ÜÇOKLAR - TDV İslâm Ansiklopedisi

ÜÇOKLAR

Müellif:
ÜÇOKLAR
Müellif: FARUK SÜMER
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2012
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 27.11.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ucoklar
FARUK SÜMER, "ÜÇOKLAR", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ucoklar (27.11.2020).
Kopyalama metni

XIV. yüzyılın başlarında yazılan Oğuz Kağan destanına göre Üçok ve diğer on iki Oğuz boyunun genel ismi olan Bozok, Oğuz Kağan’ın oğullarına dayanır. Destanda Oğuz Kağan’ın avlanmak için gönderdiği üç büyük oğlunun (Gün, Ay, Yıldız) bir altın yay bulup getirdiği, batıya giden diğer üç oğlunun ise (Gök, Dağ, Deniz) üç gümüş okla döndüğü, yapılan şölende sağ yanına Bozoklar’ın (üç büyük oğlu), sol yanına Üçoklar’ın (üç küçük oğlu) oturduğu ve ülkenin oğulları arasında paylaştırıldığı bildirilir. Oğuz Kağan destanının Câmiʿu’t-tevârîḫ’teki İslâmî rivayetinde de Üçok’un üç oktan geldiği belirtilir. Bu bilgilerden hareketle Oğuzlar’ın Bozok kolunun alâmetinin yay, Üçok kolunun üç ok olduğu, yayın hâkimiyeti ve okun tâbiiyeti ifade ettiği anlaşılır. 1038’de Büyük Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey’in Nîşâbur’a girerken kolunda gerilmiş bir yay, belinde de üç ok olduğu, böylece onun Bozok ve Üçok’un başı, yani bütün Oğuzeli’nin hükümdarı kabul edildiği düşünülür. Ayrıca Üçok İç Oğuz sayılır, Bozoklar ise Taş Oğuz / Dış Oğuz olarak bilinir.

Oğuzeli’ni teşkil eden iki kolun okla ilgili adlar taşıması Batı Göktürk devrinden kalma hâtıralara dayanır. Çünkü Batı Göktürk kağanlığının dayandığı on boya On Ok deniliyordu. Onların ok adıyla anılmalarının da kağanlardan birinin beylerine birer ok vermesinden ileri geldiği bilinmektedir. Bu On Oklar, Oğuzeli gibi eşit sayıda boyları olan iki kola ayrılmıştı. Çinliler, Isık Göl’ün batısı ve kuzeybatısında yaşayan beş boyu Tulu, Isık Göl’ün batısında Çu ve Talas ırmakları boylarında oturan diğer beş boyu da Nuşepi (Nu-şe-pi) diye anıyorlardı. Yine Çin kaynaklarına bu Nuşepi kolunu oluşturan boylardan ikisi Asikie (A-si-kie), ikisi koşu, biri de Pasaykan (Pa-say-kan) adını taşıyordu. Bunlardan koşu boyu Kültigin kitâbesinde geçmektedir. Oğuzlar’ın Üçok kolunun her birinin ok adıyla anılan Batı Göktürkleri’nin bu beş boyunun üçünden çıktığı düşünülebilir. Oğuz Kağan destanında Üçoklar’ın Oğuz Kağan’ın üç oğlundan türediğinin söylenmesi de bu ihtimali kuvvetlendirir. Kalan iki boydan da (A-si-kie’ler ?) Bozoklar çıkmış olabilir.

Oğuzlar’ın İslâmiyet’ten önceki tarihleri hakkında destanî hâtıralara göre Bozoklar’dan Kayı, Yazır, Avşar ve Beydili gibi dört boy, yabgu unvanını taşıyan ve kışın Seyhun’un ağzına yakın yerdeki Yenikent’te yaşayan Oğuz hükümdarlarını çıkardığı halde Üçoklar’dan ancak Eymir boyu yabgu çıkarabilmiştir. Fakat yine Seyhun boylarında muhtemelen XI. yüzyılın ikinci yarısına ait Dede Korkut destanlarındaki “kalın” (güçlü) Oğuz elinde iktidar Üçoklu Salur Kazan Bey’in elinde olup Bozoklar’ın başı Uruz Koca ve kendisinden sonra torunu Deli Dündar ona tâbi idi. 1153’te Sultan Sencer’i yenip esir alan Oğuzeli’ndeki Üçoklar’ın başında Tutı (Dudu) Bey bulunuyordu. Tutı Bey’in babası İshak olup Dâd Bey unvanıyla anılıyordu. Dâd “adlî işlere bakan emîr” demektir. Tutı Bey’in dedesinin Hızır olduğu bildirilir. Bunlar da onun tanınmış bir aileye mensubiyetini gösterir. Tutı Bey bütün beylerin başı gibi görünüyorsa da Bozoklar’ın başbuğu Abdülhamid oğlu Korkut Bey’in onu metbu tanıdığı söylenemez. Şemseddin Ebû Şücâ‘ Tutı Bey’in melik (hükümdar) unvanını alarak Belh yöresini, Bozoklar’ın başı Korkut Bey’in de yine melik unvanı ile Merv yöresini ve onun kardeşi Muhammed’in Serahs’ı idare ettiği sanılır.

XIII. yüzyılda Moğol istilâsı üzerine Anadolu’ya kalabalık bir Oğuz kümesi geldi. Moğollar’ın Anadolu’ya da girmesiyle bunlar Memlükler idaresindeki Suriye’ye göç etti. Oğuz kümesi Bozok, Üçok adlarıyla iki kola ayrılıyordu ve söz konusu adları taşıyan son Oğuz kümesiydi. Dede Korkut destanlarına esas teşkil eden hâtıraların da onlardan kaynaklandığı düşünülebilir. Bu Oğuz kümesinden Bozok kolunu başlıca Bayat, Avşar, Beydili, Döğer, Karkın, Kızık boyları teşkil ediyor; Üçoklar’ı da Yüregir, Kınık, Salur, Bayındır boyları meydana getiriyordu. Elbistan çevresinde Dulkadıroğulları Beyliği’ni kuran Bozoklar (1337) Yozgat bölgesiyle komşu yörelerde de yurt tutarken Üçoklar, Çukurova’nın Memlükler tarafından fethinde önemli rol oynayıp burada yerleştiler ve Üçok adını da uzun süre taşıdılar. Üçok boylarının en kuvvetlisi Yüregirler idi. Reisleri Ramazan Bey, XIV. yüzyılın ikinci yarısının başlarında Memlükler tarafından bütün Türkmenler’in başbuğu ilân edildi. Âşıkpaşazâde, herhalde Ramazan’ın mensup bulunduğu Yüregir boyunun adını hatırlayamadığı için ondan Üçok’un oğlu Ramazan şeklinde bahseder. Ramazan Bey’in oğlu İbrâhim Bey Adana, Misis yöreleriyle diğer bazı yerleri içine alan bir beylik kurdu. Diğer bir Üçoklu boy beyi ailesi de Dörtyol yöresinde Özerli Beyliği’ni (Özeroğulları) oluşturdu. Bu ailenin Kınık boyundan gelmesi muhtemeldir. XV. yüzyılın ikinci yarısında güneydeki Türkmenler arasında Bozok, Üçok geleneği hâlâ devam ediyordu. 1471’de Halep’teki bir toplantıda Memlük kumandanı Yaş Bek’in sağında Dulkadır oğlu Şah Budak, Eslemes oğlu Mehmed, Bozca oğlu Halil, İnal oğlu Hamza ve Gündüzoğlu gibi Bozoklu beyler, solunda da Ramazan oğlu Ömer Bey ile kardeşi ve diğer Üçoklu beyler oturmuştu.

Câmiʿu’t-tevârîḫ’teki listeye göre Üçok boyları şunlardır: Bayındır, Biçene (Becene = Peçenek), Çavundur (Çavuldur), Çepni, Salur (Salgur), Eymür (Eymir), Alayuntlu, Üregir (Yüreğir/Yüreğil), İkdir (İgdir/İğdir), Bükdüz (Bügdüz/Büğdüz), Yıva (İva), Kınık. Söz konusu boylardan meydana gelen Üçoklar özellikle İslâmiyet’ten sonraki devrede büyük bir varlık gösterdiler. Dede Korkut destanlarındaki Oğuzeli gerçek bir el olup Seyhun boylarında, Karaçuk dağlarının eteklerinde, muhtemelen XI. yüzyılın ikinci yarısında veya XII. yüzyılda yaşamıştır. Kınık boyuna mensup Selçuklu hânedanı Üçoklar’ın bütün tarihleri boyunca çıkardıkları en büyük hânedandır. Bu hânedan parçalandı, tamamen dağılmak üzere olan kavmini Yakındoğu’ya getirdi, bu arada Anadolu’yu ona vatan yaptı. Yine Selçuklular devrinde XII. yüzyılın başında Salur boyundan Karabelli (?) adlı bir bey Hemedan ile Şehrizor arasındaki geniş bölgede küçük bir beylik teşkil etti. Salur boyunun aynı yüzyılın ortalarında Fars’ta kendi adıyla anılan (Salgurlular) çok daha önemli bir devlet kurduğu bilinir. Aynı yıllarda yine Üçoklar’dan Yıvalar, Hemedan-Şehrizor arasındaki bölgede bir beylik oluşturdular. Bunlardan bir kol XIII. yüzyılın birinci yarısının ortalarında Urmiye yöresinde yaşıyordu. Yıvalar daha sonra Anadolu’ya gittiler.

Moğol hâkimiyetinden sonraki devirde Çukurova’da Ramazanoğulları ile Özerliler’in ve yine o bölgede Kara Îsâlı, Kosun (Kusum), Kuştemür (Koştemür), Gökçeli gibi daha küçük ailelerden çoğunun Üçoklar’dan geldiğinde şüphe yoktur. XV. yüzyılda Erzincan’dan Horasan’a kadar uzanan geniş bölgede bir imparatorluk kuran Akkoyunlular, Üçoklar’ın Bayındır boyuna mensuptu. Akkoyunlular’ın selefleri Karakoyunlular’ın da Üçoklar’a mensup bulunmaları kuvvetle muhtemeldir. XIV. yüzyılın sonlarına doğru kadılıktan hükümdarlık tahtına oturarak Sivas, Kayseri, Aksaray, Kırşehir, Amasya ve Tokat yörelerini idare eden Kadı Burhâneddin de Salur boyundandı. XIII. yüzyılda Mısır’a gidip Memlük sultanları katında büyük itibar kazanan fakih ve şair Fahreddin Divriğî’nin Salur boyundan olduğu bilinmektedir. Bugünkü Türkmenistan Türkmenleri’nin pek çoğu Salurlar’ın torunlarıdır. XVI. yüzyılda Oğuz boylarıyla ilgili yer adları cetvelinde Üçoklar daha çok yer adı bırakmış görünür.


BİBLİYOGRAFYA

, I, 56-57.

, I, 55-58.

Dede Korkut Kitabı (nşr. Muharrem Ergin), Ankara 1958.

Orhun Âbideleri (nşr. Muharrem Ergin), İstanbul 1989, s. 73, 75.

Menâkıb-ı Hacı Bektâş-ı Velî: Vilâyetnâme (haz. Abdülbâki Gölpınarlı), İstanbul 1958, s. 22.

Reşîdüddin Fazlullāh-ı Hemedânî, Câmiʿu’t-tevârîḫ, TSMK, Hazine, nr. 1653, vr. 375b-391a (Türkçe tercümesi için bk. Zeki Velidi Togan, Oğuz Destanı: Reşideddin Oğuznamesi, Tercüme ve Tahlili, İstanbul 1972, s. 48-78); a.e. (nşr. Behmen Kerîmî), Tahran 1338, I, 38-43.

, s. 225-226.

Oğuz Kağan Destanı (trc. Reşit Rahmeti Arat), İstanbul 1936, s. 28-33.

V. L. P. Thomsen, Inscriptions de l’Orkhon déchiffrées, Helsingfors 1896, s. 111, 114.

E. Chavannes, Documents sur les Tou-Kiue (turcs) occidentaux, Paris 1941, s. 10, 27, 30, 56, 60, 270-271.

Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler), Tarihleri, Boy Teşkilâtı, Destanları, İstanbul 1980, tür.yer.

a.mlf., “Osmanlı Devrinde Anadolu’da Yaşayan Bazı Üçoklu Oğuz Boylarına Mensup Teşekküller”, , XI/1-4 (1952), s. 437-508.

a.mlf., “Oğuzlar’a Ait Destanî Mahiyette Eserler”, , XVII/3-4 (1959), s. 359-456.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2012 yılında İstanbul'da basılan 42. cildinde, 280-281 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER