendisinden Safevîler döneminde imamlardan nakledilen rivayetleri neşreden ilk âlim olarak söz edilir. Meclisî rivayetleri derlemekle kalmamış, bunların halka yansımasına da büyük önem vermiştir. Şîa’nın dört temel hadis külliyatından ikisine dair yazdığı şerhlerle de bunu göstermiştir. Şiî geleneğinde iki ayrı ekol olarak gelişen Ahbârî ve Usûlî ayırımından ilkine mensup olan Meclisî, Kur’an’ın ancak imamlardan nakledilen rivayetlerle (ahbâr) anlaşılabileceğini, imamların yaşadıkları dönemde olduğu gibi gaybet döneminde de kendilerinden menkul haberlerin yeterli olacağını, aklî istidlâllere dayalı ictihadlara gerek olmadığını belirtmiştir (Uyar, s. 226). Tasavvufa da ilgi duyan ve Teşvîḳu’s-sâlikîn adlı bir eser yazan Meclisî diğer bazı kitaplarında da tasavvufî yorumlara yer vermiş, birtakım menkıbe, keramet ve rüyalardan söz etmiştir. Onun özellikle Levâmiʿ adlı eserinde sûfî motifler üzerinde durulmaktadır. Ancak tasavvufu sapıklık olarak gören oğlu Muhammed el-Bâkır babasının tasavvuftan uzak olduğunu iddia etmiş, onun görünüşte tasavvufa yakın olmasının tasavvufu benimsemesinden değil sûfîliği daha yakından tanıyıp yanlış taraflarını eleştirme amacından kaynaklandığını ileri sürmüştür (İbn Usfûr el-Bahrânî, s. 60).

Eserleri. 1. el-Levâmiʿu’l-ḳudsiyye. Şîa’nın dört temel hadis külliyatından biri olan İbn Bâbeveyh Şeyh Sadûk’un Men lâ yaḥḍuruhü’l-faḳīh adlı eserinin Farsça şerhidir. Meclisî bu çalışmayı Sâhibkırân lakabıyla da anılan Şah Abbas’a ithaf etmiş ve ismini Levâmiʿu Ṣâḥibḳırânî şeklinde değiştirmiştir (Tahran 1324, muhtevası ve nüshaları için bk. Âgā Büzürg-i Tahrânî, XVIII, 368-369). 2. Ravżatü’l-müttaḳīn. Bir önceki eserin Arapça versiyonudur. Meclisî bu şerhte yer yer hadislerin isnad ve sıhhati hakkında da bilgi vermiştir (a.g.e., XI, 302-303). 3. Ḥadîḳatü’l-müttaḳīn fî maʿrifeti aḥkâmi’d-dîn li’rtiḳāʾi meʿârici’l-yaḳīn. Farsça bir risâle olup tahâret, namaz, zekât ve humus, oruç, hac ve ziyaretler olmak üzere beş bölüm halinde düzenlenmiştir (Hindistan 1265). 4. el-Erbaʿûn ḥadîs̱en (İran 1319; a.g.e., I, 413). 5. İḥyâʾü’l-eḥâdîs̱. Ebû Ca‘fer et-Tûsî’nin Kütüb-i Erbaʿa’dan biri olan Tehẕîbü’l-aḥkâm adlı eserinin şerhidir (a.g.e., I, 307). 6. Teşvîḳu’s-sâlikîn. Tasavvufî mahiyette bir eserdir (İran 1311; Tebriz 1333 hş.). 7. Ḥuḳūḳu’l-vâlideyn. 1046 (1636) yılında kaleme alınmış küçük hacimli Farsça bir çalışmadır (Abdullah Efendi el-İsfahânî, V, 47). Kaynaklarda bunlardan başka Kitâbü’r-Raḍâʿ, Kitâb fi’r-ricâl, Risâle fi’l-meḳādir, Şerḥ ʿalâ ḥadîs̱i Hemmâm fî ṣıfâti’l-müʾmin gibi eserler de Meclisî’ye izâfe edilmektedir (Hânsârî, II, 119-120; Tebrîzî, V, 200-201).

BİBLİYOGRAFYA
İbn Usfûr el-Bahrânî, Lüʾlüʾetü’l-Baḥreyn (nşr. M. Sâdık Âl-i Bahrülulûm), Beyrut 1406/1986, s. 60-61; Abdullah Efendi el-İsfahânî, Riyâżü’l-ʿulemâʾ ve ḥiyâżü’l-fużalâʾ (nşr. Ahmed el-Hüseynî), Kum 1401, V, 47; Hânsârî, Ravżâtü’l-cennât, II, 118-123; Mirza Muhammed b. Süleyman et-Tünükâbünî, Ḳıṣaṣü’l-ʿulemâʾ, Tahran 1396, s. 231-233; Browne, LHP, IV, 403-404, 417; Tebrîzî, Reyḥânetü’l-edeb, Tebriz 1347, V, 198-201; Hânbâbâ, Fihrist-i Kitâbhâ-yi Çâpî-yi ʿArabî, Tahran 1344 hş., I, 1355; IV, 4406; Âgā Büzürg-i Tahrânî, eẕ-Ẕerîʿa ilâ teṣânîfi’ş-Şîʿa, Beyrut 1403/1983, I, 307, 413; VI, 389; XI, 302-303; XIII, 304-305; XVIII, 368-370; Aʿyânü’ş-Şîʿa, IX, 192-193; Abbas el-Kummî, el-Künâ ve’l-elḳāb, Beyrut 1403/1983, III, 151; Hossein Modarressi Tabātabā’ī, An Introduction to Shī’ī Law, London 1984, s. 96; Mazlum Uyar, İmâmiyye Şiası’nda Düşünce Ekolleri Ahbârîlik, İstanbul 2000, s. 223-226; Abdul-Hadi Hairi, “Mad̲j̲lisī-yi Awwal”, EI2 (İng.), V, 1088-1090.
Bu madde ilk olarak 2003 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 28. cildinde, 255 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.