RAMAZÂNİYYE

رمضانيّة
RAMAZÂNİYYE
Müellif: MEHMET CEMAL ÖZTÜRK
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2007
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 21.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ramazaniyye--tarikat
MEHMET CEMAL ÖZTÜRK, "RAMAZÂNİYYE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ramazaniyye--tarikat (21.10.2019).
Kopyalama metni
Halvetiyye tarikatında “orta kol” diye anılan Ahmediyye tarikatının dört şubesinden (diğerleri Sinâniyye, Uşşâkıyye, Mısriyye) biridir. Tarikat, Ramazan Efendi’nin vefatından sonra Kocamustafapaşa’daki Ramazânî Âsitânesi’nin yanı sıra İstanbul ve Bursa’da açılan tekkelerde faaliyet göstermiş, daha sonraki dönemlerde kurulan Hayâtiyye şubesi vasıtasıyla Balkan şehirlerinde de yayılmıştır. Ramazan Efendi’nin yerine büyük oğlu Abdülhalim Efendi (ö. 1026/1617), ardından diğer oğlu Abdullah Efendi (ö. 1033/1623) postnişin olmuş, daha sonra küçük oğlu Mehmed Celâleddin Efendi ile (ö. 1077/1667) Abdullah Efendi’nin halifesi Fennî Hüseyin Efendi (ö. 1085/1674) irşad görevini sürdürmüştür. Âsitâne, Celvetî şeyhi Mûsâ Şekûrî Efendi (ö. 1099/1687) döneminde Celvetiyye’ye daha sonra Sünbüliyye’ye intikal etmiştir. Ramazâniyye’nin İstanbul’da faaliyet gösterdiği tekkelerden biri Cağaloğlu’ndaki Çâlâk Tekkesi’dir. Ramazan Efendi’nin şeyhi Muhyiddin Karahisârî’nin halifeleri için inşa edilen bu tekke Çâlâk (Çaylak) Ahmed Efendi (ö. 1123/1711), Mehmed Efendi (ö. 1140/1727) ve Çâlâkzâde Mustafa Efendi (ö. 1171/1757) ile önce Ramazâniyye’ye, daha sonra Cerrâhiyye’ye bağlanmıştır. Eminönü’ndeki Yıldız Dede Tekkesi’nde Sinobî Mustafa Efendi ile (ö. 1166/1753) oğulları Mehmed Efendi (ö. 1190/1776) ve Ömer Efendi (ö. 1209/1795) Ramazâniyye’yi temsil etmiş, ardından tekke Cerrâhî şeyhlerinin tasarrufuna geçmiştir.

Ramazan Efendi’nin halifelerinden Şerbetçi (Şerbettâr, Şerbetî) Mehmed Efendi (ö. 1052/1642) Çapa’da Molla Gürânî civarında bir tekke açmış, yerine Seyyid Mustafa Nehcî’yi halife bırakmıştır. Bu tekke sonraları Rifâiyye’ye intikal etmiştir. Ramazâniyye, Şerbetçi Mehmed Efendi’nin diğer halifesi Yâkub Fânî (ö. 1052/1642) vasıtasıyla Bursa’ya yayılmıştır. Bursa’da kendi adına yaptırdığı tekkede irşad faaliyetinde bulunan Yâkub Fânî’nin ölümünün ardından tekkenin postnişinliğini oğlu ve halifesi Yâkubzâde Mehmed Efendi (ö. 1077/1666) üstlenmiştir. Bestekâr ve şair olan Mehmed Efendi’nin Tarîkatnâme-i Halvetiyye isimli bir eseri olduğu kaydedilmektedir. Mehmed Efendi’den sonra yerine geçen oğlu İbrâhim Efendi (ö. 1122/1710) Yâkub Efendi Tekkesi’nde yaklaşık kırk beş yıl şeyhlik yapmıştır. Devrinin önemli mûsikişinaslarından Kefeli Derviş Abdi, Mehmed Efendi’nin müntesiplerindendir. Hasan Burhâneddin Cihangîrî, Çamlıcalı Mehmed Efendi, Üçbaş şeyhi Mehmed Efendi, Sadrazam Ferhad Paşa’ya yakınlığı ile tanınmış Şeyh Mahmud Efendi ve Ebûbekir Zâkirî Efendi gibi şahsiyetler Yâkub Fânî Efendi’nin halifeleridir. Ramazâniyye’yi Bursa’da devam ettirenlerden biri de “Kara Zâkir” lakabıyla meşhur Ebûbekir Zâkirî’dir. Bursa Zağferanlık Mescidi’nde şeyhlik ve imamlık yapan Ebûbekir Zâkirî döneminin mûsiki üstatlarındandır. Vefatından sonra yerine halifesi Abdüllatif Efendi (ö. 1118/1706) geçmiştir.

Ramazâniyye, Mahfî Ramazan Efendi’nin halifelerinden Mestçi Ali Rûmî Edirnevî (ö. 1030/1621) ve oğlu Mestçizâde İbrâhim Edirnevî (ö. 1036/1626) vasıtasıyla Rumeli’ye yayılmıştır. Bu silsileden gelen Lofçavî Ali Fâzıl Efendi’nin (ö. 1095/1683) halifesi Köstendil Müftüsü Alâeddin Ali Efendi (ö. 1143/1730-31) padişah iradesiyle Üsküdar’daki Selâmi Ali Efendi Celvetî Tekkesi şeyhliğine tayin edilmiş, tekke bu vesileyle Ramazâniyye’ye intikal etmiş, daha sonra postnişin olan Pazarbaşı Ömer Efendi ile (ö. 1175/1761) tekrar Celvetîliğe geçmiştir. Ramazâniyye, Ramazan Mahfî’nin halifelerinden Kırîmî Şeyh Murad Efendi’nin halifesi Divriğili Nakşî-i Akkirmânî Ali ile (ö. 1065/1655) bugün Ukrayna sınırları içinde bulunan Akkirman’a kadar ulaşmıştır. Nakşî-i Akkirmânî vefatına kadar Sultan II. Bayezid’in Akkirman Kalesi içinde inşa ettiği tekkede postnişinlik yapmıştır.

Ramazâniyye’den Buhûriyye, Cihangîriyye, Cerrâhiyye, Raûfiyye ve Hayâtiyye adlı beş şube meydana gelmiştir. Buhûriyye’nin kurucusu Mehmed Buhûrî’nin (ö. 1039/1630) silsilesi Mestçizâde İbrâhim Edirnevî, Mestçi Ali Rûmî vasıtasıyla Ramazan Efendi’ye ulaşır. Üsküdar’daki Saçlı Şeyh Hüseyin Efendi Tekkesi’nin bir süre Buhûrî Tekkesi olarak faaliyet gösterdiği, daha sonra Sünbüliyye’ye intikal ettiği kaydedilmektedir. Cihangîriyye’nin kurucusu Hasan Burhâneddin Cihangîrî’nin (ö. 1074/1663) tarikat silsilesi Şeyh Yâkub Fânî, Şerbetçi Mehmed Efendi vasıtasıyla Mahfî Ramazan Efendi’ye ulaşır. Cihangîriyye İstanbul Cihangir’deki âsitânesinden başka Davudpaşa’daki Abdal Yâkub, Eminönü’ndeki Akbıyık, Şehremini’deki Kelâmî tekkelerinde bir müddet faaliyet göstermiş, bu tekkeler daha sonra başka tarikatlara bağlı şeyhler tarafından idare edilmişlerdir. Ramazâniyye’nin en yaygın şubesi Nûreddin Cerrâhî (ö. 1133/1721) tarafından kurulan Cerrâhiyye’dir (bk. CERRÂHİYYE; NÛREDDİN CERRÂHÎ).

Raûfiyye’nin kurucusu Ahmed Raûfî’nin (ö. 1170/1757) silsilesi Köstendilli Ali Efendi, Lofçavî Ali Fâzıl Efendi, Debbâğ Ali Rûmî, Mestçizâde İbrâhim Edirnevî, Mestçi Ali Rûmî Edirnevî vasıtasıyla Ramazan Efendi’ye ulaşır. Ahmed Raûfî, Üsküdar Koca Sinan Paşa Camii yakınlarındaki tekkesinde irşad faaliyetinde bulunmuş ve yirmi kadar halife yetiştirmiştir. Raûfiyye, Ahmed Raûfî’nin Hâfız Mehmed Efendi (ö. 1208/1793), İsmâil Efendi (ö. 1184/1770), Karabaş Ahmed Efendi (ö. 1147/1735) adlı halifelerinin İstanbul’da açtıkları tekkelerde faaliyet göstermiş, Hâfız Mehmed Efendi’nin Beykoz’da açtığı tekkenin yedinci şeyhi Mehmed Tevfik Efendi (ö. 1883), Cerrâhî Âsitânesi postnişini Abdülaziz Zihni Efendi’den hilâfet alarak tekkede Cerrâhî şeyhliği de yapmıştır. Mehmed Tevfik Efendi, Ahmed Raûfî’nin diğer halifesi İsmâil Efendi’nin Yeniköy’deki tekkesinde vekâleten şeyhlik yaptığından bu tekke de Cerrâhîliğe bağlanmıştır. Karabaş Ahmed Efendi açtığı tekkenin altıncı şeyhi Çöpatlamaz Âtıf Efendi (ö. 1835) Abdülaziz Zihni Efendi’nin halifelerindendir.

Hayâtiyye’nin kurucusu Mehmed Hayâtî Efendi (ö. 1180/1766-67) Buhara’da doğmuş, ilk tahsilini burada yaptıktan sonra Edirne’ye gelmiş, Edirne’den Serez’e geçerek Lofçavî Ali Fâzıl Efendi’nin halifelerinden Hüseyin Sirozî’den sülûkünü tamamlayarak günümüzde Makedonya sınırları içinde bulunan Kırçova şehrine yerleşmiştir. Kırçova’dan Ohri’ye gelen Mehmed Hayâtî, şehir yöneticilerinin kendisini istememesi üzerine Ohri dışında açtığı tekkede vefatına kadar irşad hizmetinde bulunmuş, birçok halife yetiştirip çevredeki bölgelere göndermiştir. Kendisinden sonra tekkesinde posta oturan şeyhler sırasıyla şunlardır: Şeyh Osman (ö. 1198/1783-84), Şeyh Abdülkerîm b. Osman, Şeyh Abdülhâdî b. Abdülkerîm, Şeyh Mehmed b. Abdülhâdî, Şeyh İsmâil Hakkı (ö. 1915), Şeyh Zekeriyyâ (ö. 1938), Şeyh Mustafa (ö. 1961), Şeyh Yahyâ (ö. 1989). Kırçova, Usturga, Manastır (Bitola), İştip, İlbasan (Elbasan), Ergirikasrı (Gjirokaster) gibi şehirlerde Hayâtiyye tekkeleri bulunmaktadır. Hayâtî Efendi’nin şeyhi Hüseyin Sirozî aynı zamanda Halvetiyye’nin Şâbânî-Karabaşî koluna müntesip olduğundan Hayâtiyye Karabaşiyye’nin kolu olarak da değerlendirilmektedir.

Hayâtiyye silsilesinde yer alan Hüseyin Yeniceli’nin halifelerinden Osman Baba Prizrenî’nin (ö. 1165/1752) Kosova-Prizren’de kurduğu Saraçhane Tekkesi Ramazâniyye’nin Rumeli’deki âsitânesi durumundadır. Osman Baba’nın halifelerinden Hasan b. Ali Tiran’da, Şeyh Süleyman Rahova’da (Rahoveç), Şeyh İbrâhim Damyan’da ve Şeyh Ahmed İşkodra’da Ramazânî tekkeleri inşa etmişlerdir. Bunların dışında Kosova-Mitroviça, Yakova, Topaniça, Gilan, Deçan, Makedonya Üsküp-Vardar, Köprülü, Arnavutluk-Has, Luma, Aşağı Debre, Elbasan, Berat gibi Balkan şehirlerinde Ramazânî tekkeleri açılmıştır. Ramazâniyye’de evrâd olarak diğer bütün Halvetiyye şubelerindeki gibi Seyyid Yahyâ Şirvânî’nin tertip ettiği vird-i settâr (vird-i Yahyâ) okunur. Cehrî ve devrânî zikrin uygulandığı Ramazânîlik’te devran tarzı Halvetî-Sünbüliyye’deki gibidir.

BİBLİYOGRAFYA
Divan Edebiyatı Müzesi, Revnakoğlu Dosyaları, nr. 12, 54, 202, 209, 258; Atâî, Zeyl-i Şekāik, s. 603; Mehmed Nazmi Efendi, Osmanlılarda Tasavvufî Hayat-Halvetîlik Örneği-Hediyyetü’l-İhvân (haz. Osman Türer), İstanbul 2005, s. 486; Harîrîzâde, Tibyân, II, 66; Mehmed Sâmi, Esmâr-ı Esrâr, İstanbul 1316, s. 41-42; Osmanlı Müellifleri, I, 75; Tomar-Halvetiyye, s. 91-99; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ (haz. Mehmet Akkuş – Ali Yılmaz), İstanbul 2006, V, 13-71; Zâkir Şükrü, Mecmûa-i Tekâyâ (Tayşi), s. 63-64; Baha Tanman, İstanbul Tekkelerinin Mimari ve Süsleme Özellikleri Tipoloji Denemeleri (doktora tezi, 1990), İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, II, 131; N. Clayer, Mystique, état et société: Les halvetis dans l’aire balkanique de la fin du XVe siècle à nos jours, Leiden 1994, s. 202-205, 256-259; Mehmed Şemseddin [Ulusoy], Bursa Dergâhları: Yâdigâr-ı Şemsî (haz. Mustafa Kara – Kadir Atlansoy), Bursa 1997, s. 603-608; Necdet Yılmaz, Osmanlı Toplumunda Tasavvuf (17. Yüzyıl), İstanbul 2001, s. 156-167; Ramazan Muslu, Osmanlı Toplumunda Tasavvuf (18. Yüzyıl), İstanbul 2003, s. 168-169; Hür Mahmud Yücer, Osmanlı Toplumunda Tasavvuf (19. Yüzyıl), İstanbul 2003, s. 175; Mehmet Cemal Öztürk, Cerrâhîlik, İstanbul 2004, s. 38-66; Metin İzeti, Balkanlar’da Tasavvuf, İstanbul 2004, s. 184-186.
Bu madde ilk olarak 2007 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 34. cildinde, 440-442 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.